
22 Martta doğanlar
Doğumlar
- 1212 – Go-Horikawa, Japonya’nın geleneksel veraset düzenine göre 86. imparatorudur (ö. 1234)
- 1394 – Uluğ Bey, Timur İmparatorluğu’nun 4. Sultanı, matematikçi ve gök bilimci (ö. 1449)
Uluğ Bey
Mirza Muhammed Taragay bin Şahruh
میرزا محمد طارق بن شاه رخ |
|
---|---|
Timur Sultanı | |
Hüküm süresi | 1447-1449 |
Taç giymesi | 1447 |
Önce gelen | Şahruh |
Sonra gelen | Abdüllatif Mirza |
Doğum | 22 Mart 1394 Sultaniye |
Ölüm | 27 Ekim 1449 (56 yaşında) Semerkand |
Çocuk(lar)ı | Abdüllatif Mirza Abdülaziz Mirza |
Hanedan | Barlaslar |
Babası | Şahruh |
Annesi | Gevher Şad Begüm |
Dini | İslam |
Meslek | Gökbilimci, matematikçi |
Uluğ Bey (Özbekçe: Mirzo Ulug’bek, Çağatayca: الغبیگ Ulug Beg; asıl adı: میرزا محمد طاراغایای بن شاه رخ – Mīrzā Muhammed Ṭaragay bin Şāh Ruḫ; 22 Mart 1394 – 27 Ekim 1449), Timur İmparatorluğu’nun 4. sultanı Türk matematikçi ve astronomi bilgini.
Babası Timur’un küçük oğlu Şahruh, annesi Gevher Şâd’dır. 1394 yılında Azerbaycan’ın Sultaniye kentinde doğmuştur. Asıl adı Muhammed Taragay olup Timur tarafından sevilmesi nedeniyle Timurlular’daki “emîr-i kebîr”‘in Türkçe karşılığı olan “Uluğ Bey” unvanıyla anılmaya başladı. 1394-1405 yılları arasında sarayda dinî ilimlerin yanı sıra mantık, matematik ve hey’et (astronomi) tahsili gördü. 1404’te Timur tarafından Muhammed Sultan’ın kızı Öge Begüm (Öge Biki) ile evlendirildi. Timur’un Çin üzerine gerçekleştireceği sefere katıldı. Ancak Timur’un 18 Şubat 1405 tarihinde Otrar’da ölmesi üzerine onun naaşıyla birlikte Semerkant’a geri dönmek üzere harekete geçti. Timur ölmeden önce torunlarından Pir Muhammed’i varisi seçmesine rağmen Timur’un diğer torunlarından Halil Sultan, taht üzerinde hak iddia etmeye başladı. Semerkant savunucuları Uluğ Bey ve beraberindeki emirleri şehre sokmayınca Buhara’ya geçmek zorunda kaldı. Buhara’da da can güvenliği kalmayınca gizlice babası Şahruh’un bulunduğu Herat’a kaçtı. 1406 yılında babası ve kuzeni Pir Muhammed’in ordularının başında Ceyhun dolaylarında Sultan Halil ile karşılaştı. Ancak meydana gelen savaşta Sultan Halil’in galip gelmesi üzerine Herat’a kaçmak zorunda kaldı. 1409 yılında Şahruh, Sultan Halil’i ele geçirerek Semerkant’a hakim oldu. Uluğ Bey de Emir Şah Melik’in gözetiminde buranın hükümdarı oldu. Sonrasında Emir Nureddin isyanının bastırılması, Emir Şah Melik’in Herat valisi olmasıyla da Semerkant merkezli Mâverâünnehir bölgesinde tek başına hüküm sürmeye başladı.
1414 baharında amcası Şeyh Ömer’in oğlu Ahmet denetimindeki Fergana’ya sefer düzenledi. Semerkant’ta hüküm sürerken genel olarak avcılık, eğlence ve alimlerle sohbetlerle geçiren Uluğ Bey, şeyh, molla ve dervişlerle iyi ilişkiler sağlayamamıştı. Bu dönemde saray kuşçularından Alaaddin Ali bin Muhammed (Ali Kuşçu) ile dostluk kurmaya başladı. 1425 yılında Moğollar üzerine sefer düzenleyerek Issık Gölü dolaylarına kadar geldi. Moğolları dağıtarak önemli miktarda ganimetle Semerkant’a döndü. Sonrasında babasından aldığı destek kuvvetlerle Özbekler üzerine sefer düzenlese de yenilerek Semerkant’a çekilmek zorunda kaldı. Şeyhler, mollalar ve dervişler tarafından şehre sokulmak istenmese de kendisine sadık adamlarının desteğiyle Semerkant’a girerek düzeni yeniden sağladı. Daha sonra yeniden Özbekler’e sefer düzenleyerek Taşkent’e kadar ilerledi. Buradan Semerkant’a döndükten sonra av ve eğlence yaşantısını bırakan Uluğ Bey, ilim çalışmalarıyla uğraşmaya başladı. İlmî sohbetler, matematik ve astronomi konularında kendini eğiterek kendini geliştirmeye başladı. Bu dönemde önemli alimler Kadızade Rumî, Gıyaseddin Cemşid ve Ali Kuşçu ile çalışmalar yaptı. Semerkant yakınlarında rasathane kurulması çalışmaları başlattı. 1429 Ekim’inde rasathaneyi tamamladı.
Şahruh’un 12 Mart 1447 yılında ölümüyle yeniden Timurlu tahtı için yaşanan mücadeleye katıldı. Herat’a sefere çıktı ve karşısına çıkan Ebubekir Mirza’yı ele geçirerek onun kuvvetlerini de ordusuna kattı. Herat’ta hâkim olan annesi Gevher Şâd ve kardeşi Baysungur’un oğlu Alaüddevle ile anlaşarak eski sınırları kabul etti. Ancak oğlu Abdüllatif, valisi olduğu Belh şehrinde Alaüddevle tarafından kuşatılınca yeniden sefere çıktı. 1448 yılı baharında Alaüddevle’nin kuvvetlerini yenerek Herat’a girerek tahtta egemenliğini sağladı. Herat’a oğlu Abdüllatif’i vali yaparak batıya doğru harekete geçti. Kışın yaşanan isyanı bastırmak için Herat’a döndü ve şehri yağmalattı. Buradan Buhara’ya geçen Uluğ Bey bir süre burada kaldı. Bu sıralarda Gevher Şâd Sultan da Herat’ı geri aldı. 1449 yılında Belh’te bulunan oğlu Abdüllatif’in kendine sefer düzenleyeceği haberi üzerine onun üzerine harekete geçti. Ceyhun kıyılarında karşılaşan kuvvetler küçük çaplı çarpışmalarda bulundu. Bu esnada Semerkant’ta yaşanan isyanı bastırarak tekrar Abdüllatif üzerine harekete geçen Uluğ Bey, Semerkant yakınlarındaki Dımaşk köyü yakınlarında oğluna yenildi. Bir süre kaçtıktan sonra Semerkant’a dönerek oğluna teslim oldu. Teslim olduktan sonra Hacca gitmek için oğlunun iznini alan Uluğ Bey, yolda oğlunun adamları tarafından öldürüldü.
Çalışmaları
Uluğ Bey, Semerkant’ta bir medrese ve bir de rasathane yaptırmıştır. Kadızade Rumi bu medreseye başkanlık etmiştir. Rasathane için yörede bulunan tüm mühendis, alim ve ustaları Semerkant’a çağırmıştır. Kendisi için de bu rasathanede bir oda yaptırarak tüm duvar ve tavanları gök cisimlerinin manzaralarıyla ve resimleriyle süsletmişti. Rasathanenin yapım ve rasat aletleri için hiçbir harcamadan kaçınmamıştır. Bu gözlemevinde yapılan gözlemler, ancak on iki yılda bitirilebilmiştir. Gözlemevinin yönetimini Bursalı Kadızade Rumi ile Cemşid’e vermiştir. Cemşid, gözlemlere başlandığı sırada ve Kadızade’ de gözlemler bitmeden ölmüştür. Gözlemevinin tüm işleri o zaman genç olan Ali Kuşçu’ya kalmıştır. Bu gözlem üzerine Uluğ Bey, ünlü “Zeycini” düzenlemiş ve bitirmiştir. Zeyç Kürkani veya Zeyç Cedit Sultani adı verilen bu eser, birkaç yüzyıl doğuda ve batıda faydalanılacak bir eser olmuştur. Zeyç Kürkani, bazı kimseler tarafından açıklanmış ve Zeyç’in iki makalesi 1650 yılında Londra’da ilk olarak basılmıştır. Avrupa dillerinin birçoğuna, çevrilmiştir. 1839 yılında cetvelleri Fransızca tercümeleriyle birlikte, asıl eser de 1846 yılında aynen basılmıştır. Zeyç Kürkani’nin asıl kopyalarından biri Irak ve İran savaşlarından sonra Türkiye’ye getirilmiş ve hâlen Ayasofya kütüphanesindedir. Uluğ Bey’in yönetimi zamanında fetihlerden çok babası zamanında olduğu gibi yönetim güçlendirilmiş ve önemli bilimsel gelişmeler yaşanmıştır.
