1 Nisanda doğanlar

Doğumlar

  • 1220 – Go-Saga, Japonya İmparatoru (ö. 1272)
  • 1282 – IV. Ludwig (Bavyeralı), Kutsal Roma İmparatoru (ö. 1347)
  • 1578 – William Harvey, İngiliz tıp doktoru (ö. 1657)
  • 1614 – Martin Schoock, Hollandalı filozof (ö. 1669)
  • 1640 – Zygmunt Kazimierz, Polonyalı prens (ö. 1647)
  • 1728 – Franz Asplmayr, Avusturyalı besteci ve keman virtüözü (ö. 1786)
  • 1750 – Hugo Kołłątaj, Polonyalı Katolik rahip, sosyal ve politik aktivist, politik düşünür, tarihçi ve filozof (ö. 1812)
  • 1773 – Yuri Lisyanski, Rus Kraliyet Donanması subayı ve kaşif (ö. 1837)
  • 1776 – Sophie Germain, Fransız asıllı matematikçi, fizikçi ve filozof (ö. 1831)
  • 1795 – Carl Anton von Meyer, Rus botanikçi ve kaşif (ö. 1855)
  • 1815 – Otto von Bismarck, Alman politikacı (ö. 1898)
  • 1822 – Hobart Paşa, İngiliz asıllı deniz subayı (ö. 1886)
  • 1831 – Albert Anker, İsviçreli ressam (ö. 1910)
  • 1852 – Edwin Austin Abbey, Amerikalı ressam (ö. 1911)
  • 1858 – Gaetano Mosca, İtalyan siyaset bilimci, gazeteci ve bürokrat (ö. 1941)
  • 1862 – Carl Charlier, İsveçli astronom (ö. 1934)
  • 1865 – Richard Zsigmondy, Alman kimyager ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1929)
  • 1866 – Ferruccio Busoni, İtalyan piyanist ve besteci (ö. 1924)
  • 1868 – Edmond Rostand, Fransız tiyatrocu (ö. 1918)
  • 1873 – Sergey Rahmaninov, Rus piyanist ve besteci (ö. 1943)
  • 1878 – Ernest Mamboury, İsviçreli öğretmen (ö. 1953)
  • 1883 – Martin Dunbar-Nasmith, Britanyalı amiral (ö. 1965)
  • 1885 – Wallace Beery, Amerikalı oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü sahibi (ö. 1949)
  • 1887 – Leonard Bloomfield, Amerikalı dil bilimci (ö. 1949)
  • 1888 – Kai Donner, Fin dilbilimci, etnograf ve siyasetçi (ö. 1935)
  • 1893 – Cicely Courtneidge, İngiliz oyuncu (ö. 1980)
  • 1894 – Eduard Wagner, II. Dünya Savaşı’nda olarak görev yapan Nazi Almanyası ordusu generali (ö. 1944)
  • 1894 – Jørgen Jørgensen, Danimarkalı filozof (ö. 1969)
  • 1898 – William James Sidis, Amerikalı matematikçi (ö. 1944)
  • 1905 – Emmanuel Mounier, Fransız filozof ve ilahiyatçı (ö. 1950)
  • 1908 – Abraham Maslow, Amerikalı bilim insanı (ö. 1970)
  • 1917 – Hikmet Dizdaroğlu, Türk yazar, edebiyat araştırmacısı ve dil bilimci (ö. 1981)
  • 1920 – Toşiro Mifune, Japon oyuncu (ö. 1997)
  • 1922 – Stella Greka, Yunan şarkıcı ve aktris (ö. 2025)
  • 1924 – Brendan Byrne, Amerikalı siyasetçi (ö. 2018)
  • 1926 – Reha Yurdakul, Türk sinema oyuncusu (ö. 1988)
Reha Yurdakul
Doğum 1 Nisan 1926
Balıkesir, Türkiye
Ölüm 27 Aralık 1988 (62 yaşında)
Bolu, Türkiye
Ölüm sebebi Kalp krizi
Defin yeri Feriköy Mezarlığı, İstanbul
Milliyet Türk
Meslek Oyuncu, senarist, yapımcı
Etkin yıllar 1949-1988

Reha Yurdakul (1 Nisan 1926, Balıkesir – 27 Aralık 1988, Bolu), Türk sinema oyuncusu, yapımcı ve senaryo yazarıdır.

Hayatı

 

1926 yılında Burhaniye’ de doğdu. İstanbul Pertevniyal Lisesi’nden mezun oldu. Sinemaya 1949 yılında Mümtaz Ener’in yönettiği, “Kanatlardan Türbe” adlı filmde rol alarak girdi. Türk sinemasının karakter oyuncularından olan Yurdakul, Karanfilli Naciye filminde yönetmenlik, Ana Hasreti, Kanlı Sevda, Kısmetin En Güzeli, Murada Ereceğiz, Ölüm Peşimizde, Yetim Ömer, Yetim Yavrular filmlerinde yapımcılık, Doktor Civanım filminde yapım sorumluluğu, Umudumuz Şaban filminde de senaristlik görevlerini üstlendi.

Ölümü

 

27 Aralık 1988 yılında Fatma Girik ile Mudurnu’da gerçekleştirdiği film çekimleri sırasında kalp krizi geçirerek öldü. Aynı filmin çekimleri sırasında Hüseyin Kutman da öldü.

Filmografisi

 

Oyuncu olarak

 

1950′ ler

 

  • 1949: Kanatlardan Türbe
  • 1951: Şafak Sökecek
  • 1953: İhtiras Kurbanları
  • 1954: Bozkurt Obası
  • 1955: Yetim Yavrular
  • 1957: Yetim Ömer
  • 1958: Son Saadet
  • 1958: Çoban Kızı
  • 1959: Kanlı Değirmen

1960 – 1975′ ler

 

  • 1960: Kırık Çanaklar
  • 1960: Yak Bir Sigara
  • 1961: Boş Yuva
  • 1961: Güneş Doğmasın
  • 1961: Hazreti Ömer’ın Adaleti
  • 1962: Ateşli Kan
  • 1962: Barbut Süleyman
  • 1962: Beş Kardeştiler
  • 1962: Daima Kalbimdesin
  • 1962: Gençlik Hülyaları
  • 1962: Kanun Der Ki
  • 1962: Kısmetin En Güzeli
  • 1962: Üç Tekerlekli Bisiklet
  • 1962: Şehirdeki Yabancı
  • 1963: Azrailin Habercisi
  • 1963: Beyaz Güvercin
  • 1963: Bire On Vardı
  • 1963: Hancının Kızı
  • 1963: Kendini Arayan Adam
  • 1963: Korkusuz Kabadayı
  • 1964: Cımbız Ali
  • 1964: Dağ Başını Duman Almış
  • 1964: Dağlar Bizimdir
  • 1964: Gençlik Rüzgarı
  • 1964: Var Mı Bana Yan Bakan
  • 1964: Vurun Kahpeye
  • 1964: Öksüz Kız
  • 1965: Akrep Kuyruğu
  • 1965: Altay’dan Gelen Yiğit
  • 1965: Aşkım Silahımdır
  • 1965: Dağların Oğlu
  • 1965: Hep O Şarkı
  • 1965: Sayılı Dakikalar
  • 1965: Yaralı Kartal
  • 1965: Çiçekçi Kız
  • 1966: Avare Kız
  • 1966: Dişi Düşman
  • 1966: Eli Maşalı
  • 1966: Erkek Severse
  • 1966: Erkek Ve Dişi
  • 1966: Çirkin Kral
  • 1966: İnsan Bir Kere Ölür
  • 1966: İstanbul Dehşet içinde
  • 1967: Alpaslan’ın Fedaisi Alpago
  • 1967: Altın çocuk Beyrutta
  • 1967: Büyük Kin
  • 1967: Galatalı Mustafa
  • 1967: Hırçın Kadın
  • 1967: Kadın Düşmanı
  • 1967: Kara Duvaklı Gelin
  • 1967: Kilink Canilere Karşı
  • 1967: Kilink Soy Ve öldür
  • 1967: Sözde Kızlar
  • 1968: Bir Mahkum Kaçtı
  • 1968: Casus Kıran
  • 1968: Cemile
  • 1968: Köroğlu
  • 1968: Menderes Köprüsü
  • 1968: Yalan Yıllar
  • 1968: Yedi Adım Sonra
  • 1968: Yüzbaşı Kemal / Acı İntikam
  • 1969: Aşk Mabudesi
  • 1969: Bu Ne Biçim Hayat
  • 1969: Güney ölüm Saçıyor
  • 1969: Hazreti Ali
  • 1969: Kadın Paylaşılmaz
  • 1969: Kızıl Vazo
  • 1969: Ringo Vadiler Kaplanı
  • 1969: Seninle Düştüm Dile
  • 1969: Tel Örgü
  • 1969: Turist Ömer Arabistan’da
  • 1969: Yaşamak Ne Güzel şey
  • 1969: Zorro Dişi Fantomaya Karşı
  • 1969: Zorro Kamçılı Süvari
  • 1969: Zorro’nun İntikamı
  • 1969: Ölüme Giden Yol
  • 1970: Güller Ve Dikenler
  • 1970: Kara Peçe
  • 1970: On Kadına Bir Erkek
  • 1970: Tarkan: Gümüş Eyer
  • 1971: Alaeddin’in Lambası
  • 1971: Battal Gazi Destanı
  • 1971: Feride
  • 1971: Haraç
  • 1971: Hicran
  • 1971: Kerem ile Aslı
  • 1971: Makber
  • 1971: Satın Alınan Koca
  • 1971: Silah ve Namus
  • 1971: Yumruk Yumruğa
  • 1971: Önce Sev Sonra Vur
  • 1972: Battal Gazi’nin İntikamı
  • 1972: Cehenneme Dolmuş Var
  • 1972: Her Şafakta Ölürüm
  • 1972: Keloğlan’la Can Kız
  • 1972: Leyla İle Mecnun
  • 1972: Murat ile Nazlı
  • 1972: Namus
  • 1972: Ölüme Yaklaşma
  • 1973: Battal Gazi Geliyor
  • 1973: Ezo Gelin
  • 1973: Hazreti Ömer’in Adaleti
  • 1973: Hz. Ömer’in Adaleti
  • 1973: Tarkan: Güçlü Kahraman
  • 1973: Ölüme Koşanlar
  • 1974: Belalılar
  • 1974: Boşver Arkadaş
  • 1974: Dayı
  • 1974: Karaların Ali
  • 1974: Oğul
  • 1974: Önce Vatan
  • 1975: Ağrı Dağı Efsanesi
  • 1975: Cellat
  • 1975: Kara Murat Kara Şövalyeye Karşı
  • 1975: Kılıç Aslan
  • 1975: İnsan Avcısı
  • 1975: Şipşak Basarım

1976 – 1989′ ler

 

  • 1976: Kadın Hamlet
  • 1976: Babanın Suçu
  • 1976: Bitmeyen Şarkı
  • 1976: Doğru Yoldan Ayrılanlar
  • 1976: Korkusuz Cengaver
  • 1976: Sokak Kadını
  • 1976: Örgüt
  • 1976: İki Kızgın Adam
  • 1977: Adalet
  • 1977: Akrep Yuvası
  • 1977: Hakanlar Çarpışıyor
  • 1978: Derviş Bey
  • 1978: Kara Murat Devler Savaşıyor
  • 1978: Töre
  • 1978: Vahşi Ve Tatlı
  • 1978: Yaşam Kavgası
  • 1978: Sultan
  • 1978: Yüz Numaralı Adam
  • 1978: Çilekeş
  • 1978: Ölüm Görevi
  • 1979: Bekçiler Kralı
  • 1979: Dokunmayın Şabanıma
  • 1979: Kanun Gücü
  • 1979: İstanbul 79
  • 1979: Süpermen Dönüyor
  • 1979: Umudumuz Şaban
  • 1979: İsyan
  • 1980: Devlet Kuşu
  • 1980: Gerzek Şaban
  • 1980: Gol Kralı
  • 1980: Huzurum Kalmadı
  • 1980: Rahmet Ve Gazap
  • 1980: Vurun Beni Öldürün
  • 1980: Zübük
  • 1981: Deli Kan
  • 1981: Mutlu Ol Yeter
  • 1981: Tövbe
  • 1981: Yaşamak Bu Değil
  • 1981: Üç Kağıtçı
  • 1982: Ceza
  • 1982: Doktor Civanım
  • 1982: Nasıl İsyan Etmem
  • 1982: Nikah Masası
  • 1982: Yürek Yarası
  • 1983: En Büyük Şaban
  • 1983: Çarıklı Milyoner
  • 1984: Atla Gel Şaban
  • 1984: Karanfilli Naciye
  • 1984: Nefret
  • 1984: Ortadirek Şaban
  • 1984: Sokaktan Gelen Kadın
  • 1984: Yaşadıkça
  • 1984: Şabaniye
  • 1985: Ateş Dağlı
  • 1985: Gurbetçi Şaban
  • 1985: Ya Ya Ya Şa Şa Şa
  • 1985: Katma Değer Şaban
  • 1985: Sarı Bela
  • 1985: Şaban Pabucu Yarım
  • 1986: Deli Deli Küpeli
  • 1986: Garip
  • 1986: Gelmeyin Üstüme
  • 1986: Namus Düşmanı
  • 1986: Öksüzler
  • 1987: Biri Ve Diğerleri
  • 1987: Güneşten De Sıcak / Sarı Güneş
  • 1987: Güneşten De Sıcak
  • 1988: Bu Devrin Kadını
  • 1988: Küçüksün Yavrum
  • 1988: Sevimli Hırsız
  • 1988: Uyanık Gazeteci
  • 1988: Öğretmen
  • 1989: Talih Kuşu
  • 1989: Şöhret Tutkusu

Yapım sorumlusu

 

  • 1982: Doktor Civanım

Yapımcı olarak

 

  • 1955: Yetim Yavrular
  • 1956: Ana Hasreti
  • 1957: Yetim Ömer
  • 1958: Murada Ereceğiz
  • 1960: Kanlı Sevda
  • 1962: Kısmetin En Güzeli
  • 1973: Zaloğlu Rüstem
  • 1929 – Milan Kundera, Çek yazar (ö. 2023)
  • 1932 – Debbie Reynolds, Amerikalı oyuncu, dansçı ve şarkıcı (ö. 2016)
  • 1933 – Pars Tuğlacı, Ermeni asıllı Türk yazar (ö. 2016)
  • 1936 – Ahmet Sezgin, Türk halk müziği sanatçısı (ö. 2008)
Ahmet Sezgin
Doğum Ahmet Sezgin
1 Nisan 1936
İstanbul, Türkiye
Ölüm 9 Ağustos 2008 (72 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Ölüm sebebi Kolon kanseri
Defin yeri Bakırköy Mezarlığı, İstanbul
Milliyet Türk
Vatandaşlık  Türkiye
Meslek Müzisyen

Ahmet Sezgin (1 Nisan 1936, İstanbul – 9 Ağustos 2008, İstanbul), Türk halk müziği sanatçısı.

Hayatı

 

1 Nisan 1936 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1954 yılında İstanbul Radyosu “Yurttan Sesler Korosu” oluşturma sınavına giren Sezgin, 935 aday arasında birincilikle sınavı kazandı. Muzaffer Sarısözen gibi hocalardan solfej ve nota dersleri alarak kendini geliştiren sanatçı, dörder türkülük programlar yapmaya başladı. TRT Ankara Radyosu’nda canlı yayınlara katılarak türkü ve uzun havalarla adını duyurdu. 1960 yılında ilk plağını çıkardı. 1963 yılından itibaren İstanbul’da sahneye çıkarak türkü söylemeye başladı. 400’den fazla plak ve kaset çıkaran sanatçı, Yücel Paşmakçı, Hamdi Özbay, Tuncer İnan, Mehmet Erenler, Musa Eroğlu, Arif Sağ, Nida Tüfekçi, Zafer Gündoğdu ve Orhan Gencebay gibi sanatçılarla birlikte çalıştı.

1964 yılında Türkiye’de ilk arabesk şarkıyı seslendiren Sezgin, bir dönem tiyatro müzikleri de yaptı. Yine aynı yıl Filiz Akın ile Sari Kızla Kopuk Ahmet, 1969 yılında ise Sezer Güvenirgil ile Aşk Yarası Derindir adlı iki sinema filminde rol alan sanatçı, sayısı 100’ü aşkın ödül kazandı. Bağlama dışında yaylı ve mızraplı tambur, ud ve piyano çalan Ahmet Sezgin, yine Türkiye’de ilk kez folklor ekibiyle sahneye çıkan sanatçı oldu. 1960 ve 70’li yıllarda popüler bir sanatçı olan Sezgin, kolon kanseri nedeniyle öldü.

