Ölümler
- 903 – Sugawara no Michizane, Heian dönemi Japon bilgin, şair ve siyasetçi (d. 845)
- 922 – Hallac-ı Mansur, İranlı sûfî ve yazar (d. 858)
Ebû’l Moğıt Huseyn bin Mansûr bin Mehemmed Beyzâvvî el-Hallâc
|
|
---|---|
![]() Bi’llâh’ın emriyle[1] infâzı (Bağdat, 26 Mart 922) |
|
Doğum | Ağustos 858 Tûr köyü, Meyghan Kırsalı, Nehbendan şehristanı, Güney Horasan Eyaleti, Tahirîler İranı |
Ölüm | 26 Mart 922 Bağdad, Abbâsîler Halifeliği |
Hallâc-ı Mansûr veya Mansûr el-Hallâc (Farsça: منصور حلاج Mansūr-e Ḥallāj; tam ismi Ebū el-Muġīṭ Huseyn Manṣūr el-Ḥallāğ) (d. Ağustos 858, Tûr – ö. 26 Mart 922, Bağdat), zındıklıkla suçlanması ve uzun süren bir soruşturma neticesinde Abbâsî Halifesi Muktedir Bi’llâh’ın emriyle[1] idam edilmesiyle meşhur olan Fars kökenli spiritüalist yazar ve mistik şâir.
Hayatı
Asıl adı “Ebû’l Moğıt Huseyn bin Mansûr bin Mehemmed Beyzâvvî” idi. Babasının mesleğinden dolayı “Hallâc” lakabını aldı.
Tahirîler devri İran’ının günümüz Güney Horasan Eyaleti’ne bağlı Nehbendan şehristanının Meyghan Kırsalı’ndaki “Tûr” köyünde dünyaya geldi. Hallâc-ı Mansûr’un dedesi Mahamma Mecûsî, Beyazid Bistâmî’ninki gibi bir Zerdüşt idi. Babası ailesiyle Dicle yakınlarına, Araplar tarafından kurulmuş bir yerleşim bölgesi olan Vasıt’a taşındı. Mansûr, on iki yaşında burada hafız oldu.
Eğitimi
Önceleri kısa bir süreliğine sûfî azizlerinden Beyazid Bistâmî’nin de mürşidî olan Zünnûn-ı Mısrî’nin öğrencisi Sehl el-Tustarî’nin müridi oldu. Yirmi yaşında Basra’ya geldi. Buradan Bağdat’a giderek tanınmış sufilerin sohbetlerine katıldı. Daha sonra ise Emr el-Mekkî ile Cûneyd-î Bağdâdî’nin talebesi oldu. 896 yılında ilk haccını yapmak üzere Hicaz’a gitti. Burada vaktini ibadetle geçiren Hallâc, daha sonra bir grup sufî ile birlikte Bağdat’a dönerek Cüneyd’in sohbetlerine devam etti. Fakat, hocalarıyla fikir ayrılığına düştüğü için onlardan ayrılarak Tüster’e döndü. Hallâc beş yıl sürecek bir yolculuğa çıkmak üzere Tüster’den ayrıldı. Horasan, Mâverâünnehir, Sicistan ve Kirman bölgelerini dolaştı. Fars’ta halka vaazlar verdi, onlar için eserler yazdı. Ardından Ahvaz’a geçti ve ailesini de buraya getirtti. Ahvaz’da meclis kurup vaazlar vermeye başlayan Hallâc, halkın ve aydınların büyük teveccühüne mazhar oldu ve burada Hallâc-ı Esrâr diye tanındı. Daha sonra ailesini Ahvaz’da bırakarak 400 müridiyle birlikte ikinci defa hac yapmak üzere Basra üzerinden Mekke’ye gitti. Hac dönüşü Basra’da bir ay kaldıktan sonra Ahvaz’a gelen Hallâc, ailesini ve buranın ileri gelenlerinden bir grubu yanına alarak Bağdat’a geçti. Burada bir sene kaldı; ardından küfür ve şirk beldelerini Allah’ın dinine davet etmek için manevi bir işaret aldığını söyleyerek ailesini müritlerinden birine emanet edip deniz yoluyla Hindistan’a gitti. Horasan, Tâlekān, Mâverâünnehir, Türkistan, Maçin, Turfan ve Keşmir’i dolaştı. Gezdiği yerlerdeki halk için eserler yazarak İslam’a girmelerinde etkili oldu. Onun tesiriyle Müslüman olanlara Mansûrî deniliyordu. Bu durum kendisini büyük bir üne kavuşturdu.
Bu seyahatten dönünce aleyhindeki faaliyetler de tekrar başladı. 903 senesinde üçüncü defa hacca gitti ve burada iki yıl kaldı. Bazen ibadet ediyor, bazen de halk arasına karışıp hacda kesilen kurbanlar gibi Allah yolunda kendini feda etmeye hazır olduğunu haykırıyordu. Bir ara Arafat’ta kendisine hakaret ve işkence edilmesini istedi. Bağdat’a dönen ve bir ev satın alan Hallâc’da bir değişikliğin meydana geldiği fark edilmişti. Hakkında anlatılan bir hikâyeye göre Bağdat’ta açıkça Hak yolunda canını feda etmek istediğini, kanının dökülmesinin halk için helal olduğunu ilan etti. Karmatiler’in Abbasi Devleti’ni tehdit ettiği, 870 yılında başlayıp 883 yılına kadar devam eden Zenc isyanının izlerinin henüz silinmediği, istikrarsızlığın devam ettiği bir dönemde Hallâc’ın sözleri ve davranışları halk ve ulema arasında yeni bir huzursuzluk meydana getirdi. Davûd ez-Zahiri öncülüğünde bir grup alim Hallâc’ın aleyhinde bir faaliyet başlattı; bazıları onun sihirbaz, şarlatan veya deli olduğunu ileri sürerken bazıları da keramet sahibi bir veli olduğunu söylüyordu. Aleyhindeki faaliyetler artıp bir kısım müritleri tutuklanınca kendisini de aynı akıbetin beklediğini anladı ve Ahvaz’a kaçtı. Sûs’ta bir dostunun yardımıyla Dânyâl peygamberin türbesi civarında bir yıl saklandı. 913’te yakalanarak Bağdat’a getirildi ve idam talebiyle mahkeme önüne çıkarıldı. Vezir Ali b. Îsâ el-Kunnâî onu üç defa siyaset meydanında teşhir ettikten sonra hapsedilmesini yeterli gördü. Sekiz yıl süren hapis hayatı, genellikle dostu Nasr el-Kuşûrî’nin evindeki bir odada göz hapsi şeklinde geçti. Bütün ihtiyaçları karşılandı; ziyaretçi kabul etmesine izin verildi. Hapiste bulunan Hallâc’ın Bağdat ve çevresindeki etkisi giderek arttı. Burada iken Kitâbü’t-Tavâsîn’in “Tâsînü’s-sirâc” ve “Tâsînü’l-ezel” bölümlerini yazdı.
Öğretisi ve fikirleri
Hallâc’ın Allah’ta eriyip yok olmak anlamında söylediği “En-el Hak”, yani “Ben Hakk’ım” (انا الحقّ , En el-Hakk) sözlerinden ötürü 912 yılında tutuklandı.
“Fî” ve “An” (O’nda ve O’ndan)
Hallâc’ın savunduğu Tâsîn tevhîd akîdesinin özü olan “Fî” ve “An” kavramı Vahdet-i Vücud’daki “Her şey Allah’tır” akîdesinden farklı olup, “Her şey Allah’tadır ve her şey Allah’tandır” anlamına gelmektedir.
Diğer İnançlara Bakışı
Kendisinden sonra gelen ve “Yetmiş iki millete bir gözle bakmak” gibi sözlerle tüm farklı inanç ve kanaatleri ötekileştirmeyen Yunus Emre gibi sûfilerde görülen kucaklayıcı, anlamaya dönük yaklaşımın kökleri Hallac-ı Mansur’a kadar uzanmaktadır. Ünlü Alman tasavvuf araştırmacısı Annemarie Schimmel’in Hallac’dan aktardığı aşağıdaki satırlar onun farklı inançtan insanlara nasıl baktığını apaçık bir şekilde göstermektedir:
Öğrencilerinden biri bir Yahudi’ye hakaret eder ve Hallac’ın kızgınlığını üzerine çeker, bir süre sonra sakinleşen Hallac ona: “Sevgili oğlum. Bütün dinler, ulu Tanrı’nın dinleridir. Tanrı, her bir dini ile ayrı bir insan topluluğunu meşgul etmektedir. İnsanlar inandıkları dinleri kendileri seçmediler; bilakis Rahman ve Rahim olan Tanrı, insanları inandıkları dinler için seçmiştir. Eğer bir kimse başka bir kimseyi inandığı dinin doğru olmadığı iddiasıyla kınarsa, bu hareketiyle o insanın kendi iradesiyle bir tercih yapmış olduğu yolunda bir hüküm vermiş olur. Bu da aslında, Kadercilerin tarzıdır ve Zerdüştler böyle bir dini topluluktur (yani bunlar düalisttir). Bilesin ki Yahudilik, Hıristiyanlık ve diğer dinler, sadece çeşitli sanlar ve farklı isimlerdir; fakat hepsinde maksat aynıdır, farklı değildir. Ben dinlerin ne olduğu konusunda çok düşündüm. Neticede gördüm ki, dinler, bir kökün çeşitli dallarıdır. Bir insandan, onu alışkanlıklarından alıkoyan ve bağlarından koparan bir din seçmesini talep etme. O zaten varlığın sebebini ve yüce gayelerin manasını kendisinin en iyi anladığı şekilde arayacaktır“ der.