Galeri
-
-
Uluğ Beyin Semerkand kentinde kurduğu gözlemevinin günümüzde dışarıdan görünüşü
-
-
Uluğ Bey’in rasathanesi (Semerkand)
-
-
Uluğ Bey Medresesinden iç görünüm
- 1459 – I. Maximilian, Kutsal Roma İmparatoru (ö. 1519)
I. Maximilian (Kutsal Roma imparatoru)
I. Maximilian | |
---|---|
Albrecht Dürer tarafından 1519 yılında yapılmış tablosu | |
![]() |
|
Kutsal Roma İmparatoru | |
Hüküm süresi | 19 Ağustos 1493–12 Ocak 1519 |
Önce gelen | III. Friedrich |
Sonra gelen | V. Karl |
Doğum | 22 Mart 1459 Wiener Neustadt, Avusturya |
Ölüm | 12 Ocak 1519 (59 yaşında) Wels, Yukarı Avusturya |
Defin | Wiener Neustadt, Avusturya |
Eş(ler)i | Burgonyalı Maria Bianca Maria Sforza |
Çocuk(lar)ı | Yakışıklı Philip Habsburglu Margaret (1480-1530) |
Hanedan | Habsburg Hanedanı |
Babası | III. Friedrich |
Annesi | Portekizli Eleanore |
Habsburglu I. Maximilian (22 Mart 1459 – 12 Ocak 1519), Kutsal Roma İmparatoru. 1493 yılından ölümüne kadar hüküm sürmüş, yaptığı savaşlar ve evlilikler sayesinde Habsburg Hanedanı’nın nüfuzunu arttırmıştır.
İlk Yılları
Maximilian, Kutsal Roma İmparatoru III. Friedrich (1415-1493)’le Portekizli Eleanore’ın oğluydu. Babası 1440’ta Alman kralı, 1452’de Kutsal Roma-Cermen İmparatoru olmuştu. Ayrıca Avusturya dükü olan babası, oğlunun eğitimine önem verdi. Maximilian 1477’de Burgonya dükü Charles’ın (Kötü) tek çocuğu ve varisi olan Burgonyalı Mary’le evlenerek, 1477’de Nancy Çarpışması’nda Fransa kralı XI. Louis’ye (1423-1483) yenilerek öldürülen kayınpederinin ardından Burgonya dükü (1477-82) oldu. Eşinden, sonradan İmparator V. Karl’ın babası olan Yakışıklı Philipp (1478-1506), Avusturyalı Margaret (1480-1530) ve küçük yaşta ölen Franz(1481) adlı 3 çocuğu olan Maximilian; karısının 1482’de ölmesinden sonra Burgonya dükü unvanını yitirdi. Ancak Burgonya dükü Kötü Charles’ın ele geçirdiği Burgonya Flandre’sını (Felemenk) korumayı başardı. Babası III. Friedrich tarafından naip ilan edildi ve babası ölene değin bu unvanını korudu. 16 Şubat 1486’da Roma kralı (Rex Romanorum) ilan edilen Maximilian, Felemenk’i oğlu Philipp’e verdi. Babasının 19 Ağustos 1493’te ölmesinden sonra Kutsal Roma İmparatoru ilan edilen Maximilian, aynı yıl Fransa’yla imzaladığı anlaşmayla Felemenk’in kendisine ait olduğunu Fransızlara kabul ettirdi.
İmparatorluk yılları

Maximilian, İmparator olmadan önce 1491 yılında Bretanya Düklüğü’nü Fransa’ya kaptırmamak istediği için Bretanya dükü François’nın yaşayan tek çocuğu ve varisi olan kızı Bretanyalı Anne ile evlendi. Ancak Fransa kralı VIII. Charles’ın(1470-1498) itirazları ve tehditleri üzerine Anne, Maximilian’dan ayrılarak VIII. Charles’la evlendi. Böylece Bretanya düklüğünü de kaybeden Maximilian, 1494’te Milano dükü ve VIII. Charles’ın düşmanı Ludovico Sforza’nın yeğeni Bianca Maria Sforza’yla evlendi. İtalya Savaşları’na Fransa’nın düşmanı olarak katıldı. Fransa’nın I. İtalya Savaşı’nda (1494-98) yenilgiye uğraması üzerine İtalya Fransız işgalinden kurtuldu. Ancak Maximilian,tüm dikkatini İtalya’ya yönelttiğinden İsviçre’de artan milliyetçi isyanları görmezlikten geldi. Bunun üzerine İsviçreliler, 1499 yılında I. Maximilian’ın kuvvetlerine karşı zafer kazanarak, İsviçre’nin Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’ndan muaf tutulmasını sağladılar. Sonradan Maximilian İsviçre’yi yeniden Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’na katmak istese de, başarısız oldu.
1500’lere girildiğinde, Avrupa’nın durumu şöyleydi; Fransa Kral VIII. Charles’ın ölümünden sonra yerine geçen XI. Louis döneminde yeniden güçlenmiş, İtalya’daki savaşlar yeniden başlamış (II. İtalya Savaşı, 1499-1502), Ludovico Sforza Milano’ya giren Fransızlarca düklüğünden ayrılmaya zorlanmış, Venedik Cumhuriyeti ve Osmanlı Devleti savaşmakta (1499-1503 Osmanlı-Venedik Savaşı), İspanya Kristof Kolomb’un keşfettiği Amerika’ya keşif seferleri yapmakta ve Almanya’da huzursuzluklar baş göstermekteydi. Maximilian, giderek büyüyen Fransız tehdidine karşı 1490’larda İspanya kralı I. Ferdinando ve kraliçesi Kastilyalı Isabel’in kızları Juana’yla (Deli) kendi oğlu Yakışıklı Philipp’i evlendirmişti; bu evlilikten 1500 yılında sonradan Kutsal Roma-Cermen İmparatoru ve İspanya kralı V. Karl ile Kutsal Roma İmparatoru I. Ferdinand (Kutsal Roma İmparatoru) doğmuştu. Öte yandan Maximilian, giderek artan Osmanlı tehlikesinin de bilincindeydi, nitekim Macaristan ve Bohemya kralı Vladislas (1456-1516)’la iyi ilişkiler kurmuş ve evlilik yollarıyla ilişkilerini sağlamlaştırmıştı. Sonradan bu evlilikler, Maximilian’ın işine çok yarayacaktı.
Fransa kralı XII. Louis, II. İtalya Savaşları’nı (1499-1502) başlattıktan kısa bir süre sonra, Fransa İtalya’nın büyük kısmını işgal etmişti. Bunun üzerine Fransa’nın gücünden çekinen bazı devletler, Maximilian’ın öncülüğünde “Halkın Mutluluğu İçin Birlik”‘i kurdular. Louis, Birlik’e karşı çok savaştı ve sonunda Birlik’i yenmeyi başardı (1508). Ancak İtalya Savaşları, giderek şiddetlenerek devam etti. Bu arada Maximilian’ın oğlu ve İspanya kralı I. Ferdinando’nun varisi Deli Juana’nın kocası olan Yakışıklı Philipp, kayınpederini tahtı kendisine ve Juana’ya bırakmaya zorlayarak I. Felipe (1504-06) adıyla İspanyol tahtına çıkmıştı. Felipe’nin 1506’da ölmesinden sonra Ferdinand tahtı yeniden ele geçirdi ve Maximilian’la kendisinin torunları olan 6 yaşındaki Carlos’yu (V. Karl) vârisi ilan etti. Böylece V. Karl 1516’da İspanyol, 1519’da Alman ve Avusturya tahtına çıktı.
“Halkın Mutluluğu İçin Birlik” Kral XII. Louis tarafından yenilgiye uğratılınca, Maximilian Louis’le anlaşmayı yeğledi. Ancak gizlice III. İtalya Savaşı’nda (1508-12) Louis’ye karşı savaşan İtalyan devletlerine yardım etti.
31 Ekim 1517’de Alman rahip Martin Luther, Wittenberg’de 95 Tez’ini kale kilisesinin kapısına asarak, Katolik papazlarını tanımadığını ilan etti ve böylece Reform Hareketi baş gösterdi. Kısa sürede Almanya’ya yayılan Reform Hareketi, Papa X. Leo’nun tepkisini çekti. Papa’nın yakalanmasını talep ettiği Luther, Saksonya dükü III. Friedrich’in korumasına girdi ve Papa’nın gönderdiği aforoz kağıdını yaktı. Maximilian, başta Luther’in neden olduğu Reform hareketlerini önemsemese de, Papa’nın tepkisi ve hareketlerin tehlikeli bir şekilde yayılması üzerine Luther’i heretik ilan etmek zorunda kaldı. Aslında Luther’in neden olduğu Reform’u önemsemeyen Maximilian, Luther’in kurduğu Protestanlık mezhebinin İmparatorluğa ve Papalığa verdiği zararı görecek kadar fazla yaşamadı. Ancak öldüğünde, Protestanlığı engellememekle yaptığı hatanın farkına varmıştı.