TRT Repertuvarına kazandırdığı bazı önemli türküler

Hastayım Ben Gelemem

  • Çarşambayı Sel Aldı
  • Geldi Düğün Kınası
  • Küp İçinde Ayranım
  • Yeşillim
  • Gidin Yare Haber Verin Uçan Kuşlar
  • Şemsiyemin Ucu Kare
  • Bir Of Çeksem Karşıkı Dağlar Yıkılır
  • Turnam Yükseklerden Uçar
  • Kerpiç Kerpiç Üstüne Kurdum Binayı
  • Gele Gele Geldim Bu Kara Taşa
  • Avcı Vurmuş Ceylanı
  • Entarine Peş Olam
  • Kız Pınar Başında Testi Doldurur
  • Asmanın Tepesinde Kuru Üzüm Olur mu?
  • Kara Duta Yaslandım
  • Gümüş Telli Sazım Var

Filmleri

 

  • Sari Kızla Kopuk Ahmet – 1964
  • Aşk Yarası Derindir – 1969
  • 1937 – Yılmaz Güney, Kürt kökenli Türk yönetmen, oyuncu ve senarist (ö. 1984)
Yılmaz Güney

Yılmaz Güney’in siyah–beyaz fotoğrafı
Doğum Yılmaz Pütün
1 Nisan 1937
Yenice, Yüreğir, Adana, Türkiye
Ölüm 9 Eylül 1984 (47 yaşında)
Paris, Fransa
Ölüm sebebi Mide kanseri
Defin yeri Père Lachaise Mezarlığı, Paris, Fransa
Diğer ad(lar)ı Çirkin Kral
Etnik köken Kürt ve Zaza
Vatandaşlık Türkiye (1983’e kadar)
Vatansız (1983–1984)
Meslek Yönetmen, senarist, oyuncu, yapımcı, yazar, şair, aktivist
Etkin yıllar 1959–1984
Ajans Güney Film
Önemli eser(ler) Umut (1970)
Ağıt (1971)
Baba (1971)
Umutsuzlar (1971)
Arkadaş (1974)
Endişe (1974)
Sürü (1978)
Düşman (1979)
Yol (1981)
Duvar (1983)
Evlilik
Nebahat Çehre
(e. 1967; b. 1968)
Fatoş Güney
(e. 1970; ö. 1984)
Çocuk(lar) 2
Etkilendikleri Atıf Yılmaz
Elia Kazan
Lütfi Ömer Akad
Yaşar Kemal
Etkiledikleri Ahmet Zîrek
Alejandro G. Iñárritu
Atilla Dorsay
Costa–Gavras
Cüneyt Arkın
Fatih Akın
Fazıl Say
Filiz Akın
Mahsun Kırmızıgül
Nuri Bilge Ceylan
Nur Sürer
Tarık Akan
Tuncel Kurtiz
Türkan Şoray
Yılmaz Erdoğan
Zeki Demirkubuz
Zeki Ökten
Ödüller Tüm Liste
Resmî site yilmazguneyofficial.com

Yılmaz Güney (1 Nisan 1937; Yenice, Adana – 9 Eylül 1984, Paris), Kürt kökenli Türk oyuncu, yönetmen, senarist, yapımcı, yazar, şair ve aktivisttir. Oyuncu olarak yer aldığı Çirkin Kral, hem senaristi hem de yönetmeni olduğu UmutAğıtBabaArkadaş ve Duvar, senaryosunu yazdığı ancak 1974-1981 yılları arasında cinayet nedeniyle hüküm giymesi sebebiyle çekimlerinde bulunamadığı eş yönetmenli Yol ve Sürü gibi filmleriyle tanınmaktadır. Güney, eserlerinin birçoğunu sol perspektiften üretmiş ve bunları Türkiye’deki işçi sınıfı insanlarının içinde bulunduğu kötü duruma adamıştır. Filmlerinde Türkiye’deki toplumsal yapı ile birlikte Kürt kültürünün, halkının ve dilinin tasvirini etkin bir şekilde kullanmıştır. Sinemada elde ettiği başarılar, uluslararası bir üne ulaşmasını sağlamıştır.

1959 yılında sinemaya adımını atan Güney’in kariyeri içinde, hem siyasi suçlar hem de cinayet nedeniyle olmak üzere pek çok hapis ve sürgün cezası bulunmaktadır. Türkiye’de yaşanan 1960 Darbesi dönemini takip eden 1961 yılında, daha önceden 19 yaşındayken yazdığı bir öyküde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklanıp bir buçuk yıl hapis ve altı ay sürgün cezası aldı. Beş yıl kadar sonra, Hudutların Kanunu filminin çekimleri sırasında Şanlıurfa’da alkollü araç kullanırken bir çocuğa çarparak ölümüne sebep oldu. 1967’de Nebahat Çehre ile evlendi, evliliklerinde ve öncesinde bazı şiddet vakaları mevcuttu. Güney, 1968’de bir kavga sonrası arabasını Çehre’nin üzerine sürüp ona çarptı, Çehre’nin köprücük kemiği kırıldı ve başına dikiş atıldı, olaydan kısa bir süre sonra da boşandılar. İki yıl sonra Jale Fatma ile evlendi.

Kariyerinin ilk dönemlerinde daha çok macera ve aksiyon filmleri çeken Güney, 1960’ların sonlarından itibaren ise toplumsal, dramatik ve politik filmlere yöneldi. 1972’de, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi–Cephesi militanlarını sakladığı gerekçesiyle 10 yıl hapse mahkûm edilse de 1974 Genel Affı sonucunda serbest kaldı. 13 Eylül 1974’te, Endişe filminin çekimleri için bulunduğu Adana’da bir gazinoda Sefa Mutlu adındaki yargıcı silahla öldürdü. Cinayetin ardından yargılandı ve 1976’da 19 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Hapiste kaldığı dönemde senaristliğe ve yönetmenliğe devam etti. 1978’de senaryosunu yazdığı ve Zeki Ökten ile yönettiği Sürü filmi, 1979’da Locarno Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Film” seçilip Altın Leopar Ödülü’nü kazandı.

Güney, 1981’de izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevi’ne geri dönmeyip yurt dışına firar etti ve yaşamını Fransa’da sürdürmeye başladı. Kendisinin yazdığı, yapımcılığını üstlendiği ve asistanı Şerif Gören ile birlikte yönetmenliğini yaptığı 1981 yapımı Yol filmi, 1982’de Cannes Film Festivali’nde “En İyi Film” seçilip Altın Palmiye Ödülü’nü kazandı ve bu ödülü Türkiye’den kazanan ilk yönetmen oldu. Güney, firarından sonra yurda dönme çağrılarına uymadığı gerekçesiyle 12 Eylül döneminde, 1983’te Türk vatandaşlığından çıkarıldı. 1983’te Cigerxwîn ve Abdurrahman Şerefkendi gibi Kürt şairlerle birlikte Paris Kürt Enstitüsü’nü kurdu. 9 Eylül 1984’te, mide kanserinden dolayı 47 yaşında Paris’te öldü.

Hayatı ve kariyeri

 

İlk yılları: 1937–1958

 

Yılmaz Güney’in doğum adı Yılmaz Pütün’dür. Kendi ifadesine göre Pütün, “kırılması zor ve sert meyve çekirdeği” demektir. 1 Nisan 1937 tarihinde, toprağı olmayan köylü bir ailenin iki çocuğundan biri olarak Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Yenice köyünde doğdu. Zaza kökenli babası Hamit, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinin Desman köyünden; Kürt kökenli annesi Güllü ise Muş’un Varto ilçesindendir. Annesinin ailesi, I. Dünya Savaşı sırasında Rus İmparatorluğu ordusunun ilerlemesinden kaçmayı umarak Muş civarından Siverek’e taşınmış ve Güllü Hanım orada Hamit Pütün ile evlenmişti. Daha sonra aile, Hamit’in kardeşlerinin ölümüyle sonuçlanan bir kan davası nedeniyle Siverek’ten Adana’ya kaçmıştı. Yılmaz’ın ailesi; toprak sahibi olmayan bir çiftçi ailesiydi.

Çocukluğu Adana’da geçen, ilkokul üçüncü sınıfa kadar doğduğu Yenice’de okuyan ve geçinmek için çiftçilik dışında simit satıcılığı, at arabası sürücülüğü ve pamuk işçiliği gibi işlerde de çalışan Güney, lise yıllarında bisikletiyle sinemalara 16mm bobinleri taşıyarak sinema sektörüyle tanıştı. O zamanlar Adana’da sinema çok popülerdi. Güney, kendi tabiriyle “maddi durumu iyi olmayanlar için açılmış olan açık hava sinemalarına” sıklıkla gidip filmler izlerdi. Çocukluğunun geçtiği Adana, ileride birçok filmine konu oldu.

Adana’da bir süre çeşitli film şirketlerinde çalışan Güney, 1957’de Ankara’ya gitti ve Ankara Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne kaydını yaptı. Ancak sinema alanına yönelmek için Ankara Üniversitesi’nden ayrılmaya karar verdi ve İstanbul’a gitti. Orada yönetmen Atıf Yılmaz ve hemşehrisi Yaşar Kemal ile tanıştı. Bu süreçte bir yandan da hikâyeler yazdı. Daha sonra Atıf Yılmaz’ın da desteğiyle onun asistanı olarak çalışmaya başladı.

Sinemaya başlaması: 1959–1965

 

“Ben sinemayı ilk defa, köyümüze gelen kutulu bir makinada tanıdım. […] Sinemanın taşıyıcısı, yani o kutunun taşıyıcısı; filmi seslendiren, filmin şarkılarını söyleyen, filmdeki olayları anlatan aynı zamanda bir şovmen gibiydi. Daha sonra şehre sinema hastası hâliyle geldim. Daha çok kovboy filmlerini, gangster filmlerini, kavgalı dövüşlü filmleri, savaş filmlerini seviyordum. Daha sonra, bu çocukluk döneminin tatları yerini daha sosyal içerikli filmlere bıraktı ve ondan sonra filmlerde daha başka şeyler aramaya başladım.”

— Yılmaz Güney, 1984

Yılmaz Güney, 1959’da Atıf Yılmaz ve Yaşar Kemal’in önerisiyle Bu Vatanın Çocukları isimli filmde rol alarak sinema hayatına doğrudan adımını attı. Ayrıca Güney, başrol oynadığı bu filmin senaryosunu Atıf Yılmaz ve Yaşar Kemal ile birlikte yazdı. Aynı yıl Atıf Yılmaz’ın yönettiği Ala Geyik filminde senarist ve başrol, Orhon Murat Arıburnu’nun yazıp yönettiği Tütün Zamanı filminde başrol, tekrar Atıf Yılmaz’ın yönettiği Karacaoğlan’ın Kara Sevdası filminde ise senarist ve yönetmen yardımcısı olarak görev yaptı.

Bunların yanında Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Güney, 1956’da yazdığı “3 Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri” isimli öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılandı ve 1961’de bir buçuk yıl hapis ve altı ay sürgün cezasına mahkûm oldu. Sürgün dönemini Konya’da geçirdi. Hapishane sürecinde, bazılarının “komünist bir roman” olarak adlandırdığı ve yoksul köylüleri konu alan Boynu Bükük Öldüler adlı bir kitap yazdı. İki yıl sonra kaldığı yerden devam eden Güney, bu dönemde daha çok macera ve aksiyon filmleri çekti. Oynadığı filmlerin genellikle senaryosunu yazan Güney, filmlerinde “ezilen, hor görülen Anadolu insanının otoriteye başkaldırısı” konusunu işledi ve kariyeri boyunca solcu perspektife sadık kaldı.

Sinemada yükseldiği yıllar: 1966–1971

 

Bülent Oran’ın yazdığı ve Yılmaz Atadeniz’in yönettiği 1966 yapımı Çirkin Kral filmi, kendisine halk tarafından “Çirkin Kral” lakabının verilmesine ve bu lakapla tanınmasına neden oldu. Güney’in bu dönemdeki en önemli filmi ise, Lütfi Ömer Akad’ın yönettiği ve kendisinin yazdığı Hudutların Kanunu (1966) idi. Bu filmin çekimleri sırasında Güney, Şanlıurfa’da alkollü araç kullanırken arkasından koşan yedi yaşındaki bir çocuğa çarparak yaralanmasına ve ölümüne sebep oldu. Olaydan sonra tutuklanan Güney, ölen çocuğun babasının şikayetçi olmaması nedeniyle iki ay sonra serbest bırakıldı. Sınır boylarında kaçakçılık yapan köylüler üzerinden bozuk düzeni eleştiren Hudutların Kanunu filminde Pervin Par, Erol Taş, Tuncel Kurtiz, Osman Alyanak gibi isimlerle çalışan Güney, canlandırdığı “Hıdır” karakteriyle 1967’deki 4. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı ve bu, aldığı ilk büyük ödül oldu. Aynı yıl Çirkin Kral AffetmezBenim Adım KerimŞeytanın OğluEşkiya Celladıİnce Cumali ve daha birçok filmde oynadı.

Yılmaz Güney, 1968’de kendi yapım şirketi Güney Film’i kurdu ve bundan sonra rol alacağı filmlerin çoğunda yapımcılık ve yönetmenlik yapmaya başladı. 1966’dan itibaren üstlendiği filmlerle önemli miktarda para kazandı ve bu da ona bir miktar mali özgürlük sağladı. 1968’de, kendisinin yazıp yönettiği ve başrolünü nikâhlı eşi Nebahat Çehre ve Hayati Hamzaoğlu ile birlikte paylaştığı Seyyit Han: Toprağın Gelini filmini çekti. Film, köyde pek çok düşmanı olan Seyyit Han’ın Keje isimli bir kadına sevdasını anlatmaktadır. Güney bu filmle 1969’daki 1. Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü ve En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazanan Fatma Girik’le birlikte bu ödüle sahip olan ilk sanatçı oldu. Aynı yıl Bir Çirkin Adam filmini çekti. Senaristliğini, yönetmenliğini, yapımcılığını ve başrolünü üstlendiği bu film, babasını arayan “Bino” adlı genç bir kiralık katilin öyküsünü anlatmaktadır. Bir Çirkin Adam, Güney’e 1970’teki 7. Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerini kazandırdı. Aynı yıl Atıf Yılmaz’ın yönettiği, Hülya Koçyiğit’le başrol oynadığı ve bir kan davasını konu alan Zeyno filminde yer aldı. 1968’de askere giden ve 1970’te dönen Güney, askerliğini Sivas’ta yaptı.

Yılmaz Güney’in 1970 yapımı Umut filmi, kariyeri için bir dönüm noktasıydı. Umut, Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

1960’lı yılların sonundan itibaren macera ve gangster filmlerinden uzaklaşıp ülke gerçeklerine değinen ve dram yüklü filmlere yönelen Yılmaz Güney’in bu alandaki ilk büyük projesi, 1970 yılında çektiği Umut filmi oldu. Film, geçimini atına bağlamış olan bir faytoncunun, atının bir araba çarpması sonucu ölmesinin ardından meçhul bir definenin peşinden koşmasını anlatmaktadır. Senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını Yılmaz Güney’in yaptığı Umut, aynı zamanda “Türk sinemasının ilk gerçekçi filmi” ve “ülkede o tarihe kadar çekilen en iyi film” olarak kabul edilmiştir. Umut, aynı yıl düzenlenen 2. Adana Altın Koza Film Festivali’nde beş farklı alanda ödüle değer görüldü ve Güney’e de “En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo” ödüllerini kazandırdı. Güney, Umut filmi ile kazandığı ödülünün parasını filmde yer alan oyuncular arasında paylaştırdı. Daha sonra çeşitli gerekçelerle sansüre uğrayan film, kaçak olarak yurt dışına kaçırılıp 1971 Cannes Film Festivali’nde gösterildi.

1971 yılında Yılmaz Güney; AcıAğıtBabaUmutsuzlarYarın Son GündürVurguncular gibi hem senaryolarını yazdığı, hem yönettiği, hem de başrol oynadığı filmlerle festivallere katılmaya devam etti. Acı ve Yarın Son Gündür filmlerinde Fatma Girik ile başrol oynayan Güney, Filiz Akın ile başrolü paylaştığı Umutsuzlar filminde ise “Fırat” isimli âşık bir kabadayıyı canlandırdı. Ağıt filminde kaçakçıların, Baba filminde ise çocuklarının geleceği için para karşılığında işlemediği bir suçu üstlenip hapishaneye giren bir babanın öyküsünü anlattı. Türkiye’de 200’den fazla filmin çekildiği 1971 yılında, Güney’in dram temalı Ağıt ve Acı ve romantik temalı Umutsuzlar filmleri, o yılki 3. Altın Koza Film Festivali’nde sırasıyla En İyi Film, En İyi 2. Film ve En İyi 3. Film seçildi. Güney, Ağıt filmiyle ayrıca En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerinin de sahibi oldu. Fatma Girik de Güney’in Acı filmindeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu seçildi. Yılmaz Güney, festivalde Ağıt filmi ile aldığı birincilik ödülünü Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na bağışlarken Umutsuzlar filmi ile aldığı parayı da Adanaspor kulübüne bağışladı.

1972’deki 4. Altın Koza Film Festivali’nde ise daha önce görülmemiş bir olay meydana geldi. Festival jürisinin ilk oylamasında Güney, Baba filmiyle En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine layık görülmüştü. Fakat 12 Mart Muhtırası yetkililerinin “solcu” Güney’e olan politik baskıları nedeniyle Adana Büyükşehir Belediye Başkanı duruma itiraz etti ve sonrasında yeniden toplanan jüri, bu ödülleri oylamada ikinci olan isimlere verdi. Yaralı Kurt filmindeki performansıyla oyunculuk kategorisinde ikinci sırada bulunan Cüneyt Arkın, ödülü reddetti. Arkın, 2016’da Simge Fıstıkoğlu’nun Yüz Yüze programında konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “O ödül Yılmaz’ın hakkıydı. Aklı başında herkes bunu bilirken, o ödül bana yakışır mıydı?”

İki yıllık hapis dönemi: 1972–1974

 

Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde bulunan, Yılmaz Güney’in hayat hikâyesinin özetinin yazılı olduğu panodaki portresi.

Yılmaz Güney, 12 Mart Muhtırası sonrası Maltepe Cezaevi’nden firar eden ve İsrailli diplomat Efraim Elrom’un öldürülmesinden sorumlu olan başta Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir olmak üzere Türkiye Halk Kurtuluş Partisi–Cephesi’nin militan devrimcilerine yardım etti. O sıralar eşi Fatoş Güney ile birlikte İstanbul, Levent’te oturan Güney, eşinin de oluruyla onları bir süre bizzat kendi evinde sakladı. Bundan dolayı Mart 1972’de tutuklanan Güney, mahkeme kararıyla 10 yıl hapse mahkûm edildi. Mahkûmluğunun bir kısmını Selimiye Cezaevi’nde yatarak geçirdi. Bu dönemde “Selimiye Üçlemesi” adı altında üç kitap (HücremSalpa ve Sanık) kaleme aldı. Güney yaklaşık iki yıl cezaevinde kaldıktan sonra, Bülent Ecevit başbakanlığındaki 37. Türkiye Hükûmeti tarafından çıkarılan genel aftan yararlanarak 20 Mayıs 1974’te Üsküdar Cezaevi’nden çıktı.