Her şeyin zıddı ile bilindiği ve ayakta durduğu bu ikilikler evreninde küfür-iman diyalektiği de göz ardı edilemeyecek bir gerçektir. Öyleyse kimse kendisini, kabullerini diğer her şeyi dışlayacak bir mutlaklık dairesi içinde görmemelidir Hallac’a göre. Hallac’a göre Tanrı dahi kulunun sınırlılığını bilip buna göre ona muamele edecektir. Yine ondan aktarılan şu satırlar onun Tanrı ve insan arasındaki ilişkiye bakışındaki geniş perspektifi ortaya koymaktadır: “Yeryüzünde hiçbir imansızlık yoktur ki, altında iman saklı olmasın; itaat yoktur ki, altında kendinden büyük isyan saklı olmasın ve kendini tamamen ibadete adama hali yoktur ki, altında saygıdan feragat hali olmasın; sevmek iddiası yoktur ki, altında edepsizlik saklı olmasın. Fakat ulu Tanrı, kullarına istidatlarına göre muamele eder.“
Ölümü
Hallâc hapisteyken de aleyhindeki faaliyetler bütün şiddetiyle devam ediyordu. Cezalandırılması yönündeki taleplerin artması üzerine Vezir Hâmid b. Abbas tarafından idam isteğiyle tekrar hakimler heyetinin önüne çıkarıldı. Delillerin yetersiz olduğunu söyleyen hakimler idamı için hüküm vermekten kaçındıklarından mahkeme uzun sürdü. Fakat Vezir Hâmid’in ısrarlı takibi ve baskısı karşısında Mâlikî kadısı Ebû Ömer Muhammed b. Yûsuf el-Ezdî idamına hükmetti. Hanefi kadısı İbn Bühlûl’ün muhalefetine rağmen bu hüküm diğer kadılara ve şahitlere imzalatıldıktan sonra Halife Muktedir-Billâh tarafından tasdik edilince Hallâc, 26 Mart 922 tarihinde Bağdat’ın Bâbüttâk denilen semtinde önce kırbaçlandı; burnu, kolları ve ayakları kesildikten sonra idam edildi. Başı kesilerek Dicle üzerindeki köprüye dikildi; gövdesi yakılıp külleri nehrin sularına savruldu. Kesik başı iki gün köprüde dikili bırakıldıktan sonra Horasan’a gönderilerek bölgede dolaştırıldı.
Hallâc’ın asıldığı yer zamanla önem kazanmaya, Hak şehidi bir velinin türbesi olarak ziyaret edilmeye başlanmıştır. Vezirliğe yeni tayin edilen Ali b. Mesleme’nin, görevine başlamadan önce Hallâc’ın kabri olarak bilinen yeri ziyaret ederek manevî huzurunda dua edip niyazda bulunması, Abbasî Devleti’nin ondan özür dilemesi ve itibarını iade etmesi anlamına gelmiştir. Hallâc adına burada türbe inşa edilmiştir.
Hallâc’ın öldürülme sebebi
Hallâc-ı Mansûr’un öldürülme sebebi hakkında, Abbasiler’e karşı ayaklanmış olan Karmatiler’le gizlice mektuplaştığı, “Ene’l-Hakk” sözüyle ulûhiyyet (ilâhlık) iddiasında bulunduğu, haccın farz oluşunu inkâr edip yeni bir hac anlayışı ortaya koyduğu şeklinde çeşitli iddialar ileri sürülmüştür.
Hallâc’ın idam fetvası dini olmaktan çok siyasi bir karar olup ancak siyasi baskılar ve entrikalar sonucunda çıkarılabilmiştir. Onun büyük bir üne sahip olması, çevresinde çok sayıda mürid toplaması, sarayda ve yüksek rütbeli devlet adamları ve kumandanlar arasında bile taraftar bulması, Zenci Kölelerin İsyanı’na sıcak bakması, “Mehdi olduğu ve Abbasiler’e karşı Karmatiler’le gizlice iş birliği yaptığı yolunda söylentiler çıkması devlet adamlarını endişelendirmiş, bu yüzden baskı altında çalıştığı ileri sürülen bir hakimler kurulundan fetva alıp idamı gerçekleştirmişlerdir. Hallac’ın türbesi Bağdat’tadır. Birçok İslam ülkesinde türbeleri vardır. Bunların hepsi makamdır. Yedi adet olduğu söylenen bu türbelere Hallac-ı Mansur makamı denmektedir. Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde bulunan türbe de bu yedi makamdan biridir.
Eserleri
- Ta’Sînû’l Ezel ve’l-Cevherû’l-Ekber ve’ş-Şeceretû’n-Nûr’iyye (Kitâb-ût Tavâsîn)
- 49 adet kayıp risaleleri
- 1211 – I. Sancho, 6 Aralık 1185 ile 26 Mart 1211 tarihleri arasında hüküm süren Portekiz kralı (d. 1154)
I. Sancho | |
---|---|
![]() |
|
Portekiz kralı | |
Hüküm süresi | 6 Aralık 1185 – 26 Mart 1211 |
Önce gelen | I. Afonso |
Sonra gelen | II. Afonso |
Doğum | 11 Kasım 1154 Coimbra, Portekiz Krallığı |
Ölüm | 26 Mart 1211 (56 yaşında) Coimbra, Portekiz Krallığı |
Dini | Roma Katolikliği |
I. Sancho (11 Kasım 1154, Coimbra – 26 Mart 1211, Coimbra) 6 Aralık 1185 ile 26 Mart 1211 tarihleri arasında hüküm süren Portekiz kralı. Kendisinden önceki kral I. Afonso’nun karısı Savoy Maud’dan olma ikinci, hayatta kalan tek oğluydu. Sancho babasının ölümünden sonra 9 Aralık 1185’te 31 yaşındayken Coimbra’da taç giydi.
1189’dan 1191’de Muvahhidler kontrolündeki bölgeyi kaybedene kadar Silves kralı unvanını kullandı.
- 1350 – XI. Alfonso, Kastilya ve Leon Kralı (d. 1311)
Alfonso XI | |
---|---|
Dosya:Alfonsoxialgeciras.jpg’taki heykeli.|frameless|upright=1.0]] | |
Kastilya Tacı | |
Hüküm süresi | 7 Eylül 1312 – 26 March 1350 |
Önce gelen | Kastilyalı IV. Fernando |
Sonra gelen | Kastilyalı Pedro |
Doğum | 13 Ağustos 1311 Salamanca, Kastilya Tacı |
Ölüm | 26 Mart 1350 Gibraltar, Gırnata Emirliği |
Defin | Real Colegiata de San Hipólito |
Eş(ler)i |
|
Çocuk(lar)ı |
|
Hanedan | Kastilya Ivrea Hanesi |
Babası | Kastilyalı IV. Fernando |
Annesi | Portekizli Constance |
İmza | [[Dosya:{{{imza}}}|125px|alt=|XI. Alfonso imzası]] |
XI. Alfonso (d. 13 Ağustos 1311, Salamanca – 26/27 Mart 1350, Cebelitarık) Kastilya ve Leon Kralı. Kastilya Kralı IV. Ferdinand ile Portekizli Constante’nin oğlu. 1312’de tahta geçen Alfonso, Marinidlerle Rio Salado Savaşı’nı yapmıştır ve 1340 yılında İber Yarımadasındaki Marinid varlığına son vermiştir. Guzman’lı Eleanor’la evlenmiş ve 10 çocuğu olmuştur.