Ölümü
Maximilian, 12 Ocak 1519’da Avusturya’daki Wels’te 59 yaşında öldü. Innsbruck’e (Avusturya) defnedilen Maximilian’ın yerine 1516’da İspanya kralı olan I. Carlos (V. Karl) geçti. Flandre’ye ise Maximilian’ın kızı Avusturyalı Margaret naip oldu, Avusturya ise Maximilian’ın küçük torunu Ferdinand’ın (I. Ferdinand (Kutsal Roma İmparatoru)) naipliğine bırakıldı. Maximilian’ın ölümünden sonra, İspanya ve Avusturya birleşerek büyük bir güç oluşturdu. Macaristan ve Bohemya ise, 1526’da son bağımsız Macar kralı II. Lajos’un (1506-1526) Mohaç Muharebesi’nde Osmanlı padişahı I. Süleyman’a (1494-1566) yenilerek ölmesinden sonra Osmanlı voyvodası János Zápolya’ya (ölümü 1540) verildi; ancak Bohemya Avusturya’nın oldu. 1540’tan sonra Macaristan, Osmanlı Devleti ve Avusturya arasında paylaşıldı.
- 1517 – Gioseffo Zarlino, İtalyan müzik teorisyeni ve Rönesans bestecisidir (ö. 1590)
- 1599 – Anthony van Dyck, Flaman ressam (ö. 1641)
- 1609 – II. Jan Kazimierz Waza, Polonya kralı ve Litvanya Büyük Dükü (ö. 1672)
II. Jan Kasimir | |
---|---|
II. Jan Kasimir’in Bacciarelli tarafından çizilen portresi. | |
![]() |
|
Polonya kralı Litvanya Büyük Dükü |
|
Hüküm süresi | Kasım 1648 – 16 Eylül 1668 |
Taç giymesi | 19 Ocak 1649 |
Önce gelen | IV. Władysław Vasa |
Sonra gelen | I. Michael |
Doğum | 22 Mart 1609 Kraków, Polonya |
Ölüm | 16 Aralık 1672 (63 yaşında) Nevers, Fransa |
Eş(ler)i | Marie Louise Gonzaga Claudine Françoise Mignot |
Çocuk(lar)ı | Jan Zygmunt Waza Maria Anna Waza Marie Catherine Waza |
Hanedan | Vasa Hanedanı |
Babası | III. Zygmunt Waza |
Annesi | Avusturyalı Constance |
Dini | Roma Katolikliği |
İmza |
II. Jan Kasimir (Lehçe: Jan II Kazimierz Waza; Almanca: Johann II Kasimir Wasa; Litvanca: Jonas Kazimieras Vaza; 22 Mart 1609 – 16 Aralık 1672), Polonya kralı ve Litvanya büyük dükü.
1648 yılında ağabeyi IV. Wladyslaw Waza’nın ölümü üzerine Litvanya grandükü, Yukarı Silezya Opole dükü ve Lehistan-Litvanya Birliği kralı oldu ve 1668 yılına kadar tahtta kaldı. Ayrıca babası III. Zygmunt Waza’nın İsveç İmparatorluğu üzerindeki vesayeti dolayısıyla hükümdarlığı sırasında İsveç tahtında da hak sahibiydi. Polonya’da, Jan Kazimierz olarak bilinir ve yaygın olarak adlandırılır. Kral iken başkent Varşova, İsveçliler tarafından işgal edildi. II. Jan, İsveçliler’e II. Kuzey Savaşı’nda yer aldı. Sonuç çıkmayan savaşın sonunda Lehistan, İsveç, Habsburg ve Brandenburg devletleri arasında Oliva Antlaşması imzalandı.
Hayatı
İlk yılları
Jan Kasimir 22 Mart 1609’da Kraków’da doğdu.[1] Babası İsveç kralı I. Gustav’ın torunu olan III. Zygmunt Waza’dır. Annesi, Avusturyalı Constance, Avusturya arşidükü II. Karl ile Maria Anna’nın kızı, aynı zamanda Kutsal Roma İmparatoru II. Ferdinand’ın küçük kız kardeşiydi.
Jan Kasimir, hayatının büyük bir bölümünde ağabeyi IV. Władysław Waza’nın gölgesinde kaldı. Leh soyluları arasında çok az arkadaşa sahipti. Dostça olmayan, ketum, zamanını dini düşünceleri arasında bölen ve siyasetten hoşlanmayan biri olarak, olumsuz Habsburg politikalarını desteklemek yerine Lehistan mahkemesinde bir güç tabanına veya etkisine sahip değildi. Daha sonra, Rusya Çarlığı’na karşı Smolensk Muharebesi’nde (1633) yer alarak bir askeri komutan olarak yeteneklerini sergileme fırsatı buldu.[2] 1632 ile 1635 yılları arasında ağabeyi IV. Władysław Waza, Jan Kasimir’i İsveçli Christina ile, ardından bir İtalyan prensesiyle evlendirmek isteyip kardeşinin itibarını artırmaya çalıştı, ancak işe yaramadı. 1637’de Jan Kasimir, Kutsal Roma İmparatorluğu’nun ordusuna katılmak ve Fransızlara karşı savaşmak için dış temsilcilik görevini üstlendi. Komuta ettiği alay savaşta yenildikten sonra, güçlü Kazak karşıtı çıkarlarının ve siyasi görüşlerinin büyük ölçüde Avusturya İmparatorunun doğrudan etkisi altında şekillendiği Viyana sarayında bir yıl yaşayarak geçirdi.
1636’da Lehistan-Litvanya Birliği’ne geri döndü ve Barones Guldentern’e aşık oldu, ancak onunla evlenme isteği ağabeyi Kral IV. Władysław tarafından engellendi. Daha sonra, Władysław onu Kurlandiya ve Semigalya Dükalığı’nın dükü yapmak istedi, ancak bu Sejm tarafından veto edildi. Bu duruma gücenen Jan Kasimir, 1638’de Portekiz Genel valisi olmak için İspanya Krallığı’na gitti, ancak Fransız ajanları tarafından yakalandı ve Kardinal Armand Jean du Plessis de Richelieu’nun emriyle 1640’a kadar hapsedildi. Daha sonra, atanan Smolensk Voyvodası Krzysztof Gosiewski’nin dış temsilciliği tarafından ve Fransız karşıtı Polonya-İspanyol müzakerelerinin bir sonucu olarak serbest bırakıldı. 1641’de Jan Kasimir bir Cizvit olmaya karar verdi. 1642’de, kız kardeşine Almanya’ya kadar eşlik etmek için Lehistan-Litvanya Birliği topraklarından tekrar ayrıldı. 1643’te Kral Władysław’ın sözlü muhalefetine karşı Cizvitlere katıldı ve Sejm ile Papa arasında diplomatik bir sürtüşmeye neden oldu. Jan Kasimir, Cizvitler tarafından Katolik fraksiyonu desteklemek için davet edilerek Roma’ya gitti. Burada kardinal olarak atandı, ancak kısa süre sonra istifa etmek zorunda kalacak ve Władysław’ın tek oğlu öldüğünde Sejm’e gitmek durumunda kalacaktı.[3] Habsburgların desteğini kazanmaya ve doğudan beklenmedik bir saldırı olması durumunda uluslararasında bir ittifak oluşturmak için Avusturyalı bir prensesle evlendirilmeye çalışıldı.
Tahta çıkışı
1648’de Jan Kasimir, Polonya Parlamentosu tarafından üvey kardeşinin yerine Polonya tahtına çıktı. Tufan döneminde tahta çıkan Jan Kasimir kendisini 1654-1667 Lehistan-Rusya Savaşı gibi birçok savaşın ve karışıklığın içinde buldu. Lehistan-Litvanya topraklarının çoğu, Leh-Litvanyalı valilerin ve soyluların komplocu suç ortaklığı nedeniyle, Tufan sırasında fazla bir çatışma olmadan X. Karl Gustav önderliğindeki İsveç İmparatorluğu ordusu tarafından işgal edildi. Sejm, İsveçlileri Polonya’dan çıkarmak için birkaç yıl içinde ayaklandı. Şehirlerin ve kasabaların çoğu yağmalandı ve bazıları, geri çekilen düşman birimleri tarafından yerle bir edildi. Jan Kasimir’in saltanatı, Lehistan ve Lehistan-Litvanya Birliği tarihinin en feci ve belki de en başarısız dönemlerinden biri olarak hatırlansa da, genellikle ulusunu kurtarmak için cesurca savaşan “savaşçı kral” olarak da anılır.
1660 yılında II. Jan Kasimir, İsveç tahtına ilişkin iddiasından vazgeçmek adına İsveç’in Livonya ve günümüz Letonya’sındaki Riga şehri üzerindeki egemenliğini kabul etmek zorunda kaldı.
II. Jan Kasimir büyük bir desteğe sahip olacağına inandığı, ağabeyinin dul eşi Marie Louise Gonzaga (Lehçe: Maria Ludwika) ile evlendi. Marie Louise 1667’de aniden öldü ve bu ölüm, Jan Kasimir’in erken dönem siyasi yükselişinin bir anda yok olmasına neden oldu.