Hapisten çıkış, cinayet işlemesi ve mahkeme: 1974–1976

 

Güney hapisten çıktıktan sonra kafasındaki projeleri gerçekleştirmeye başladı. 12 Mart 1971’deki askerî müdahaleden sonra tutuklandığı için çekimleri yarıda kalan dram türündeki Zavallılar filmini Atıf Yılmaz’ın katkılarıyla tamamladı. Ardından çektiği Arkadaş (1974) filminde Kerim Afşar ve o sıralar 18 yaşında olan şarkıcı Melike Demirağ ile başrol oynadı, ayrıca 19 yaşında olan Civan Canova’nın da ilk defa bir sinema filminde oynamasını sağladı. Arkadaş filminde canlandırdığı “Azem” karakteriyle yozlaşmış toplumsal yapıyı eleştirdi. Güney, Çukurova’daki pamuk işçilerini anlatacağı toplumsal türdeki diğer filmi Endişe‘nin çekimlerini ise Eylül ayında doğum yeri Adana’da gerçekleştirecekti. 13 Eylül 1974’te Güney, Endişe filminin çekimlerinin ilk günü akşamı film ekibiyle Yumurtalık ilçesindeki bir gazinoya gitti. Yanında eşi Fatoş Güney, dönemin Adana Belediye Başkanı Ege Bagatur, Güney’in sektörden arkadaşları Ali Özgentürk ve Şerif Gören de vardı. Gazinoda ilçe yargıcı Sefa Mutlu ile bir tartışma yaşadı ve yargıç kafasından silahla vurularak öldü. Güney, bu cinayetten tutuklandı. Yarıda kalan Endişe filminin çekimlerini ise Güney’in asistanı Şerif Gören devraldı ve tamamladı.

Güney’in yargılaması, 25 Ekim 1974’te Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Bu sırada, daha önce yaptığı üç film EndişeArkadaş ve Zavallılar, 1975’teki 12. Altın Portakal Film Festivali’nde sırasıyla “en iyi üç film” seçildi. Yılmaz Güney, yargı sürecinin sonunda, suçlu bulunarak 13 Temmuz 1976 tarihinde 19 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Güney, hapishane sürecinde verdiği bir röportajda “cezasının aslında 9 yıl olduğunu, politik nedenlerle kendisine 19 yıl verildiğini” söyledi.

Yılmaz Güney’in ailesi, Aralık 2023’te bu davanın yeniden görülmesi için mahkemeye başvurdu. Verilen dilekçede Mutlu’nun mezarının açılıp otopsi yapılması istendi. Dilekçede çeşitli gerekçeler sunularak olayın bir kaza olduğu, Güney’in kasten öldürme suçunu işlemediği öne sürüldü. Konuyla ilgili başlatılan bir imza kampanyasına aralarında Ahmet Ümit, Ali Sürmeli, Barış Atay, Ciwan Haco, Deniz Barut, Deniz Türkali, Füsun Demirel, Grup Yorum, Halil Ergün, Nur Sürer, Caner Cindoruk, Şivan Perwer, Müjde Ar, Füsun Demirel, Haluk Tolga İlhan, İsmail Hacıoğlu, Nebahat Çehre, Necmettin Çobanoğlu, Orhan Aydın, Sedef Avcı, Tamer Levent, Yasemin Yalçın ve Yüksel Aksu gibi isimler de olmak üzere 200’ü aşkın sanatçı katıldı. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 29 Ocak 2024’te bu talebi reddetti. Kararda, olayın üzerinden 50 yıl geçtiği, tüm yargısal süreçlerin tamamlandığı, Mutlu’nun mezarının açılmasının dosyaya bir yenilik katmayacağı ifade edildi. Ayrıca Güney’in silahı bilinçli ateşlediği ve bu durumda da meşru müdafaa şartlarının oluşmadığı söylendi.

Cezaevi yılları: 1976–1981

 

Güney, bir süre Ankara’daki Ulucanlar Cezaevi’nde yattı. Cezaevi, daha sonra Güney’in Duvar (1983) filmine ilham kaynağı oldu.

Güney’in cezaevinde sinema ile olan ilgisi devam etti. İçeride kaldığı süre boyunca sinema ve sanat ile ilgili fikirlerini, şiir ve öykülerini; o dönemde çıkarmaya başladığı Güney dergisinde yayımladı. Senaryo yazmaya devam etti. Bu dönemde senaristliği ve yapımcılığını üstlendiği, arkadaşı Zeki Ökten tarafından çekilen Sürü (1978) ve Düşman (1979) filmleri büyük ilgi gördü. Tarık Akan, Melike Demirağ, Tuncel Kurtiz gibi oyuncuların başrolde yer aldığı Sürü filminde Güney, Siirt’in Pervari ilçesindeki dağlarda ve yaylalarda yaşayan bir Kürt ailesini ve bu ailenin geçimini anlattı. Böylece ilk kez bir filminde, kendi etnik halkı olan Kürtlerin yaşadığı zorluklara detaylıca değindi ve yeri geldiğinde Kürtçeyi kullanmaktan çekinmedi. Politik sahneler de barındıran Sürü, İstanbul ve Ankara’da birkaç kez gösterildikten sonra sansüre uğradı ve 12 Eylül Darbesi’nden sonra da filme resmî yasak geldi. Sürü, 1979’da İsviçre’deki Locarno Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Film” seçilip Altın Leopar Ödülü’nü kazandı. Aytaç Arman’ın başrolde yer aldığı Düşman ise Berlin Film Festivali’nde gösterildi ve Mansiyon Ödülü’nü kazandı. Bu iki filmin başarısı, Güney’in yurt dışında çeşitli çevrelerce tanınmaya başlamasını sağladı. Hapishanedeyken ünlü Amerikalı yönetmen Elia Kazan, siyasi aktivizmi nedeniyle hapse atıldığına inanarak birkaç kez onu ziyaret etti ve destekledi.

12 Eylül 1980’de Türkiye’de gerçekleşen askerî darbe, Güney’in kariyerini kötü yönde etkiledi. Darbeden sonra Güney’in eserleri yeni askerî cunta tarafından yasaklandı, bazılarının kopyaları yakıldı, bazıları da yok edildi. Bu sıralarda Güney, Bayram adını verdiği yeni bir filmin senaryosunu hapishanede tamamladı ve filmin çekimi için yönetmen Erden Kıral’ı işe aldı. Kıral’ın çekip kendisine gönderdiği görüntüleri beğenmeyen Güney, Kıral ile yollarını ayırdı ve eski asistanı Şerif Gören’le anlaştı. Gören, 1981’in başlarında Bayram filminin çekimlerine başladı ve çekimler yaklaşık dört ay sürdü.[84] Güney, büyük önem verdiği bu filmin çekimlerinde bulunamayacağı için senaryoyu normal bir film senaryosuna göre oldukça detaylı hazırladı ve Şerif Gören bu talimat ve yönlendirmeleri dikkate alarak filmi yönetti. Güney, filmin çekimleri tamamlandıktan sonra görüntüleri yurt dışına, İsviçre’ye gönderdi.

1974’ten 1981’e kadar yedi yıl boyunca hapis yatan Yılmaz Güney, son filminin çekimleri bittikten sonra, 9 Ekim 1981’de izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevi’nden firar etti. Hapse girmeden yıllar önce çekmiş olduğu Şeytanın Oğlu (1967) filminde, bir günlük bayram izninde dışarı çıkan ve kayıplara karışan bir adamın hikâyesini anlatmıştı. Filme benzer şekilde Muş’ta bulunan annesini görmek için bir haftalık izinden yararlanıp hapisten çıkan Güney, Antalya’nın Kaş ilçesinden Yunanistan’a bağlı Meis Adası’na, oradan da İsviçre’ye kaçtı.

Yurt dışına kaçış, Cannes ve sonrası: 1982–1984

 

Yılmaz Güney, Altın Palmiye Ödülü’nü İtalyan sinema sanatçısı Vittorio Gassman’ın elinden aldı.

Yılmaz Güney, İsviçreli bir sinemacı olan Edi Hubschmid’in yardımlarıyla yurt dışına kaçtıktan sonra, son filminin görüntülerini almak için İsviçre’ye gitti. Bir süre İsviçre’de kalan Güney, daha sonra görüntüleri alıp Fransa’nın başkenti Paris’e geçti ve filminin kurgusunu yapmaya başladı. Edi Hubschmid de filme yapımcılık alanında destek sağladı. Güney, filmi Cannes Film Festivali’ne yetiştirmek istiyordu; bu nedenle kurgu sırasında beğenmediği bazı sahneleri çıkardı ve senaryoda Bayram olan filmin ismini Yol olarak değiştirdi. Politik, dram ve gerilim türünde olan ve Tarık Akan, Şerif Sezer, Halil Ergün, Necmettin Çobanoğlu, Meral Orhonsay gibi oyuncuların başrolde yer aldığı Yol‘un kurgusunu bitirdikten sonra filmi festivale gönderdi. Film, 1982 Cannes Film Festivali’nde “En İyi Film” seçilip Altın Palmiye Ödülü’nü kazandı ve bu başarıyı sergileyen ilk Türk yapımı film oldu. Güney, ödülü İtalyan oyuncu Vittorio Gassman ‘ın elinden aldı ve kameralara sağ yumruğunu havaya kaldırarak poz verdi. Sürü ve Düşman filmlerinden sonra Yol filminin de büyük bir Avrupa film festivalinde ödül kazanması, Yılmaz Güney’in yurt dışındaki ününü artırdı.

12 Eylül 1980 darbesi sonrasındaki Türkiye’yi, devlet yetkililerini ve özellikle Kürt halkını, bir hafta ev iznine verilen beş mahkûmun hikâyeleri aracılığıyla anlatan Yol; Fransa sinemalarında 1,2 milyonun üzerinde kişi tarafından izlendi. Üstelik 1982 Altın Küre Ödülleri’nde “Yabancı Dilde En İyi Film” dalında aday gösterilerek şu ana kadar bu başarıyı yakalayan tek Türk yapımı film oldu. Fakat Türkiye hükûmeti, askerî darbenin ardından ülkede yaşanan siyasi ve sosyal sorunları eleştiren içeriği ve içinde geçen Kürtçe diyaloglar, “Kürdistan” terimi gibi sebeplerle Yol filmini “devlet aleyhine propaganda” olarak niteledi ve ülke sınırlarında gösterilmesini yıllarca yasakladı. Türk gazeteci Mehmet Ali Birand, o yıllarda kaleme aldığı bir yazısında “Yol‘u kazandığı ödülden dolayı karalamanın doğru olmadığını” söyledi. Dışişleri Bakanlığı ise ödülü veren Fransa ile jüri heyetini kınadı. İsviçre hükûmetiyse, 1983’teki 55. Akademi Ödülleri’ne “En İyi Uluslararası Film” dalında aday olarak yapımında İsviçre’nin de payı olan Yol filmini seçip “kendi adına” gönderdi. Ancak film aday olamadı.

Altın Palmiye’yi kazandıktan sonra Güney, yaşamını Fransız hükûmetinin desteğiyle Fransa’da sürdürmeye başladı. Bu sırada, yurda dönme çağrılarına uymadığı gerekçesiyle 6 Ocak 1983 tarihinde dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Kendisiyle aynı gün vatandaşlıktan çıkarılanlar arasında müzik sanatçısı Cem Karaca da vardı. Güney, vatandaşlıktan atılmasının kendisi ve mücadelesi için hiçbir anlam taşımadığını belirtti. Güney, mahkemeler tarafından 22 yıldan fazla ek hapis cezasına mahkûm edildi. Çeşitli yazılarından ötürü de 100 sene daha cezaya çarptırıldı.

Paris’teki Bonne Nouvelle adlı çıkmazdan görülen Yılmaz Güney Meydanı.

1983 yılında Fransa’da Duvar isimli filmini çekti. Güney’in 1976 yılında Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyanın sinemaya aktarıldığı Duvar, onun son filmi oldu. Filmin çekim sürecinde Amerikalı yönetmen Elia Kazan onu ziyaret etti. Güney’in bu filminde yer alan bütün çocuk oyuncular, hayatlarında ilk defa kamera karşısına çıkmışlardı. Öte yandan o sıralar yurt dışında bulunan Tuncel Kurtiz de arkadaşı Güney’in bu filminde yer aldı. Duvar, 1983 Cannes Film Festivali’nde gösterilip Altın Palmiye için yarıştı ama ödül alamadı. Aynı yıl Güney; Cigerxwîn ve Abdurrahman Şerefkendi gibi Kürt sanatçılarıyla birlikte Paris Kürt Enstitüsü’nü kurdu. Kürt dilini, kültürünü ve tarihini belgeler ışığında araştırmayı ve geliştirmeyi amaçlayan enstitüye, öldüğü 1984 yılına kadar destek verdi ve oradaki faaliyetlerini sürdürdü. 1984’ün Mart ayında enstitüde düzenlenen Nevruz kutlamasında Kürtleri konu alan ünlü bir konuşma yaptı:

“…Arkadaşlar! Acı, baskı, yoksulluk, kan ve gözyaşı Kürt halkının kaderi değildir. Biz bu kaderi reddediyoruz! Bu kaderi tanımıyoruz! Biz, dört bir yandan işgal edilmiş bir sömürge ülkenin çocukları değil; bağımsız, birleşik, özgür bir Kürt ülkesinin, Kürdistan’ın çocukları olmak istiyoruz! Biz kendi toprağımızda, kendi dilimizle aşk ve özgürlük türküleri söylemek istiyoruz! Biz kendi dünyamızı, kendi toprağımızı kendi ellerimizle yoğurmak ve ona yeniden biçim vermek istiyoruz! Ve biz kendi toprağımızda, kendi bayrağımızın altında özgür ve bağımsız olmak istiyoruz! […] Arkadaşlar! Bugün Kürdistan’ın çeşitli kesimlerinde, dağlarda, ovalarda, faşist zindanlarda sömürgecilerin baskı ve zulümlerine karşı dövüşenlerin, dövüşerek ölenlerin amacı da bu! Biz; dövüşerek ölenlerin, bu uğurda şehit düşenlerin anısını kalbimizde ve mücadelemizde yaşatıyoruz…”

— Yılmaz Güney, Paris Kürt Enstitüsü, Mart 1984

Güney, bu konuşması ve YolSürü gibi filmlerinde Kürt halkının tasvirini açıkça kullanması nedeniyle ölene kadar Türk hükûmetiyle sürekli bir anlaşmazlık içerisinde oldu. Bu dönemde Taşnak dergisi Armenian Review‘e bir demeç vererek ASALA tarafından Türk diplomatlarına düzenlenen suikastları, Ermeni Soykırımı’na dair dünya kamuoyunun dikkatini çekmek için işlevsel olduğunu ancak uzun vadede bu yöntem ile Ermenilerin soykırımın tanınması taleplerinin gerçekleşemeyeceğini belirtmiştir.

Ölümü

 

Yılmaz Güney’in Père Lachaise Mezarlığı’ndaki mezarı, Paris.

Yılmaz Güney, 1978 yılında hapishaneden verdiği bir röportajda midesinden, böbreklerinden ve karaciğerinden rahatsız olduğunu, ara sıra doktora görünüp tedavi olduğunu belirtti. Bu rahatsızlıklar, daha sonra Güney’in mide kanserine yakalanmasına neden oldu. Son yıllarını Paris’te geçiren Güney, mide kanseri nedeniyle fiziksel olarak zayıfladı ve bağışıklığı çöktü. Son günlerini hastanelerde geçiren Güney, 9 Eylül 1984 tarihinde 47 yaşında Paris Uluslararası Üniversite Hastanesi’nde öldü. Güney’in TSİ 06.20’de gerçekleşen ölümü öğleden sonra ailesi tarafından doğrulandı. Cenazesi 13 Eylül günü kaldırılıp Paris’teki Père Lachaise Mezarlığı’nın 62. kısmına defnedildi.

Özel hayatı

 

Yılmaz Güney, yazdığı bir öyküden dolayı 1960’lı yılların başında aldığı altı aylık sürgün cezasını Konya’da geçirirken orada Birten Ünal ismindeki bir kadınla tanıştı. Çok sevdiği için ona “Can” ismiyle hitap eden Güney, Ünal’dan 1966 yılında evlilik dışı bir kız çocuk babası oldu ve kızına Elif adını verdi. O sıralarda Birten Ünal ile ilişkileri kopmaya başladı ve 1960 yılında Türkiye Güzeli seçilmiş olan Nebahat Çehre ile ilişkisi başladı. Çehre, Yılmaz ile evlenmek için önce çocuğunun doğmasını şart koştu. Doğumdan sonra, 1967 yılında Çehre ile nikâh masasına oturdu. Ancak Güney, kızının babasız büyümemesi için kızı ve annesi Birten Ünal ile de ilgilendi. Güney, Nebahat Çehre’den ayrılıp 1970’te Fatoş Güney’le evlendikten sonra da kızı Elif’le irtibatta kaldı.

Yılmaz Güney’in Nebahat Çehre ile 1967’de başlayan evliliği 1968’e kadar sürdü. Evliliklerinde ve öncesinde bazı şiddet vakaları mevcuttu. Güney 1968’de bir kavga sonrası arabasını Çehre’nin üzerine sürüp ona çarptı. Çehre’nin köprücük kemiği kırıldı ve başına dikiş atıldı, olaydan kısa bir süre sonra da boşandılar. Çehre, 2019 yılında konuk olduğu Şafak Yavuz’un Vizöründen adlı programda Güney ile ilişkisine dair detayları paylaştı, araba ile çarpma olayına da değindi. 2017 yapımı Çirkin Kral Efsanesi belgeselinde de olayı anlatan Çehre; Güney’in kendisinden özür dilediğini, özrünü kabul ettikten sonra da ilişkilerini bitirdiğini aktardı. Güney’in birçok filminde yapımcılık yapan Abdurrahman Keskiner ise 2011 yılında Hürriyet gazetesine verdiği röportajda olayı anlattı. Keskiner; Güney ile Çehre’nin bir gece kulübünde kavga ettiklerini, Çehre’nin kulübü terk ettiğini, Güney’in ise öfkeyle arabasına binip eşine çarptığını, daha sonra Çehre’nin dört gün kadar hastanede yattığını ve olaydan sonra da ilişkilerinin bittiğini belirtti. Temmuz 2024’te ise Abdurrahman Keskiner, gazeteci Ebru Dedeoğlu’na verdiği röportajda yine olaydan kısaca bahsedip Yılmaz’ın bir hafta hastanede Nebahat’in başında beklediğini, taburcu olduktan sonra da resmî olarak boşandıklarını söyledi.

Abdurrahman Keskiner; Nebahat-Yılmaz çiftinin birbirini çok seven, tutkuyla bağlı iki insan olduğunu da, Çehre’nin Yılmaz’dan çok dayak yediğini de söyledi. Bu şiddete örnek olaylardan biri olarak Eşrefpaşalı (1966) filminin çekimleri esnasında Güney’in Çehre’nin kafasına bardak koyup gerçek silah kurşunuyla nişan almasını gösterdi. Anlattığına göre Güney bardağı gerçek kurşunla vurmak istemiş, Nebahat bunu yapmak istememiş ancak Güney bardağı gerçek kurşun kullanarak vurmuştur.