- 1797 – James Hutton, İskoç hekim, jeolog, doğa tarihçisi, kimya imalatçısı ve deneysel ziraatçi (d. 1726)
- 1814 – Joseph-Ignace Guillotin, Fransız doktor (d. 1738)
- 1827 – Ludwig van Beethoven, Alman besteci (d. 1770)
- 1864 – Jan Bake, Hollandalı dil bilimci (d. 1787)
- 1882 – Thomas Hill Green, İngiliz filozof (d. 1836)
- 1892 – Walt Whitman, Amerikalı şair (d. 1819)
- 1902 – Cecil Rhodes, İngiliz siyasetçi ve iş insanı (d. 1853)
- 1922 – Alfred Blaschko, Alman dermatolojist (d. 1858)
- 1923 – Sarah Bernhardt, Fransız tiyatro sanatçısı (d. 1884)
- 1926 – Konstantin Fehrenbach, Alman devlet adamı (d. 1852)
- 1945 – David Lloyd George, İngiliz politikacı (d. 1863)
- 1949 – Albert William Stevens, Amerikalı asker, baloncu ve ilk hava fotoğrafçılarından (d. 1889)
- 1957 – Édouard Herriot, Fransız siyasetçi (d. 1872)
- 1957 – Max Ophüls, Alman asıllı Fransız sinema yönetmeni ve yazar (d. 1902)
- 1959 – Raymond Chandler, Amerikalı yazar (d. 1888)
- 1959 – Suavi Tedü, Türk oyuncu, yönetmen ve senarist (d. 1915)
- 1969 – John Kennedy Toole, Amerikalı yazar (d. 1937)
- 1973 – Noël Coward, İngiliz aktör, yazar ve besteci (d.1899)
- 1984 – Ahmed Sékou Touré, Gine Cumhuriyeti’nin ilk Başkanı (d. 1922)
- 1987 – Mahmut Cuda, Türk ressam (d. 1904)
- 1993 – Tevfik Behramov, Azeri futbolcu ve yan hakem (d. 1925)
- 1995 – Belgin Doruk, Türk sinema sanatçısı (d. 1936)
Belgin Doruk
|
|
---|---|
![]() |
|
Doğum | 28 Haziran 1936 Ankara, Türkiye |
Ölüm | 26 Mart 1995 (58 yaşında) İstanbul, Türkiye |
Ölüm sebebi | Kalp yetmezliği |
Defin yeri | Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul |
Milliyet | Türk |
Diğer ad(lar)ı | Küçük Hanımefendi |
Meslek | Oyuncu · manken |
Etkin yıllar | 1952-1987 |
Evlilik |
Faruk Kenç
(e. 1954; b. 1958) Özdemir Birsel
(e. 1961; ö. 1995) |
Çocuk(lar) | Gül Kenç Aydın Birsel |
Ebeveyn(ler) | Hasan Doruk Fatma Refet Doruk |
Ödüller | 1970: Altın Portakal Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu Ayşecik Yuvanın Bekçileri |
Belgin Doruk (28 Haziran 1936, Ankara – 26 Mart 1995, İstanbul), Türk oyuncu ve modeldir. 1950’ler ve 1960’ların önde gelen Türk sinema yıldızlarından biriydi.
1952 yılında ortaokul son sınıftayken annesinin desteğiyle katıldığı bir yarışmada birinci oldu. Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi adlı film ile sinema kariyerine başladı. Daha sonra Ölüm Korkusu, Çölde Bir İstanbul Kızı ve en önemlisi Küçük Hanımefendi filminin serisiyle 1950’ler ve 1960’ların en popüler film yıldızlarından birisi oldu. 1953’te yapılan güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi. 1954 yılında Enver Paşa’nın yeğeni olan yönetmen Faruk Kenç ile evlendi. Evlendikten bir yıl sonra kızı Gül dünyaya geldi. 1958 yılında, evlendikten dört yıl sonra boşandılar. Boşandıktan üç yıl sonra yine bir film yönetmeni ve senarist olan Özdemir Birsel ile evlendi. 1961 yılında Nejat Saydam’ın yönettiği Küçük Hanımefendi filminde Ayhan Işık ile birlikte başrol oynadı. Film o yıl gişe rekoları kırdı, daha sonra film seri haline getirildi ve Türk sinemasının akılda kalan filmleri arasında yerini aldı. 1964 yılında, Orhan Elmas’ın yönettiği Duvarların Ötesi adlı filmde rol aldı. Film yılın en ses getiren filmlerinden birisi oldu. Evlendikten altı yıl sonra, Aydın isimli ikinci çocuğunu dünyaya getirdi. Zeki Müren ile birlikte birçok filmde başrol oynadı. Türk sinemasının bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncularından biriydi. Kariyerindeki başarılara ve halkın gözündeki mutlu imajıyla dikkat çekmekteydi. Özellikle 1960’lı yılların sonuyla 1970’li yılların başından itibaren yaşadığı çeşitli sağlık sorunları ve kişisel problemleri kariyerine de yansımış ve Belgin Doruk’un çalışması da zor olmaya başlamıştır. Kariyerinin son zamanlarında daha az filmde rol aldı. 1970 yılında, Uluslararası Antalya Film Festivali’inde Ayşecik Yuvanın Bekçileri filmindeki performansından dolayı en iyi kadın oyuncu Ödülü ödülünü aldı.
1970 yılından sonra sadece Gecekondu Rüzgarı (1972) adlı filmde rol aldı. 1975 yılında sinemayı bıraktığını açıkladı. 1985 yılında, sinemayı bıraktıktan on yıl sonra bir televizyon reklamında oynadı. Belgin Doruk 1995 yılında kalp yetmezliğiden dolayı öldü.
Hayatı ve kariyeri
Çocukluk ve ilk evliliği (1936-1955)

Belgin Doruk, 28 Haziran 1936 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Sonraki yıllarda ailesi ile birlikte İstanbul’a geldiler ve Bakırköy’ün bir semti olan Yeşilköy’e yerleştiler. Çocukluktan beri artistlik hayalini kuruyordu. 1952 yılında ortaokul son sınıftayken Yıldız Dergisi ve İstanbul Film’in birlikte açtığı bir yarışmaya annesinin desteğiyle girdi. Yarışmada finale kalınca babası çok kızar. Annesinin desteğiyle yarışmaya katılır. Jüride yapımcı, yönetmen Faruk Kenç de vardır. Kızlar arasında birinci olur. Belgin, dergiye kapak olunca gittiği okulun yönetimi resti çeker ve “Ya okul ya sinema!” der. Belgin Doruk ise sinemayı seçer. Yarışmada erkeklerden Ayhan Işık ve Mahir Özerdem birinci olurken, kadınların birincisi ise Belgin Doruk olmuştur. Aynı yıl birinci olduktan sonra yönetmenliğini Faruk Kenç’in yaptığı Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi adlı ilk sinema filminde oynamıştır. Aynı yıl bir sinema filminde daha rol almıştır. Oynadığı iki filmde 1953 yılında vizyona girmiştir. 1953 yılında yapılan güzellik yarışmasında “Türkiye İkinci Güzeli” seçildi. 1953 yılında Köroğlu / Türkan Sultan adlı filmde oynamıştır. Ardından aynı yıl Lütfi Ö. Akad’ın yönettiği Öldüren Şehir adlı filmde oynamıştır. Aynı zamanda film Ayhan Işık ile birlikte başrol oynadığı filmdir. 1954 yılında, Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar adlı filmde bir Jüri üyesini canlandırmıştır. 1954 yılında yönetmen olan Faruk Kenç tarafından evlilik teklifi almıştır. Faruk Kenç yaşça büyük olduğu için ailesi bu evliliğe karşı çıkar. Doruk, ailesinin dediklerine aldırmamıştır ve teklifi kabul ederek evlenmiştir. Evlendiğinde 18 yaşındaydı.
1955 yılında üç yeni sinema filminde rol almıştı. Bunlardan en çok hasılat elde edeni ve en çok dikkat çekeni başrolünü Zeki Müren ile birlikte oynadığı Son Beste filmi olmuştur. Film yılın en iyi Türk filmlerinden birisi olurken, Türk sinemasınında klasikleri arasındaki yerini aldı. 1955 yılında, 19 yaşındayken hamile olduğunu öğrenir. Daha sonra hamileliği başına problem olur. Kocası, Faruk Kenç “Hamilelik için erken” der ve çocuğu aldırmak ister. Bebeği doğurmak istediğini söyler ve aynı yıl kızı Gül’ü dünyaya getirdi. Ama sürekli film çevirdiğinden dolayı bebeğiyle ilgilenemediği için çok üzülür.
