Ölümler
- 991 – Bardas Skleros, Bizans generali
- 1118 – I. Boudouin, Birinci Haçlı Seferi liderlerinden (d. 1058)
- 1412 – Ruy Gonzáles de Clavijo, İspanyol asilzadesi
- 1502 – Arthur Tudor, İngiltere Kralı VII. Henry ve Yorklu Elizabeth’in ilk çocuğu (d. 1486)
- 1595 – Pasquale Cicogna, Venedik Cumhuriyeti’nin 88’inci dükası (d. 1509)
- 1657 – III. Ferdinand, Kutsal Roma İmparatoru (d. 1608)
- 1665 – Jan Zamoyski, Leh soylu (d. 1627)
- 1738 – Atike Sultan, III. Ahmed’in kızı (d. 1712)
Atike Sultan (III. Ahmed’in kızı)
Atike Sultan | |
---|---|
Doğum | 29 Mart 1712 Topkapı Sarayı, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu |
Ölüm | 2 Nisan 1738 (26 yaşında) Cağaloğlu Sarayı, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu |
Defin | Turhan Sultan Türbesi, Yeni Cami, Eminönü, İstanbul |
Eş(ler)i | Genç Mehmed Pasha |
Babası | III. Ahmed |
Dini | İslam |
Atike Sultan (29 Mart 1712 – 2 Nisan 1738), Osmanlı prenses, Sultan III. Ahmed’in kızı.
Hayatı
Doğum
Atike Sultan, 29 Mart 1712’de Topkapı Sarayı’nda doğdu.[1] Babası Sultan III. Ahmed idi. Babasının on beşinci çocuğu.
Evlilik
6 Ocak 1724’te babası, Sadrazam’ın oğlu Genç Mehmed Paşa ile Nevşehirli Damat İbrahim Paşa nişanlandırdı. 20 Şubat 1724’te Mehmed Paşa’nın sunduğu nişan hediyeleri, büyük vezir sarayından İmparatorluk Sarayı’na, ve evlilik sözleşmesine taşındı. aynı gün sonuçlandı. On gün sonra 13 Mart’ta Atike’nin çeyiziyle 16 Mart’ta Atike Sultan, Topkapı Sarayı’ndan Divanyolu caddesindeki Cağaloğlu Sarayı’ndaki sarayına nakledildi.
Hayırseverlik
1728-29’da Atike’nin babası Üsküdar’da kendi adına bir çeşme yaptırdı.
Ölüm
Atike Sultan, 2 Nisan 1738 tarihinde yirmi altı yaşında Çağaloğlu Sarayı’nda öldü ve İstanbul Yeni Camii’ne gömüldü.
- 1791 – Honoré Gabriel Riqueti de Mirabeau, Fransız siyasetçi (d. 1749)
- 1861 – Peter Georg Bang, Danimarka Başbakanı (d. 1797)
- 1872 – Samuel Morse, Amerikalı mucit (d. 1791)
- 1873 – Melik Cihan Hanım, İran Şahı Muhammed Şah’ın eşi (d. 1805)
Melik Cihan Hanım | |||||
---|---|---|---|---|---|
![]() |
|||||
Valide Sultan | |||||
Hüküm süresi | 1848 – 1873 | ||||
Doğum | 26 Şubat 1805 Tahran, İran |
||||
Ölüm | 2 Nisan 1873 (68 yaşında) Tahran, İran |
||||
Eş(ler)i | Muhammed Şah | ||||
Çocuk(lar)ı | Nasıreddin Şah İzzet el-Devle |
||||
|
|||||
Hanedan | Kaçar Hanedanı | ||||
Babası | Muhammed Kasım Han Kaçar Kovanlı | ||||
Annesi | Begüm Can Kaçar | ||||
Dini | Şii İslam |
Melik[1] Cihan Hanım (Farsça: مَلِکجَهان خانُم; d. 26 Şubat 1805, Tahran – ö. 2 Nisan 1873, Tahran), İran Şahı Muhammed Şah’ın eşi, Nasıreddin Şah’ın annesi. Genellikle Mehd-i Ulyâ (Farsça: مَهدِ عُلْیا) olarak anılır bilinir.

İran Şahı Feth Ali Şah’ın torunu ve eşi Muhammed Şah’ın kuzeni idi. Kocasının ölümü ile oğlunun tahta geçmesi arasında İran’ın saltanat naibiydi. Valide Sultan olarak oğlunun tahta çıktığı 1848’den ölümüne kadar önemli siyasi nüfuz göstermiştir. Güçlü ve yetenekli bir siyasi kişiliğe sahip olduğu söylenmektedir.
- 1891 – Ahmet Vefik Paşa, Osmanlı Sadrazamı (d. 1823)
Ahmed Vefik Paşa | |
---|---|
![]() |
|
Osmanlı Sadrazamı | |
Görev süresi 1 Aralık 1882 – 3 Aralık 1882 |
|
Hükümdar | II. Abdülhamid |
Yerine geldiği | Mehmed Said Paşa |
Yerine gelen | Mehmed Said Paşa |
Görev süresi 4 Şubat 1878 – 18 Nisan 1878 |
|
Hükümdar | II. Abdülhamid |
Yerine geldiği | İbrahim Edhem Paşa |
Yerine gelen | Mehmed Sadık Paşa |
Meclis-i Mebûsan Başkanı | |
Görev süresi 18 Mart 1877 – 30 Ekim 1877 |
|
Hükümdar | II. Abdülhamid |
Yerine geldiği | Yeni makam |
Yerine gelen | Hasan Fehmi Paşa |
Kişisel bilgiler | |
Doğum | 3 Temmuz 1823 İstanbul, Osmanlı Devleti |
Ölüm | 2 Nisan 1891 (67 yaşında) İstanbul, Osmanlı Devleti |
Defin yeri | Aşiyan Mezarlığı, İstanbul |
Ahmet Vefik Paşa (3 Temmuz 1823 – 2 Nisan 1891), Rum asıllı Türk devlet adamı, diplomat, çevirmen ve oyun yazarı. İlk ilmî Türkçülerden biridir. İki defa Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanı) yaptı; ilk Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda, İstanbul vekili olarak yer aldı ve başkanlığı üstlendi. 4 Şubat 1878–18 Nisan 1878 ve 1 Aralık 1882–3 Aralık 1882 tarihleri arasında iki defa sadrazamlık görevine getirilmiştir.
Lehçe-i Osmânî’nin yazarı olan paşa, devlet adamlığının yanı sıra, 16 dil bilen bir bilim insanıdır. Bursa valiliği sırasında bu kentte bir tiyatro yaptırmakla ün kazanmıştır.
Yaşamı
Kimi kaynaklara göre 3 Temmuz 1823’te İstanbul’da doğdu (ancak doğum tarihi hakkında 1813’ten 1823’e kadar değişik kaynaklar gösterilir.)
Yunan kökenli Hariciye Nezareti memurlarından Ruhittin Efendi’nin oğludur. Dedesi Yahya Naci Efendi, Müslüman Osmanlı memurlara yabancı dil öğretmek için kurulan ve devletin yıkılışına kadar varlığını sürdüren Tercüme Odası’nın ilk Müslüman çevirmenidir. Babası da Fransızca bilirdi ve çevirmenlik yapmış, Tercüme Odası’nda çalışmış bir kişiydi. Türk edebiyatının büyük şairlerinden Abdülhak Hamid Tarhan’ın babası Hayrullah Efendi ile de kardeş çocuğu olan Ahmet Vefik Paşa’nın yetiştiği aile çevresi onu dil öğrenmeye, çevirmenlik yapmaya yöneltmiştir.