Nebahat Çehre 2017 yılında, Doğa Rutkay’la Her Şey Bu Masada adlı programda Güney ile olan ilişkisi hakkında, “Olmayacaktı. 4,5 sene sürdü ama olmaması gereken bir şeydi.” diye konuştu. 2019 yılında konuk olduğu Şafak Yavuz’un Vizöründen adlı programda Güney ile olan evliliğinde hamile kaldığını fakat sevginin korkuya döndüğü, hastalıklı bir hal aldığını ve kürtaj olduğunu söyledi. 2022 yılında konuk olduğu Fatih Altaylı ile Bire Bir adlı programda ise ilişkinin başlangıcında Yılmaz Güney’i kendisinin ayarladığını ve evlilikleri sırasında da onun “ince ruhlu bir kişi” olduğunu ifade etti.

Yılmaz Güney’in ikinci evliliği, 1970’te asıl adı “Jale Fatma Süleymangil” olan Fatoş Güney ile oldu. İstanbul’da zengin bir ailenin çocuğu olarak doğmuş olan Fatoş Güney, 1970’te 18 yaşındayken Yılmaz Güney ile evlendi ve eğitimini yarıda bıraktı. Bu evlilik, Yılmaz’ın 1984’teki ölümüne dek sürdü. Çiftin “Remzi Yılmaz” adını verdikleri erkek çocukları 1971 yılında doğdu. Fatoş Güney, eşinin 1981’deki firarından sonra onu takip etti ve Yılmaz’ın ölümüne dek beraber kaldılar. Fatoş, ek olarak Yılmaz Güney’in son filmi Duvar‘da reji asistanı olarak çalıştı.

Etkileri ve etkiledikleri

 

Yılmaz Güney hem Türk sinemasının hem de Kürt sinemasının öncü isimleri arasında görülmektedir. Birçok sinemacı, özellikle Sürü ve Yol filmlerinde Kürt kültürünü açıkça tasvir etme becerisi nedeniyle Yılmaz Güney’i Kürt sinemasının kurucularından biri saymaktadır. Kimileri ise Türk sinemasının, Güney’in filmlerinin Avrupa’da elde ettiği başarılar neticesinde dünyaya açıldığını söylemektedirler.

Amerikalı yönetmen Elia Kazan, 1970’li yıllarda Milliyet gazetesinde Yılmaz Güney’in Umut filmi hakkında bir makale yazdı ve “filmin şiirsel bir film olduğunu, tamamen doğal nitelik taşıdığını, ne Hollywood ne de Avrupalı üstatların bir kopyası olmadığını” belirtti. Yol filminin Altın Palmiye başarısından sonra Time eleştirmeni Richard Corliss, Yılmaz Güney’i “dünya çapında bir film yapımcısı” olarak tanımladı. Güney ile aynı yıl Altın Palmiye kazanan Yunan asıllı Amerikalı yönetmen Costa–Gavras, 1987’de verdiği bir röportajda “Güney’in Türkiye’den çıkmış en önemli yönetmen” olduğunu vurguladı. 2019’da Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştiren Oscar Akademisi Başkanı John Bailey, “Yılmaz Güney filmlerinden hoşlandığını ve ilk izlediği Türk filminin Yol olduğunu” söyledi.

Güney, birçok İranlı yönetmene de ilham kaynağı olmuştur ve İran sinemasında önemli bir etkisi vardır. İranlı yönetmen Cafer Panahi, 2000 yılında verdiği bir röportajda “Yılmaz Güney’in sinemasını ve Yol filmini çok beğendiğini” söyledi. Yine İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi ise bir keresinde yönetmen Zeki Demirkubuz’a “Siz bizden çok şanslısınız, çünkü arkanızda Yol gibi bir film var.” dedi. Muhsin Mahmelbaf’ın kızı Semira Mahmelbaf, bir röportajında “Biz küçükken babam hep Yılmaz Güney filmlerini izlerdi. Ben de birkaç filmini seyrettim ve çok beğendim.” ifadesini kullandı. Mecid Mecidi, Yol filminin oldukça başarılı olduğunu söyleyip Güney’i “büyük bir usta” olarak tanımladı. Oscar ödüllü Asgar Ferhadi de Güney’e ve filmlerine olan sevgisinden söz etti.

En İyi Film ve En İyi Yönetmen Akademi Ödülü sahibi olan Meksikalı yönetmen Alejandro G. Iñárritu, Stephen Lowenstein’ın 2008’de çıkan My First Movie, Take Two adlı kitabında sinemayla ilgilenmeye başlamasının ilk etkeninin Yol filmi olduğundan söz etti. 17 yaşında filmi izlediğini söyleyen Iñárritu, filmden “çok insancıl, çok gerçekçi ve dramatik” şeklinde bahsetti. Iñárritu’nun Amores Perros (2000), 21 Grams (2003) ve Babel (2006) filmleri, Yılmaz Güney’in Yol filmindeki gibi birden çok insanın öyküsünü aynı anda konu almaktadır. The Revenant filmi 2016’da Türkiye’de vizyona girdikten sonra Cüneyt Cebenoyan tarafından Leonardo DiCaprio’nun soğuk havadan korunmak için ölen bir atın karnına girdiği sahnenin, Yol filminde Yılmaz Güney tarafından kurguda kesilen sahneye gönderme olduğu, “Iñárritu’nun Yol‘un hikâyesini ve asıl senaryosunu bildiğinin söylenebileceği” yorumu yapıldı.

Güney’in yakın arkadaşlarından biri olup Sürü ve Yol filmlerinde başrolde oynayan Tarık Akan, ölmeden kısa bir süre önce Güney dergisine verdiği röportajda Yılmaz Güney’i “Türk sinemasının en yukarısındaki kişi” diye tanımladı. 2015’te Türk yönetmen Zeki Demirkubuz, Türk sinemasında en sevdiği yönetmenin Yılmaz Güney olduğunu ve “Güney’in Marksistliğine, solculuğuna rağmen öldüremediği öz ve ateşten etkilenmemenin mümkün olmadığını” söyledi. Almanya’da doğup yaşayan Türk yönetmen Fatih Akın, 2006 yılında İngiliz The Telegraph gazetesindeki konuşmasında Güney’den “Hepimiz [Türk yönetmenleri] onun çocuklarıyız.” şeklinde bahsetti ve Yol filminden çok etkilendiğini söyledi. Akın, “Filmi ergenlik çağımda annemle birlikte izlemiştim. Öykü çok etkileyiciydi.” dedi. 2024’teki Adana Altın Koza Film Festivali’nin ödül töreninde konuşan jüri başkanı Nuri Bilge Ceylan, “Yılmaz Güney’i çok sevdiğini, kendisinden etkilendiğini, sinemasından ve kişiliğinden pek çok şey öğrendiğini” ifade etti.

Yazar Elif Şafak, Habertürk gazetesindeki bir yazısında “Yılmaz Güney’in karmaşık bir kişiliğe sahip olduğunu, mizacının kimi yönlerini sevdiğini kimi yönlerini tasvip etmediğini ama eserlerini her zaman ilgiyle izlediğini, sanatını takdir ettiğini” belirtti.

2010 yılında Türk tiyatro ve sinema sanatçıları, yönetmenler ve yapımcılarla Dolmabahçe’deki Çalışma Ofisi’nde bir araya gelen dönemin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşması sırasında “Eğer bu ülkenin otoriteleri Yılmaz Güney’in filmlerine kulak vermiş olsalardı, inanın Türkiye bugün çok farklı bir yerde olabilirdi.” cümlesini kullandı.

Mirası

 

Antakya’ya altı kilometre uzaklıkta yer alan Harbiye Şelalesi civarındaki bir süs dükkânında Yılmaz Güney’in bir portresi görülmektedir.

Fransız yönetmen Patrick Blossier’in yönettiği 1983 yapımı Duvarın Etrafında isimli belgesel, Güney’in yurt dışındaki sürgün hayatını ve Duvar filminin çekim aşamasını anlatmaktadır. Belgeselde Yılmaz Güney’in yakın arkadaşı Tuncel Kurtiz ve eşi Fatoş Güney de yer almakta, ayrıca Amerikalı yönetmen Elia Kazan’ın Güney’i ziyaret edişi de gösterilmektedir.

Fransız sinemacı Claude Weisz tarafından yönetilen 1984 yapımı O’na Çirkin Kral Derlerdi ve 1987 yapımı Yılmaz Güney: His Life, His Films isimli belgesel filmler, Güney’in hayatını konu almaktadır. Ahmet Soner’in 1995’te çektiği Yılmaz Güney: Adana–Paris belgeseli de Güney’in Yenice’de başlayıp Paris’e uzanan biyografisini anlatmaktadır. Ayrıca bu belgesel filmlerde Atıf Yılmaz, Aytaç Arman, Aziz Nesin, Erkan Yücel, Fatma Girik, Filiz Akın, Halil Ergün, Hülya Koçyiğit, Kerim Afşar, Melike Demirağ, Müşerref Akay, Tarık Akan gibi ünlü isimlerin Güney hakkında söyledikleri de verilmektedir.

2011 yılında Adana’da açılan ve özellikle Adanalı yönetmenler, oyuncular ve yapımcılar ile ilgili eserleri tanıtan Adana Sinema Müzesi’nin birinci katında Yılmaz Güney’in fotoğraflarını, film afişlerini ve eşyalarını gösteren bir oda bulunmaktadır, odada ayrıca Güney’in bir balmumu heykeli de vardır. Baba tarafından kökeni Şanlıurfa, Siverek’e dayanan Güney’in Siverek’teki bir kavşağa heykeli de dikilmiştir.

Günümüzde her yıl düzenlenmeye devam eden Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde 1992 yılından beri “Yılmaz Güney Ödülü” isminde özel bir ödül verilmektedir. Kurmuş olduğu Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, her doğum ve ölüm yıldönümünde kendisinin anıldığı ve birçok sanatçının katıldığı etkinlikler düzenlemektedir.

Güney’in başrol oynadığı ve senaryosunu yazdığı 1966 yapımı Hudutların Kanunu filmi, Martin Scorsese’nin isteğiyle Dünya Sinema Vakfı tarafından 2011 yılında restore edildi ve o yılki Cannes Film Festivali’nin “Klasikler” bölümünde ve yine o yılki Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde özel olarak gösterildi. Yol filmi de 35 yıl sonra, 2017’de Cannes’da tekrar “Klasikler” bölümünde gösterildi.

İlker Savaşkurt’un yönettiği 2016 çıkışlı Sürgün Türküleri: Yılmaz Güney belgeseli, Güney’in 1981’de Türkiye’den yurt dışına kaçtıktan sonra Fransa’daki yaşamını ve projelerini gerçekleştirmeye çalışmasını konu edinmektedir. Hüseyin Tabak’ın yönetmen koltuğunda oturduğu 2017 yapımı Çirkin Kral Efsanesi isimli belgeselde ise Yılmaz Güney’in ailesi, çalışma arkadaşları, dostları ve bazı yabancı yönetmenlerle yapılan röportajlara yer verilerek sanatçının dünya görüşü, sanatı ve yaşadıkları anlatılmaktadır.

2023-2024 yılları arasında Kanal D’de yayınlanan, 1980’ler dönemini anlatan Dilek Taşı dizisinde Taner Cindoruk’un canlandırdığı ve hapiste bulunan “Yılmaz Abi” karakterinin Yılmaz Güney’e gönderme olduğu düşünülmektedir.

Filmografisi

Yılmaz Güney’in önemli filmlerinden bazıları
Yıl Film Görevi
Oyuncu Senarist Yönetmen Yapımcı
1966 Çirkin Kral Evet
1966 Hudutların Kanunu Evet Evet
1967 Çirkin Kral Affetmez Evet Evet
1968 Seyyit Han: Toprağın Gelini Evet Evet Evet Evet
1969 Bir Çirkin Adam Evet Evet Evet Evet
1970 Umut Evet Evet Evet Evet
1971 Acı Evet Evet Evet
1971 Ağıt Evet Evet Evet Evet
1971 Baba Evet Evet Evet
1971 Umutsuzlar Evet Evet Evet
1974 Zavallılar Evet Evet Evet Evet
1974 Arkadaş Evet Evet Evet Evet
1974 Endişe Evet Evet Evet
1978 Sürü Evet Evet Evet
1979 Düşman Evet Evet Evet
1981 Yol Evet Evet Evet
1983 Duvar Evet Evet

Kitapları ve şiirleri

Yılmaz Güney’in senaryosunu yazmış olduğu birçok filmin senaryo kitabı, İthaki Yayınları tarafından günümüzde basılmaktadır. Bu senaryo kitapları arasında YolSürüZavallılarBir Gün MutlakaArkadaşHudutların KanunuAğıtBabaEndişeUmutAcı ve daha birçok film senaryosu vardır. Hususi olarak kaleme aldığı kitaplarının listesi ve yayım yılları ise aşağıda verilmiştir. Güney’in kaleme aldığı ilk kitap olan Boynu Bükük Öldüler, 1972 yılında 1. Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı.

Yazarlığın yanı sıra şair kimliğe de sahip olan Yılmaz Güney, yaşamı boyunca birçok şiir kaleme aldı. 1974 yapımı filmiyle aynı adı taşıyan “Arkadaş” şiiri, daha sonra filmin başrollerinden Melike Demirağ tarafından şarkı formatında seslendirildi. Güney’in diğer bilinen şiirlerinden bazıları ise “Canım, Sevdiğim, Yüreğim”, “Bu Alemde Kral Tanımam!”, “Sevgi Ve Dostluk”, “Mutlu Olma Şansı”, “Sevgi ve Sen…”, “Hayat Bize”, “Eskiden Bilmezdim Yalnızlığı”, “Köprü”, “Kendim İçin Yaşamıyorum” ve “Kim” idir.

Ödülleri ve adaylıkları

1959’da sinemaya başlayan Güney’in bu alanda aldığı ilk ödül, Lütfi Ömer Akad’ın yönettiği 1966 yapımı Hudutların Kanunu filmiyle 1967’de aldığı Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu Ödülü oldu. 1969, 1970 ve 1971 yıllarında özellikle Altın Koza Film Festivali’nde pek çok ödülün sahibi oldu. Güney’in uluslararası alandaki tanınırlığı ise 1978 yapımı Sürü filmiyle başladı. Sürü, 1979 Berlin Film Festivali’nde çeşitli ödüller kazandı ve aynı yıl Locarno Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Film” (Altın Leopar) seçildi. 1979’da çekilen Düşman, Berlin Film Festivali’nde “En İyi Film” (Altın Ayı) için aday gösterildi ve birkaç ödül kazandı. 1981 yapımı Yol filmi ise 1982 Cannes Film Festivali’nde “En İyi Film” kategorisinde Altın Palmiye kazandı. Güney, bu ödülü Türkiye’den alan ilk yönetmen oldu.

  • 1939 – Ali MacGraw, Amerikalı sinema oyuncusu
  • 1942 – Hurşit Tolon, Türk asker

Resim

Hurşit Tolon'a tutuklama! - Haber 7 GÜNCEL   Hurşit Tolon tahliye edildi

Hurşit Tolon
P.1962-52
Doğum 3 Ağustos 1942 (82 yaşında)
Kadıköy, İstanbul, Türkiye
Bağlılığı  Türkiye
Hizmet yılları 1962-2005
Rütbesi  Orgeneral
Komutası Genelkurmay Genel Sekreteri, 28. Motorlu Piyade Tugayı, Genelkurmay Genel Sekreteri, Jandarma Asayiş Komutan Yardımcısı, 7. Kolordu Komutan Yardımcısı, 15. Kolordu, Genelkurmay Lojistik Başkanı, Ege Ordusu, 1. Ordu
Ailesi
Eşi Rabia Ayla Tolon
Çocukları 1

Ahmet Hurşit Tolon (3 Ağustos 1942) Türk asker. Eski 1. Ordu Komutanı.

Askeri kariyeri

1962 yılında Kara Harp Okulu’ndan, 1965 yılında da Piyade Okulundan mezun oldu. 1978 yılında Kara Harp Akademisi’ni bitirdi. Tuğgeneral rütbesine 1989 yılında terfi etti. Bu rütbede Genelkurmay Genel Sekreterliği ve 28. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı görevlerinde bulundu. Tümgeneral rütbesine ise 1993 yılında terfi etti. Bu rütbede Genelkurmay Genel Sekreterliği, Jandarma Asayiş Komutan Yardımcılığı ve 7. Kolordu Komutan Yardımcılığı görevlerini yürüttü, 1997 yılında korgeneral rütbesine terfi etti. Bu rütbede 15. Kolordu Komutanlığı ve Genelkurmay Lojistik Başkanlığı görevlerinde bulundu. 2001 yılında Orgeneral rütbesine terfi etti ve Ege Ordusu Komutanlığı’na atandı. 30 Ağustos 2004 tarihinde 1. Ordu Komutanlığı’na atandı. 2005 yılında emekli oldu.

Ergenekon soruşturması

Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan operasyon ile Ankara’da askeri lojmanlarda Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekipleri tarafından gözaltına alındı ve İstanbul Nöbetçi 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Temmuz 2008 günü saat 02:00 sularında biten sorgulamanın ardından Hurşit Tolon’un tutuklanmasına karar verdi. Tolon Metris Cezaevi’ne nakledildi. 3 Eylül 2008 tarihinde Kocaeli Muharebe Hizmet Destek Eğitim ve Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi, Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunan emekli Orgeneral Şener Eruygur ile Orgeneral Hurşit Tolon’u Türk Silahlı Kuvvetleri adına ziyaret etmiştir.

Hurşit Tolon, 6 Şubat 2009 tarihinde 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından delil yetersizliği sebebiyle tahliye edildi. Mahkeme heyeti, Hurşit Tolon’un avukatı İlhan Sezer tarafından yapılan tahliye talebine ilişkin dilekçe ve ekteki belgelerle ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına görüşünü bildirmesini istedi. Savcılık tutukluluk halinin devamı yönünde görüş bildirmesine rağmen mahkeme savcılığın bu talebini yerinde bulmayarak, Tolon’un delil yetersizliğinden yurtdışına çıkış yasağı konularak tahliyesine karar verdi.