Yeşilçam’da büyük başarı (1956-1959)
Belgin Doruk, 1956 yılında hiçbir filmde rol almamıştır. 1957 yılında Mahşere Kadar ve Çileli Bülbül gibi filmlerde oynamıştır. Aynı yılın aylarında yönetmenliğini Orhon M. Arıburnu’nun yaptığı Lejyon Dönüşü adlı polisiye filminde rol aldı. Filmin başrolünü Fikret Hakan’la paylaşmıştır. Film, II. Dünya Savaşı yıllarında Afrika’da bir savaşta hafızasını yitirdikten sonra İstanbul’a dönüp, başkasıyla evlenen eski sevgilisine âşık olan bir doktorun aşk ve macera öyküsünü anlatmaktadır. Film, 1957 yılında oldukça başarılı bir gişe elde etmiştir. 1957 yılında son vizyona giren filmi, eşi Faruk Kenç’in yönettiği Çölde Bir İstanbul Kızı olmuştur. Bir macera ve dram filmi olan bu film seyirci tarafından çok beğenilmiştir. Belgin Doruk, artık tüm ülke tarafından tanınmaya başlamış ve Türk sineması için olmazsa olmaz bir oyuncu haline gelmiştir. Bu filmin çekimlerinden önce 75 kiloya kadar ulaşmıştır. Kilolarından rahatsız olur ve hızlı kilo vermek ister. Annesi o sıralarda bir zayıflama ilacı getirir ve ilacı kullanmaya başlar. İlacın etkisiyle zayıflar ve filmlerde oynamaya devam eder. İlk olarak Seyfi Havaeri’nin yönettiği Daha Çekecek miyim? adlı dram filminde oynar. Daha sonra başrolünü Ayhan Işık’la birlikte olduğu Osman F. Seden’in yönettiği Beraber Ölelim adlı filminde oynar. Film seyirci tarafından olumlu eleştiriler alır. Aydın Arakon’un yönettiği Hayat Cehennemi adlı film 1958 yılında vizyona giren son filmi oldu ve aynı yılı yönetmen eşi Faruk Kenç’ten boşandı. 1959 yılında vizyona giren ilk filmi, 1958 yılının sonunda oynadığı Kederli Yıllar olmuştur. 1959 yılında, tam altı sinema filminde rol almıştır. Bu altı filmden ilk vizyona gireni boşandığı eşinin yönettiği Annemi Arıyorum olmuştur. Filmde, babası ve kız kardeşi ile İzmir’de yaşayan Belgin ailesini terk ederek İstanbul’a başka bir adama kaçar ve annesinin onu bulup, geri getirmesini anlatır. Bu filmden sonra Mümtaz Yener’in yönettiği Binnaz adlı tarihi filmde oynadı. Filmin konusu 18. yüzyıl’da geçiyordu. Bu filmden sonra vizyona Osman F. Seden’in yönettiği Kırık Plak filminde oynadı. Bir aşk filmi olan bu filmde başrolü Zeki Müren’le paylaşıyordu. 1959 yılında vizyona giren diğer bir filmi ise Nevzat Pesen’in yönettiği Samanyolu filmi olmuştur. Filmin başrolünü dönemin genç ve yakışıklı oyuncusu Göksel Arsoy’la paylaşmıştır. 1959 yılının sonunda iki filmi daha vizyona girmiştir. Bunlardan ilki Arşavir Alyanak’ın yönettiği Ömrümün Tek Gecesi adlı film olmuştur. Film, yazar Esat Mahmut Karakurt’un romanından sinemaya uyarlanmıştır. 1950’li yılları ise Ölmeyen Aşk adlı filmle kapatır. Film, çok zengin ama hasta olan ve fakir bir gencin hüzünlü aşk hikâyesini anlatır.
Küçük Hanımefendi ve kilo problemi (1960-1967)
1960 yılında ilk olarak Atıf Yılmaz’ın yönettiği Ayşecik Şeytan Çekici adlı filmde rol almıştır. Filmin başrollerini Zeynep Değirmencioğlu ve Eşref Kolçak’la paylaşmıştır. Bir aile ve dram türünde olan bu filminde Ayşecik zengin annesi ile fakir işçi babasını tekrar birleştirmeye çalışır. Daha sonra Hulki Saner’in yönettiği Gece Kuşu adlı filmi vizyona girer. Peş peşe filmleri art arda vizyona girmeye devam eder. Orhan Elmas’ın yönettiği filmi Kanlı Firar adlı filmde oynadı. Bu filmden sonra Satın Alınan Adam adlı filmi vizyona girdi. Ardından Nejat Saydam’ın yönettiği Yeşil Köşkün Lambası adlı dram filminde Ekrem Bora ile birlikte başrol oynadı. Seyirciler filme olumlu tepkiler vermiştir. Son olarak İlk Aşk ve Kahpe adlı filmlerde oynamıştır. 1960’lı yılların başında altın çağını yaşamaktadır. 1960 yılında birçok film çevirdikten sonra, 1961 yılında tam on filmde rol aldı. Bunlardan ilki Nejat Saydam’ın yönettiği Aşkın Saati Gelince adlı film olmuştur. 7 Mayıs 1961’de Özdemir Birsel ile evlenir. Balayına gitmemişlerdir yeni eşi işkolik bir insandı. Filmin kadrosunda, Göksel Arsoy, Çolpan İlhan, Avni Dilligil ve Sadri Alışık gibi Türk sinemasının büyük isimleri yer alıyordu. Bu başarılı filmin ardından Hulki Saner’in yönettiği Bir Demet Yasemen filminde oynadı. Film, Çalıkuşu’nun modernleştirilmiş haline benzetildi. Ardından Bir Yaz Yağmuru, Bülbül Yuvası ve Düğün Alayı filmlerinde rol aldı. 1961 yılında efsane olacak ve adının bundan sonra filmdeki rolüyle anılacağı bir filmde rol aldı. Küçük Hanımefendi adındaki bu filmdeki rol arkadaşı Ayhan Işık ve Sadri Alışık olmuştur. Film, yılın en çok izlenen ve en beğenilen filmlerinden birisi olmuştur. Film o kadar çok olumlu eleştiriler almıştır ki daha sonra dört tane daha devam filmi çekilmiştir ve bir seri haline getirilmiştir. Daha sonra bu seri Türk sinemasının unutulmazları arasına girmiştir. Film, 1962 yılının ikinci günü vizyona girmiştir. 1961 yılında, Kızıl Vazo, Tatlı Günah, Zavallı Necdet ve son olarak da Özleyiş filminde oynayarak 1961 yılını kapatmıştı.
1962 yılında, ilk olarak Aşka Karşı Gelinmez adlı filmde oynadı. Ardından Tamer Yiğit’inde baş rolünde oynadığı Daima Kalbimdesin filminde oynamıştır. Daha sonra Gönül Avcısı ve Zeki Müren’inde baş rolünde oynadığı Hayat Bazen Tatlıdır filminde oynamıştır. 1962 yılının sonunda, Küçük Hanımefendi filminin üç devam filminde oynadı. Bunlar, Küçük Hanım Avrupa’da, Küçük Hanımın Kısmeti ve Küçük Hanımın Şoförü filmleridir. Bu filmler art arda vizyona girmiş ve gişe rekorları kırmıştır. 1962 yılında, son olarak Yalnızlar İçin adlı bir dram filminde oynamıştır. 1963 yılında ilk olarak Akdeniz Şarkısı adlı filmde oynamıştır. Filmin baş rolünde Ekrem Bora da rol alıyordu. Ardından, Aşk Tomurcukları, Bahçevan ve Kadınlar Hep Aynıdır adlı filmlerde oynadı. 1963 yılında son olarak İlk Göz Ağrısı adlı bir Nejat Saydam filminde oynadı. 1964 yılında yedi filmde oynadı. Bunlardan ilki Turgut Demirağ’ın yönettiği Aşk ve Kin filmi olmuştur. Film seyirciler tarafından olumlu tepkiler almıştır. Olumlu tepkilerin yanı sıra Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü almıştır. Filmde, Evlendiği gece bir trafik kazasında sakat kalan bir adamla, talihsiz eşinin öyküsünü anlatır. Bu başarılı filmin ardından Bitirimsin Hanım Abla adlı bir Nişan Hançeryan filminde oynadı. Sonra ise Orhan Elmas’ın yönettiği Özden Çelik, Tanju Gürsu ve Erol Taş gibi isimlerinde rol aldığı Duvarların Ötesi filminde oynamıştır. Film yılın en başarılı filmlerinden birisi olmuştur. Film, ceza evinden kaçmış bir grup mahkûmun rehin aldıkları bir kızla birlikte sıkıştırıldıkları bir depodaki gerilim dolu saatlerini anlatır. Rehin aldıkları öğretmen kız, bu süreçte onların iyi yönlerini de görür ve onlara yardım etmek ister. 1964 yılında daha sonra sırasıyla Halit Refiğ’in yönettiği Evcilik Oyunu, ardından İstanbul Kaldırımları ve Şoförler Kralı filmlerinde rol alır. Son olarak Metin Erksan’ın yönettiği Suçlular Aramızda filminde rol alır. 1965 yılında toplam dokuz filmde oynadı. 1965 yılında Ediz Hun, Ajda Pekkan ve Hulusi Kentmen’inde kadrosunda yer aldığı Bir Gönül Oyunu filminde oynamıştır. Bu filmden sonra Halit Ziya Uşaklıgil’in eserinden uyarlanan Kırık Hayatlar filminde oynadı. Cüneyt Arkın’ın başrolünde oynadığı Türker İnanoğlu’nun yönettiği Satılık Kalp filminde rol aldı. Daha sonra Sayılı Dakikalar, Yasak Cennet ve Şoförün Kızı filmlerinde başrol oynadı. Atıf Yılmaz’ın yönettiği Zeki Müren’inde baş rolünde yer aldığı Hep O Şarkı filminde oynadı. 1965 yılının sonlarında Bozuk Düzen filminde oynadı. Film, Haldun Dormen’in yönettiği ilk sinema filmidir. Film, 3. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü aldı. Film, 1966 yılının ilk günü vizyona girdi. 1966 yılında ilk olarak bir Orhan Aksoy filmi olan Allahaısmarladık Yavrum da oynadı. Ardından, Atıf Yılmaz’ın yönettiği Sevgilim Bir Artistti filminde rol adlı. Daha sonra ilk sinemaskop film olan Toprağın Kanı filminde rol aldı. 1966 yılında vizyona giren son filmi Haldun Dormen’in yönettiği Güzel Bir Gün İçin olmuştur. 1967 yılında ise sadece Sırrı Gültekin’in yönettiği Yıkılan Gurur adlı filmde oynamıştır. Filmde, kocasını kendisine aşık ettirebilmek isteyen bir baldız ve fakir rolüne giren bir kızın hikâyesi anlatır. Aynı yıl oğlu Aydın’ı dünyaya getirmiştir.