Tahtı bırakması
16 Eylül 1668’de, önceki yıl eşi Marie Louise Gonzaga’nın ölümünden sonra kederlenen II. Jan Kasimir, Lehistan-Litvanya Birliği tahtından feragat ederek Fransa’ya döndü ve yeniden Cizvitlere katıldı. Saint-Germain-des-Prés Manastırı’nın başrahibi oldu. Tahtı bırakmasının ardından Michał Korybut Wiśniowiecki (I. Michael) yeni kral seçildi ve 29 Eylül 1669’da taç giydi.
Ölümü
1672 yılının sonbaharında Jan Kazimir, Polonya’ya dönmeyi planlamıştı, ancak yola çıkmadan önce hastalandı ve istirahat etmek zorunda kaldı. Kamyanets-Podilski topraklarının Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirilmesi onu üzdü ve sağlık durumu daha da kötüleşti. Leh topraklarını Osmanlılara karşı savunmak için Papa X. Clemens’ten yardım istedi. 16 Aralık 1672’de felçten öldü ve cenaze töreni Kraków’daki Wawel Katedrali’nde gerçekleşti.
- 1709 – Giuseppe Zais, İtalyan Peyzaj ressamı (ö. 1784)
- 1728 – Anton Raphael Mengs, Alman bir ressamdır (ö. 1779)
- 1797 – I. Wilhelm, Prusya Kralı ve ilk Alman İmparatoru (ö. 1888)
I. Wilhelm | |
---|---|
Prusya Kralı | |
Hüküm süresi | 2 Ocak 1861 – 9 Mart 1888 |
Taç giymesi | 2 Ocak 1861 |
Önce gelen | IV. Friedrich Wilhelm |
Sonra gelen | III. Friedrich |
Alman İmparatoru | |
Hüküm süresi | 18 Ocak 1871 – 9 Mart 1888 |
Önce gelen | Makam oluşturuldu |
Sonra gelen | III. Friedrich |
Doğum | 22 Mart 1797 Berlin, Prusya |
Ölüm | 9 Mart 1888 (90 yaşında) Berlin, Alman İmparatorluğu |
Defin | Charlottenburg Sarayı, Berlin |
Eş(ler)i | Augusta (Saxe-Weimar) |
Çocuk(lar)ı | III. Friedrich Louise (Baden Büyükdüşesi) |
Hanedan | Hohenzollern |
Babası | III. Friedrich Wilhelm |
Annesi | Mecklenburg-Strelitz Prensesi Luise |
I. Wilhelm ya da Kayzer Wilhelm (Almanca: Wilhelm Friedrich Ludwig) (d. 22 Mart 1797 – ö. 9 Mart 1888), Prusya kralı (2 Ocak 1861–9 Mart 1888) ve ilk Alman İmparatoru (18 Ocak 1871–9 Mart 1888) idi.
I. Wilhelm 1858’de Prusya’nın yönetimini kardeşinden devraldı. Yeni kralla yeni bir siyasi seyrin başlayacağı ümidine kapılmış pek çok kişi bulunmaktaydı. Başlangıçta esasen beklentiler doğrultusunda liberal bir yönetimin oluşacağına dair izlenimler vermekteydi. 1858’de aynı dönemde İtalya’da güçlü birlik hareketi oluşmuştu. 1859’da İtalya Fransa’nın desteğini alarak devlet adamı Covour ile özgürlükçü general Giuseppe Garibaldi’nin önderliğinde Avusturya’ya savaş açtı. Bismarck’ın önerisine uyan Prusya Avusturya’yı desteklemedi. Yenilgiye uğrayan Avusturya yukarı İtalya’daki pek çok toprağını kaybetti. 1862’de Prusya’nın İtalya Krallığını tanıması üzerine Avusturya’yı kendisine cephe almış oldu. Bu yıllardaysa Prusya kendi içinde ve gelecek için çok önemli olacak bir bunalım yaşamaktaydı. Kardeşinin ölümüyle tahta geçen I. Wilhelm kısa zamanda restorasyon yanlısı eğilimler göstermeye başlamıştı. İlk Prusya kralı gibi Königsberg’de halkın yerine tanrının inayetiyle taç giymek istiyordu. Elbetteki tanrının inayetiyle kral olan bir kişinin anayasaya gevşek bile olsa bağlı olması söz konusu değildi. İtalyan olaylarından etkilenilerek parlamentoda bir muhalefet ortamı meydana geldi. Parlamentonun büyük bir askeri reform için para onaylaması gündeme geldiğinde ortada anlaşmazlıklar baş gösterdi. Liberal yanlıları bu teklifi bir defa onaylamakla askeri reform üzerindeki kontrolün kaybedileceğini düşünüyorlardı. Daha sonra yapılan seçimlerle liberaller zaferi kazandılar. Buna rağmen kral parlamentoya karşı olan mücadelesine devam etti. Parlamentoyu feshederek bir iç savaş oluşturma hazırlığına giren kral 1848 deneyiminin verdiği güvenle askeri reformunu gerekirse parlamentosuz uygulamak istemekteydi. Kralın bu direnişine karşı liberaller anayasa için bir mücadeleye girişmeye cesaret edemediler. Diğer taraftan kral da artık ileri gidip gitmediğini kestiremediği için istifa etmeyi düşünüyordu. İşte tam bu bu esnada parlamentoya karşı verdiği mücadelede kendisini destekleyen kişiyi buldu. Bu kişi Otto von Bismarck’tı.
Unvanları ve armaları

Unvanları
- 22 Mart 1797 – 2 Ocak 1861: Kraliyet Altesleri Prusya Prensi William
- 2 Ocak 1861 – 18 Ocak 1871: Majesteleri Prusya Kralı
- 18 Ocak 1871 – 9 Mart 1888: İmparatorluk ve Kraliyet Majesteleri Alman İmparatoru, Prusya Kralı
- 1818 – Heinrich Zollinger, İsviçreli botanikçi (ö. 1859)
- 1822 – Isaäc Dignus Fransen van de Putte, Hollanda Başbakanı (ö. 1902)
- 1842 – Carl Rosa, Alman asıllı İngiliz opera besteci ve yöneticisi (ö. 1889)
- 1857 – Paul Doumer, Fransa Cumhurbaşkanı (ö. 1932)
Paul Doumer | |
---|---|
![]() |
|
Fransa cumhurbaşkanı | |
Görev süresi 13 Haziran 1931 – 7 Mayıs 1932 |
|
Yerine geldiği | Gaston Doumergue |
Yerine gelen | Albert Lebrun |
Kişisel bilgiler | |
Doğum | 22 Mart 1857 Aurillac, Fransa |
Ölüm | 7 Mayıs 1932 (75 yaşında) Paris, Fransa |
Paul Doumer (22 Mart 1857 – 7 Mayıs 1932), Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nin 13. cumhurbaşkanıydı.
1889’da Yonne ilinden Radikallerin adayı olarak katıldığı seçimleri kazanarak Temsilciler Meclisine girdi. Mali konulardaki uzmanlığından dolayı, 1895’te Leon Bourgeois hükûmetinde maliye bakanlığına getirildi. Gelir vergisini uygulamaya koyma yolundaki girişiminde başarılı olamayınca, ertesi yıl Çinhindi genel valiliğine atandı.
Fransız çıkarları açısından etkin ve becerikli bir yönetim göstererek, önceki ve sonraki genel valilerin tersine, uzun bir dönem boyunca kesintisiz olarak görev yaptı (1897-1902). Açık ve belirlenmiş hedefler koyarak, bunları becermeye çalıştı. En önemli başarısı Çinhindi’nde genel valinin nüfuzunu güçlendirmek ve sömürge ekonomisini sağlam bir temel üzerine oturtmak oldu. Fransızlarca hoşnutlukla karşılanan bu ekonomik gelişme, yerel halkın ağır vergiler altında ezilmesi pahasına sağlandığından büyük huzursuzluklara yol açtı.
Doumer, 1902’de Temsilciler Meclisine geri döndü. 1912’de Korsika temsilcisi olarak Senatoya girdi. 1903’te L’ındochine française (Fransız Çinhindi), 1906’da da Le Livre de mes fils (Oğullarımın Kitabı) yazdı. 1927-1931 arasında Senato ve bütçe komisyonu başkanlığı yaptı. Ocak 1921-Ocak 1922 ve Aralık 1925-Mart 1926 arasındaki Briand hükûmetlerinde maliye bakanı olarak görev aldı.
13 Mayıs 1931’de cumhurbaşkanlığına seçildiğinde geniş destek gördü. Andre Maginot ve Aristide Briand’ın ölümleriyle ortaya çıkan hükûmet bunalımlarının üstesinden gelmeyi başardı.