Mahkeme bu kararına gerekçe olarak, tutuklama kararına gerekçe olan ve Hurşit Tolon’un evinde bulunan Ergenekon yapılanmasını gösteren belge fotokopisinin gizliliğinin bulunmadığı 2001 yılında bazı basın organlarında haber olarak yayılandığı, 2006 yılından beri ise çeşitli internet sitelerinde yayınlandığını, söz konusu belgelerden konuya ilgi duyan çevreler ve haber kuruluşları tarafından bilgi sahibi olunduğu, kamuca bilinen bu belgelerin fotokopisinin şüphelide bulunmasının önceki karardan farklı olarak tek başına suç örgütüne üye olunduğuna dair veya yönetici olduğuna dair bir delil niteliğinde bulunmadığını ayrıca Tolon’un telefon görüşmelerinin örgütle bağını gösterecek nitelikte unsurlar içermediği, ayrıca örgütün gerçekleştirdiği iddia olunan eylemlerle şüphelinin bir bağının kurulamadığını gösterdi. Ancak soruşturmayı yürüten Savcılar Tolon’un delil yetersizliğinden tahliyesine itiraz etti. Mahkemeye dilekçe ile birlikte 25 klasör delil dosyası sunuldu. Buna rağmen mahkeme Tolon’un tahliyesine yapılan itirazı reddetti. Ancak tahliye gerekçesini delil yetersizliği yerine “yaş ve sağlık sorunları” olarak değiştirdi.

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, yedi ay cezaevinde tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu süre içinde sağlık durumu bozulduğu ve hipertansiyon hiperlidemi ile aşırı kilo kaybı rahatsızlıkları ortaya çıktığı belirtildi.[11] Tolon’un uzun süre GATA Hastanesi’nde tedavi gördü, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ikinci Ergenekon davası kapsamında tutuksuz yargılanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un dava dosyasına eklenen yeni deliller, kuvvetli suç şüphesi ve delilleri karartma ihtimalini dikkate alarak 10 Ocak 2012 tarihinde tutuklanmasına karar verdi. Mahkemenin 148. duruşmasında alınan bu karardan sonra Silivri Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirilen Ahmet Hurşit Tolon, Silivri Cezaevinde tek kişilik koğuşa konuldu. Böylece Hurşit Tolon 6 Şubat 2009 tarihinde tahliye edilmesinden 2 yıl sonra dava ile ilgili olarak 2. defa tutuklanmış oldu.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi, görülmekte olan Zirve Yayınevi katliamı kapsamında üç kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi ile ilgili olarak Tolon’un da aralarında bulunduğu dört kişi hakkında 18 Ocak 2013 Cuma günü tutuklama kararı verdi, 5 Ağustos 2013’te ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Ergenekon davasında müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Ergenekon Davası’nın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği kararı 21 Nisan 2016 tarihinde bozdu.

Tahliyesi

11 Haziran 2014 tarihinde Zirve Yayınevi Davası’na bakan Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tahliye kararı üzerine, eski Ege Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon Silivri Cezaevi’nden çıktı. Kararın cezaevine ulaşmasının ardından saat 21.15’te serbest bırakılan Tolon, cezaevi kapısından avukatı İlkay Sezer ile birlikte çıktı ve gazetecilere yaptığı açıklamada şöyle dedi:

3 yıl sonra sizinle beraber özgürlüğü teneffüs ediyorum. Elbette söylenecek çok şey var ama kesinlikle belirtmek isterim ki, zihinlerinde ve gönüllerinde böyle büyük bir kumpasın, böyle bir tertibin, böyle bir katakullinin mağduru olmuş olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüzlerce yurtsever, kahraman evladı, aydınlar, yazarlar, düşünürler, öğretim üyeleri, akademisyenler, bu bulunduğumuz yerde yakında göreceksiniz, bir adaletsizlik müzesi olacak olan bu yerde, çok haksızlıklara uğradık. Bütün bu haksızlıklara, yüce milletimiz vicdanında ve gönlünde hayır dedi. Kar, kış, kıyamet demeden, hiçbir yılgınlık göstermeden Türkiye’nin her yerinden koşup, gelip, bizi burada destekledi. İşte bugün burada, huzurunuzda, daima o gücü, kuvveti veren ve bizim suçsuzluğumuza inanan yüce milletimizin, o vefakar, cefakar yürekli insanlarına da kalben teşekkürlerimi borç biliyorum”

— Hurşit Tolon (11 Haziran 2014)

Özel hayatı

Evli ve bir çocuk sahibi olan Hurşit Tolon İngilizce bilmektedir.

  • 1942 – Savaş Dinçel, Türk oyuncu, karikatürist ve film yönetmeni (ö. 2007)

Savaş Dinçel

Savaş Dinçel
Doğum Halil Savaş Dinçel
1 Nisan 1942
İstanbul, Türkiye
Ölüm 20 Aralık 2007 (65 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Ölüm sebebi İç kanama
Defin yeri Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul
Milliyet Türk
Diğer ad(lar)ı Halil
Vatandaşlık  Türkiye
Meslek Oyuncu, yönetmen
Etkin yıllar 1979-2007
Evlilik Sumru Dinçel
Çocuk(lar) Barış Dinçel
Ödüller Tüm Liste

Halil Savaş Dinçel (1 Nisan 1942, İstanbul – 20 Aralık 2007, İstanbul), Türk oyuncu, karikatürist ve film yönetmeni.

İlk yılları ve eğitimi

 

1 Nisan 1942 yılında İstanbul’un Fatih ilçesinde doğdu. İlkokulu Koca Ragıp Paşa İlkokulu’nda tamamladıktan sonra İstanbul Erkek Lisesi’ne kaydoldu. Tiyatro eğitimine İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde başladı. Tiyatro eğitiminin yanı sıra amatör olarak karikatür çizmeye başladı. Tiyatrocu olarak ilk kez İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahne aldı.

Kariyeri

1980 askeri darbesi sonucu sıkıyönetim ilanı ile İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan uzaklaştırıldı. Komünizm propagandası yapmakla suçlanan Dinçel ve Müjdat Gezen, 1983’te mahkemeye, birbirlerine kelepçelenerek götürülmüştür. İki arkadaşa, 1978’de Müjdat Gezen’in yazdığı, Savaş Dinçel’in resimlediği Çizgilerle Nâzım Hikmet kitabı nedeniyle 12 Eylül 1980 sonrasında dönemin ünlü 141 ve 159. maddelerinden haklarında dava açıldı. Bu dava nedeniyle tutuklanan Dinçel ve Gezen, 4 Haziran 1983 tarihinde İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne elleri birbirlerine zincirlenmiş olarak getirildi. O dönem cezaevlerinde zorunlu olan “tek tip” giysiler içinde olan iki dost, bileklerindeki kelepçeleri gizlemeye çalışmamış, aksine görünmesi için kollarını öne doğru çıkarmıştı. “Komünizm propagandası yapmak ve hükümetin manevi şahsiyetini tahkir etmek” iddiaları ile 21 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Gezen ve Dinçel, bir süre Sağmalcılar Cezaevi’nde tutuklu kaldıktan sonra beraat ettiler.

Savaş Dinçel darbeden sonra Güldürü Üretim Merkezi’nde karikatürist olarak çalıştı. Bir süre Günaydın gazetesinde karikatüristlik yaptı. Burada “Tonton” adlı karikatür bantlarını hazırladı. Danıştay’ın mesleğe iadesi kararını onaması ile birlikte Şehir Tiyatroları’nda tekrar çalışmaya başladı. İki tane karikatür sergisi açtı. “Çizgilerle Nazım Hikmet” adlı çizgi roman bir kitap hazırladı. Ziya Öztan’ın yönetmenliğini üstlendiği Kurtuluş ve Cumhuriyet filmlerinde İsmet İnönü’yü canlandırdı. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gen-Ar Tiyatrosu, AST ve Münir Özkul ile birlikte çalıştı.

Kuruluşundan itibaren MSM – Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmış, kısa bir süre de Kadir Has Üniversitesi Konservatuvarı’nda “sahne tatbikatı” dersi vermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı ve ikinci cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü’ye olan büyük fiziki benzerliği nedeniyle sık sık İnönü’yü canlandırmıştır.

2002’de Nusret baba karakterini canlandırdığı dizi Ekmek Teknesi ile herkesin beğenisini kazanan oyuncu, mahallelinin her derdine derman olduğu gibi, insanların akıl danıştığı bir karakter profili çizmiştir. Mahallenin “bir bilen”i olan Nusret baba karakteri, zaman zaman muzipliği ile de izleyenleri güldürmüştür. Dizideki rolü itibarıyla fırıncı olan Nusrettin Somuncu, mahallelinin babasıdır ve “baba büyüksün” denilerek sevilmektedir. Sanatçı, bu rolü ile Türk halkının gönlünde önemli bir yere sahip olmuştur.

Savaş Dinçel, oğlu Barış Dinçel’in belirttiği üzere, aynı zamanda bankamatik şifresi olarak kullandığı “1402” sayılı sıkıyönetim yasasına dayanılarak 12 Eylül 1980 döneminde uzaklaştırıldığı dönem dışında Şehir Tiyatroları’nda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı. Bunun yanı sıra yan uğraş olarak çizim ve afiş işleriyle de ilgilendi.

Ölümü

Savaş Dinçel, Sessiz Gemiler dizisinin çekimi sırasında rahatsızlanarak ciddi bir operasyon geçirdi. 21 Aralık 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. 20 Aralık 2007 tarihinde İstanbul’daki evinde iç kanama geçirdi ve aynı gün Memorial Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen öldü. Vefatının, rahatsızlığından kaynaklı olduğu görüşünü doktoru yalanlamıştır. Vefat sebebi, “kardiyak arrest” (ani kalp durması) olarak açıklanmıştır.

21 Aralık 2007 tarihinde cenazesi İstanbul’daki Zincirlikuyu Mezarlığı’na toprağa verilmiştir.

Çalışmaları

 

Rol aldığı tiyatro oyunları

 

  • xxxx: Evleme: Nicolay Gogol – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • xxxx: Montserrat: Emmanuel Robles – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • xxxx: Pazartesi Perşembe: Musahipzade Celal – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • xxxx: Sultan Gelin: Cahit Atay – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • xxxx: Vlademir Komarov: İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1964: Yosma: Ruzante – Ankara Sanat Tiyatrosu
  • 1965: Bozuk Düzen: Güner Sümer – Ankara Sanat Tiyatrosu
  • 1967: Cyrano de Bergerac: Edmond Rostand – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1967: Kocadağlar Ağası: Sabahattin Engin – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1967: Küçük Prens: Antoine de Saint-Exupéry – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1983: On İki Öfkel Adam: Reginald Rose – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1987: Keşanlı Ali Destanı: Haldun Taner – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1987: Vişne Bahçesi: Anton Çehov – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1988: Artiz Mektebi: Müjdat Gezen – Müjdat Gezen Tiyatrosu
  • 1991: Müfettiş: Nicolay Gogol – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1995: Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye: Sait Faik Abasıyanık\Savaş Dinçel – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1996: Godot’u Beklerken: Samuel Beckett – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 2000: Sersem Kocanın Kurnaz Karısı: Haldun Taner – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 2001: Hamlet 2001: William Shakespeare – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 2003: Yaprak Dökümü: Reşat Nuri Güntekin – İstanbul Şehir Tiyatrosu

Yazdığı oyunlar

 

  • Uçurtmanın Kuyruğu
  • Gürültülü Patırtılı Bir Hikaye
  • Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye
  • Çok Orijinal Bir Oyun

Çizgi roman ve karikatür albümleri

 

  • Çizgilerle Nâzım Hikmet
  • Çoksesli

Yönettiği oyunlardan bazıları

 

  • xxxx: Fareli Köyün Kavalcısı: Adrian Mitchell – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • xxxx: Küçük Prens: Antoine de Saint-Exupéry – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1976: Suçsuzlar: M.Roli\V. Vincenzoni – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1976: Yolcu: Nâzım Hikmet – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1994: Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım: Haldun Taner – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 1998: Kuyruklu Yıldız Altında: Hüseyin Rahmi Gülpınar/Güner Sümer – İstanbul Şehir Tiyatrosu
  • 2001: Uçurtmanın Kuyruğu: Savaş Dinçel – İstanbul Şehir Tiyatrosu

Filmografisi

 

  • 1979: Gül Hasan
  • 1980: İttihat ve Terakki
  • 1981: Hababam Sınıfı Güle Güle
  • 1983: Üç İstanbul
  • 1984: Kızlar Sınıfı
  • 1985: Aşık Oldum
  • 1986: Merdoğlu Ömer Bey
  • 1987: Ateşböceği
  • 1987: Homoti
  • 1994: Çözülmeler
  • 1994: Kurtuluş
  • 1995: Azmi
  • 1996-1997: Oğlum Adam Olacak
  • 1997: Ağır Roman
  • 1998: Cumhuriyet
  • 2000: Abuzer Kadayıf
  • 2000: Bizi Güldürenler
  • 2000: Çemberler
  • 2000: Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
  • 1997-2002: Bizimkiler
  • 2002: Abdülhamid Düşerken
  • 2002-2005: Ekmek Teknesi
  • 2003: Kurtlar Vadisi
  • 2005: Bir Salkım Üzüm
  • 2005: Ölümüne Sevdalar
  • 2005: Peki Olur Şekerim
  • 2006: Bir İhtimal Daha Var
  • 2006: Can
  • 2006: Eve Dönüş
  • 2006: Sevda Çiçeği
  • 2006: Esir Kalpler
  • 2007: Hatırla Sevgili
  • 2007: Sinekli Bakkal
  • 2007: Sessiz Gemiler

Ödüller

 

  • 1989: İsmail Dümbüllü Ödülü – İzmarit Nuri rolü ile
  • 2000: Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Erkek Oyuncusu, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı
  • 2000: 22. Siyad Türk Sineması Ödülleri – En İyi Erkek Oyuncu, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
  • 2001: 20. İstanbul Film Festivali – En İyi Erkek Oyuncu, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
  • 2001: 8. ÇASOD “En İyi Oyuncu” Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar
  • 2002: 2. Lions Tiyatro Ödülleri – Yılın Oyun Yazarı, Uçurtmanın Kuyruğu
  • 1944 – Mehmet Emin Karamehmet, Türk iş insanı

İşte ünlü iş insanı Mehmet Emin Karamehmet'in son hali

Mehmet Emin Karamehmet
Doğum Mehmet Emin Karamehmet
1 Nisan 1944 (80 yaşında)
Tarsus, Mersin, Türkiye
Eğitim Robert Lisesi
Dover College
Meslek İş insanı
Organizasyon Çukurova Holding
Özvarlık azalış $1.15 milyar (2015)
Evlilik Şerife Karamehmet
Çocuk(lar) Nazlı Karamehmet Williams
Akraba(lar) Sadık Eliyeşil (kayınpederi)

Mehmet Emin Karamehmet (d. 1 Nisan 1944; Tarsus, Mersin), Çukurova Holding’in sahibi, eski medya patronu, iş insanı ve Forbes dergisinin 2010 yılında açıkladığı “dünyanın en zenginleri” sıralamasında 4 milyar dolar ile en zengin Türk iş insanı olmuştu. Mehmet Emin Karamehmet, 1 Nisan 1944 tarihinde Mersin’in Tarsus ilçesinde doğdu. Mehmet Emin Karamehmet, liseyi Tarsus Amerikan Koleji ve Robert Kolejde tamamladı. Ardından İngiltere’de bulunan Dover College’da ekonomi eğitimi aldı. Mehmet Emin Karamehmet’in başkanlığını yaptığı dönemde (1969-1970) Mersin İdmanyurdu birinci ligi dördüncü sırada tamamlamıştır.

1994 yılında Murat Vargı ile Turkcell’i kurdu, 1999 yılında ise Digiturk’ü kurmuştur.

Yönetim kurulu başkanı olduğu Çukurova Holding; otomotiv, endüstri, inşaat, iletişim ve bilgi teknolojileri, medya, taşımacılık ve hizmet, finansal hizmetler, enerji gibi sektörlerde faaliyet göstermiştir.

Faaliyet

Mehmet Emin Karamehmet 2002 yılında Kuzey Irak’ta faaliyet gösteren petrol şirketi Genel Enerji’yi kurmuştur. Daha sonra şirketin %50’si Nathaniel Philip Rothschild’in kurduğu Vallares yatırım şirketi tarafından satın alınmıştır. Bu birleşme neticesinde 4 milyar dolar değerinde bir şirket ortaya çıkmıştır.

Serveti

Forbes dergisinin 2000 yılında açıkladığı “dünyanın en zenginleri” sıralamasında 8 milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin 29. kişisi olmuştur. 2000 yılında Forbes dergisinde bu zamana kadar en üst sıraya çıkan Türk unvanını elde etmiştir. Günümüzde ise serveti her ne kadar düşmüş olsa da Forbes dergisinde bu zamana kadar en üst sıraya çıkan Türk unvanı hâlen kendisindedir.

2002 yılında finans sektöründe faaliyet gösteren Mehmet Emin Karamehmet’in sahibi olduğu Pamukbank’a TMSF tarafından el konulmuş, ardından TMSF ile yaptığı anlaşma üzerine bankacılık yetkilerinden vazgeçmiş ve 2004 yılında sahibi olduğu bir diğer banka olan Yapı Kredi Bankası’nın da satış süreci başlamış oldu. Yine serveti bu dönemde büyük ölçüde düşüşe uğramıştır.

2005 yılında çoğunluk hissesini elinde bulundurduğu Turkcell hisselerinin bir kısmını borçlarından dolayı satmıştır.

2010 yılında Forbes dergisinin açıkladığı “En Zengin 100 Türk” sıralamasında 1. sıradan, 4 milyar dolar ile en zengin Türk iş insanı olmuştur.

18 Mayıs 2013 tarihinde sahibi olduğu Çukurova Holding’in Cavit Çağlar ile İnterbank ile ilgili kredi ilişkilerinden kaynaklanan 440 milyon Amerikan doları borçtan kalan 75 milyonun ödenmemesi nedeniyle TMSF tarafından Skyturk360, Show TV, Akşam Gazetesi ve BMC daha sonralarında ise Digitürk, Lig TV gibi medya kuruluşlarına ve şirketlerine el konulmuştur.

2020 yılında açıklanan “Türkiye’nin en zengin 100 ailesi” listesinde 44. sırada yer almaktadır.