Son filmler, Ödül, Sinemaya veda ve Reklam (1968-1987)
1960’lı yılların sonunda kilo problemleri ciddi boyutta hızlandı. 1968 yılında, ilk olarak baş rolünde İzzet Günay’ın da rol aldığı Atlı Karınca Dönüyor filminde oynadı. Ardından, Ülkü Erakalın’ın yönettiği ve senaryosunu Sadık Şendil’in yazdığı Kanlı Nigar filminde başrol de yer aldı. Daha sonra birçok ünlünün yer aldığı İstanbul’da Cümbüş Var adlı filmde kendisi olarak yer aldı. 1968 yılında, son olarak Ülkü Erakalın’ın yönetmenliğini üstlendiği İstanbul’u Sevmiyorum filminde oynadı. 1969 yılında ilk olarak aile ve komedi filmi olan Aram Gülyüz’ün yönettiği Ayşecik Yuvanın Bekçileri filminde oynadı. Filmde, yıllar önce anne ve babası boşanmış olan iki kardeş birbirlerini tanımadan bir kampta karşılaşır. Kardeş olduklarını anladıktan sonra tekrar anne ve babasını evlendirmek için plan hazırlayarak tekrar evlenmelerini sağlarlar. Bu filmdeki rolüyle Belgin Doruk, Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almıştır. Daha sonra, Uluslararası Antalya Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alarak büyük başarılara imza atmıştır. 1969 yılında oynadığı ikinci ve son film Şahane İntikam olmuştur.
1970’li yıllara gelindiğinde ilk olarak Tunç Başaran’ın yönettiği Gönül Meyhanesi filminde oynadı. Filmde, annesiyle birlikte yaşayan fakir bir öğrenci ile ona arabayla çarparak kör olmasına neden olan bir şarkıcının öyküsünü anlatır. Bu filmin ardından, Küçük Hanımefendi serisinin beşinci ve son filmi olan Küçük Hanımın Şoförü filminde oynadı. Baş rolünde diğer serilerde de olduğu gibi Ayhan Işık yer alıyordu. Fakat serinin bu son filminde Sadri Alışık yer almadı. Filmin adı serinin üçüncü filmi ile aynıdır. 1970 yılında oynadığı son film Ertem Göreç’in yönettiği Pamuk Prenses ve 7 Cüceler adlı filmi olmuştur. Film, Walt Disney’in 1937 yılında vizyona sunduğu Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler adlı anismasyon filminden uyarlanmıştır. Ayrıca film, 1971 yılında yapılan Uluslararası Antalya Film Festivali’nde En İyi 3. Film Ödülü’nü almıştır. Belgin Doruk, 1971 yılında hiçbir filmde rol almadı. 1972 yılında, Gecekondu Rüzgarı adlı son sinema filminde oynadı. Filmin yönetmenliğini Sırrı Gültekin yapıyordu. Film, 1973 yılında vizyona girmiştir. Bu filmden sonra, Belgin Doruk hiçbir sinema filminde rol almamıştır. 1975 yılında sinemayı bıraktığına dair bir açıklama yapmıştır. 1987 yılında, 15 yıl aradan sonra televizyon reklamı için teklif geldi ve teklifi kabul edip reklam filminde oynadı.
Başarılı filmleri
Son Beste (1955)
Arşavir Alyanak’ın yönettiği filmdir. Belgin Doruk’un ilk büyük rolünü oynadığı bu filmde başrolde Zeki Müren de yer almaktaydı. Film, 1 Mart 1955 tarihinde sinemalarda vizyona girmiştir. Ardından farklı tarihlerde Türkiye’nin her yerinde vizyona girmiştir. Kerime Nadir’in romanından uyarlanmıştır. Filmin konusunda, İhsan Bey’in öğrencisi Zeki güzel bir sese sahiptir. Fakir olduğu için udunu satmak zorunda kalan Zeki bu sırada Nermin’le tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Diğer yandan zengin bir kadın olan, Semra da Zeki’nin peşindedir. Fakat, Zeki kısa bir süre iki aşk arasında kalır. Filmin müziklerini Sadi Işılay tarafından seçilmiştir. Filmde, Zeki Müren sıkça şarkılar söyler. Filmdeki, Nermin karakteri ile Belgin Doruk seyircinin beğenisini kazanmıştır.
Ayşecik Şeytan Çekici (1960)
Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı aile filmidir. Filmin baş rolünde Ayşecik rolünde dönemin çocuk oyuncusu Zeynep Değirmencioğlu oynamıştır. Babası Hamdi Değirmencioğlu ise filmin senaryosunu yazmıştır. Ayşecik’in babasını Eşref Kolçak, annesini ise Belgin Doruk oynamıştır. Film, King Vidor’un 1931 yılında vizyona giren The Champ filminin yerli uyarlamasıdır. Film, ailesinin karşı çıkmasına rağmen zengin fabrikatörün kızı Şükran ile evlenen Orhan’ın saadeti kısa sürmüştür. evini geçindiremediği için kendini içkiye vuran Orhan bir münakaşa sırasında Şükran’ı evden kovar. Ailesinin evine istemeden de olsa dönen Şükran kocasının evine döndüğünde Orhan’ın kızını da alıp kayıplara karıştığını görür. Kızına hem annelik hem babalık yapacak olan Orhan bir pansiyona yerleşmiştir. Seneler sonra Şükran kızı Ayşe’yi tesadüf eseri bulur. Annesine öfkeli olan ayşe babasının yanında kalmak istemektedir. Maddi açıdan güçsüz olan babasının planları farklıdır. Film vizyonda olduğu günlerde seyirciden olumlu tepkiler almıştır.
Küçük Hanımefendi serisi (1961-70)
Belgin Doruk’un kariyerinin zirvesindeyken oynadığı bir filmdir. Belgin Doruk filmde Neriman Özar Şahinoğlu karakterini canlandırmıştır. Belgin Doruk bu film serisinden sonra Küçük Hanımefendi lakabıyla anılmaya başlamıştır. Serinin ilk filmi 1961 yılında çekilmiştir. Film, 2 Ocak 1962 tarihinde vizyona girmiştir. Belgin Doruk’a başrol de Ayhan Işık ve Sadri Alışık eşlik ediyordu. Sadri Alışık serinin son filminde yer almadı. Serinin ilk üç filmini Nejat Saydam yönetmiştir. Dördüncü filmini ise Tunç Başaran yönetmiştir. Serinin son filmini iki yönetmen birlikte yönetmiştir. Serinin ilk filminde, iflas etmiş bir ailenin yakışıklı oğlu ile, delirtilerek serveti elinden alınmak istenen kimsesiz bir kızın hikâyesi anlatılır. Serinin ikinci filmi Küçük Hanım Avrupa’da 1962 yılının Mart ayında vizyona girmiştir. Serinin ikinci filmi, Küçük Hanım Avrupa’da aynı oyuncu kadrosuyla devam etmiştir. Filmin çekimleri İtalya’da başlayıp istanbul’a kadar farklı şehirleri gezilerek gerçekleşmiştir. Serinin en beğenilen filmi olarak da değerlendirilmiştir. Küçük Hanımın Kısmeti adlı serinin üçüncü filminde ise Ömer, Bülent’e karşı olan iddiayı kaybeder ve Samsun’a bir beyin oğluna jimnastik hocası olarak gider. Feridun Eğilmez bey bir oğlu olmasını çok istediği halde kızı olunca, evin dadısı ve annesi kızını bir erkek olarak yutturur. Neriman erkek gibi yetişir fakat bu durumdan cok rahatsız olur. Jimnastik hocası Ömer’e aşık olur ve onun arkasından İstanbul’a gider ve kendisini asil kimliğiyle tanıtılır. Güzel kadına dayanamayan Bülent de, Neriman’a karşı boş değildir ve aralarında rekabet yine başlar. Serinin üçüncü filmi olan bu film ayrıca serinin en komik filmi olarak da gösterilir.
Serinin, dördüncü filmi, Küçük Hanımın Şoförü aynı kadroyla çekilmiştir. Filmde, babası fabrikatör olan zengin aile çocuğu Ömer serserilikten başka bir şeyle meşgul değildir. Babasının ölmeden önceki vasiyeti üzerine Ömer ancak bir yıllığına başıboş hayatına çeki düzen verirse babasının servetini devralıp yönetebilecektir. Avukatlardan bunu duyan Ömer zengin bir ailenin şımarık kızının söforü olarak iş bulur ve bu kızla ilişkileri zamanla aşka dönüşür. Ayrıca film, serinin 1960’lı yıllarda gösterime giren son filmi olmuştur. Serinin beşinci ve son filmi, serinin dördüncü filmiyle aynı adı taşıyordu. 1970 yılında vizyona giren Küçük Hanımın Şoförü serinin ilk filminin aynısıdır, aradaki tek fark oyuncuların değişikliği ve yılbaşı tatilinin Beyrut’ta geçmesidir.