Suikast
6 Mayıs 1932’de Paul Doumer, Paris’te Hôtel Salomon de Rothschild’de bir kitap fuarının açılışında yazar Claude Farrère ile konuşuyordu. Aniden bir Rus göçmeni olan Paul Gorguloff tarafından birkaç el ateş edildi. Kurşunlardan ikisi Doumer’ı kafatasının dibinden ve sağ koltuk altından vurdu ve Doumer yere düştü. Claude Farrère, polis gelmeden önce suikastçıyla boğuştu. Doumer, 7 Mayıs günü saat 04:37’de öldüğü Paris’teki hastaneye kaldırıldı. Kurşun yarası nedeniyle ölen tek Fransız cumhurbaşkanıdır.
- 1868 – Robert A. Millikan, Amerikalı fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (ö. 1953)
- 1869 – Emilio Aguinaldo, Filipinler bağımsızlık mücadelesi önderi (ö. 1964)
- 1872 – Salvador Toscano, Meksikalı film yapımcısı, yönetmeni ve dağıtımcısı (ö. 1947)
- 1875 – Anton Hanak, Avusturyalı heykeltıraş (ö. 1934)
- 1880 – Kuniaki Koiso, Japon asker ve siyasetçi (ö. 1950)
- 1886 – Kálmán Darányi, Macaristan başbakanı (ö. 1939)
Soylu Kálmán Darányi de Pusztaszentgyörgy et Tetétlen |
|
---|---|
![]() |
|
Macaristan Krallığı Başbakanı | |
Görev süresi 6 Ekim 1936 – 14 Mayıs 1938 (1 yıl, 220 gün) |
|
Hükümdar | Miklós Horthy (Naip olarak) |
Yerine geldiği | Gyula Gömbös |
Yerine gelen | Béla Imrédy |
Macaristan Ulusal Meclisi Başkanı | |
Görev süresi 5 Aralık 1938 – 1 Kasım 1939 (331 gün) |
|
Hükümdar | Miklós Horthy (Naip olarak) |
Yerine geldiği | Gyula Kornis |
Yerine gelen | András Tasnádi Nagy |
Macaristan Ulusal Meclisi Üyesi | |
Görev süresi 31 Ocak 1927 – 1 Kasım 1939 (12 yıl, 274 gün) |
|
Kişisel bilgiler | |
Doğum | 22 Mart 1886 Budapeşte, Macaristan Krallığı |
Ölüm | 01 Kasım 1939 (53 yaşında) Budapeşte, Macaristan |
Evlilik(ler) | Márta Szemere |
Kálmán Darányi de Pusztaszentgyörgy et Tetétlen (22 Mart 1886 Budapeşte – 1 Kasım 1939 Budapeşte) Macar siyasetçi. 1936 ila 1938 yılları arasında Macaristan başbakanı olarak görev yapmıştır.[1] Ayrıca 5 Aralık 1938’den 12 haziran 1939’a ve 15 Haziran 1939’dan 1 Kasım 1939’a kadar Macaristan Ulusal Meclisi başkanlığı da yapmıştır.[1] Darányi Macar siyasetinde radikal sağ ile ilişkilendirilir. Macar faşistlerine karşı sempatik olmadığından yurt içinde gittikçe artan otoriter bir siyaset izlemiş ancak yurt dışında Almanya ve İtalya’nın faşist güçleriyle ittifak yoluna gitmiştir.
Gençliği
Babası Béla Darányi ve annesi Antónia Nagy’dir. Amcası Ignác Darányi Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde tarım bakanı olarak görev yapmıştır. Darányi devlet memurluğuna 1909 yılında Pest-Pilis-Solt-Kiskun ilinde başlamıştır. 1918–1919 devrimlerinden sonra Győr ili, Komárom ili ve Győr’de önce, müdür sonra ispán olarak görev yaptı. Darányi Macaristan Diet’ine 1927’de girdi. Gyula Gömbös tarafından 1935’te terım bakanı olarak atandı. Siyasi etkinliklerinin yanı sıra zirai sınıf hareketinde yönetici rolü aldı. Ayrıca Kalvinist Kilisesi’nde de görev almıştır.
Macaristan başbakanı
Rahatsızlanan Gyula Gömbös’ün yerine vekâlet etti. Başbakanın ölümünden sonra Naip Miklós Horthy tarafından Gömbös’ün selefi olarak 12 Ekim 1936’da başbakanlığa atandı.[1] Darányi anayasal düzenin korunması programı ile István Bethlen’in kurduğu temele geri dönmek istiyordu ancak Gömbös’ün siyasi görüşlerinden de keskin bir dönüş yapmak istemiyordu. Gizli oylama sözünü vermeye devam etti ancak ilk olarak hükûmetin yetkileri ile Üst Meclisin rolünü artırmak istiyordu.
Başbakanlığının başında kendini aşırı sağ ve aşırı sol görüşlerden eşit ölçüde uzak tuttu. Nisan 1937’de Macar Nasyonal Sosyalist Partisi ile Demir Haç Partisi’nin öncülü olan Ulusal İrade Partisi’ni yasakladı. Partinin lideri Ferenc Szálasi tutuklandı ve üç yıl hapse mahkûm edildi. Ancak 15 Mart 1937’de kurulan ve köylü sivil demokrasi kurmak isteyen Mart Cephesi’de aynı zamanda nüfuz elde edemedi.
Darányi ve dışişleri bakanı Kálmán Kánya, Almanya’nın artan baskıları sonucu Birleşik Krallık ve Fransa ile olan ilişkileri güçlendirmek için girişimde bulundu. Ancak Batı güçleri bu girişimlerle pek ilgilenmediler. Macar dış politikası aynı sırada zorlukla da olsa İtalya ile dostluk ilişkisini geliştirmeye çalıştı. İtalya, Yugoslavya, Macaristan ve Polonya arasındaki işbirliği düşüncesi Roma’da yeniden gündeme getirildi.
Başbakanlığı sırasında hükûmet yetkileri tekrar genişletildi. Artık Naip kanunları bir yıldan başlamak üzere erteleyebiliyor ve Meclis de hesap soramıyordu. Ayrıca Üst Mecliste artık kanun tasarılarını tartışılması için iki kere alt meclise gönderebiliyordu.
Gyula Gömbös tarafından 1938’de önerilen genel seçim yasasını kabul etti. Ancak önceki öneriye göre iki konuda değişiklik yapıldı. Açık oylamayı kaldırırken seçme hakkında kısıtlama getirdi. Yeni kanun 250.000 ila 300.000 arasında seçmenin oy verme hakkını elinden alıyordu. Erkekler bölgesel seçimlerde 26 genel seçimlerde de 30 yaşından sonra oy kullanabilecekti. Kadınlar ise ancak 30 yaşından sonra oy kullanabilecekti. Tarım çalışanları için mecburi yaşlılık sigortasını getirdi. Devlet memurları haftada en az 44 saat, sanayi işçileri de en az 48 saat çalışmak zorundaydı.
Macaristan’ın askerî gücü çok kötü durumdaydı. Bu nedenle Darányi Béla Imrédy tarafından hazırlanan Győr Programını yayımladı. Programın amacı ordunun ekipmanları ve modernizasyonuydu. Hükûmet program için bir milyar pengő öngörmüştü. Beş yıl içinde kullanılması gereken bu miktar iki yıl içinde tüketildi. Bütçenin %60’ı ordunun geliştirmesine harcanırken %40’ı da altyapı için kullanıldı. Bu programın ekonomiyi canlandırıcı etkisi önemli olmuştur.
Nazi Almanyası tarafından Avusturya’nın ilhakından sonra politikasında değişiklik olmuştur. 1938 Mart’ında Nazi Almanyası ile komşu olan Macaristan’da aynı zamanda güçlü bir Nazi propagandası da başlamıştır. Darányi bu tehditler karşısında sağa doğru yönelmeyi tercih etmiştir. Hükûmetine Alman yanlısı siyasetçileri atamış ve düzenli olarak Alman bağlantılarla ilişkilerin öneminden söz etmeye başlamıştır. Darányi aşırı sağcı kuvvetleri paylaşma amacıyla Kálmán Hubay ile gizli pazarlıklar yapmaya başlamıştır. Aşırı sağcı siyasetçilerin kanunlara uyması durumunda Demir Haç Partisinin meclise girebileceği konusunda anlaşmıştır. Muhafazakârlar bu karara güvenmediler. Horthy’de memnuniyetsizliğini ifade edince 11 Mayıs 1938’de Darányi istifa etti ve yerine Béla Imrédy geçti.
Sonraki yaşamı
İlk Yahudi karşıtı yasanın hazırlanması onun dönemiyle ilişkilendirilir. Bu yasa onun döneminde meclise getirilmiş ama ancak Imrédy’nin döneminde yasalaşmıştır.