Hakkındaki davalar

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Mehmet Emin Karamehmet’i yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı dönem içerisinde Pamukbank’tan kullandırılan bazı kredilere ilişkin olarak zimmet suçundan 11 yıl 8 ay hapis ve 471 milyon 950 bin 66 lira adli para cezasına mahkûm etti. Ayrıca Mehmet Emin Karamehmet’e yurt dışına çıkış yasağı getirildi.

İlişkili olduğu kuruluşlar

  • Baytur İnşaat
  • BCP Bank
  • Borak S.A.
  • Genel Energy
  • Genel Denizcilik Nakliyatı
  • Çukurova Holding

Özel hayatı

Evli ve Gülsün Nazlı Karamehmet adlı bir çocuk babasıdır.

  • 1947 – Beşir Atalay, Türk siyasetçi
Beşir Atalay
40. Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı
Görev süresi
6 Temmuz 2011 – 29 Ağustos 2014
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
Yerine geldiği Cemil Çiçek
Ali Babacan
Bülent Arınç
Yerine gelen Ali Babacan
Bülent Arınç
Yalçın Akdoğan
Numan Kurtulmuş
Türkiye İçişleri Bakanı
Görev süresi
29 Ağustos 2007 – 8 Mart 2011
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
Yerine geldiği Osman Güneş
Yerine gelen Osman Güneş
Türkiye Büyük Millet Meclisi
22., 23., 24. ve 26. dönem milletvekili
Görev süresi
14 Kasım 2002 – 7 Haziran 2015
Seçim bölgesi 2002 – Ankara
2007 – Ankara
2011 – Kırıkkale
Görev süresi
1 Kasım 2015 – 24 Haziran 2018
Seçim bölgesi 2015 – Van
Kişisel bilgiler
Doğum 1 Nisan 1947 (77 yaşında)
Armutlu, Keskin, Kırıkkale, Türkiye
Partisi AK Parti (2002-2019)
Bitirdiği okul Hukuk Fakültesi, Ankara

Beşir Atalay (d. 1 Nisan 1947; Armutlu, Keskin, Kırıkkale), Türk siyasetçi ve eski içişleri bakanı.

İlk yılları ve akademik kariyeri

 

Beşir Atalay 1 Nisan 1947 tarihinde Keskin, Kırıkkale’de doğmuştur. 1962 yılında Kırıkkale Ortaokulunu ve 1965 yılında Kırıkkale Lisesini bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1970 yılında mezun olduktan sonra, aynı okulda master ve doktora yaptı. Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi, DPT Sosyal Planlama Daire Başkanı, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi, Kırıkkale Üniversitesi Kurucu Rektörü, Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi Koordinatörü olarak görev yaptı.

Siyasal yaşamı

 

2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisinin kurucuları arasında yer aldı. 22., 23., dönem Ankara, 24. dönem Kırıkkale ve 26. dönem Van milletvekili seçildi. Partinin iktidara gelmesinden sonra kurduğu 58. ve 59. Hükûmette devlet bakanı (bağlı kurumları arasında DİE, TİKA, RTÜK, TRT, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, 60. Hükûmette içişleri bakanı ve 61. Hükûmette başbakan yardımcısı olarak görev yaptı.

2018 Türkiye genel seçimleri için milletvekili adaylığı başvurusu yapmadı.

29 Ağustos 2019 tarihinde AK Parti’den istifa etti.

Özel yaşamı

 

İngilizce bilmekte olup, evli ve 3 çocuk babasıdır. 2010 yılında Ali Şir Nevai ödülünü aldı.

  • 1947 – Neşe Karaböcek, Türk şarkıcı
Neşe Karaböcek
Doğum Neşecan Göktürk
1 Nisan 1947 (77 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Başladığı yer Türkiye
Tarzlar Türk sanat müziği, Pop, Arabesk müzik
Meslekler Şarkıcı, Oyuncu
Etkin yıllar 1953-günümüz
Resmî site www.nesekarabocek.net

Neşe Karaböcek (d. Neşecan Göktürk; 1 Nisan 1947, İstanbul), Türk ses sanatçısı ve oyuncu.

Yaşamı

 

Asıl adı Neş’ecan Göktürk olan ve henüz 5 yaşında “Karaböcek” piyesinde oynarken İsmet İnönü tarafından kendisine “Karaböcek” soyadı verilen, “Orta Şark’ın Altın Bülbülü” unvanlı sanatçı, babasının demiryollarındaki görevi nedeniyle İstanbul’da doğdu. Henüz iki buçuk yaşındayken babasının tayini nedeniyle ailesi Ankara’ya taşındı.

Neşe Karaböcek ilk evliliğini Elenor Plak’ın kurucusu, yapımcı ve müzisyen Atilla Alpsakarya ile yaptı. Bu evlilikten Alper adını verdiği bir oğlu dünyaya geldi. Atilla Alpsakarya’nın 1974’te Neşe Karaböcek’ten ayrılıp bir yıl sonra (12 Eylül 1975) baldızı Gülden Karaböcek’le evlenmesi uzun süre dönemin magazin basınını meşgul etmiştir. Bu evlilik yüzünden Neşe ve Gülden Karaböcek kardeşlerin arası açıldı. Neşe Karaböcek 1975 tarihinde gazeteci Tevfik Yener ile evlendi. Bu evlilikten de Hasan adını verdiği çocukları oldu. Oğlu Hasan 2019 yılında hayatını kaybetmiştir.

Sanatçı, müziğin hemen hemen her türüne deneysel yaklaşmış ve sayısız 45’lik plak, LP ve kaset/CD doldurmuştur. Ayrıca 11 sinema filminin başrolünde oynamıştır. İlk büyük çıkışını 1968 yılında “Artık Sevmeyeceğim” adlı 45’liği ile yakalamış ve 90’lı yılların ortalarına kadar ismini zirvede tutmayı başarabilen ender sanatçılardan biri olmuştur. 1968-1980 arasındaki 12 yıl boyunca çeşitli plak şirketlerinden 16 adet altın plak, 1 platin plak, 1 altın bülbül (5 altın 45’lik yerine verilmiştir) ve 2 altın kaset ödülü almıştır. 1981 yılında Altın Plak adlı müzik şirketini kuran sanatçı, “Arabeskin Anası” olarak bilinmekte olup günümüzde yaşamını çocukları ile birlikte sürdürmektedir.

Albüm ve Plakları

 

  • Neşe Karaböcek – 1961 Pathe Plak PT 140
  • Neşe Karaböcek – 1961 Pathe Plak PT 98
  • Neşe Karaböcek – 1962 Pathe Plak 187
  • Neşe Karaböcek – 1962 Pathe Plak PT 141
  • Neşe Karaböcek – 1962 Pathe Plak PT 217
  • Neşe Karaböcek – 1963 Pathe Plak PT 357
  • Neşe Karaböcek – 1964 Pathe Plak PT 216
  • Neşe Karaböcek – 1965 Pathe Plak PT 357
  • Neşe Karaböcek – 1969 Alp Plak 2504
  • Neşe Karaböcek – 1969 Alp Plak 2505
  • Neşe Karaböcek – 1969 Alp Plak 2503
  • Neşe Karaböcek – 1970 Alp Plak 2501
  • Neşe Karaböcek – 1970 Alp Plak 2502
  • Neşe Karaböcek – 1971 As Plak 5511
  • Neşe Karaböcek – 1972 33’lük Plak
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5526
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5538
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5530
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5527
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5521
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5523
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5529
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5522
  • Neşe Karaböcek – 1972 As Plak 5539
  • Neşe Karaböcek – 1973 As Plak 5544
  • Neşe Karaböcek – 1973 Türküola 2
  • Neşe Karaböcek – 1974 Kervan Plak 71
  • Neşe Karaböcek – 1974 As Plak 5568
  • Neşe Karaböcek – 1974 Kervan plak 74
  • Neşe Karaböcek – 1974 Kervan Plak 80
  • Neşe Karaböcek – 1975 Kervan Plak 101
  • Neşe Karaböcek – 1975 Kervan Plak 88
  • Neşe Karaböcek – 1975 Kervan Plak 85
  • Neşe Karaböcek – 1975 Kervan Plak 87
  • Neşe Karaböcek – 1975 Kervan Plak 96
  • Neşe Karaböcek – 1976 Kervan Plak 118
  • Neşe Karaböcek – 1976 Kervan Plak 110
  • Neşe Karaböcek – 1976 Kervan Plak 121
  • Neşe Karaböcek – 1976 Deli Gibi Sevdim LP
  • Neşe Karaböcek – 1977 Deli Gibi Sevdim (Türküola 697)
  • Neşe Karaböcek – 1977 Dünden Bugüne LP
  • Neşe Karaböcek & Biricik – 1977 Minareci 2 Özel Seri
  • Neşe Karaböcek – 1978 Uğur Böceği LP
  • Neşe Karaböcek – 1979 Dost Bahçesi
  • Neşe Karaböcek & Ahmet Özhan – 1979 Uzelli 618
  • Neşe Karaböcek – 1980 Beddua
  • Neşe Karaböcek – 1980 Şu Karşıki Evde Bir Çocuk Doğmuş
  • Neşe Karaböcek – 1981 Canım Dinleyicilerim (33 Lük LP)
  • Neşe Karaböcek – 1982 Yedi Renk
  • Neşe Karaböcek – 1983 Yağmur Altında
  • Neşe Karaböcek – 1984 Kertenkele
  • Neşe Karaböcek – 1985 Avare
  • Neşe Karaböcek – 1985 Telli Telli
  • Neşe Karaböcek – 1986 Arkadaş
  • Neşe Karaböcek – 1986 Çiçek Dağı
  • Neşe Karaböcek – 1986 Dünden Beri
  • Neşe Karaböcek – 1988 Bir Öptüm&Yağmur
  • Neşe Karaböcek – 1988 Süper Arabesk
  • Neşe Karaböcek – 1989 Deliler Gibi – İşte Eyle
  • Neşe Karaböcek – 1989 Dertli
  • Neşe Karaböcek – 1990 Yağmur Ağlıyor
  • Neşe Karaböcek – 1991 Arkadaş (Amerika)
  • Neşe Karaböcek – 1991 Ateş Benim Kül Benim
  • Neşe Karaböcek – 1991 Uğur Böceği
  • Neşe Karaböcek – 1992 Altın Şarkılar
  • Neşe Karaböcek – 1992 Yam Yam
  • Neşe Karaböcek – 1993 Bir Hüzzam Şarkı Gibi
  • Neşe Karaböcek – 1993 Altın Şarkılar 2
  • Neşe Karaböcek – 1994 Hatırla
  • Neşe Karaböcek – 1995 Cucu – Öp Gizlice
  • Neşe Karaböcek – 1996 Bir Tanem
  • Neşe Karaböcek – 1998 Maşaallah
  • Neşe Karaböcek – Allah Kerim
  • Neşe Karaböcek – Arabesk Kraliçesi
  • Neşe Karaböcek – Arşiv Serisi – 6
  • Neşe Karaböcek – As Plak LP 1002
  • Neşe Karaböcek – Gönül Dağı
  • Neşe Karaböcek – Klasikler LP
  • Neşe Karaböcek – Minareci 10
  • Neşe Karaböcek – 7 (Türküola 607)
  • Neşe Karaböcek – 2000 Ölmeyen Şarkılar
  • Neşe Karaböcek – 2001 Öldüğümü Unuturum
  • Neşe Karaböcek – 2002 Sabır Allah Sabır
  • Neşe Karaböcek – 2007 Avare
  • Neşe Karaböcek – 2009 Deli Gibi Sevdim
  • Neşe Karaböcek – 2009 Şu Karşıki Evde Bir Çocuk Doğmuş

Filmleri

 

  • Kertenkele (1986)
  • Kuklalar (1976)
  • Duyun Beni (1975)
  • Almanya’da Bir Türk Kızı (1974)
  • Kısmet (1974)
  • İntizar (1973)
  • Niyet (1973)
  • Sevda Yolu (1973)
  • Ah Koca Dünya (1972)
  • Aşk Sepeti (1972)
  • Anneler ve Kızları (1971)

TV Dizileri

 

  • Düğün Şarkıcısı (2008)

Kaynakça

  • 1948 – İnci Asena, Türk şair, yazar, çevirmen ve yayınevi yöneticisi
  • 1949 – Ali Gagarin, Sudanlı millî futbolcu (ö. 2025)
  • 1955 – İlhan İrem, Türk ses sanatçısı ve besteci (ö. 2022)
İlhan İrem
Genel bilgiler
Doğum İlhan Aldatmaz
1 Nisan 1955
Bursa, Türkiye
Ölüm 28 Temmuz 2022 (67 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Tarzlar Rock · Senfonik rock
Meslekler şarkıcı-şarkı yazarı
Çalgılar Gitar, Elektro Gitar
Etkin yıllar 1969-2021
İlişkili hareketler İrem Bağı
Hansu İrem
(e. 1991; ö. 2022)

İlhan İrem, doğum adıyla İlhan Aldatmaz (1 Nisan 1955, Bursa – 28 Temmuz 2022, İstanbul), Türk şarkıcı ve söz yazarıdır.

Doğumu ve ailesi

 

İlhan Aldatmaz 1 Nisan 1955 tarihinde Bursa’da dünyaya geldi.

Müzik kariyeri

 

Ortaokulda solfej ve şan dersleri almaya başladı ancak müzik hayatına girmesi, 1969 yılında (14 yaşındayken) üst dönemler tarafından okul orkestrasına solist olarak seçilmesi ile oldu. 1970 yılında mensubu olduğu Meltemler Orkestrası, Milliyet gazetesinin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması’nda Marmara bölgesi birinciliği kazandı. Bu dönemde İstanbul’daki pek çok profesyonel müzik grubundan teklif aldı ancak 1972 yılına kadar Bursa’da kalmayı tercih etti. Aynı kadro ile 1972’ye kadar Bursa Çelik Palas Oteli’nde ve Uludağ diskolarında dans müziği şarkıcılığını sürdürdü.

70’li yıllar

 

İlhan İrem sanat hayatında 70’li yılları “romantik dönem” olarak adlandırır. Bu dönemde single plaklar ve romantik hit parçalar üretmiş, 1973 yılında kendi imkânları ile Diskotür firmasına yaptığı ilk 45’liği Birleşsin Bütün Eller – Bazen Neşe Bazen Keder ile beklediği başarıyı yakalayamadı. Plak firmasının bestelerini başka sanatçılara söyletme isteğini geri çevirdikten sonra yapmış olduğu ikinci 45’liği “Yazık Oldu Yarınlara – Haydi Sil Gözlerini” genç sanatçıyı bir anda Türkiye’deki en popüler sarkıcılardan biri yaptı. 1975 yılında yayınlanan üçüncü 45’liği “Anlasana” ile başarısını devam ettirdi.

1976 yılında yayınladığı dördüncü 45’liği, Tanrı’yı sorguladığı “Kuklacı Amca” şarkısı nedeniyle gelen baskılar sonucunda plak şirketi tarafından piyasadan toplatıldı. 1976 yılında ilk uzunçalar çalışması olan İlhan İrem 1973-1976 yayınlandı. “Havalar Nasıl”, “İşte Hayat”, “Son Selam”, “Ayrılık Akşamı”, “Sen Bilirsin”, “Bal Ağızlım” gibi her yaptığı 45’lik liste başı oldu. 1973-1981 yılları arasında toplam 10 adet 45’liği yayınladı ve 1979 yılında yayınladığı senfonik yapıdaki Sevgiliye uzunçaları ile Esin Engin’in aranjörlüğünde ilk defa akademik bir çalışmayla müzik yaşamında yeni bir yola saptı. Sevgiliye albümünde ilk defa kendi yazdığı sözler dışında bir Nazım Hikmet şiiri olan “Hoşgeldin Kadınım”ı besteledi ve “Hoşgeldin” adı ile seslendirdi.

80’li yıllar

 

80’li yıllar Pencere albümüyle başlayan popüler kültürden uzaklaşma sürecine denk gelir. Bu dönemdeki eserlerinde toplumsal sorunlara karşı duyarlılığının arttığı gözlemlenir. Yine İlhan İrem bu dönemde -kendi ifadesiyle- 12 Eylül 1980 Darbesi ve ardından gelen “Amerikan-Arap karışımı liberalizm” ile sanatsal ve insani değerlerin yok olma sürecinin başladığını iddia ederek ve buna tepki göstererek sahnelerden geri çekilmeye başladı. Öncelikle yine kendi ifadesiyle “içtenliksiz, soluk, günü yaşayan ve anlamsız kalabalıklar olduğuna karar verdiği insanlardan” ve “ürettiklerinden çok şekillerle ilgilenen popüler kültürden” uzaklaştı. 87’ye kadar sürecek bir inziva için Tarabya’daki evine kapandı. Bu dönemde kendi tabiriyle “kendi içine, iç uzaylarına derin yolculuklar yapmayı” öğrendi.

Müziğe verdiği ara, 70’li yıllardaki şarkılarındaki hüzün temasından huzur ve metafizik temalı şarkılara uzanan bir süreci başlattı. Bu süreçte bir rock senfoni yazdı. 1981 yılında askerliğinde yaptığı bestelerden oluşan “Bezgin”i yayınladıktan sonra, 1983 yılında yedi yıllık bir çalışmanın ürünü olan 150 dakikalık senfonik rock üçleme, Pencere (1983), Köprü (1985), Ve Ötesi (1987) üç ayrı albüm hâlinde sırayla yayınlandı. Kesintisiz bir müzikal yapıdan oluşan rock senfoninin ilk albümü olan Pencere, yayınlandığı 1983 yılında Altın Plak ödülü aldı. “Pencere”, İlhan İrem’in “Koridor” ve “Seni Seviyorum” albümleri ile birlikte pek çok kez “Bütün Zamanların En İyi Albümü” seçildi.

1984 yılında Türkiye’yi Bulgaristan’da düzenlenen Altın Orfe Yarışması’nda temsil etti. Gazeteciler Özel Ödülü’nü kazandı.