1831 yılında İstanbul’da başladığı eğitimini, babasının görevi nedeniyle gittiği Paris’te dönemin gözde okullarından Saint Louis Le Grand Lisesi’nde tamamladı. Babası, Paris’e elçi olarak atanan Mustafa Reşit Paşa’nın tercümanlığını yapmaktaydı. Kendisi de Paris’te bulunduğu süre içinde Fransızcayı ana dili gibi öğrendi. Fransızcanın yanı sıra İtalyanca, Yunanca ve Latince de öğrendi.
Tercüme Odası
1837’de yurda döndüğünde Tercüme Odası’nda memuriyet hayatına başladı. 1840’ta elçilik katibi göreviyle Londra’ya gitti ve İngilizce öğrendi.
İki yıl sonra Sırbistan’da, İzmir’de, Memleketeyn’de (Eflak ve Boğdan) geçici ve özel görevler aldı. Bu arada İstanbul’a döndükçe aşaması yükseltilerek Tercüme Odası’na atandı.
Kısa bir süre pasaport dairesinde müdürlük yaptı. Sonra uyrukluk işlerini çözmek ve sonuçlandırmak için İzmir’e gönderildi. 1845 yılında İzmir’den dönünce görevi yükseltilerek “Tercüme Odası Mümeyyiz’i”, 1847’de “mütercim-i evvel” (baş çevirmen) oldu. 1847’de devletin ilk resmî salnamesinin hazırlanması işi kendisine verildi.
1849’da mütercim-i evvel rütbesinin yanı sıra başmümeyyizlik rütbesini aldı. Aynı yıl Reşit Paşa tarafından kendisine Aydın’da bir çiftlik hediye edilen ünlü Fransız şair Alphonse de Lamartine’in rehberliği ile görevlendirildi, onunla bir buçuk ay geçirdi.
1849 yılında Macaristan mültecileri olayını çözmek için görevlendirildi. Olağanüstü yetkilerle Memleketeyn’de komiser vekili olarak görevlendirilen Ahmet Vefik Paşa, İstanbul’a döndüğünde Memleketeyn ile ilgisini kesmedi ve bu yerler hakkında rahatça bilgi edinebilmek için Rumence öğrenmeye başladı.
Encümen-i Dâniş üyeliği
1851’de pek çok konudaki derin bilgisi nedeniyle, diğer resmî görevlerinin yanı sıra, yeni kurulan Encümen-i Dâniş adlı bilim kuruluna üye seçildi ve bu üyeliğin gerektirdiği çalışmaların içinde yer aldı.
Tahran elçiliği
Vefik Paşa, 1851’de Encümen’i Daniş’de görevlendirilmesinin hemen ardından Tahran’a elçi olarak atandı ve dört yıl bu görevi sürdürdü. Tahran’da elçilik binasını Osmanlı Devleti toprağı olarak ilan edip bayrak çektiren Ahmet Vefik Paşa, elçilik binalarına bayrak asma adetini getiren kişi oldu. Paşa, gittiği yerlerde resmî görevlerinin yanı sıra özel olarak dillerini, kültürlerini, geleneklerini öğrenmek adetinde idi. İran’da Fars dilini ve İran tarihinin kökenlerini öğrendi; bu ülkenin edebiyat, felsefe ve din konuları ile de yakından ilgilendi. Tahran’da doğu dillerini incelemesi ve dillerin tarihsel gelişimine kafa yorması onu Osmanlıcanın Farsça ve Arapçanın etkisinden kurtarılması düşüncesine sevketti. Türkçü bir tutum geliştirdi.
Diğer devlet görevleri
Küçük yaşlardan beri kendisini koruyan Reşit Paşa’nın Abdülmecid’e sadrazam olması ile önemli görevlere getirilen Ahmet Vefik Paşa, “Meclis-i Valay-i Ahkâm-ı Adliye” üyeliği (1855), “Deavi Nazırlığı” (1857), Paris elçiliği (1860) yaptı. Paris büyükelçiliği sırasında III. Napolyon ile aralarında yaşanan gerilim, fıkralara konu oldu.
Paris sefaretinden İstanbul’a döndükten sonra 1862’de Darülfünun’da Hikmet-i Tarih (tarih felsefesi) hocası, aynı sene içinde Bursa’da Evkaf Nâzırı oldu.
Darülfünun hocalığı sırasında “Şecere-i Türkiye” (Türklerin soy kütüğü) adlı eseri Çağatay Türkçesinden İstanbul Türkçesine çevirdi; Türklerin tarihinin Osmanlı tarihi ile başlamadığını savundu. Ayrıca “Lehçe-i Osmânî” (Osmanlı lehçesi) ve Türk lugati hazırlayacak değişik Türk lehçelerinin varlığını gösterdi.
Evkaf Nazırlığı görevi sırasında çeşitli zelzelelerde, özellikle de 1855 depreminde hasar görmüş ve o güne kadar onarım görmemiş Osmanlı yapılarını tamir ettirdi. 29 Mayıs 1862 yılında Padişah Abdülaziz tarafından Divan-ı Muhasebat Reisliği’ne tayin edilen Ahmet Vefik Paşa bugünkü adıyla Sayıştay’ın ilk başkanlığını yapmıştır.
1864 yılında halkın şikayetleri üzerine Bursa’daki görevinden alınarak yıllarca resmî bir görev verilmedi, bu süre içinde Türk tarih ve edebiyatına yeni eserler ve tercümeler kazandırdı.
Mehmet Emin Ali Paşa’nın ölümünden sonra Mahmut Nedim Paşa’nın sadrazam olması ile kendisine yeniden devlet görevleri verildi. 1872’de birinci defa olarak Maarif Nâzırı olarak atandı ama 1873’te görevden alındı. Kısa bir süre Edirne Valiliği yaptı. 1876’da Petersburg Bilim Akademisi’ne üye seçildiği için Petersburg’a gitti. Lehçe-i Osmânî adlı eserini ortaya çıkarmasında, ona Türk lehçelerini inceleme fırsatı veren bu seyahat etkili olmuştur.
Meclis-i Mebusan Başkanlığı
18 Mart 1877’de çalışmalarına başlayan ilk Meclis-i Mebusan’ın İstanbul üyesi olarak seçilen Vefik Paşa, Mebusan’ın başkanlığını yaptı. Divan-ı Muhasebat Reisi oturumlarını diktatörce idare ettiği yolunda eleştirilere uğradı. 30 Ekim 1877’de Meclis-i Âyan üyeliğine atanmıştır.
Sadrazamlığı
1878’de tekrar Maarif Nazırı, daha sonra da sadrazam oldu ve yüzyıllardır kullanılan “sadrazam” sözcüğünü “başvekil” olarak değiştirdi. Bu göreve geldiği sırada İmparatorluk, 93 Harbi’nden yenik çıkmıştı. Rusya ile yapılan ağır anlaşma koşullarını hafifletmek için çalıştı ve donanmanın teslimini önledi. Abdülhamid’i hal edeceği yönündeki bir jurnal nedeniyle 18 Nisan 1878’de görevinden azledildi.
Bursa valiliği
1879-1882 yılları arasında Bursa valisi olarak görev yaptı. Valiliği sırasında Bursa yolları ve caddelerini Paris belediye başkanı George Euègene Haaussmann’dan esinlenerek yaptırdı. Bursa’da zarar görmüş pek çok önemli anıtın onarımı şehre getirttiği Fransız mimar Leon Parvillee tarafından gerçekleştirildi. Ayrıca şehre Hükümet Konağı, Memleket Hastanesi, Belediye Binası, Tiyatro binası yaptırdı.