5 Kasım 1938’den ölümüne kadar Ulusal Meclis başkanı olarak görev yapmıştır.
- 1887 – Chico Marx, Amerikalı komedyen ve sinema oyuncusu (ö. 1961)
- 1892 – Johannes Frießner, Alman Generaloberst (ö. 1971)
- 1893 – Abbas Mirza Şerifzade, Azeri oyuncu ve yönetmen (ö. 1938)
- 1896 – Joseph Schildkraut, Avusturyalı-Amerikalı bir aktör (ö. 1964)
- 1905 – Grigori Kozintsev, Sovyet sinema yönetmeni (ö. 1973)
- 1906 – Nurullah Berk, Türk ressam (ö. 1982)
- 1907 – James Maurice Gavin, Amerikalı asker (ö. 1990)
- 1908 – Elisabeth Dored, Norveçli yazar (ö. 1972)
- 1909 – Nathan Rosen, İsrailli fizikçi (ö. 1995)
- 1911 – Munis Faik Ozansoy, Türk bürokrat, şair ve yazar (ö. 1975)
- 1912 – Karl Malden, Amerikalı oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Akademi Ödülü sahibi (ö. 2009)
- 1913 – Sabiha Gökçen, Türk pilot (ö. 2001)
Sabiha Gökçen
|
|
---|---|
![]() |
|
Doğum | 22 Mart 1913 Bursa, Osmanlı İmparatorluğu |
Ölüm | 22 Mart 2001 (88 yaşında) Ankara, Türkiye |
Defin yeri | Cebeci Askerî Şehitliği, Ankara |
Eğitim | Üsküdar Amerikan Lisesi |
Meslek | Pilot ve yazar |
Evlilik |
Kemal Esiner
(e. 1940; ö. 1943) |
Çocuk(lar) | S. Eriş Ülger |
Ödüller | FAI Altın Hava Madalyası |





Sabiha Gökçen (22 Mart 1913, Bursa – 22 Mart 2001, Ankara), Türk pilot. Türkiye’nin ilk kadın pilotlarından biri olan Sabiha Gökçen, dünyadaki ilk kadın savaş pilotudur.[1][2][3] Mustafa Kemal Atatürk’ün sekiz manevi evladından birisi idi. Uçuş kariyeri boyunca 8.000 saat civarı uçuş gerçekleştirdi ve otuz iki farklı askerî operasyona katıldı.[1] Adı, İstanbul’un ikinci havalimanı olan Sabiha Gökçen Havalimanı’na verilmiştir.
Çocukluğu
Bursa Vilayet Başkâtibi olan Hafız Mustafa İzzet Bey ile Hayriye Hanım’ın kızları olan Sabiha, 22 Mart 1913’te Bursa’da dünyaya geldi. Edirne Defterdarı olan babası Hafız İzzet Bey, Jön Türk olduğu gerekçesiyle Bursa’ya sürülmüştü.[4] Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden ve ağabeyi Neşet tarafından büyütülen Sabiha, 1925’te henüz on iki yaşındayken Bursa ziyareti sırasında evlerinin yakınındaki Hünkar Köşkü’nde konaklayan dönemin Cumhurbaşkanı Atatürk’e ulaşmayı ve okumak istediğini iletmeyi başarmıştı.
Atatürk, ağabeyinden izin alarak zor şartlar altında yaşayan[3] Sabiha’yı evlat edindi ve Ankara’ya götürdü.
Sabiha; Çankaya İlkokulu, bugün ismi Robert Lisesi olan Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve Üsküdar Amerikan Lisesinde eğitim gördü. Rahatsızlığı nedeniyle öğrenimini yarıda kesip Heybeliada ve Viyana’da tedavi gördü.
Bir süre Fransızcasını ilerletmek amacıyla Paris’te bulundu.
1934’te Soyadı Kanunu’nun çıkmasından sonra Mustafa Kemal, Sabiha’ya “Gökçen” soyadını verdi.
Havacılık kariyeri
Sabiha Gökçen, 1935’te Türkkuşu’nun açılış töreninde yapılan planör gösterilerinden etkilenerek havacılığa ilgi duydu. Atatürk’ün de destek vermesi ile 1935’te Türk Hava Kurumunun Türk Kuşu Sivil Havacılık Okuluna girdi, Ankara’da yüksek planörcülük brövelerini aldı.
Gökçen, yedi erkek öğrenciyle birlikte Kırım’a gönderilerek altı aylık yüksek planörcülük eğitimini Koktebel Yüksek Planör Okulunda tamamladı. Moskova’ya motorlu uçak okuluna gitmeyi planlıyordu. Ancak manevi kız kardeşi Zehra’nın ölüm haberini alınca bu düşünceden vazgeçerek ülkesine döndü.
Bir süre dünyaya küsen Sabiha, Atatürk’ün ısrarları ile yeniden çalışmalara başladı. Eskişehir Havacılık Okulunda Savmi Uçan ve Muhittin Bey’den özel uçuş eğitimi aldı. 25 Şubat 1936’da ilk defa motorlu uçak ile uçmaya başladı.
Gökçen’in, uçuş eğitimde gösterdiği başarılardan dolayı, Atatürk kendisine şunları söyledi: “Beni çok mutlu ettin… Şimdi artık senin için planladığım şeyi açıklayabilirim… Belki de dünyada ilk askerî kadın pilot olacaksın… Bir Türk kızının dünyadaki ilk askerî kadın pilot olması ne iftihar edici bir olaydır, tahmin edersin değil mi? Şimdi derhâl harekete geçerek seni Eskişehir’deki Tayyare Mektebine göndereceğim. Orada özel bir eğitim göreceksin.”
O yıllarda kızlar askerî okullara alınmadığı için özel bir üniforma giydirilerek Eskişehir Uçuş Okulunda, 1936-1937 döneminde on bir ay boyunca özel eğitim aldı. Bu eğitim sırasında kendisine ilkokul öğretmeni Nüveyre Uyguç eşlik etti. Gökçen, brövesini aldıktan sonra Eskişehir’deki 1. Hava Alayı’nda altı ay görev yaptı, bu sırada Trakya ve Ege manevralarına katıldı.
Dersim Harekâtı
1937 yılında Tunceli’de çıkan ayaklanmayı bastırmak için başlatılan Dersim Harekâtı’nın hava saldırısı safhasında yer aldı.[5] Bu harekâtta gösterdiği üstün başarı sebebi ile, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın da katıldığı bir törenle kendisine “Türk Hava Kurumu Murassa (İftihar) Madalyası” verildi. 30 Ağustos 1937’de askerî uçuş brövesi aldı.
Hatay’ın Türkiye’ye katılması
1937’de Fransa’nın, Hatay’ı Suriye’ye devretmeye hazırlandığı yolundaki haberler, Ankara’da sert tepkiyle karşılandı. Atatürk’ün emriyle üniformasını giyen Sabiha Gökçen, Fransız elçisinin önünde havaya üç el ateş etti ve “Hatay’ın vatana katılması için gerekirse silahlanırız.” dedi. Olay sonunda yine Atatürk’ün emriyle tutuklanan ve mahkemeye çıkan ve yasa gereği bir gün hapis yatan Sabiha Gökçen’in çıkışı sayesinde Atatürk’ün planı tutmuş ve Fransızlara gözdağı verilmiş, kararlılık gösterilmiştir.
Balkan Turu
1938’de uçağıyla beş gün süren bir “Balkan Turu” yaptı. Ankara’da bulunan Balkan Paktı heyeti üyelerinin Sabiha Gökçen ile tanıştıktan sonra kendisine uçakla başkentlerine gelmeyi önermeleri üzerine bu tur fikri doğmuştu. Gökçen, Atatürk’ün arzusu üzerine bu turu yanına bir makinist dahi almadan, tek başına gerçekleştirdi.
Vultee tipi bir uçakla İstanbul’dan havalandıktan sonra Atina’ya, ardından Sofya ve Belgrad’a gitti. Kendisine Yugoslav Genelkurmay Başkanı tarafından “Beyaz Kartal” nişanı verildi. İstek üzerine Bükreş’te bir gösteri uçuşu yaptıktan sonra altıncı gün olan 22 Haziran’da İstanbul’a döndü. Bu Balkan turu, basının büyük ilgisini uyandırmış; her yerde göklerin kızı olarak anılmasına neden olmuştur.
Atatürk’ün ölümünden sonraki dönem
Manevi babası Atatürk öldükten sonra hayatını yeniden düzene sokan Gökçen, kadınların orduda görev yapmasına ilişkin yasa çıkmadığı için ordudan ayrıldı ve Türkkuşu Uçuş Okulu’na başöğretmen tayin edildi. 1955’e kadar bu görevini başarıyla sürdürdü. Türk Hava Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Hayatı boyunca toplam 22 değişik hafif bombardıman ve akrobatik uçakla uçtu.
Gökçen, 1940 yılında Hava Okulu’nda askerî coğrafya ve topoğrafya öğretmeni Üsteğmen Kemal Esiner ile evlendi ve eşine kendi soyadını verdi; ancak üç yıl sonra, 12 Ocak 1943’te eşini kaybetti.
1953 ve 1959’da davet edildiği ABD’ye Türk toplumu ve Türk kadınını tanıtmak amacıyla giden Gökçen için büyük bir Amerika turu düzenlenmiştir. Son uçuşunu 1996’da 83 yaşında iken Fransız pilot Daniel Acton eşliğinde Falcon 2000 uçağıyla yapmıştır.