Aşk ve Kin (1964)
Turgut Demirağ’ın yönetmenliğini üstlendiği dram filmidir. Filmin başrolünde, Belgin Doruk’un yanı sıra Leyla Sayar, Turgut Özatay ve Cüneyt Arkın gibi oyuncular yer almaktaydı. Filmin konusu, Bir adam evlendiği gün trafik kazası geçirir ve iktidarsız olur. Eşi bu durumu kabullenir ama kocası zamanla bunu saplantı haline getirir. Bu arada eve gelen genç ve yakışıklı doktordan da kuşkulanır ve sonunda kararını verir. Ona göre, herkes kendisini aldatmaktadır. O halde, kendisi bir plan hazırlayacak ve hepsine unutamayacakları bir ders verecektir.
Film, ABD ve Kanada’ya satılan ilk Türk filmdir. 2. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü almıştır. Ayrıca bir ödül daha almıştır.
Duvarların Ötesi (1964)
Orhan Elmas’ın yönettiği polisiye film. Filmde Belgin Doruk, Gül karakterini canlandırmıştır. Ceza evinden kaçmış bir grup mahkûmun rehin aldıkları bir kızla birlikte sıkıştırıldıkları bir depodaki gerilim dolu saatlerini anlatır. Rehin aldıkları öğretmen kız, bu süreçte onların insan yönlerini de görür, onlara yardım etmek ister. Yılın en beğenilen filmlerinden birisi olmuştur. Ayrıca filmin 1955 yapımı The Desperate Hours filminden esinlenilerek yapıldığı da öne sürülmüştür.
Bozuk Düzen (1966)
Haldun Dormen’in yönetmenliğini yaptığı ilk sinema filmidir. 1966 yılının ilk günü yayınlanan film seyirci tarafından oldukça beğenilmiştir. Dostluk, dayanışma ve sevgi üzerine kurulmuş, sıcak bir atmosfer taşıyan iddiasız bir deneme. Küçük insan öykülerinden oluşuyor. Annelerinin beklenmedik ölümü üzerine üç kardeş yalnız kalırlar. Birbirlerinden kopuk bir yaşam içinde savaş verirlerken biri futbolcu olmayı tercih eder. Biri ailesine bağlılığı sürdürür. En gençleri ise içine kapanık bir dünya içine gömülür. Film, 3. Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanmıştır. Filmde Belgin Doruk, Demet karakterini canlandırmıştır.
Ayşecik Yuvanın Bekçileri (1969)
Aram Gülyüz’ün yönettiği bir aile/komedi filmidir. Ayhan Işık ve Zeynep Değirmencioğlu’nun da başrolünde yer aldığı filmde, Belgin Doruk Leyla karakterini canlandırmıştır. Filmde, yıllar önce anne babası boşanmış olan iki kardeş birbirlerini tanımadan bir kampta karşılaşır. Kardeş olduklarını anladıktan sonra tekrar anne ve babasını evlendirmek için plan hazırlayarak tekrar evlenmelerini sağlarlar. Filmdeki rolüyle, Belgin Doruk Uluslararası Antalya Film Festivali ve Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alarak 1990 ve 1970 yılının en başarılı kadın oyuncularından biri olmuştur.
Pamuk Prenses ve 7 Cüceler (1970)
Ertem Göreç’in yönettiği fantastik filmdir. Baş rolünde, Zeynep Değirmencioğlu’nun oynadığı filmde, Salih Güney “Prens” rolünü oynamıştır. Belgin Doruk, filmde “Ana Kraliçe” rolüyle yer almıştır. Film, Walt Disney’in 1937 yılında vizyona giren animasyon olan, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filminden esinlenilerek yapılmıştır. 8. Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi 3. Film” ödülünü kazanmıştır.
Kariyerindeki son yılları ve ölümü
![]() |
![]() |
|
Belgin Doruk’un eşi Özdemir Birsel ile birlikte yattığı Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki mezarı, İstanbul
|
1955 yılında, aldığı kilolardan rahatsız olup annesinin verdiği bir zayıflama ilacını kullandı. İlacı düzenli olarak kullanmaya başladı ve 1960’lı yılların başına kadar eski haline dönmeyi başardı. 1967 yılında, “Pat” adlı bir zayıflama ilacını kullanmaya başlar. İlaçtaki Amfetamin maddesinin bilincinde değildir. Amfetamin sinir sistemini bozan bir uyuşturucudur. Eşi Özdemir Birsel’in yoğun iş temposu Belgin Doruk’u iyice bunaltır. Teselliyi içkide arar ve daha sonra şarkıcılık teklifi alır. İlacın etkisiyle kendini operacı gibi hissedip kabul eder. Müzik dersi almasını öneren Zeki Müren’i dinlemez. Amfetamin’in etkisiyle kendinde değildir. Sahnedeki ilk gecesinde şarkı yerine şiir okumaya başlar. Seyirciler ve sahne arkası şaşkın halde olayı izlemektedirler. İlk sahne deneyimi fiyaskoyla biten Belgin Doruk, gözlerini yatağında açar. Her yeri titrer ve bu sıralarda Özdemir Birsel maddi sıkıntıya düşer. Sinir krizi geçiren Belgin Doruk, Şişli’deki Fransız Lape Hastanesine yatar. Akıl hastalarının tedavi gördüğü hastanenin demir kapıları Belgin Doruk’u çok korkutur. Kendini zindanda gibi hisseden oyuncunun kilitlendiği odadan çığlıkları yükselir. Zincire vurulduğu iddiası da vardır. Özdemir Birsel, 1970’lerin başında iflas eder. Belgin Doruk’un yalnızlığına, mutsuzluğuna ekonomik sarsıntı da eklenir. Yaşanan bu sıkıntılar ve aldığı kilolardan sonra, 1972 yılında son filminde oynar ve 1975 yılında sinemayı bıraktığını açıklar. Sinemayı bıraktıktan 20 yıl sonra, Bebek’teki gece rahatsızlandı. Son gecesinde tansiyonu sürekli çıkıp inmeye başladı. 27 Mart 1995 gününün ilk saatlerinde öldü. Cenazesi, Şişli Camii’sinden kaldırıldı. Ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na toprağa verildi.
Filmografi
Oyuncu olarak
[değiştir | kaynağı değiştir]
- 1952: Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi
- 1952: Kanlı Çiftlik
- 1953: Köroğlu/Türkan Sultan
- 1953: Öldüren Şehir
- 1954: Çalsın Sazlar, Oynasın Kızlar
- 1955: Kader
- 1955: Ölüm Korkusu
- 1955: Son Beste
- 1957: Çileli Bülbül
- 1957: Çölde Bir İstanbul Kızı
- 1957: Lejyon Dönüşü
- 1957: Mahşere Kadar
- 1958: Beraber Ölelim
- 1958: Daha Çekecek miyim?