Yaptırdığı tiyatro binasında çevirdiği Molière eserlerinin sahneye konulmasını sağladı; İstanbul’da yıktırılan Gedikpaşa Tiyatrosu’nun oyuncularını himayesine alarak Bursa’ya getirtti; sahnelenecek oyunların dekorundan provalarına kadar her şeyiyle ilgilendi.[4] Ahmet Vefik Paşa’nın kurduğu bu tiyatro, İstanbul dışında Anadolu’da kurulan ilk tiyatro idi. Onun izinden giderek Adana valisi Ziya Paşa da 1880 yılında Adana’da bir tiyatro yaptırdı.
Paşa, ayrıca valiliği sırasında “Müntehabât-ı Durub-ı Emsal” (Atalar Sözlüğü) adlı yapıtının içeriğini 5000 maddeye çıkarıp Hüdevandigar Matbaası’nda yeniden bastırdı (1881).
Son yılları

1882’de Bursa valiliği görevinden alınan paşa, Mehmet Sait Paşa’dan boşalan başvekillik makamına tekrar başvekil atandı ama üç gün sonra görevden alındı ve bir daha kendisine resmî bir görev verilmedi. Padişah II. Abdülhamid’in onu başvekilliğe atayıp üç gün sonra görevden almasının bâzı vekillere gözdağı vermek için olduğu öne sürülür.
Ahmet Vefik Paşa, bu olaydan sonra ölümüne kadar Rumelihisarı’ndaki evinde ilmi ve edebi çalışmalar yaptı. Oluşturduğu kütüphane, “İstanbul’un en zengin kütüphanesi” olarak tanındı. (2 Nisan 1891’de (bâzı kaynaklara göre 1890’da) İstanbul’da Rumelihisarı’ndaki köşkünde hayatını kaybetti; Rumelihisarı’nda Kayalar Mezarlığı’na defnedildi.
Kütüphanesi
Ahmet Vefik Paşa’nın ünlü kütüphanesi, ölümünden sonra kısım kısım satılmış, satış 1902’ye kadar sürmüştür. 1902’de kütüphane binası ve kalan kitaplar Rıza Paşa adında biri tarafından satın alındı. Rıza Paşa Koleksiyonu daha sonra Maarif Nezareti tarafından satın alınmış ve Darülfünun’a verilmiştir. Kütüphane binası ise 1927 yılında satıldı.
Eserleri
- Müntehabât-ı Durub-ı Emsal (Atasözleri) (1862): Türkçe atasözlerini toplayan eseri.
- Hikmet-i Tarih (1865) (Tarih Felsefesi): Batı kaynaklarından ve İbn Haldȗn’dan gelen akılcı bir tarih görüşünü yansıtmaktadır.
- Fezleke-i Tarih-i Osmânî (1869) (Kısa Osmanlı Tarihi)
- Secere-i Türkî(1867) :Doğu Türkçesinden çevrilmiştir.
- Lehçe-i Osmanî :İlk Türkçe sözlüklerden birisidir.
- Çevirileri ve Moliere Uyarlamaları: Vefik Paşa, Moliere’in 17 eserini uyarladı, Victor Hugo ve Voltaire’in eserlerini tercüme etti.
- 1891 – Albert Pike, Amerikalı şair, general ve 33. Derece Büyük Mason Üstadı (d. 1809)
- 1896 – Theodore Robinson, Amerikalı ressam (d. 1852)
- 1914 – Paul Heyse, Alman yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1830)
- 1923 – Topal Osman, Türk asker (d. 1883)
Topal Osman | |
---|---|
![]() Milis Yarbay Topal Osman
|
|
Lakabı | Topal Osman |
Doğum | 1883 Giresun, Osmanlı İmparatorluğu |
Ölüm | 2 Nisan 1923 (40 yaşında) Ankara, Türkiye |
Bağlılığı | ![]() |
Hizmet yılları | 1912-1923 |
Rütbesi | Milis Yarbay |
Birimi | Merkez Ordusu 42. Gönüllü Alayı 47. Gönüllü Alayı |
Çatışma/savaşları | Balkan Savaşları Pontus Ayaklanması Koçgiri İsyanı |
Topal Osman veya Hacı Topal Osman Ağa (d. 1883, Giresun – ö. 2 Nisan 1923, Ankara), Kurtuluş Savaşı’nda Doğu Karadeniz’de faaliyet gösteren mahallî milis güçlerinin reisi ve muhafız taburu komutanı.
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Giresunlulardan oluşan muhafız kıtasının komutanıdır. Kurtuluş Savaşı’nda yararlıklar göstermiş, 1923’te Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey cinayetinin azmettiricisi olduğuna karar verilince hakkında tutuklama emri verildi. Çıkan çatışmalarda yaralı olarak ele geçirilmiş ancak İsmail Hakkı Tekçe tarafından başı gövdesinden ayrılmak suretiyle öldürülmüştür.
Hayatı
1883 yılında Giresun’da dünyaya geldi. Çepniler’dendir. Babası fındık tüccarı Feridûnzâde Hacı Mehmet Efendi’dir. Gençliğinde aile işlerine yardımcı oldu, bir kereste fabrikasına ortak oldu; evlendi ve iki oğlu oldu. Babası askerlik bedelini ödemesine rağmen gönüllü birlik oluşturarak savaşa katıldı. Savaşta göstermiş olduğu başarılarından dolayı yarbaylık rütbesine kadar yükseldi.

Balkan Harbi’nde Osmanlı Ordusu’na gönüllü olarak katıldı. Çatalca cephesinde savaştı. Bu savaş sırasında sağ diz kapağından yaralandı, topal kaldı ve böylece Topal lakabını edindi.
Eşkıyalık faaliyetleri
Giresun Reji Müdürü Nakiyüddün Efendi, 15 Ocak 1922’de Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı mektupta Balkan Savaşları’nda bir ayağını din ve millet uğruna feda ettiğini ileri süren Osman’ın I. Dünya Savaşı sırasında Ayvasıl köyü ihtiyar heyetinden elde ettiği sahte mazbatayla askerlikten atılmış Yüzbaşı Niyazi Efendi ile birlikte ordudan aldığı buğdayları Panço adındaki bir Rum ile birlikte 100 bin liralık sahte bir mazbata ile Giresun Nokta Kumandanlığı’na satarak halk ve devleti dolandırdığını, Rum ve Müslümanlar’ın arazilerini gasp ederek kendi ve akrabaları arasında pay ettiğini, belediye reisi iken Müdafâ-î Hukuk Riyaseti’ni de ele geçirerek kendi menfaatlerini korumak için millî mücadeleye katıldığını, Koçgiri‘den ganimet olarak 60 bin lira değerindeki sığır ve koyunu gasp ederek Giresun’a getirdiğini, başkasının kente kasaplık hayvan sokmasını da engelleyerek fahiş fiyattan para kazandığını, kardeşiyle birlikte hükûmetin kentte banka kurmasını engellediğini, 30 bin liraya mal olan bir kereste fabrikasını 1500 altına aldığı gibi çeşitli kötülüklerini anlatmıştır.
Topal Osman, Giresun Belediye Reisi Dizdarzâde Eşref Bey’in sağlık gerekçesiyle görevi iâde etmesi üzerine yasal bir yetkisi olmadan ve kimseye danışmadan kendisini belediye reisi ilan etti. Topal Osman’ın yıldızını parlatan olay, 8 Mayıs 1919’da Giresun iskelesine demirleyen Yunan Kızılhaç gemisi Yanya‘yı Giresunlu Rumlar’ın sevinçle karşılaması ve Yunan uyruklu bir marangoz olan Karaoğlan Panayot‘un Giresun’daki Rum okuluna Yunan bayrağı çekmesinden sonra gelişmiştir. İnzibat subayı Sırrı Bey, bayrağı sözlü uyarıyla indirtmeyi başaramayınca Topal Osman çağrılmış, bayrağı o indirmiş, marangozu da öldürmüştür. Bu olay sayesinde Osman, yerel eşraf, hükûmet yetkilileri ve Rumlar’a gözdağı vermeyi başararak bölgede dikkate alınması gereken birisi olduğu izlenimini vermiştir. I. Dünya Savaşı öncesinde Giresun’da etrafında topladığı kanun kaçakları ile Laz Alayları adı da verilen grubu kurarak eşkıyalık yaptı. Tarih sahnesine ilk çıkışı, I. Dünya Savaşı başladıktan sonra Giresun’dan topladığı yaklaşık 100 kişilik çeteyle Trabzon hapishanesinin kapısını açtırması ve 150 mahkûmu çetesine ilave etmesiyle oldu.