1985 yılında üçlemenin ikinci albümü “Köprü” ve İlhan İrem’in ilk kitabı “Pencere… Köprü… Ve Ötesi…” yayınlandı. Kitapta İlhan İrem’in rock senfonideki müzikal anlatımı kaleme aldığı öykü ve bu öykünün Nuri Kurtcebe tarafından görüntülenmiş çizgileri ile Burak Eldem, İzzet Eti ve Adnan Özer’in İlhan İrem müziği üzerine kapsamlı bir araştırması yer aldı. Yine 1986 yılında sözlerini yazdığı “Halley” Melih Kibar tarafından bestelendi ve Türkiye’ye Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda o yıla kadar alınan en iyi dereceyi getirdi. 1987 yılında üçlemenin son bölümü olarak “Ve Ötesi” albümü ile “Uzaklarda Biri Var” (Denemeler) adlı ikinci kitabı yayımlandı. Sonraki Dünden Yarına, 1989 yılında ise Uçun Kuşlar Uçun albümleri yayınlandı. Kültür Bakanlığı “Blues For Molla” isimli şarkının albümden çıkartılması koşuluyla “Uçun Kuşlar Uçun” albümüne yayın izni verdi.

Humeyni’nin yazar Selman Rüşdi’ye verdiği ölüm fetvasını hicveden şarkı 29 Ekim 2008 tarihinde Cumhuriyetin 85. Yılında sanatçı tarafından gün ışığına çıkartılarak radyolara dağıtıldı, 1990 yılında üçüncü kitap olan “Katastrof” (Şiirler) ve “Pencere.. Köprü… Ve Ötesi…” üçlemesi kapsamlı bir konsept olarak tek albüm hâlinde yayınlandı.

90’lı yıllar

İlhan-ı Aşk albümüyle başlayan ve ardından gelen “Koridor” ve “Seni Seviyorum” albümleri ile devam eden süreçtir. Bu dönemde siyahlar giyinmeye başlayan toplum ve sanat ortamında hissettiğini söylediği duyarsızlığa bir sessiz direniş olarak popüler kültürden tamamen çekildi ve 1992-2006 yılları arasında konserlerine ara verdi. İlhan İrem’in “Işığa ve yeni boyutlara açılan koridor” betimlemesi ile başlattığı fiziki kayboluş süreci, albüm çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü, kitap ve yazın çalışmalarını yoğunlaştırdığı dönemdir. Bu dönem, sanatçının, müziğinin felsefi boyutlara dönüşerek kalabalıklarla buluşma yıllarıdır. Ayrıca bu dönemde İlhan İrem, 4 albümden oluşan çok kapsamlı bir “Best Of” serisi yayınlayarak tüm repertuvarını ulaşılabilir hâle getirmiştir.)

1992 yılında İlhan-ı Aşk albümünü yayınladı. 1994 yılında yayınlanan Koridor ve Romans albümleri ile birlikte aynı yıl dördüncü kitap “Delirium” (denemeler) piyasaya çıktı, 1995 yılında Sevgililer Günü / The Best Of İlhan İrem 1, 1997 yılında Aşk İksiri & Cadı Ağacı / The Best Of İlhan İrem 2, 1998 yılında Hayat Öpücüğü / The Best Of İlhan İrem 3 albümü ve “Millenium / Sanalizasyon Fareleri, Yarasalar ve Diğerleri” (Denemeler) adlı beşinci kitap okuyucuya ulaştı.

2000’li yıllar

2000 yılında eski çalışmaları olan “Bezgin”, “Pencere… Köprü… Ve Ötesi…” albümleri, bazı bölümleri remiks kayıtlarıyla “Bezginin Gizli Mektupları”, “Uçuk Mavi Pencere”, “Bulutlara Köprü”, “Düşler ve Ötesi” isimleriyle tekrar piyasaya çıktı.

Yeni şarkılardan oluşan “Seni Seviyorum” 2001 yılında yayınlandı. Sanatçı 2003 senesinde “Bir Meleğe Aşık Oldum / The Best Of İlhan İrem 4”, 2004’te “Işık ve Sevgiyle 30 Yıl” albümlerini yayınladı. Sanat hayatında “Cennet İlahileri” albümü ile başlayan süreçtir. İrem bu dönemi bir konserinin de adı olan “yürek büyüsü” kavramıyla tanımlar. Yeniden sahnelere döner ve nadir solo konserler verir. Bu dönemde hakkında çeşitli kitaplar (bkz.) yayımlanır, müziği hakkında çeşitli araştırmalar ve paneller yapıllır. Ayrıca İlhan İrem’in siyasi yazıları bu dönemde yoğunlaşmıştır.

İlhan İrem’in yeni şarkılardan oluşan “Cennet İlahileri” adlı albümü 2006 yılında yayınlandı. 2007 senesinde “Siyah Kuğunun Şarkısı” isimli altıncı kitabı “Senfonik Şiir” alt başlığıyla yayımlandı. 2008 yılında çocuklar için hazırladığı “Tozpembe / Progresif Çocuk Şarkıları” isimli bir albüm yayınladı. İlhan İrem, Türkiye’de son dönemde yaşananları kendi penceresinden kaleme aldığı “Güneş Ülkesinin Karanlık İnsanları” isimli yedinci kitabını 2014 yılında yayımladı.

İlhan İrem, 17 Eylül 2013 tarihinde Akşam gazetesinden Olcay Ünal Sert’e verdiği röportajda “Eserlerimi hiçbir zaman belli kalıplar içinde üretmem. Her biri canlıdır. Her birinin kendi içinde bir dinamiği vardır. Senfoni gibi gelirler. Ürettiğim anda tamamen trans hâlinde oluyorum.” demiştir.

Sanatçı son yıllarında yeni albüm çalışmalarını sürdürmüş olup 2006 yılından sonra İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde her yıl konser vermekteydi. 30 yıl aradan sonra doğum yeri Bursa’da 4 Haziran 2016 tarihinde konser vermiştir.

Eurovision Şarkı Yarışması

İlhan İrem, 3 kez Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye finallerine katıldı. “Bir Yıldız” adlı bestesi 1979 Eurovision Türkiye finaline kaldı. Ama yarışamadan askere alındı. Finallerde yarışabilmesi için TSK’dan İlhan İrem’e özel izin verildiği hâlde, sanatçının bağlı bulunduğu plak şirketi bu süreçte “Bir Yıldız” adlı şarkının yer aldığı “Sevgiliye” albümünü yayınladığından, kurallar gereği diskalifiye oldu. İlhan İrem, 1988’de “Yurtta Barış Dünyada Barış” ve 1990’da “Komedi” adlı besteleriyle iki kez daha Eurovision yarışmasına katıldı.

İlhan İrem, Türkiye’yi 1986 yılında Norveç’te temsil eden “Klips ve Onlar” grubunun seslendirdiği, Melih Kibar’ın bestesi “Halley” isimli şarkının söz yazarıdır.

Ödüller

İlhan İrem sanat yaşamı boyunca 6 kez Altın Plak Ödülü olmak üzere pek çok ödül aldı. Aralarında Hey ve Ses de olmak üzere çeşitli dergi, gazete ve kurumlar tarafından pek çok kez “yılın erkek sanatçısı” ve “yılın sanatçısı” ödüllerine layık görüldü. Birçok şarkısı ve albümü çeşitli dergi, gazete ve kurumlar tarafından “yılın şarkısı/yılın albümü” seçildi.

İrem Bağı

1985’te İlhan İrem’in “Işık ve sevgiyle” felsefesini hayatlarına geçiren dinleyicileri tarafından “İrem Bağı” adlı birliktelik kuruldu.

Resim ve yazı çalışmaları

Soyut resim çalışmaları yapan İlhan İrem zaman zaman kişisel resim sergileri açmaktaydı. Cumhuriyet gazetesi, Aydınlık gazetesi ve Oda TV’de köşe yazıları yazmıştır.

Çağdaş bir ozan olarak kabul edilen İlhan İrem; eserlerine yansıttığı mistik, metafizik, doğaüstü ve tasavvufi çağrışımların bir sonucu olarak, kendine has bir izleyici kitlesine sahiptir.

Siyaset

İlhan İrem dünya görüşünü laik, demokratik, Kemalist ve anti-emperyalist olarak tanımlar, Yeşiller Partisi kurucu üyesidir.

Özel hayatı

Orta Doğu Teknik Üniversitesi psikoloji mezunu olan eşi Hansu İrem ile 1 Ekim 1991 tarihinde evlenen İrem’in son dönem eserlerinin pek çoğunun şiirlerini eşi yazmaktaydı. Aynı zamanda albümlerinin kapak fotoğraflarını çekmekteydi. Hansu İrem İlhan İrem’in sanat yönetmenliğini de yapmaktaydı. Çiftin çocuğu yoktur.

Diskografi

Plakları

  • 1973: Birleşsin Bütün Eller \ Bazen Neşe Bazen Keder
  • 1974: Yazık Oldu Yarınlara \ Haydi Sil Gözlerini
  • 1975: Anlasana \ Ne Güzel Bak Yaşamak
  • 1975: Bir Varmış Bir Yokmuş (Kuklacı Amca) \ Hasretim Sana
  • 1975: Ver Elini \ Üzülme Dostum
  • 1976: Havalar Nasıl \ Gözünü Seveyim
  • 1977: Sensiz de Yaşanıyor (İşte Hayat) \ Son Selam
  • 1978: Ayrılık Akşamı (Sazlıklardan Havalanan) \ Sen Bilirsin
  • 1979: Bir Zamanlar \ Yeni Bir Şarkı
  • 1980: Er Mektubu Görülmüştür \ Bal Ağızlım

Albümleri

Yeni basım

  • 2000: Bezginin Gizli Mektupları

Kitapları

  • 1985: Pencere… Köprü… Ve Ötesi… (Öykü)
  • 1987: Uzaklarda Biri Var (Denemeler)
  • 1990: Katastrof (Şiirler)
  • 1994: Delirium (Denemeler)
  • 1998: Millenium / Sanalizasyon Fareleri, Yarasalar ve Diğerleri (Denemeler)
  • 2007: Siyah Kuğunun Şarkısı (Senfonik Şiir)
  • 2014: Güneş Ülkesinin Karanlık İnsanları (Denemeler)

Hakkında yazılan kitaplar

  • “Sürgün Gibi Masallarda” Michael Kuyucu (2008) Pegasus Yayıncılık
  • “Işığın Aşkıyla İlhan İrem, Müziğin Mistik İlahı'” Özlem Süyev Zat (2008) Siyah-Beyaz yayınları
  • “Ölümsüz Ozan İlhan İrem” Hakan Taştan, Ersin Kamburoğlu (2008) Cinius Yayınları

Sahnelere veda etmesi ve geri dönmesi

İlhan İrem, 8 Ağustos 1992 tarihinde Gülhane Parkında verdiği konserden sonra popüler kültür ortamlarından çekilmiş ve sahnelere veda etmiştir. Sanatçı, 40.000 kişinin izlediği bu konserden 14 yıl sonra, 29 Eylül 2006’da İstanbul Açıkhava Tiyatrosundaki o yılın almanaklarına giren büyük bir konserle sahnelere dönüş yapmıştır. Aradaki 14 yıllık dönemde sahnelerden ve tüm popüler tanıtım mecralarından geri çekilen İlhan İrem bu süreçte albüm çalışmalarını kesintisiz olarak sürdürmüştür.

Belgeseller

  • Portreler 10 Aralık 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., 2011
  • Grafik 10 Ekim 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., 1990

Ölümü

28 Temmuz 2022 tarihinde böbrek yetmezliği nedeniyle kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Haberi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu duyurdu. 30 Temmuz 2022 tarihinde Atatürk Kültür Merkezi ve Bebek Camii’nde düzenlenen törenlerin ardından vasiyeti üzerine Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.

  • 1958 – Hıdır Aslan, Türk sosyalist devrimci (ö. 1984)
  • 1958 – Hüseyin Altın, Türk şarkıcı ve oyuncu (ö. 2016)
Hüseyin Altın
Genel bilgiler
Doğum 1 Nisan 1958
Erzurum, Türkiye
Ölüm 23 Temmuz 2016 (58 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Tarzlar Arabesk  · Türk halk müziği
Meslekler Ses sanatçısı  · söz yazarı  · şair  · besteci  · oyuncu  · aranjör
Çalgılar Bağlama  · Saz
Etkin yıllar 1972-2016
Müzik şirketi Seyhan Plak (1972)
Evran Plak (1975-1976)
Grafson Plak (1976-1982)
Ferdifon Müzik (1983-1985)
Fono Müzik (1986 · 1987 · 1992 · 1994 · 1996)
Güneş Plak (1988-1991)
İlkan Müzik (1991)
Nokta Müzik (1992)
Tutku Müzik (1997-2001)
Ads Müzik (2002)
Proje Grafik Müzik (2003)
Özdemir Müzik (2012)
Dilber Altın (e. ?–2016)
Çocukları Hilal Altın
Armağan Altın
Cem Altın
Önemli çalgılar
Bağlama  · Saz

Hüseyin Altın (1 Nisan 1958, Erzurum – 23 Temmuz 2016, İstanbul), Türk arabesk müzik ve halk müzik sanatçısı.

Hüseyin AltınNeden Saçların Beyazlanmış ArkadaşDargınımHasret Akşamları parçaları adlı parçalarıyla bilinen sanatçı, “Şerefimle Yaşarım”, “Hor Görme Garibi”, “Aşk Sürgünü”, “Gecelerin Adamı” ve “Kadersizler” gibi filmlerde rol almıştır.

Hayatı

1 Nisan 1958, Erzurum’da yoksul ve mütevazı bir ailenin ortanca çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda Erzurum’da çay bahçelerinde sesini duyurmaya başlamıştır. Ablasının ısrarı üzerine İstanbul’a gelmiş, kısa zamanda sesinin güzelliği ile kendini Unkapanı’nda bulmuş ve Türkiye’nin ilk çocuk sanatçısı olarak profesyonel yaşamına başlamıştır. Sesinin ve yorum gücünün yapımcılar tarafından fark edilmesi ile kendisine ait bir hayran kitlesi oluşmuş ve kısa zamanda zirveye çıkmayı başarmıştır. Gündüzleri okulda, akşamları ise gazinoda çalışmıştır. Fakat şanssızlıklar ve ailevi sorunları yüzünden birçok zorlukla karşı karşıya kalmıştır. Evli ve üç çocuk babasıdır. Bir kızı (Hilal) ve iki oğlu (Armağan ve Cem) olan sanatçı; küçük oğlunun (Cem) rahatsızlığı nedeniyle bayağı bir ekonomik sıkıntı çekmiş ve sonunda kendi imkânları (Evini ve Arabasını Satmış) ve TGRT televizyonunun (Kezbanın Günlüğü) sponsorluk katkıları sayesinde çocuğunun ameliyatını gerçekleştirmiş olup, küçük Cem’in sağlığına kavuşması sağlanmıştır. İlk resmi stüdyo albümü Divane adıyla yayınlanmıştır.

Ölümü

Usta sanatçı evinin balkonundan düşerek ağır yaralanmış, kaldırıldığı özel bir hastanede 23 Temmuz 2016 tarihinde akşam saatlerinde ölmüştür.

Cenazesi Beyoğlu Sütlüce Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Diskografi

Albümler

Yıl Albüm adı Yapımcı Bilgiler
1978 Divane Grafson Plak
1979 Sabahsız Geceler
1980 Gurbet Yolu
1982 Bahtı Karalı
1983 Gecelerin Adamı Odebs Plak
1984 Zamanında
1985 Zoruma Gidiyor Ferdifon Müzik
1986 Hasret Akşamları Fono Müzik
1987 Bahar Yeli
1988 Dargınım Güneş Plak
1989 Cennetim Sensin
1990 Sevda Durağım
1991 Çarem Sensin
Hazan Kuşları / Mutsuzum İlkan Müzik
Dört Duvar Arasında Güneş Plak
1992 Gecenin Bir Yarısı / İsyanları Oynuyorum Nokta Müzik
O Günlere Hasretim Fono Müzik
1994 Acem Kızı Fono Müzik
1996 Deli Sevdam
1997 Aşikâr / Kıskanan Darılmasın Tutku Müzik
2001 Bu Gece / Elveda Canım
2002 Hoşgeldin Ads Müzik
2003 Telli Turnam 2004 Proje Grafik Müzik
2012 Bizim Şarkımız / Yalnız Adam Özdemir Müzik

45’likler

Yıl Albüm adı Yapımcı Bilgiler
1972 Maziye Gömdüm Seni / Aşkımızın Sonu Seyhan Plak
1975 Deli Gibi Sevdim / Ayıp Vallahi Ayıp Evren Plak
Aşkın Bende Kalbim Sende / Gönül Masalı
1976 Beterin Beteri Var / Sattın Beni Bu Dünyaya
Bu Ne Acayip Dünya / Bize Yazık Değil Mi Grafson Plak
1977 İçiyorsam Sebebi Var / Of (Ne Kadar Kaçsan Da Kurtulamazsın)
Bizi Sarhoş Görüyorlar / Çileler
1978 İsyan Neye Yarar / Zavallıyım
Bıktım Artık Yaşamaktan / Meçhul Sevgili
1980 Anlatayım Derdimi / Sevenler Günahsızdır

Filmografi

Oyuncu olarak

  • 1971: Şerefimle Yaşarım
  • 1981: Hor Görme Garibi
  • 1984: Bahtı Karalı
  • 1984: Aşk Sürgünü
  • 1984: Gecelerin Adamı
  • 1984: Kadersizler
  • 1984: Dertlerin Sahibi
  • 1985: Garip Kullar
  • 1986: Acılar Duvarı
  • 1987: Bitmiyor Zulüm
  • 1958 – Banu Alkan, Türk oyuncu
Banu Alkan
Doğum Liz Remka Rebronja
1 Nisan 1958 (66 yaşında)
Dubrovnik, Yugoslavya
Meslek Oyuncu · şarkıcı · manken
Etkin yıllar 1974-günümüz
Evlilik
Kemal Yıldız (e. 2024)

Banu Alkan (d. Liz Remka Rebronja; 1 Nisan 1958, Dubrovnik), Türk oyuncu ve şarkıcıdır.

Yaşamı

“Afrodit” lakaplı Liz Remka Rebronja, Sancak kökenli marangoz bir babanın beşinci çocuğu olarak 1 Nisan 1958’de (o zaman Yugoslavya) Hırvatistan’nın Dubrovnik kentinde dünyaya geldi. Ailesiyle birlikte 1966 yılının Aralık ayında Balıkesir ilinin Edremit ilçesine göç etti. Rebronja ailesi, Türk vatandaşı olup “Alkan” soyadını aldı ve Hırvatça “yaban gülü” anlamına gelen Remka, önce Yaprak sonra da Banu oldu. İstanbul’a taşınarak Kartal’da ikamet ettiler ve çocukluğunun büyük bir bölümü orada geçti. Kartal Maltepe Lisesi’nde başladığı öğrenimini lise 2. sınıfta bıraktı.