1996’da havacılık kariyerinin en büyük ödülünü almıştır. Amerikan Hava Kurmay Koleji’nin mezuniyet töreni için düzenlenen “Kartallar Toplantısı”nın onur konuğu olarak katıldığı Maxwell Hava Üssü’ndeki törende “dünya tarihine adını yazdıran 20 havacıdan biri” seçildi. Bu ödüle layık görülen ilk ve tek kadın havacı oldu.
Ölümünden 2 yıl önce Hukukun Egemenliği Derneği tarafından onuruna verilen törende kendisine, adına bestelenen, klasik rock opera tarzındaki eser dinletildi.
Ölümü
Sabiha Gökçen 22 Mart 2001 tarihinde Gülhane Askerî Tıp Akademisinde 88 yaşında kalp yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetti.
Ödül ve madalyaları
- Türk Hava Kurumunun bir numaralı Övünç (Murassa) Madalyası ve beratı,
- Yugoslav ordusunun en büyük nişanı olan Beyaz Kartal Nişanı ve ordu brövesi,
- Romanya Ordusu Havacılık Brövesi,
- Trakya ve Ege manevralarından dolayı verilen hatıra madalyalar,
- Türk kadınının seçme ve seçilme hakkı kazanmasının 50. yılında TBMM’deki törende verilen mesleklerinde öncü kadınlar plaketi,
- Selçuk Üniversitesinin fahri doktorluk payesi,
- THK tarafından 1989’da verilen altın madalya,
- 1991’de Uluslararası Havacılık Federasyonunun havacılığın bütün dallarında üstün başarı gösteren havacılara verdiği FAI altın madalyası,
- 1996’da ABD’nin Maxwell Hava Üssü’ndeki törende “dünya tarihine adını yazdıran yirmi havacıdan biri” ünvanı,
- Ordu, çeşitli dernek ve kuruluşların verdiği yirmi sekiz adet plaket.
Ermeni asıllı olduğu iddiaları
Sabiha Gökçen’in ölümünden sonra Ermeni asıllı olduğu iddiaları ortaya atıldı. 2004 yılında Antep asıllı Ermenistan vatandaşı Hripsime Gazalyan, Gökçen’in kendisinin teyzesi olduğunu ve asıl adının “Hatun Sebilciyan” olduğunu iddia etti. Gazalyan’a göre Hatun, kız kardeşi Diruhi ile birlikte Şanlıurfa’nın Saylakkaya (Cibin) köyündeki yetimhaneye verilmiş, 5-6 yaşlarında iken Atatürk tarafından evlat edinilmişti. Ek olarak aynı yıl Agos gazetesinde yayımlanan “Sabiha-Hatun’un Sırrı” başlıklı yazıda Gökçen’in yeğeni olduğu belirtilen Gaziantepli Hripsime Sebilciyan ile yapılan röportajda Gökçen’in Ermeni asıllı olduğu öne sürülmüştür. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ermeni Kırımı’ndan hemen sonra Gökçen’i yetimhaneden evlat ettiğinden bahsedilmiştir. Türk-Ermeni dil bilimci Pars Tuğlacı; Sebilciyan’ın iddialarının yanlış olduğunu, Gökçen’in Ermeni geçmişini Ankara’da iken Beyrut’tan iletişime geçen aile üyeleri sayesinde keşfettiğini belirtmiştir. Gökçen’in Ermeni akrabalarını Beyrut’ta ziyaret ettiği ve burada Sarkis, Boğos, Haçik ve Hovhannes adında dört erkek kardeşi olduğu da iddia edilmiştir.
Türk Hava Kurumundan yapılan yazılı bir açıklamada da bu iddiaların Sabiha Gökçen hayatta iken yapılmayışı ve kendisine cevap hakkı tanınmayışı eleştirildi ve bu durumun kasıtlı olduğu ileri sürüldü.
Atatürk’ün diğer manevi kızı Ülkü Adatepe, ilk evliliğini Sabiha Gökçen’in amcasının oğlu olan Üsteğmen Fethi Doğançay ile yapmıştı. Ülkü Adatepe, son eşi Öke Adatepe ve Gökçen’i yakından tanıyan gazeteci yazar Orhan Karaveli ile birlikte, Gökçen hakkındaki Ermenilik iddiaları üzerine bir basın toplantısı düzenledi. Bu toplantıda Sabiha Gökçen için kendileri tarafından hazırlanan soyağacı basın mensuplarına dağıtılarak iddialar yalanlandı.
Eski maliye bakanlarından Vural Arıkan’ın eşi Nevin Arıkan, babasının Sabiha Gökçen ile kardeş torunları olduğunu belirterek Sabiha Gökçen’in Ermeni değil Boşnak asıllı olduğunu ifade etmiştir. Sabiha Gökçen’in manevi kızı Sabiha Özogan da Sabiha Gökçen’in annesi Hayriye Hanım’ın Saraybosna doğumlu olduğuna işaret ederek Boşnak köken iddiasını desteklemiştir.
- 1913 – Vartan İhmalyan, Ermeni asıllı Türk yazar ve Türkiye Komünist Partisi üyelerinden (ö. 1987)
- 1917 – Ewald Cebula, Polonyalı eski millî futbolcu (ö. 2004)
- 1918 – Cheddi Jagan, Guyanalı siyasetçi (ö. 1997)
- 1920 – Fanny Waterman, İngiliz piyanist ve eğitimcidir (ö. 2020)
- 1922 – Osman Fahir Seden, Türk yönetmen (ö. 1998)
- 1923 – Marcel Marceau, Fransız pandomim sanatçısı (ö. 2007)
- 1925 – Mustafa Ok, Türk asker ve siyasetçi (ö. 2009)
- 1928 – Ed Macauley, Amerikalı profesyonel basketbol oyuncusu (ö. 2011)
- 1929 – Yayoi Kusama, Japon sanatçı ve yazardır
- 1930 – Stephen Sondheim, Amerikalı besteci, söz yazarı ve En İyi Özgün Şarkı Akademi Ödülü sahibi (ö. 2021)
- 1931 – Burton Richter, Amerikalı fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (ö. 2018)
- 1931 – William Shatner, Emmy ve Altın Küre ödüllü film yapımcısı, yönetmen ve oyuncu
- 1933 – Ebu’l-Hasan Beni Sadr, İran’nın 1. Cumhurbaşkanı
Ebulhasan Benisadr | |
---|---|
![]() |
|
1. İran cumhurbaşkanı | |
Görev süresi 4 Şubat 1980 – 22 Haziran 1981 |
|
Dinî Lider | Ruhullah Humeyni |
Yerine geldiği | Makam oluşturuldu |
Yerine gelen | Muhammed Ali Recai |
İslam Devrimi Konseyi başkanı | |
Görev süresi 7 Şubat 1980 – 20 Temmuz 1980 |
|
Yerine geldiği | Muhammed Behişti |
Yerine gelen | Makam kaldırıldı |
İran Dışişleri Bakanı Vekil |
|
Görev süresi 12 Kasım 1979 – 29 Kasım 1979 |
|
Yerine geldiği | İbrahim Yazdi |
Yerine gelen | Sadegh Ghotbzadeh |
İran Maliye Bakanı | |
Görev süresi 17 Kasım 1979 – 10 Şubat 1980 |
|
Yerine geldiği | Ali Ardalan |
Yerine gelen | Hossein Namazi |
Kişisel bilgiler | |
Doğum | 22 Mart 1933 Hemedan, Pehlevî İranı |
Ölüm | 9 Ekim 2021 (88 yaşında) Paris, Fransa |
Partisi | Bağımsız |
Evlilik(ler) |
Ozra Hosseini (e. 1961)
|
Çocuk(lar) | 3 |
Bitirdiği okul | Tahran Üniversitesi Paris Üniversitesi |
İmzası | ![]() |
Seyyid Ebulhasan Benisadr (Farsça: سیِّدابوالحسن بنیصدر, d. 22 Mart 1933, Hemedan – 9 Ekim 2021, Paris), İranlı siyasetçi, iktisatçı ve İran İslam Devrimi’nden sonra İran’ın ilk cumhurbaşkanı.
Hayatı
Benisadr 22 Mart 1933’te Hemedan’da doğdu. Babası ayetullahtı ve Ruhullah Humeyni’ye yakındı. Benisadr, Tahran Üniversitesi’nde hukuk, teoloji ve sosyoloji okudu. Paris Üniversitesi’nde finans ve ekonomi okudu. Benisadr, 1960’ların başında Şah’a karşı olan öğrenci hareketlerine katılmış ve iki kez hapse atılmış ve 1963’te bir ayaklanma sırasında yaralanmıştır ve sonra Fransa’ya kaçmıştır. Daha sonra Humeyni liderliğindeki İran direniş grubuna katılarak danışmanlarından biri haline geldi. 1972’de Benisadr’ın babası öldü ve Ayetullah Humeyni ile ilk kez tanıştığı Irak’taki cenazeye katıldı. Devrimin başarıya ulaşmasının ardından Beni Sadr Humeyni ile birlikte İran’a döndü. İslami finans üzerine “Tevhidin İktisadı” adında bir kitap yazdı.