Nisan 1916’da Borçka’da Ruslar’a karşı savaşan Türk ordusuna katıldı.
Savaştan sonra memleketine dönüp Giresun ve Samsun havalisinde Pontus çeteleri ile uğraştı ve bu konuda pek çok başarı elde etti. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra kendisini kimseye danışmadan Giresun belediye başkanı ilan etti.
İstanbul’da kurulan Divan-ı Harp mahkemesi, savaşta işlediği suçlar nedeniyle hemen yakalanması ve İstanbul’a getirilmesine karar verdi. Bunun üzerine adamları ile birlikte Şebinkarahisar’da saklandı, civardaki Rum köylerine baskınlar yaptı. Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin Giresun Şubesini kurdu ve ilk başkanı oldu.
19 Mayıs 1919’da Osmanlı Devleti’nin ordu müfettişi olarak Samsun’a gelen Mustafa Kemal Paşa’nın görevlerinden birisi, Topal Osman’ı ve çetesini yakalayıp etkisiz hale getirmekti. Kimi kaynaklara göre Topal Osman, Mustafa Kemal Paşa ile 29 Mayıs 1919’da Havza’da gizlice görüştü. Mustafa Kemal Paşa, onu hareketlerinde serbest bıraktı ve bu gizli buluşmadan sonra Topal Osman Ağa, ondan aldığı emirler doğrultusunda hareket etti.
Hakkındaki tutuklama kararı 8 Temmuz 1919’da Padişah VI. Mehmed Vahdettin tarafından kaldırıldı. Giresun’a dönen Topal Osman Ağa, tekrar Giresun belediye reisliği makamına oturdu. Şubat 1920’de yayımlamaya başladığı Gedikkaya gazetesinde başkalarına yazdırdığı sert makalelerin altına imzasını koyarak millî mücadeleye basın yoluyla destek vermeye çalıştı. Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni Alpaslan ve Jandarma Komutanı Hamdi Bey ile anlaşarak Giresun gençlerinden oluşan gönüllü bir birlik kurdu.
Eylül 1920’de Ermeni Harekatı’nı bastırmak üzere Kâzım Karabekir’in 15’inci Kolordusu emrine gönüllü taburu gönderdi. Tabur, dört ay boyunca Karabekir’in komutasında kaldı.
Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi
Topal Osman, Millî Mücadele’nin önderi olan Mustafa Kemal Paşa’nın daveti üzerine 12 Kasım 1920’de yakın adamları ile birlikte Ankara’ya geldi. Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Çankaya’yı ve Büyük Millet Meclisi adıyla kurulan Türk parlamentosunu korumakla görevlendirildi. Komutanlığını üstlendiği muhafız birliğine meclise silah ve mühimmatlarıyla birlikte girme ve oturumları dinleme ayrıcalığı verildi. Tamamı Giresunlulardan oluşan 10 kişilik birliğin sayısı zamanla 250’ye kadar yükseldi. Bu birliğe Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi adı verilmiştir.
42. ve 47. Giresun Gönüllüleri Alayları
Topal Osman, Ankara’dan aldığı emir üzerine 1921’de muhafız birliğinin komutasını Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan’a bırakarak Giresun’a gitti; gönüllülerden oluşan 42 ve 47. alayları oluşturdu. Gönüllülerden oluşan bu alaylar, Mart 1921’de Koçgiri İsyanı’nın bastırılmasında da görev aldı.
Sakarya Meydan Muharebesi sırasında 47. Alay’ı komuta etti. Savaşta, 2000 kişiden oluşan ve Hüseyin Avni Bey tarafından komuta edilen 42. Alay’ın tamamına yakını hayatını kaybetti; 47. Alay’dan ise 285 kişi sağ kaldı.
Topal Osman Ağa, Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra mevcudu takviye edilen 47. Alay’ın komutanı olarak Büyük Taarruz’a katıldı. Zaferden sonra yarbay rütbesi ve istiklal madalyası ile onurlandırıldı. 21 Aralık 1922’de döndüğü memleketi Giresun’da büyük bir coşku ile karşılandı.
Büyük Taarruz’dan sonra Ankara’da Ayrancı civarında kendisine tahsis edilen Papaz’ın Bağı denilen mevkide yaşamını sürdürdü. Özel Muhafız Alayı’nın komutanı olarak görevine devam etti.
Ali Şükrü Bey cinayeti
Topal Osman, 27 Mart 1923 tarihinde Ankara’da aniden ortadan kaybolan milletvekili Ali Şükrü Bey’in öldürülmesinden sorumlu tutuldu. Yardımcısı Mustafa Kaptan, Ali Şükrü Bey’in yemek bahanesiyle Topal Osman’ın Samanpazarı’ndaki evine götürüldüğünü, burada Topal Osman ve sekiz adamı tarafından kementle boğulduğunu itiraf etti.[13] Ceset, 1 Nisan’da Çankaya sırtlarında Mühye köyü civarında bulunduktan sonra hakkında yakalama emri çıkarıldı. Adamları ile Çankaya Köşkü’ne sığınmak isteyen Topal Osman, bir saldırı geleceği öngörüsüyle köşkten ayrılıp Başbakan Rauf Bey’in dairesine geçmiş olan Mustafa Kemal’i köşkte bulamadı.[10] Topal Osman’ın öfke ile kapıyı kırıp içeri girmesi ve önüne geleni parçalaması olayı tarihe Çankaya Köşkü Baskını olarak geçti. Olayın şahitlerinden biri olan, Latife Hanım’ın kız kardeşi Vecihe İlmen, o gün yaşanılanları şu şekilde anlatmıştı:
“Milli Mücadele’nin lideri tehdit altındaydı. Kısa bir tartışma yaşandı. Önemli olan Mustafa Kemal Paşa’nın yaşamıydı. Ona bir şey olursa zaten hiçbiri hayatta kalamazdı. Dışarıdakilerle pazarlık başladı. Adet olduğu üzere, ’Kadınlar ve çocuklar önden çıksın’ dediler. Plan şuydu: Mustafa Kemal Paşa kılık değiştirerek kadınlar ve çocuklarla birlikte dışarı çıkacaktı. Fakat evin içinde de birilerinin kalması gerekiyordu. Latife muhafızlarla birlikte evde kalmaktan yanaydı. ’Ben onları oyalarım’ diyordu. Mustafa Kemal Paşa önce şiddetle itiraz etti. Ancak Latife’nin inadını bilirdi. Vecihe bir çarşaf buldu getirdi. Mustafa Kemal çarşafı giydi, baldızı Vecihe ve hizmetkár kadınlarla birlikte dışarı çıktı. Latife de bu arada onun kalpağını kafasına takmıştı. Erlerden birine, ’Mutfaktaki portakal sandıklarını getir’ dedi. Sandıkları pencerelerin önüne dizdiler. Evde ışıklar yanıyor ve bahçeden bakıldığında içerdekiler fark ediliyordu. Boyunun kısalığı dışarıdan fark edilmemeliydi. Latife, portakal sandıkları üzerinde bir ileri bir geri yürüyor, dışarıdan gelen habercilerle iletilen mesajları evde Mustafa Kemal varmış gibi alıp cevap veriyordu. Ölüm tehdidi altında çeteyi oyalamayı sürdürüyordu. O sırada Mustafa Kemal, Topal Osman’a karşı yürütülecek harekátı planlıyordu. Sonunda Topal Osman’ın adamları eve kurşun yağdırmaya başladılar. Ardından eve girdiler. Mustafa Kemal’in gittiğini anlayınca çılgına dönüp ne buldularsa parçaladılar. Onların aradığı Mustafa Kemal’di. Ama ellerinden kaçırmışlardı. O sırada Topal Osman çetesi muhafız taburu tarafından sarıldı. Latife’ye zarar vermeye zamanları kalmamıştı.”