- 1958: Hayat Cehennemi
- 1958: Kederli Yıllar
- 1959: Annemi Arıyorum
- 1959: Binnaz
- 1959: Kederli Yıllar
- 1959: Kırık Plak
- 1959: Ölmeyen Aşk
- 1959: Ömrümün Tek Gecesi
- 1959: Samanyolu
- 1959: True Romance
- 1960: Ayşecik Şeytan Çekici
- 1960: Gece Kuşu
- 1960: İlk Aşk
- 1960: Kahpe
- 1960: Kanlı Firar
- 1960: Satın Alınan Adam
- 1960: Yeşil Köşkün Lambası
- 1961: Aşkın Saati Gelince
- 1961: Bir Demet Yasemen
- 1961: Bir Yaz Yağmuru
- 1961: Bülbül Yuvası
- 1961: Düğün Alayı
- 1961: Kızıl Vazo
- 1961: Küçük Hanımefendi
- 1961: Özleyiş
- 1961: Tatlı Günah
- 1961: Zavallı Necdet
- 1962: Aşka Karşı Gelinmez
- 1962: Bülbül Yuvası
- 1962: Daima Kalbimdesin
- 1962: Gönül Avcısı
- 1962: Hayat Bazen Tatlıdır
- 1962: Küçük Hanım Avrupa’da
- 1962: Küçük Hanımefendi
- 1962: Küçük Hanımın Kısmeti
- 1962: Küçük Hanımın Şoförü
- 1962: Yalnızlar İçin
- 1963: Akdeniz Şarkısı
- 1963: Aşk Tomurcukları
- 1963: Bahçevan
- 1963: Gönül Avcısı
- 1963: İlk Göz Ağrısı
- 1963: Kadınlar Hep Aynıdır
- 1964: Aşk ve Kin
- 1964: Bitirimsin Hanım Abla
- 1964: Duvarların Ötesi
- 1964: Evcilik Oyunu
- 1964: İstanbul Kaldırımları
- 1964: Şoförler Kralı
- 1964: Suçlular Aramızda
- 1965: Bir Gönül Oyunu
- 1965: Bozuk Düzen
- 1965: Güzel Bir Gün İçin
- 1965: Hep O Şarkı
- 1965: Kırık Hayatlar
- 1965: Satılık Kalb
- 1965: Sayılı Dakikalar
- 1965: Şoförün Kızı
- 1965: Toprağın Kanı
- 1965: Yasak Cennet
- 1966: Allahaısmarladık Yavrum
- 1966: Bozuk Düzen
- 1966: Güzel Bir Gün İçin
- 1966: Sevgilim Bir Artistti
- 1966: Toprağın Kanı
- 1967: Yıkılan Gurur
- 1968: Atlı Karınca Dönüyor
- 1968: İstanbul’da Cümbüş Var
- 1968: İstanbul’u Sevmiyorum
- 1968: Kanlı Nigar
- 1968: Yıkılan Gurur
- 1969: Ayşecik Yuvanın Bekçileri
- 1969: Şahane İntikam
- 1970: Gönül Meyhanesi
- 1970: Küçük Hanımın Şoförü
- 1970: Pamuk Prenses ve 7 Cüceler
- 1973: Gecekondu Rüzgarı
- 1988: Bir yudum insan-Ayhan Işık
Ödüller
- 1970: 7. Altın Portakal Film Festivali – En İyi Kadın Oyuncu – Ayşecik Yuvanın Bekçileri
- 1995 – Eazy-E, Amerikalı Hip-Hop rap sanatçısı (d. 1964)
- 1997 – Turhan Dilligil, Türk siyasetçi, gazeteci ve yazar (d. 1919)
- 2005 – James Callaghan, İngiliz politikacı (d. 1912)
- 2005 – Murat Çobanoğlu, Türk halk ozanı (d. 1940)
Murat Çobanoğlu
|
|
---|---|
![]() |
|
Doğum | Murat Çobanoğlu 1940 Arpaçay, Kars, Türkiye |
Ölüm | 26 Mart 2005 (65 yaşında) Ankara, Türkiye |
Milliyet | Azeri Türk |
Meslek | Sanatçı Ozan |
Çocuk(lar) | Ozan Çobanoğlu |
Murat Çobanoğlu (1940, Arpaçay – 26 Mart 2005, Ankara), Türk halk ozanı.
1940 yılında Kars’ın Arpaçay ilçesinin Koçköyü beldesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Karapapak (Azeri) Türklerinden ve asıl soyadı Çobanlar olan Çobanoğlu’nun annesi Lala (La’li) hanımdır ve babası, Aşık Şenlik’in çıraklarından Aşık Gülistan’dır. Babası Arpaçay’ın Koçköyü’nden olup 1920’de Kars’a yerleşmiştir. Karısının erken ölümü dolayısıyla oğlunu o büyütüp yetiştirdi. Babası oğlu Murat Çobanoğlu ile 1970 yıllarında İzmir’e yerleşmiştir ve İzmir’de yaşamaya başlamıştır.
Aşıklık ve Ozanlığa geçişi
Saz çalmaya ve şiir söylemeye 1951 ‘de gördüğü bir rüyada bade içtikten sonra başlamıştır. Murat Çobanoğlu 1966 yılından başlayarak sürekli olarak Konya Aşıklar Bayramı’na katıldı. Artvin, Konya, Erzurum ve Mut’ta yapılan yarışmalarda dereceler aldı. Özellikle atışma dalında başarı gösterdi. Sık sık radyoda ve televizyonda -değişik konularda- söyledi. Saza egemenliği, ulusal duygularının güçlülüğü ve kendine özgü sesiyle ilgi çekti. Yurt içinde ve dışında düzenlenen bazı şenliklere katıldı.
Aşıklık geleneğinin bir parçası olan türkülü hikâyeler anlatma konusunda da başarılı örnekler veren Çobanoğlu, kendi türkülerinin yanı sıra usta malı türküleri de genç kuşaklara aktarmıştır.
Türkiye’nin her yerinde bilinen, tanınan Çobanoğlu yıllarca radyo programları yaptı. Halk edebiyatı ve aşıklık geleneği üzerine çeşitli seminerler verdi. Şiirleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Türkiye dışında, Avrupa’dan İran’a dek birçok ülkede konserler verdi, yarışmalara katıldı.
1971 yılında Kars’ta açtığı, özellikle usta-çırak ilişkinden her alanda aşıklık geleneğinin sürdürülmesinde katkısı anlamında bir okul niteliğinde olan Çobanoğlu Halk Ozanları Kahvesi yörenin aşıklar merkezine dönüştü.
Murat Çobanoğlu, saz çalmaya ve şiir söylemeye başlamasını şöyle anlatıyor:
“ | “Göç mevsimi yaylaya göçerken susadım. Yol kenarında bulunan çeşmeye su içmeye gittim. Ben oyalanınca göçlerimiz dağı aştı. Akşamın alacakaranlığında uyuyakaldım. İşte o zaman nasibim olan aşıklık ilhamı bana verildi. Sabah, yaylada beni bulamayan babam düşer yollara, beni aramaya. Beni çeşmenin başında uyurken bulunca, aşık olacağımı söyledi. Saz aldı. Saz tutmasını öğretti. O zamandan bu yana saz çalmaya, şiir ve türküler söylemeye başladım.” | „ |
—Ali Kafkasyalı’nın Aşık Murat Çobanoğlu, Hayatı-Sanatı-Eserleri adlı kitaptan |
Ozanlığı
1965’e kadar “Devrani”, 1967’ye kadar “Yanani”, ondan sonra da “Çobanoğlu” takma adını kullandı. 1968-1987 yılları arasında çıkardığı yirmiye yakın plak ve kaseti vardır. 2 tane de altın plağı bulunmaktadır. Kiziroğlu türküsüne tanınırlık sağladı. Son yıllarında televizyon programlarında Karapapak ağzıyla türküler söyledi. Çobanoğlu’na ilişkin Ali Kafkasyalı’nın hazırladığı Aşık Murat Çobanoğlu, Hayatı-Sanatı-Eserleri (1998) adlı bir kitap bulunmaktadır. 26 Mart 2005 tarihinde Ankara’da öldü ve memleketi Kars’ta toprağa verildi. Kars Belediyesi her sene 6 Mayıs-7 Mayıs tarihlerinde anısına “Murat Çobanoğlu Aşıklar Bayramı” düzenlemektedir.
- 2009 – Arne Bendiksen, Norveçli besteci ve şarkıcı (d. 1926)
- 2011 – Zühtü Bayar, Türk şâir ve yazar (d. 1943)
- 2013 – Don Payne, Amerikalı yazar ve yapımcı (d. 1964)
- 2015 – Tomas Tranströmer, İsveçli şair, psikolog, çevirmen ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1931)
- 2016 – Raúl Cárdenas, Meksikalı futbolcu ve teknik direktör (d. 1928)
- 2016 – Norm Hadley, Kanadalı rugby oyuncusu (d. 1964)
- 2016 – İgor Paşkeviç, Rus buz patencisi ve çalıştırıcısı (d. 1971)
- 2017 – Darlene Cates, Amerikalı oyuncu (d. 1947)
- 2017 – Mai Dantsig, Belaruslu ressam ve sanatçı (d. 1930)
- 2017 – Věra Špinarová, Çek şarkıcı (d. 1951)
- 2017 – Roger Wilkins, Amerikalı tarih profesörü ve gazeteci (d. 1932)
- 2017 – Mamadou Diop, Senegalli siyasetçi (d. 1936)
- 2019 – Ted Burgin, İngiliz eski profesyonel futbolcu ve teknik direktör (d. 1927)
- 2019 – Master Fatman, Danimarkalı Film yönetmeni, müzisyen, komedyen, şarkıcı, oyuncu ve DJ (d. 1965)
- 2019 – Ali Mema, eski Arnavut profesyonel futbolcu ve teknik direktör (d. 1943)
- 2020 – Bourbon-Parma Prensesi María Teresa, İspanyol kraliyet ailesinin en küçük kolunun üyesi (d. 1933)
- 2020 – Menggie Cobarrubia, Filipinli aktör (d. 1953)
- 2020 – Ito Curata, Filipinli moda tasarımcısı (d. 1959)
- 2020 – Michel Hidalgo, Fransız eski futbolcu (d. 1933)
- 2020 – Olle Holmquist, İsveçli tromboncu (d.1936)
- 2020 – Naomi Munakata, Japon-Brezilyalı şef ve sanat yönetmeni (d. 1955)
- 2020 – Luigi Roni, İtalyan opera sanatçısı (d. 1942)
- 2020 – Michael Sorkin, Amerikalı mimar, yazar ve eğitimci (d. 1948)
- 2020 – Hamish Wilson, İskoç aktör (d. 1942)
- 2020 – Jon Wynne-Tyson, İngiliz yazar ve yayıncı (d. 1924)
- 2020 – Daniel Yuste, İspanyol bisikletçi (d. 1944)
- 2021 – Cornelia Catangă, Rumen şarkıcı (d. 1958)
- 2021 – Azade Namdari, İranlı TV sunucusu ve aktris (d. 1984)
- 2022 – Bang Jun-seok, Güney Koreli film müziği bestecisi, yapımcı, söz yazarı ve müzik yönetmeni (d. 1970)
- 2022 – Gianni Cavina, İtalyan aktör (d. 1940)
- 2022 – Aimé Mignot, Fransız eski profesyonel futbolcu ve teknik direktördür (d. 1932)
- 2023 – Köksal Engür, Türk dizi ve tiyatro sanatçısı (d. 1946)
Köksal Engür
|
|
---|---|
![]() Köksal Engür
|
|
Doğum | İsmail Köksal Engür 5 Mart 1946 Kars, Türkiye |
Ölüm | 26 Mart 2023 (77 yaşında) İstanbul, Türkiye |
Ölüm sebebi | Böbrek yetmezliği |
Defin yeri | Karacaahmet Mezarlığı, İstanbul |
Milliyet | Türk |
Vatandaşlık | Türkiye |
Eğitim | Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ankara |
Meslek | Oyuncu, seslendirme sanatçısı |
Etkin yıllar | 1956-2023 |
Evlilik |
Jale Engür
(e. 1976; b. 2017) |
Ödüller | Tüm Liste |
İsmail Köksal Engür (5 Mart 1946, Kars – 26 Mart 2023, İstanbul), Türk tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve seslendirme sanatçısı. Engür, Leyla ile Mecnun dizisinde oynadığı “Ak Sakallı Dede” ve Zerda dizisindeki “Sıddık” rolleri ile tanındı. Ayrıca, aralarında Hollywood yıldızları Robert de Niro, Al Pacino, Dustin Hoffman ve Robin Williams’ın yanı sıra Susam Sokağı’ndaki “Büdü” karakteri ve Red Kit çizgi filminde kovboy Red Kit’i seslendirdi.