İran Devrimi’nden sonra 4 Şubat 1979’da maliye bakan yardımcılığı görevine getirildi ve 27 Şubat 1979 tarihine kadar bu görevde kaldı. Geçici maliye bakanı Ali Erdalan’ın 27 Şubat 1979’da istifasından sonra Başbakan Mehdi Bazergan tarafından maliye bakanı seçildi. 12 Kasım 1979’da geçici hükûmet istifa ederken İslam Devrimi Konseyi önderliğindeki hükûmette İbrahim Yezdi yerine dışişleri bakanı olarak atandı. Beni Sadr, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 78.9 oy alarak 25 Ocak 1980’de cumhurbaşkanlığına seçildi ve 4 Şubat’ta göreve başladı. Humeyni, cumhurbaşkanını görevden alma anayasal yetkisi ile İran’ın En Büyük Lideri olarak kaldı. İran-Irak Savaşı sırasında Humeyni tarafından 10 Haziran 1981’de başkanlık komutanlığına atandı. Humeyni ve din adamları ile ihtilafa düştü. Muhammed Beheşti’ye karşı gelmekle suçlanarak cumhurbaşkanlığı sarayı Devrim Muhafızları tarafından kuşatılmış, yakınları gözaltına alınmış ve bu olaydan sonra İran’ı terk ederek Fransa’ya gitmiştir.
Beni Sadr, 9 Ekim 2021 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te tedavi gördüğü hastanede 88 yaşında öldü.
- 1937 – Angelo Badalamenti, Amerikalı bir bestecidir (ö. 2022)
- 1937 – Jon Hassell, Amerikalı trompetçi ve etnomüzikologdur (ö. 2021)
- 1939 – Jorge Ben, Brezilyalı bir popüler müzisyen
- 1940 – Haing S. Ngor, Kamboçyalı Amerikalı jinekolog, oyuncu ve yazar (ö. 1996)
- 1941 – Bruno Ganz, İsviçreli sinema oyuncusu (ö. 2019)
- 1941 – Cassam Uteem, Mauritiuslu siyasetçi
- 1942 – Leo Dan, Arjantinli aktör, besteci ve şarkıcı (ö. 2025)
- 1943 – George Benson, Amerikalı gitarist, şarkıcı ve söz yazarı
- 1945 – Eric R. Roth, Amerikalı senarist
- 1947 – Érik Orsenna, Fransız politikacı ve roman yazarı
- 1947 – James B. Patterson, Amerikalı psikolog
- 1948 – Wolf Blitzer, bir Amerikalı gazeteci, haber sunucusu ve bir yazar
- 1948 – Andrew Lloyd Webber, İngiliz müzisyen
- 1949 – Fanny Ardant, Fransız oyuncu
- 1949 – John Toshack, Galli futbol adamı
- 1950 – Hugo Egon Balder, Alman komedyen, oyuncu ve sunucu
- 1950 – Goran Bregović, Bosnalı Sırp-Hırvat besteci, gitarist ve şarkıcı
- 1955 – Lena Olin, İsveçli oyuncu
- 1955 – Valdis Zatlers, Letonyalı siyasetçi ve doktor
- 1956 – Maria Teresa, Büyük Dük Henri’nin eşi
- 1959 – Carlton Cuse, Meksikalı yapımcı ve senarist
- 1963 – Martín Vizcarra, Perulu bir mühendis ve politikacı
- 1966 – Artis Pabriks, Leton siyasetçi
- 1966 – António Pinto, Portekizli sporcu
- 1967 – Hiroaki Nagashima, Japon futbolcu
- 1968 – Euronymous (Øystein Aarseth), Norveçli gitarist ve Mayhem’in kurucularından (ö. 1993)
- 1968 – Mübariz Mansimov, Azeri asıllı Türk iş insanı
Mübariz Mansimov
|
|
---|---|
Mübariz Mənsimov | |
Doğum | 22 Mart 1968 Bakü, SSCB |
Milliyet | Azerbaycanlı |
Vatandaşlık | ![]() ![]() ![]() |
Tanınma nedeni | İş insanı |
Memleket | ![]() |
Din | İslam |
Evlilik | Tamara Mansimova |
Çocuk(lar) | 3 |
Ebeveyn(ler) | Gurban Mansimov (babası) Zümrüd Mansimov (annesi) |
Mübariz Mansimov Gurbanoğlu (Azerice: Mübariz Mənsimov; d. 22 Mart 1968, Bakü), Azeri iş insanı.
Türk vatandaşı olduktan sonra soyadını “Gurbanoğlu” olarak değiştirmiştir.
Palmali Holding’in sahibi olan Mübariz Mansimov, 6’sı kız, 3’ü erkek, 9 çocuklu işçi sınıfı bir ailenin evladı olarak, 22 Mart 1968’de Bakü şehrinde doğdu. Bakü’de Deniz Harp Okulu’ndan mezun oldu. Aynı zamanda eski bir denizciydi ve halen İstanbul’daki ofisinde sergilenen 400’den fazla parçadan oluşan bazı antika silahlara sahiptir. Öğrenimini burada tamamladıktan sonra yüksek öğrenim de gördü. Sonra Sovyet ordusunda görev yaptı. Askerlik hayatından sonra 1.5 yıl gemilerde aşçı olarak çalıştı. Daha sonra 3 arkadaşıyla birlikte 150 tonluk bir balıkçı teknesi kiraladı. Rusya’dan bir gemi aldı ve İstanbul’a getirdi. Böylece bu alanda ilk adımlarını atmış oldu.
İş yaşantısında yükselerek, 1998 yılında, şu anda dünyanın en büyük 5 nakliye şirketinden biri olan ve yıllık cirosu 3 milyar dolar olan “Palmali” Şirketler Grubu’nun sahibi olan Mübariz Mansimov, Türkiye vatandaşı oldu. Şirket, yalnızca denizcilik sektöründe 28.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Grubun faaliyet alanındaki diğer şirketler de dikkate alındığında çalışan sayısı 45 bini geçmektedir. “Palmali”, 129 gemisiyle Rus petrolünün yüzde 75’ini Akdeniz, Beyaz Deniz ve Karadeniz arasında taşıyor. “Palmaly”nin en büyük müşterisi dünyaca ünlü “BP” şirketidir. Şirketler Grubu’nun filo sayısı kiralık gemilerle 220’yi aşmaktadır.
2005-2006 sezonunda sahibi olduğu Hazar Lenkeran kulübünün teknik direktörlüğüne Rasim Kara’yı getirdi ve Oktay Derelioğlu’nu transfer etti. Oktay, ligi gol kralı olarak tamamladı sezon sonunda takımdan ayrıldı.
Türkiye’de yayın yapan Pal FM ve Palstation106 Radyolarının sahibidir. Aynı zamanda Palhaber.com isimli haber sitesi bulunmaktadır. Türkiye’de daha fazla yatırım yapacağını söyleyen Mansimov, Rusya, Azerbaycan ve Türkiye’de de 400 milyon dolarlık yatırım yapmayı planladığını söyledi. En büyük payı Türkiye’ye vereceğini söyledi.
17 Mart 2020 tarihinde FETÖ üyeliğinden tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Birkaç ay sonra sahibi olduğu Palmalı Holding iflas etti. 5 Mart 2021’de ‘FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçundan 5 yıl hapis cezası aldı ve tahliye edildi.
Hayır kurumu
Mubariz Mansimov, öğrencileri desteklemek ve teşvik etmek için geleneksel olarak Türkiye’de okuyan Azerbaycanlı öğrencilere yılda iki kez burs programı sunmuştur.
Bilgiler
Mübariz Mansimov’un Beşiktaş taraftarı olduğu biliniyor.
- 1969 – Tuna Arman, Türk oyuncu
- 1970 – Anja Kling, Alman oyuncu
- 1972 – Shawn Bradley, Amerikalı emekli basketbolcu
- 1972 – Elvis Stojko, Kanadalı buz patenci
- 1974 – Marcus Camby, eski Amerikalı profesyonel basketbol oyuncusu
- 1974 – Philippe Clement, Belçikalı teknik direktör ve eski millî futbolcudur
- 1976 – Reese Witherspoon, Amerikalı aktris ve En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü sahibi
- 1977 – John Otto, Amerikalı müzisyen
- 1984 – Piotr Trochowski, Polonya asıllı eski Alman futbolcu
- 1985 – Jakob Diemer Fuglsang, Danimarkalı profesyonel yol bisikleti yarışçısı
- 1986 – Jeon Boram, Güney Koreli şarkıcı, aktris ve T-ara grubunun üyesi
- 1987 – Ludovic Lamine Sané, Senegalli millî futbolcu
- 1988 – Tania Raymonde, Amerikalı oyuncu
- 1989 – Jimmy Durmaz, Süryani Türk asıllı İsveçli futbolcu
- 1992 – Walter Tavares, Yeşil Burunlu profesyonel basketbolcu
- 1993 – Christopher Jullien, Fransız futbolcu
- 1997 – İnci Ece Öztürk, Türk bocce oyuncusu
- 2002 – Andrey Yesipenko, Rus satranç büyükustası