Yeni kurulan muhafız birliği tarafından 1 Nisan 1923 gecesi Papazın Bağı’ndaki evinde kıstırılan Topal Osman Ağa ve adamları, bütün gece çatıştı. Topal Osman, yaralı olarak ele geçirildi.
Öldürülmesi
Papazın Bağı’ndaki baskından yaralı olarak ele geçirilmiş ancak İsmail Hakkı Tekçe tarafından başı gövdesinden ayrılmak suretiyle kesilerek öldürülmüştür ve bilahare Çankaya yakınlarına gömülmüştür.
Meclis’te Ali Şükrü Bey’in katilinin yakalanarak Ulus Meydanı’nda idam edilmesi kararı oy birliği ile alınınca başından asılması mümkün olamayınca ceset mezardan çıkarılmış, Meclis’in kapısında, ayağından asılmıştır. Cenazesi, daha sonra kardeşlerinin Atatürk’ten ricası üzerine Giresun’a nakledildi ve Kurban Dede mezarının yanında Giresun Kalesi’ne defnedildi. Naaşı, Atatürk’ün Giresun’u ziyaretinde verdiği emir üzerine 1925 yılında kalenin en yüksek tepesinde yaptırılan anıt mezara nakledilmiştir.
Balkan Harbi’nde Osmanlı ordusuna gönüllü olarak katıldı, Çatalca cephesinde savaştı. Bu savaş sırasında sağ diz kapağından yaralandı, topal kaldı ve “Topal” lakabını böylece edindi.
Gerçekleştirmek istediği hac ziyaretini yapamadan öldüğü için, kendisine bedel, silah arkadaşı Kurdoğlu Hacı Hafız Mustafa hacca gönderilmiş ve böylece ölümünden sonra yakınları tarafından Hacı Osman Ağa olarak da anılmaya başladı.
Hakkında yazılanlar
- Mustafa Kemal’in Muhafız Komutanı Giresunlu Osman Ağa, Sercan Yılmaz, Cinius Yayınları, İstanbul, 2017
- Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman, Ümit Doğan, Ankara 2014, Kripto Yayınları
- Topal Osman, Seyfullah Çiçek, Arı Sanat Yayınevi, 2011, ISBN 9789944742269
- Müdafaa-i Hukuk ve İstiklal Harbi Tarihinde Giresun, Osman Fikret Topallı, Serander Yayınları, 2011, ISBN 9789944374385
- Mangal Yürekli Adam: Topal Osman, Rıza Nur, Örgün Yayınevi, 2010, ISBN 9789757651833
- Millî Mücadele Kahramanı Giresunlu Osman Ağa, Süleyman Beyoğlu, Bengi Kitap Yayın, 2009, ISBN 9789944049146
- Giresunlu Fedailerle Konuştum Onlar da Çılgındı, Erden Menteşeoğlu, 2008
- Topal Osman Ağa, Teoman Alpaslan, Kum Saati Yayıncılık, 2007, ISBN 9789759179410
- Topal Osman Olayı, Cemal Şener, Etik Yayınları, 2005, ISBN 9789758565191
- Topal Osman Olayı, Rıza Nur, İşaret Yayınları, 1993, ISBN 9753500319
- Yakın Tarihimizde Osman Ağa ve Giresunlular, Erden Menteşeoğlu, YeşilGiresun Matbaası, 1997
- Osman Ağa, Erden Menteşeoğlu, YeşilGiresun Matbaası, 1991
- Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, M. Şakir Sarıbayraktaroğlu, Kardeş Matbaası, 1975
- Atatürk’ün Muhafızı Topal Osman, Ömer Sami Coşar, Harman Yayınları, 1971
Hakkındaki filmler
- Topal Osman, 1966
- Atatürk’ün Fedaisi Topal Osman: Cumhuriyete Giden Yol, Yönetmen: Atilla Akarsu, 2013
- 1928 – Theodore Richards, Amerikalı kimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (d. 1868)
- 1948 – Sabahattin Ali, Türk yazar (d. 1907)
- 1953 – Hugo Sperrle, Alman mareşal (d. 1885)
- 1972 – Toshitsugu Takamatsu, Japon dövüş sanatları ustası (d. 1889)
- 1974 – Georges Pompidou, Fransa Cumhurbaşkanı (d. 1911)
- 1987 – Buddy Rich, Amerikalı müzisyen (d. 1917)
- 1992 – Necdet Evliyagil, Türk şair ve milletvekili (d. 1927)
- 1995 – Hannes Alfvén, İsveçli astrofizikçi (d. 1908)
- 2005 – İhsan Topaloğlu, Türk siyasetçi (d. 1915)
- 2005 – Papa II. John Paul, Katolik kilisesinin Polonya kökenli ilk lideri (d. 1920)
- 2007 – Ömer Abuşoğlu, Türk siyasetçi (d. 1951)
- 2008 – Yakup Satar, Türk İstiklal Madalyası sahibi ve İstiklal Savaşı’nı yaşamış son gazi (d. 1898)
Yakup Satar | |
---|---|
![]() İstiklal Gazisi Yakup Satar
|
|
Doğum | 11 Mart 1898 Kırım, Rus İmparatorluğu |
Ölüm | 2 Nisan 2008 (110 yaşında) Eskişehir, Türkiye |
Bağlılığı | ![]() |
Hizmet yılları | 1915–1922 |
Rütbesi | Onbaşı |
Çatışma/savaşları | I. Dünya Savaşı
Türk Kurtuluş Savaşı |
Yakup Satar (11 Mart 1898, Kırım – 2 Nisan 2008, Eskişehir), Türk Kurtuluş Savaşı ve I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi’nde savaşmış, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası sahibi İstiklal Gazisi.
Yakup Satar, Çorumlu Ömer Küyük’ün 12 Ocak 2006’da, Konyalı Veysel Turan’ın da 25 Mart 2007’de vefat etmesinin ardından, hayatta kalan son iki İstiklal Gazisi’nden biriydi. Kırımlı Yakup Satar’ın vefatıyla birlikte, yaşayan tek İstiklal Gazisi olarak emekli albay Mustafa Şekip Birgöl kalmıştı. Birgöl de 11 Kasım 2008’de öldü.
1898 yılında o dönemde Rus İmparatorluğu’nun topraklarında olan Kırım’da Hızır Bey ve Bahtlı Hanım’ın oğlu olarak dünyaya gelen Yakup Satar, Rus İmparatorluğu’nun Türklere yaptığı baskı nedeniyle, 5 yaşındayken ailesiyle birlikte Eskişehir’e göç etti.