Hayatı
İsmail Köksal Engür, 5 Mart 1946’da Hatice Enise ve Cemil Engür çiftinin çocukları olarak Kars’ta doğdu. Eğitimini tamamlamadan önce sanat yaşamına başlayan oyunculardandır. 1956 yılında TRT Ankara Radyosu, Çocuk Saati programında kısa radyo tiyatrolarıyla başlayan deneyimleri, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden 1969 yılında mezun olana kadar sürdü. TRT’de programlara katılmanın yanında, seslendirme çalışmalarının da temelini atan sanatçı, Ankara Halkevi, Sahne 9, Ankara Deneme Sahnesi, Çağdaş Sahne, Hodri Meydan Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Küçük Sahne gibi özel tiyatrolarda ve Bakırköy Belediye Tiyatrosu ile Devlet Opera ve Balesi yapımlarında çeşitli roller aldı. Radyo deneyimlerini seslendirmedeki ustalığını geliştirmekte kullanan Engür, tiyatroyla sınırlı kalmayıp, sinema ve dizi filmlerinde de oynadı. Sanatçı, SüngerBob KareŞort çizgi dizisinde Squitward’ü seslendirmiştir. Korkuyorum Anne filmiyle ödül alan oyuncu, Susam Sokağı’ndaki Büdü karakterini ve çizgi filminde Red Kit’i de seslendirmişti. Leyla ile Mecnun’da “Ak Sakallı Dede” ve “Karabasan” rollerinde oynadı. Ben de Özledim’de kendisini canlandırmıştır. Beş Kardeş dizisinde Osman rolünü oynamıştır.
Köksal Engür, 26 Mart 2023’te böbrek yetmezliği komplikasyonlarına bağlı olarak 77 yaşında İstanbul’da hayatını kaybetti. 28 Mart 2023’te Şakirin Camii’nde düzenlenen cenaze töreninin ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Tiyatro oyunları
- xxxx: Çürük Elma
- xxxx: Keşanlı Ali Destanı : Haldun Taner – Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu
- xxxx: Midas’ın Kulakları : Güngör Dilmen – Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu
- xxxx: Olacak O Kadar : Levent Kırca
- xxxx: Pir Sultan Abdal : Erol Toy
- xxxx: Yağmurcu : Richard Nash
- xxxx: Yusuf ile Menofis : Nâzım Hikmet
- 1990: Uzakta Piyano Sesleri : Jofrey Maddow-John Driver – Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu
- 1991: Fehim Paşa Konağı : Turgut Özakman – Kent Oyuncuları
- 1993: Lourcine Sokağı Cinayeti : Eugène Labiche – Bakırköy Belediye Tiyatrosu
- 1995: Allahaısmarladık Cumhuriyet : Selim İleri – Sadri Alışık Tiyatrosu
- 1997: Martı : Anton Çehov – Kent Oyuncuları
- 1998: Alacaklılar : August Stringberg – Aksanat Prodüsiaon Tiyatrosu
- 1999: Molly Sweeney : Brian Friel – Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu
- 2000: Sevilmek : Bilge Karasu – Aksanat Prodüsiaon Tiyatrosu
- 2001: Bay Knepp : Jorge Goldenberg – Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu
- 2002: Tek Kişilik Şehir : Behiç Ak – Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu
- 2003: Ne Kadınlar Sevdim : Atilla İlhan – Tiyatro Çisenti
- 2004: Ördek Muhabbetleri : David Mamet – Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu
- 2006: Kumarbazın Seçimi : Patrick Marber – Kent Oyuncuları
- 2007: Kuzey Işığı : Paul Pourveur – Tiyatro Rast
- 2008: Bayrak (oyun) : Berkun Oya – Krek
- 2008: İstanbulda Bir Dava : Franz Kafka-Kerem Kurdoğlu – Kumpanya
- 2010: Festen “Kutlama” : “Thomas Vinterberg-Mogens Rukov-Bo Hr.Hansen-Davıd Eldrıdge” – Tiyatro Dot
- 2012: Altın Ejderha : Roland Schimmelpfennig – Tiyatro Dot
Filmografisi
- 1988: Keşanlı Ali Destanı
- 1989: Gençler
- 1998: Dış Kapının Mandalları
- 1999: Sevgilim İstanbul
- 2000: Vizontele
- 2001: Karanlıkta Koşanlar
- 2002: Yıldızların Altında
- 2002-2004: Zerda – Sıddık
- 2004: Dayı
- 2004: Kadirşinas
- 2004: Korkuyorum Anne
- 2005: Dolunay
- 2006: Beş Vakit
- 2006: Sağır Oda
- 2007: Dudaktan Kalbe
- 2008: Güneşin Oğlu – Fikri Şemsigil
- 2009: Gökten 3 Elma Düştü
- 2009: Kurtlar Vadisi – Gladio – Notacı Paşa
- 2010: Deli Saraylı – Cezzar Paşa
- 2011: Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi – Turan Altaylı
- 2011: Leyla ile Mecnun – Ak Sakallı Dede, Karabasan
- 2012: Sen Kimsin? – İsmail
- 2013: Ben de Özledim – Köksal Engür
- 2014: Analı Oğullu – Kadim
- 2014: Oflu Hoca’nın Şifresi – Ali Osman
- 2014: Unutursam Fısılda
- 2015: Beş Kardeş – Osman Amca
- 2016: Kaçın Kurası – Ferdi’nin Dedesi
- 2016: Oflu Hoca’nın Şifresi 2 – Ali Osman
- 2016: Şahane Damat – Remzi Dede
- 2017: Ver Elini Aşk – Mehmet Emin Tuğlu
- 2021: Kırmızı Oda – Turan (Ayşe’nin Dedesi)
- 2022: Baba – Mehmet Ali Saruhanlı
- 2022: Allah Yazdıysa Bozsun
- 2023: Güven Bana
Seslendirmeler
Seslendirdiği ünlülerden bazıları
- Robert de Niro
- Al Pacino
- Dustin Hoffman
- Robin Williams
Seslendirdiği karakterlerden bazıları
- Susam Sokağı’ndaki “Büdü”
- Red Kit (Lucky Luke) çizgi filminde “Red Kit”
- Süngerbob Karepantolon çizgi dizisinde “Squidward”
Ödülleri
Kazandığı ödüller
- 1999: 3. Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu – Molly S.
- 2002: 6. Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Erkek Oyuncusu – Tek Kişilik Şehir
- 2005: 16. Ankara Uluslararası Film Festivali – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu – Korkuyorum Anne
- 2013: 18. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri – Komedi ya da Müzikal Dalında Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu – Sen Kimsin?
Adaylıklar
- 1998: Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu – Alacaklılar
- 1999: Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu – Martı
- 2000: Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu – Sevilmek
- 2001: Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu – Mösyö Knepp
- 2006: Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri – Komedi ya da Müzikal Dalında Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu – Ördek Muhabbetleri
- 2011: Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu – Festen (Kutlama)
- 2011: Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri – Yılın En İyi Erkek Oyuncusu – Festen (Kutlama)
- 2012: Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri – Komedi ya da Müzikal Dalında Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu – Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi
- 2017: Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncusu – Nefesinizi Nasıl Tutarsınız?
Tatiller ve özel günler
- Türkiye – Balkan Şehitlerini Anma Günü