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girdiği yıllarda askere başladı. Alman bir kumandanın, özel görev için seçtiği 200 askerin arasında yer alarak, Gizli Gaz Birliği adı verilen bu ekiple birlikte, kimyasal silahlar olarak kullanılabilen zehirli gazlar hakkında eğitim aldı. Bu ekip, öğrendiklerini, cephedeki askerlere de öğretmeleri için yetiştirildi.[4] Yakup Satar, o günleri şöyle hatırlıyor:
“ | Almanlar gazı nasıl kullanacağımızı bize öğretti. Teneffüs takımı vardı, kafamıza takıyorduk. Bu gaz bir silahla atılıyordu. Patladığı yerde dumanı dağılıyordu. Gaz zehirliyordu. | „ |
Eğitimin ardından Gizli Gaz Birliği’nin üyeleri dört ayrı gruba ayrılarak farklı cephelere gönderildi. Yakup Satar ise, 50 kişilik bir grupla birlikte on günlük yolculuğun ardından Bağdat’a gitti. Görev gizli olduğu için hiç kimse, olaydan haberdar edilmedi. Yakup Satar, durumu şöyle açıklıyor:
“ | Bağdat’a savaş için gitmedim. Bizim oraya neden gittiğimizi kimse katiyen bilmiyordu. Ne kumandanlar ne başkası. | „ |
Bu gizli görev iptal olunca, normal tabura katıldı. Aynı günlerde İstanbul işgal edilip Bağdat’a asker gönderilemeyince mevcut birlikler İngilizlere teslim oldu. Yakup Satar 65 gün hastanede 2 yıl da esir kampında kaldıktan sonra esir değişimi sonrası kurtuldu ve 22 günde Bağdat’tan İstanbul’a geldi. Memleketi Eskişehir’e uğradıktan sonra Millî Mücadele’ye katıldı.
2 Nisan 2008’de Eskişehir’de evinde kızlarıyla yaşayan gazi Satar saat 22.50 sıralarında hayatını kaybetti. 6 Nisan 2008 tarihinde Eskişehir’de, büyük katılımın sağlandığı bir törenle toprağa verildi.
- 2012 – Neslişah Sultan, son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin’in ve son Halîfe Abdülmecit’in torunu (d. 1921)
Fatma Neslişah Sultan | |
---|---|
![]() |
|
Doğum | 4 Şubat 1921 İstanbul Vilayeti, Osmanlı İmparatorluğu |
Ölüm | 2 Nisan 2012 (91 yaşında) İstanbul, Türkiye |
Defin | Aşiyan Mezarlığı, İstanbul |
Eş(ler)i | Prens Muhammed Abdülmunim |
Çocuk(lar)ı | Prens Abbas Hilmi Prenses İkbal |
Hanedan | Osmanlı Hanedanı |
Babası | Şehzade Ömer Faruk Efendi |
Annesi | Sabiha Sultan |
Dini | İslam |
Fatma Neslişah Sultan veya Neslişah Osmanoğlu (4 Şubat 1921, İstanbul – 2 Nisan 2012, İstanbul), son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in ve son halife Abdülmecit’in torunu.
Osmanlı Hanedan Defteri’ne kaydı yapılan son kişidir. Mısır kral naipliği yapmış Prens Muhammed Abdülmunim’in eşidir.
Yaşamı
4 Şubat 1921’de annesi Sabiha Sultan’ın Nişantaşı’ndaki konağında dünyaya geldi. Babası, son halife Abdülmecit’in oğlu Şehzade Ömer Faruk Efendi; annesi ise son Osmanlı padişahı VI. Mehmed Sultan Vahdettin’in kızı Sabiha Sultan’dır. Büyükbabalarından birisi padişah, diğer imparatorluk veliahtı olduğu için doğduğu zaman unvanı “Devletlû İsmetlû Neslişah Sultan Aliyyetuş’şan Hazretleri” idi.[2] Doğumu, 121 pare top atışı ve padişahın onun adına bastırdığı altın sikke ile duyuruldu ve Osmanlı Hanedan Defterine kaydedilen son kişi oldu. Hanzade Sultan ve Necla Sultan adlı 2 kız kardeşi vardır. Osmanlı hanedan üyeleri yurtdışına sürgün edilene kadar Dolmabahçe Sarayı’nda yaşadı.
3 yaşındayken, 3 Mart 1924 günü kabul edilen 431 sayılı kanun gereğince sürgüne gönderilenler arasında yer aldı. Ailesi sürgünün ilk yıllarının Fransa’nın Nice kentinde geçirmişti. Nice’te lise öğrenimi gördü. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Fransa’da geçirdikten sonra ailesiyle birlikte Mısır’a gitti. Fransızca, İngilizce, Almanca ve Arapça öğrendi.
1940 yılında Mısır’ın son hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın oğlu Prens Muhammed Abdülmunim ile evlendi. Bu evlilikten Prens Abbas Hilmi ve Prenses İkbal adlı iki çocuğu dünyaya geldi.
Mısır’daki 1952 darbesinden sonra eşi “kral naibi” yapılınca Neslişah Sultan “kral naibi eşi” (Mısır’ın First Lady’si) oldu. Krallığın lağvedilmesine kadar bu görevi sürdürdü. Cumhuriyetin ilanından sonra eşi ile birlikte Mısır hükûmetine karşı uluslararası bir komploya karışmakla suçlandı; aylar süren yargılamalardan sonra aklandılar ve Mısır’dan ayrılmalarına izin verildi. İkinci kez sürgün yaşayan Neslişah Sultan, eşi ile beraber Fransa’ya yerleşti, 1963’e kadar Fransa’da yaşadılar.
1952’de Türkiye’de Osmanlı hanedanı hanım sultanları için af çıkarıldı. Neslişah Sultan 1963’ten itibaren Türkiye’ye yerleşti, yeniden Türk vatandaşlığına geçti ve “Osmanoğlu” soyadını aldı. Eşi Prens Abdülmünim 1980’de hayatını kaybetti ve Mısır hükûmetinin izni ile Kahire’de defnedildi.
Neslişah Sultan, 2 Nisan 2012 tarihinde 91 yaşında öldü, cenazesi annesi ve kardeşinin yanında Aşiyan Mezarlığı´na defnedildi.
- 2013 – Jesús “Jess” Franco (Jesús Franco Manera) İspanyol yönetmen, aktör ve senarist (d. 1930)
- 2013 – Milo O’Shea, İrlandalı aktör (d. 1926)
- 2015 – Manoel Cândido Pinto de Oliveira, Portekizli tanınmış film yönetmeni (d. 1908)
- 2015 – Steve Stevaert, Belçikalı siyasetçi ve eski bakan (d. 1954)
- 2016 – Leandro Barbieri, Arjantinli caz müzisyeni, bestecisi ve saksofoncu (d. 1932)
- 2016 – Gallieno Ferri, İtalyan çizgi roman sanatçısı ve illüstratör (d. 1929)
- 2016 – Rasım Mammadov, Azeri binbaşı (d. 1977)
- 2016 – Murad Mirzeyev, Azeri askeri (d. 1976)
- 2016 – Amber Rayne, Amerikalı pornografik film oyuncusu (d. 1984)
- 2016 – László Sárosi, Macar eski millî futbolcu ve teknik direktör (d. 1932)
- 2017 – Kenneth J. Donnelly, Amerikalı siyasetçi (d. 1950)
- 2017 – Rafael Molina Morillo, Dominikli avukat, gazeteci, diplomat ve gazete editörü (d. 1930)
- 2017 – Hakan Oruçkaptan, Türk beyin ve sinir cerrahisi uzmanı (d. 1959)
- 2018 – Susan Florence Anspach, Amerikalı oyuncu (d. 1942)
- 2018 – Dursun Ali Sarıoğlu, Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (d. 1936)
- 2018 – Winnie Madikizela-Mandela, Güney Afrikalı siyasetçi ve aktivist (d. 1936)
- 2019 – Matuk Adem, Libyalı siyasetçi, eski bakan ve şair (d. 1926)
- 2019 – Rövşen Almuratlı, Azeri oyuncu, yönetmen ve senaryo yazarı (d.1954)
- 2020 – Robert Lee Beck, Amerikalı modern pentatloncu ve eskrimci (d. 1936)
- 2020 – Gregorio “Goyo” Benito Rubio, İspanyol millî futbolcu (d. 1946)
- 2020 – Patricia Bosworth, Amerikalı aktris, gazeteci ve yazar (d. 1933)
- 2020 – Bernardita Catalla, Filipinli diplomat ve siyasetçi (d. 1958)
- 2020 – Zaccaria Cometti, İtalyan futbolcu ve teknik direktör (d. 1937)
- 2020 – Oskar Fischer, 1975’ten 1990’a değin Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin (ADC) dışişleri bakanı olarak görev yapmış Doğu Alman politikacı (d. 1923)
- 2020 – Alfred William Frankland, İngiliz alerji uzmanı hekim (d. 1912)
- 2020 – François de Gaulle, Fransız Katolik rahip ve misyoner (d. 1922)
- 2020 – Juan Antonio Giménez López, Arjantinli çizgi roman sanatçısı (d. 1943)
- 2020 – Anick Jesdanun, Amerikalı teknoloji gazetecisi (d. 1969)
- 2020 – Nirmal Singh Khalsa, Hint Ragi (d. 1952)
- 2020 – Eddie Large, İngiliz komedyen ve aktör (d. 1941)
- 2020 – Maeve Kennedy McKean, Amerikalı halk sağlığı yetkilisi, insan hakları aktivisti, hukukçu ve akademisyen (d. 1979)
- 2020 – Feriha Öz, Türk akademisyen, patolog ve tıp profesörü (d. 1933)
- 2020 – Rodrigo Pesántez Rodas, Ekvadorlu yazar ve şair (d. 1937)
- 2020 – Sergio Rossi, İtalyan ayakkabı tasarımcısı ve iş insanı (d. 1935)
- 2020 – Aaron Rubashkin, Rus-Amerikalı iş insanı (d. 1927)
- 2020 – Arnold Sowinski, Fransız futbolcu ve teknik direktör (d. 1931)
- 2020 – Aptripel Tumimomor, Endonezyalı politikacı, iş insanı ve mühendis (d. 1966)
- 2020 – Arthur Whistler, Amerikalı etnobotanist, akademisyen ve yazar (d. 1944)
- 2021 – Valentin İvanoviç Afonin, Sovyet-Rus profesyonel eski futbolcu (d. 1939)
- 2021 – Mihailo Kuşnerenko, Ukraynalı siyasetçi (d. 1938)
- 2021 – Gabi Luncă, Rumen kadın şarkıcı (d. 1938)
- 2021 – Mohammed Oreibi Al-Khalifa, Iraklı yargıç (d. 1969)
- 2021 – Chepina Peralta, Meksikalı yemek şefi ve televizyon sunucusu (d. 1930)
- 2021 – Jean Luc Rosat, Uruguay doğumlu Brezilyalı voleybolcu (d. 1953)
- 2022 – Estelle Harris, Amerikalı aktris, komedyen ve dublaj sanatçısı (d. 1928)
- 2022 – Javier Imbroda, İspanyol basketbol antrenörü ve siyasetçi (d. 1961)
- 2022 – Mıgırdiç Margosyan, Türkiye Ermenisi öğretmen, yazar ve gazeteci (d. 1938)
- 2022 – Leonel Sánchez, Şilili eski millî futbolcudur (d. 1936)
- 2024 – Türker İnanoğlu, Türk yönetmen ve yapımcı (d. 1936)
Türker İnanoğlu
|
|
---|---|
![]() |
|
Doğum | 18 Mayıs 1936 Safranbolu, Karabük, Türkiye |
Ölüm | 2 Nisan 2024 (87 yaşında) İstanbul, Türkiye |
Defin yeri | Kanlıca Mezarlığı, İstanbul |
Milliyet | Türk |
Meslek | Yapımcı, yönetmen, iş insanı |
Etkin yıllar | 1957-2022 |
Evlilik |
Filiz Akın
(e. 1964; b. 1974) Gülşen Bubikoğlu (e. 1975)
|
Çocuk(lar) | İlker İnanoğlu Zeynep İnanoğlu |
Akraba(lar) | Sezer İnanoğlu (yeğeni) |
Ödüller | Tüm Liste |
Resmî site | http://www.turkerinanoglu.com |
Türker İnanoğlu (18 Mayıs 1936, Karabük – 2 Nisan 2024, İstanbul), Türk yönetmen, yapımcı, senarist ve iş insanı.
Kariyeri
1957 yılında Tatbikî Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda öğrenciyken, yönetmen yardımcısı olarak sinema alanına girdi. Lütfi Ömer Akad ve Nişan Hançer gibi ünlü yönetmenlere asistanlık yaptı. 1959 yılında Senden Ayrı Yaşayamam başlıklı filmle yönetmenliğe başladı.
1960 yılında Erler Film adıyla kendi film yapım şirketini kurdu.
İnanoğlu, 1979 yılında Ulusal Video Film Anonim Şirketi unvanıyla bir şirket kurarak Türkiye’yi video ile tanıştırdı. Ulusal Video, Türkiye’de ilk kez video kaset dağıtımı başlattı ve bir çığır açtı.
1985 yılında Ulusal Radyo Televizyon Anonim Şirketi unvanıyla bir televizyon stüdyosu kurdu ve çok sayıda televizyon yapımına imzasını attı. 1987 yılında İcraatın İçinden başlıklı bir program ile hem Türk siyasî tarihinde, hem de Türk televizyonculuğunda bir mihenk taşı oldu. Dönemin başbakanı Turgut Özal, aylık olarak yayınlanan bu televizyon programında bizzat ekrana çıktı ve kamuoyuna hükûmetinin icraatını anlattı.
Beyoğlu’nda Atlas Sineması, Şişli’de Kent Sineması, Kavacık’ta Boğaziçi Sinemaları’nın da sahibidir. 2005 yılında İstanbul’un Maslak semtinde Türker İnanoğlu Maslak Show Center‘ı (TİM) açtı.
Özel hayatı
Türker İnanoğlu’nun oyuncu Filiz Akın’la 1964 yılında yaptığı evlilikten İlker İnanoğlu dünyaya geldi. Filiz Akın’dan ayrıldıktan sonra 1975 yılında Gülşen Bubikoğlu ile evlendi ve bu evlilikten Zeynep isminde bir kızı oldu. Aynı zamanda Fenerbahçe SK 6452 sicil numaralı kongre üyesiydi.
Ölümü

Türker İnanoğlu, özellikle son 3 yıldır yaşlılığa bağlı nedenlerden ötürü ciddi sağlık sorunlarından muzdaripti. İnanoğlu, 2 Nisan 2024 tarihinde İstanbul’da kaldırıldığı hastanede 87 yaşında vefat etti. 4 Nisan 2024’te Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Kanlıca Mezarlığına defnedildi.
Çalışmaları
Yapımcı olarak
- 1966: Aşk Mücadelesi
- 1967: Parmaklıklar Arkasında
- 1968: Hancı
- 1969: Hayat Kavgası
- 1969: Hüzünlü Aşk
- 1969: Lekeli Melek
- 1969: Dağlar Şahini
- 1969: Melikşah
- 1969: Ağlama Değmez Hayat
- 1969: Deli Murat
- 1970: Fadime
- 1970: İşportacı Kız
- 1970: Kaçak
- 1970: Yarım Kalan Saadet
- 1970: Yumurcak Köprüaltı Çocuğu
- 1970: Yusuf İle Züleyha
- 1970: Ferhat ile Şirin
- 1970: Güzel Şoför
- 1970: Söz Müdafaanın
- 1971: Fadime Cambazhane Gülü
- 1971: Yumurcağın Tatlı Rüyaları
- 1971: Hak Yolu
- 1971: Yağmur
- 1971: Adını Anmayacağım
- 1971: Oyun Bitti
- 1971: İki Esir
- 1972: Kanlı Para
- 1972: Ayrılık
- 1972: Yumurcak Küçük Şahit
- 1972: Kara Murat Fatih’in Fedaisi
- 1973: Acı Hayat
- 1973: Yumurcak Küçük Kovboy
- 1973: Karateci Kız
- 1973: Bitirim Kardeşler
- 1973: Bitirimler Sosyetede
- 1973: Vurgun
- 1974: Yumurcak / Veda
- 1974: Karateciler İstanbul’da
- 1974: Ayrı Dünyalar
- 1974: Kara Murat Ölüm Emri
- 1975: Kara Murat Kara Şövalyeye Karşı
- 1975: Yumurcak Belalı Tatil
- 1975: Üç Kağıtçılar
- 1976: Kara Murat Şeyh Gaffar’a Karşı
- 1977: Baskın
- 1977: Kara Murat Denizler Hakimi
- 1978: Kara Murat Devler Savaşıyor
- 1978: Vahşi Gelin
- 1980: Zübük
- 1980: Renkli Dünya
- 1982: Kördüğüm
- 1982: Leyla ile Mecnun
- 1984: Kayıp Kızlar
- 1984: Alev Alev
- 1984: Taçsız Kraliçe
- 1985: Paramparça
- 1985: Keriz
- 1988: Kızım ve Ben
- 1989: Dehşet Gecesi
- 1990: Madde 438
- 2000: Oyunbozan
- 2004-2007: Cennet Mahallesi (Televizyon dizisi)
- 2006-2022: Arka Sokaklar (Televizyon dizisi)
- 2008-2012: Akasya Durağı (Televizyon dizisi)
Yönetmen olarak
[değiştir | kaynağı değiştir]
- 1959: Senden Ayrı Yaşayamam
- 1960: Cambaz Kızın Aşkı
- 1960: İçimizden Biri
- 1960: Köyde Bir Kız Sevdim
- 1960: Küçük Kahraman
- 1961: Şafakta Buluşalım
- 1961: Doğmadan Ölenler
- 1961: Hancı
- 1962: Belki Bir Sabah Geleceksin
- 1962: Çöpçatan
- 1962: Kalp Yarası
- 1962: Kanun Kanundur
- 1962: Kiralık Koca
- 1962: Bulunmaz Uşak
- 1962: Küçük Beyefendi
- 1963: Bahriyeli Ahmet
- 1963: Beyoğlu Piliçleri
- 1963: Yolcu
- 1964: Bekarlık Sultanlıktır
- 1964: Meyhaneci
- 1964: Mirasyedi
- 1964: Kadın Berberi
- 1964: Yankesici Kız
- 1965: Babasına Bak Oğlunu Al
- 1965: Tamirci Parçası
- 1965: Satılık Kalb
- 1965: Yankesici Kızın Aşkı
- 1965: Zennube
- 1966: Affedilmeyen
- 1966: Bar Kızı
- 1966: Beyoğlu Esrarı
- 1966: Efkarlıyım Abiler
- 1966: İdam Mahkumu
- 1966: İntikam Uğruna
- 1966: Kaderin Cilvesi
- 1966: Kolejli Kızın Aşkı
- 1966: Milyonerin Kızı
- 1966: Ölmek mi Yaşamak mı
- 1966: Suçsuz Firari
- 1966: Vur Emri
- 1967: Ağır Suç
- 1967: Ayrılık Saati
- 1967: Evlat Uğruna
- 1967: Kader Bağı
- 1967: Kardeş Kavgası
- 1967: Namus Borcu
- 1967: Osmanlı Kabadayısı
- 1967: Paşa Kızı
- 1967: Ringo Kazım
- 1967: Zehirli Hayat
- 1967: Pranga Mahkûmu
- 1967: Silahlı Paşazade
- 1967: Bekar Odası
- 1968: Arkadaşımın Aşkısın
- 1968: Aşka Tövbe
- 1968: Benim de Kalbim Var
- 1968: Hırsız Kız
- 1968: İstanbul Tatili
- 1968: Sabah Yıldızı
- 1968: Tahran Macerası
- 1969: Cilveli Kız
- 1969: Efkarlı Sosyetede
- 1969: Son Mektup
- 1969: Yumurcak
- 1970: Fadime
- 1970: İşportacı Kız
- 1970: Yarım Kalan Saadet
- 1970: Yumurcak Köprüaltı Çocuğu
- 1971: Saadet Şehri
- 1971: Fadime Cambazhane Gülü
- 1971: Yumurcağın Tatlı Rüyaları
- 1972: Ayrılık
- 1973: Soyguncular
- 1977: Bizim Kız
- 1987: Gönülden Gönüle
- 1987: Hafız Yusuf Efendi
Kitaplar
Türker İnanoğlu’nun hazırlayıp yazdığı ve Türk sinemasının ürettiği afişlerin neredeyse tamamını kapsayan 1100 sayfalık bir kitabın yanı sıra bir de Hürriyet ve Meydan gazetelerindeki köşe ve seri yazılarından oluşturulmuş Sinema-TV Üzerine Denemeler başlıklı ikinci bir kitabı vardır. Ayrıca sinema tarihçisi Giovanni Scognamillo’nun onunla ilgili kaleme aldığı bir biyografi kitabı mevcuttur.
Bu kitaplar:
- Acısıyla Tatlısıyla Yeşilçam Anıları, Türker İnanoğlu, 2020, ISBN 978-9759572846
- Afişlerle Türk Sineması, Türker İnanoğlu, 2017, TÜRVAK Yayınları, ISBN 978-9759572808
- Bay Sinema Türker İnanoğlu, Giovanni Scognamillo, 2001, Doğan Kitap, ISBN 978-9752932012
- Sinema-TV Üzerine Denemeler, Türker İnanoğlu, Er-Ofset yay, ISBN 975-95728-O-X
Ödülleri
- 1999: 36. Altın Portakal Film Festivali – Yaşam Boyu Onur Ödülü
- 2015: 22. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali – Yaşam Boyu Onur Ödülü
- 2016: 21. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri – Sinema Onur Ödülü
- 2018: Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü
- 2018: 45. Altın Kelebek Ödülleri Onur Ödülü
- 2024 – John Barth, Amerikalı romancı ve kısa hikâye yazarı (d. 1930)
- 2024 – Tatyana Konyuhova, Sovyet-Rus oyuncu (d. 1931)
Tatiller ve özel günler
- Dünya Otizm Farkındalık Günü
Dünya Otizm Farkındalık Günü | |
---|---|
![]() Santiago, Şili’de düzenlenen bir Dünya Otizm Farkındalık Günü etkinliğinden bir görünüm (Nisan 2013)
|
|
Kutlayanlar | Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler |
Tarih | 2 Nisan |
Sıklık | Yıllık |
Dünya Otizm Farkındalık Günü, Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler tarafından her yılın 2 Nisan günü, dünya genelindeki otistik spektrum bozukluğuna sahip insanlarla ilgili farkındalık oluşturma amacıyla belirlenen özel bir gündür. Katar’ın Birleşmiş Milletler Temsilcisi Moza bint Nasır’ın önerisiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 62/139 sayılı kararıyla tanımlanmış, 1 Kasım 2007’de tüm üyelerin desteğiyle kurulda kabul edilmiş ve 18 Aralık 2007 itibarıyla uygulanmaya başlanmıştır.
- Van’dan Rus İmparatorluğu ve Batı Ermenistan Yönetimi ordu birliklerinin çekilişi (1918)
- Van’ın Muradiye ilçesinden Rus İmparatorluğu ve Batı Ermenistan Yönetimi ordu birliklerinin çekilişi (1918)
- Van’ın kurtuluşu (1918)
wikipedia.org