Gençliğinde rüyalarını süsleyen mankenliğe 16 yaşında LCC kurslarına giderek başladı. Ardından da Vakko’dan eğitim aldı. Aydan Adan – Füsun Özben Mankenlik Ajansı’nın kadrosuna girerek bazı reklam filmlerinde rol aldı. 1976’da Ses dergisinin düzenlediği 8. Sinema Artisti Yarışması’na girdi. Yarışmaya aynı zamanda Oya Aydoğan da katılmıştı. Sanatçı, 17 yaşındayken evli ve zengin bir iş insanı olan Gürbüz Hanif’le birlikte olmaya başladı. 20 yıla yakın süren bu ilişki, Hanif’e kanser teşhisi konmasından kısa bir süre sonra Hanif’in vefatıyla sona erdi. Alkan, bu 20 yıl boyunca oldukça rahat bir hayat yaşamıştı. Banu Alkan 1989 yılında çektiği son filminden sonra uzun bir süre ortada görünmedi. 1998 yılında, “Neremi” adlı bir albüm çıkartarak gündeme oturdu. Oyuncunun şarkısı, sesi ve yorumu uzun süre eleştirildi ve ilgi odağı oldu. Alkan, 2001 yılında “Tuzu Kurular” ve 2005 yılında da “Kızma Birader” isimli televizyon dizilerinde oynadı. 1975’te LCC Mankenlik Eğitimi, 1985’te Lady School Paris’te eğitim ve 1996’da özel şan dersleri aldı. 2000’lerin başında iş insanı Murat Taşdemir ile bir ilişki yaşadı. 13 yıl birlikteydiler ama sonra ayrıldılar. Banu Alkan Murat Taşdemir’den ayrıldıktan sonra sahne çalışmalarına devam ederek gündemde kalmayı başardı. Son röportajlarından birinde büyük aşkı Kemal Yıldız ile evlendiğini duyurdu.

Ödülleri

  • 2014 Türk Sineması’nın Gelmiş Geçmiş Yaşayan En Güzel Kadını ödülünü aldı
  • 2015 2.Altın Palmiye – Yeşilçam 100.Yıl Onur Ödülü
  • 2015 Mersin Kültür Dayanışma Derneği Ödül Töreni – Yeşilçam 100.Yıl Onur Ödülü
  • 2015 Mersin Kültür Dayanışma Derneği – Türk sinemasının en güzel Akademik Yüzü Onur ödülü
  • 2016 3. Altın Palmiye Ödülleri – Türk Sinemasının En Güzel Kadını

Filmografisi

Sinema
  • Hayret 17 (1975)
  • İsyan (1975)
  • Taksi Şoförü (Türk filmi, 1976) (1976)
  • Akrep Yuvası (1977)
  • Onsuz Olamam (1978)
  • Vurun Beni Öldürün (1980)
  • Ağla Gözlerim (1981)
  • Günah Defteri (1981)
  • Ben De Özledim (1981)
  • Nikah Masası (1982)
  • Aşkların En Güzeli (1982)
  • İlişki (1983)
  • Bataklıkta Bir Gül (1983)
  • Gecelerin Kadını (1983)
  • Kadınca (1984)
  • Sokaktan Gelen Kadın (1984)
  • Kızgın Güneş (1984)
  • Katiller de Ağlar (1985)
  • Arzu (1985)
  • Bu İkiliye Dikkat (1985)
  • Sarı Bela (1985)
  • Mavi Yolculuk (1986)
  • Seviyorum (1986)
  • Afrodit (1987)
  • Güneşten De Sıcak / Sarı Güneş (1987)
  • Yaşamak (1988)
  • Vahşi ve Güzel (1989)
  • Renkli hayatlar (1999)
  • Tuzu Kurular (2001)
  • Kızma Birader (2005)
  • Afrodit (2010) Kısa metrajlı film
  • Afrodit Banu Alkanın Hayatı 1 Bölüm Belgesel (2000)
  • Afrodit Banu Alkanın Hayatı 2 Bölüm Belgesel (2000)
Televizyon
  • Arkadaşım Hoşgeldin Sezon Finali Talk Show (2014)
  • Afrodit Banu Alkanın Hayatı 1 Bölüm Belgesel (2000)
  • Afrodit Banu Alkanın Hayatı 2 Bölüm Belgesel (2000)
  • Yeşilçam 100.yıla Özel Banu Alkan Belgeseli CNN Türk (2014)
  • Güzellik Yarışması ( 1976 ) Yarışmacı
  • Şahane Pazar (1999) Yarışmacı
  • Şahane Pazar (2000) Yarışmacı
  • Uygur Kardeşler ( 2000 ) Yarışmacı
  • Renkli Dünyalar (2000)- (TV Dizi)
  • Tuzu Kurular (2001) – (TV Dizi)
  • Çarkıfelek (2000) Yarışmacı
  • Ünlüler çiftliği ( 2004 ) Yarışmacı
  • Sabah Yıldızları BBG ( 2005) Yarışmacı
  • Kızma Birader (2005) – (TV Dizi)
  • Çarkıfelek (2010) Yarışmacı
  • Kadınlar ve Erkekler ( 2010 ) Juri
  • Güzellik Yarışması( 2010 ) Juri
  • Bu Tarz Benim (2014) Juri
  • Yeşilçam 100.yıla Özel Banu Alkan Belgeseli CNN Türk (2014)
  • Bu Tarz Benim Tv8 (2016) Juri
  • İşte Benim Stilim Tv8 (2017)
  • Dünya Güzellerim (2017)
  • Dünya Güzellerim Tatilde (2024-2025)
İnternet
  • Dünya Güzellerim Masada, YouTube (2023-2024)
Video klipleri
  • Bir gün Beni Arzularsan (2000) – ( TV )
  • Dansa Kaldır (2000) – ( TV )
  • Tuzu Kurular (2001) – ( TV )
  • Kalp Yangını (2004) -(TV) Misafir Oyuncu
  • Mahallenin Güzeli Sezen ( 2008) – ( TV ) Misafir Oyuncu
Reklamlar
  • Kom (1978)
  • Lüks ( 1979)
  • İxsir (2000)
  • Neremey Neremi Parfüm (2000)
  • Poli (2000)
  • Atek Lift Makina (2011)
  • Nestle (2014)
  • Performans (2015)

Diskografi

Banu Alkan Diskografisi
NEREMİ – Afrodit (1998) Dansa Kaldır (2000) Beyaz Orkide (2005) Best of 2011 Remix Aşk Yap Benimle
Neremi Kaldır Beni Dansa Beyaz Orkide Bir Gün Beni Arzularsan 2011 Remix Aşkın Kokusu
Bir Gün Beni Arzularsan Buz Mavisi 90, 60, 90 Dansa Kaldır Remix Parfüm
Bazen Kaldır Beni Dansa – Remix Beyaz Orkide Banu Alkan ve Enrique Iglesias düet remix Aşk Yap Benimle
Afrodit Be Mübarek Aşka Dokunduğum An
Hoşçakal Evire Çevire Sev Beni
Osmanlı Erkeği Dondurma
Sen Kimsin Aşka Dokunduğum An – Remix
Sessizim Beyaz Orkide Remix
Yağmur Gözlüm Beyaz Orkide Bonus Remix
Mavi Gül

K

  • 1959 – Helmuth Duckadam, Rumen futbolcu
  • 1960 – Yalçın Menteş, Türk tiyatro sanatçısı ve televizyon yıldızı (ö. 2019)
Yalçın Menteş
Doğum 1 Nisan 1960
Tire, İzmir, Türkiye
Ölüm 7 Şubat 2019 (58 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Ölüm sebebi Akciğer kanseri
Defin yeri Pendik Şeyhli Mezarlığı, İstanbul
Milliyet  Türkiye
Meslek Oyuncu
Etkin yıllar 1977-2019
Evlilik
Birhan Menteş
(e. 1981; b. 2006)
(e. 2009; ö. 2019)
Çocuk(lar) 1

Yalçın Menteş (1 Nisan 1960, İzmir – 7 Şubat 2019, İstanbul), Türk tiyatro sanatçısı ve televizyon oyuncusu.

Yaşamı ve kariyeri

1 Nisan 1960’ta İzmir’in Tire ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimi İzmir’de tamamladı. Kendi adıyla Yalçın Ajansı’nı kurdu, bir ara İzmir’deki halasının yanında muhasebecilik yaptı. İzmir’de liseyi bitirdikten sonra, tiyatroya, 1977 yılında Turgut Özakman’ın “Darılmaca Yok” adlı oyunuyla başladı. Doksanlı yıllarda Atilla Arcan ile program sundular. 1998 yılında Star TV’de yayımlanan “Çarli” ve başrollerini Mehmet Ali Erbil ile paylaştığı atv’de yayımlanan “Tatlı Kaçıklar” dizisi ile yıldızı parlamıştır. 1983’te İzmir’de 45 kişilik kadrosuyla bir cep tiyatrosu kurdu. 1987’de tiyatro çalışmalarını daha rahat olarak sürdürmek için İstanbul’a yerleşti. TRT’deki bazı programlara küçük güldürü bölümleri hazırlayan Yalçın Menteş, 1996-2001 yılları arasında atv’de yayımlanan Tatlı Kaçıklar dizisindeki “Saffet” rolüyle milyonların sevgilisi olmuştur. 1981’de evlendiği eşi Birhan Menteş’ten 1991 doğumlu Atilla adında oğlu vardır. 2013 yılında diyabet hastalığının yol açtığı dolaşım bozukluğu nedeniyle sağ bacağı diz üstünden kesilmişti.

Ölümü

Bir süredir İstanbul’ da bulunan özel bir hastanede akciğer kanseri ve zatürre tedavisi gören oyuncu Yalçın Menteş, 13 gün boyunca yoğun bakımda kalmasının ardından 7 Şubat 2019 tarihinde İstanbul’da 58 yaşında ölmüştür. Cenazesi 9 Şubat 2019 tarihinde Bostancı, Kadıköy’de bulunan Bostancı Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Pendik Şeyhli Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Filmografisi

  • 2018 – Babamın Ceketi (Konuk oyuncu) (Sinema Filmi)
  • 2013 – Doksanlar (Rasim) (TV Dizisi)
  • 2012 – Akasya Durağı 5. Sezon (Tuncay) (TV Dizisi)
  • 2009 – Hamileyim Hamile (Recai) (Sinema Filmi)
  • 2008-2009 – Yalancı Romantik (Batık Osman) (TV Dizisi)
  • 2006 – Yalancı Yarim (Teoman) (TV Dizisi)
  • 2005 – İnadım İnat (Dursun) (TV Dizisi)
  • 2005 – Sevda Tepesi (Komiser Necmi) (TV Dizisi)
  • 2004 – Cennet Mahallesi (Tahsin) (TV Dizisi)
  • 2001 – Yalçın Menteş show (Kendisi) (TV Programı)
  • 1999 – Çarli (Hırsız) (TV Dizisi)
  • 1997 – Hayvanlara Dokunduk (TV Dizisi)
  • 1996 – Tatlı Kaçıklar (Saffet) (TV Dizisi)
  • 1992 – Mahallenin Muhtarları (Konuk Oyuncu) (TV Dizisi)
  • 1963 – Hüner Coşkuner, Türk müziği şarkıcısı (ö. 2021)
Hüner Coşkuner
Genel bilgiler
Doğum Hüner Muzaffer Yavaş
1 Nisan 1963
İstanbul, Türkiye
Ölüm 4 Şubat 2021 (57 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Başladığı yer  Türkiye
Tarzlar Klasik Türk müziği, Arabesk
Meslekler Şarkıcı
Çalgılar Solist
Etkin yıllar 1987-2021
Müzik şirketi Şahinler, Çaçan, Elenor Müzik, DMC, Arpej Müzik Yapım
Resmî site HünerCoşkuner.com

Hüner Coşkuner (1 Nisan 1963, İstanbul – 4 Şubat 2021, İstanbul), Klasik Türk müziği şarkıcısı.

Kariyeri

Hüner Coşkuner, lise yıllarında Emin Ongan yönetimindeki Üsküdar Mûsikî Cemiyeti’ne giderek çok büyük bir birikime sahip oldu. Çok küçük yaşta sanat hayatına atılan Hüner Coşkuner sahne repertuvarını daha da genişletmek amacıyla yine çok değerli hocalardan feyz aldı. Bunlardan bazıları Melahat Pars, Kamuran Yarkın ve Feriha Tunceli’dir.

Sosyal sorumluluk projelerinde yer alan Hüner Coşkuner, Lösemili Çocuklar Vakfı başta olmak üzere Bedensel Engelliler, Dünya Şizofrenililer Derneği’nde gönüllü olarak çalıştı. Albüm ve şiir kitabı gelirlerinin bir kısmını bu vakıflara ve derneklere bağışladı.

Müzik sanatı

İlk albümünü 1987 yılında Selami Şahin’in müzik yapım şirketi Şahinler Plak’tan çıkaran sanatçı ardından 1989 yılında Çaçan Plak’tan çıkardığı Sakın Dönme Geriye adlı stüdyo albümüne imza atmıştır. Bu albüm müzik otoriteleri tarafından sanatçının en başarılı albümlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Sonra sırasıyla Beni Sevmeni İstiyorum, Gidemezsin, Haydi Tut Ellerimi, Gidiyor ve Olamaz isimli stüdyo albümlerine imza atmıştır. Yine 1993 yılında çıkan Gidiyor adlı albüm Hüner Coşkuner’in önemli projelerinden biri olmuştur. 1995 yılında Elenor Müzik’e transfer olan sanatçı Elenor Müzik etiketi altında 10 adet stüdyo albümüne imza atmıştır. 2000 yılında çıkardığı Klasikler 2 adlı albümü deyim yerindeyse müzik dünyasını kasıp kavurmuştur. 2015 yılında sözleri ve müziği kendisine ait olan şarkılardan oluşan Seni Acele Görmem Lazım adlı albümü çıkarmıştır. Gerek sahne asilliğine gerekse sesine hürmeten çok kişi tarafından sevilip dinlenen sanatçı Türkiye’nin kadın Türk Sanat Müziği duayenleri arasında kabul görmektedir.

Ölümü

Coşkuner 4 Şubat 2021’de kemik iliği kanseri nedeniyle İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 57 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi 8 Şubat 2021’de Şakirin Camii’de kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Albümleri

  • 1981: Doğuş
  • 1989: Sakın Dönme Geriye/Sarhoş Ellerim
  • 1990: Mutlu Görünüyorum/Doğuş
  • 1991: Gidemezsin
  • 1992: Haydi Tut Ellerimi
  • 1993: Gidiyor
  • 1994: Olamaz
  • 1995: Bir Evcilik Oyunu
  • 1996: Bir Hüner Coşkuner Klasiği
  • 1997: Beni Tek Sen Anlarsın
  • 1998: Ben Ölürüm
  • 1999: İşte Düet Sevemem (Erol Büyükburç ile)
  • 2000: Klasikler 2
  • 2002: Vurgunum Sana
  • 2005: Geleceksen Gelme Yar
  • 2007: Nerede
  • 2009: Klasikler 3
  • 2011: Güle Güle Git
  • 2013: Yeşilçam Klasikleri
  • 2015: Seni Acele Görmem Lazım
  • 2021: Hayat Yenilmem Sana – Elenor Müzik (“Not: Coşkuner ailesinin aldığı karar üzerine bu yapımın tüm geliri kanser hastaları ve sokak hayvanlarına bağışlanacaktır.“)
  • 2024: Allah Çıkardı Seni Karşıma – Elenor Müzik

Müzik videoları

  • Bu Akşam Bütün Meyhanelerini Dolaştım İstanbul’un
  • Geleceksen Gelme Yar
  • Nerede
  • Olamaz

Mutlu Görünüyorum/Doğuş şarkı listesi

# Şarkı Söz Müzik Süre
1 Mutlu Görünüyorum Ahmet Duyar Selami Şahin 5:04
2 Suçluya Döndüm Ali Tekintüre Selami Şahin 4:17
3 Geceler Katılım Olacak Rıza Ateş Rıza Ateş 4:19
4 Mehçul Sevgili Ahmet Selçuk İlkan Özer Şenay 4:30
5 Seni Sevmek Suçmuş Aynur Metinkol Rıfat Şanlıel 5:49
6 Ne Kısmetsiz Bir Kulum İlkan San Kamuran Yarkın 3:16
7 Dönülmez Akşamın Ufkundayım Yahya Kemal Bayatlı Münir Nurettin Selçuk 5:19
8 Yıldızlı Semalarda Faik Ali Ozansoy Sadi Hoşses 3:50
9 Kaderim Ağlamak Mı Ahmet Selçuk İlkan Ali İhsan Kısaç 5:22
10 Soran Olursa Ahmet Selçuk İlkan Ali İhsan Kısaç 3:46
11 Yüz Karası Mehmet Yüzüak Rıfat Şanlıel 5:38
12 Aşk Kitabı Ahmet Selçuk İlkan Coşkun Sabah 4:08

  • 1966 – Mehmet Özdilek, Türk futbolcu ve teknik direktör
Mehmet Özdilek

Kişisel bilgileri
Tam adı Mehmet Özdilek
Doğum tarihi 1 Nisan 1966 (58 yaşında)
Doğum yeri Ladik, Samsun, Türkiye
Boyu 1,67 m (5 ft 5+12 in)
Mevkii Ofansif orta saha
Altyapı kariyeri
1981-1984 Samsun Ladik
Profesyonel kariyeri*
Yıllar Takım Maç (Gol)
1984-1988 Kahramanmaraşspor 107 (63)
1988-2001 Beşiktaş 386 (130)
Toplam 493 (193)
Millî takım kariyeri
1987-1988  Türkiye U-21 7 (2)
1990-1997  Türkiye 31 (0)
Teknik direktörlük kariyeri
2004 Malatyaspor
2005  Türkiye (yardımcı antrenör)
2008-2013 Antalyaspor
2013-2014 Gençlerbirliği
2014 Çaykur Rizespor
2015 Kayseri Erciyesspor
2015 Gençlerbirliği
2017  Türkiye (yardımcı antrenör)
2017-2018 Konyaspor
2018-2019 BB Erzurumspor
2019-2020 Denizlispor
2020 BB Erzurumspor
* Yalnızca lig maçları ve gollerini içerir.
Süper Lig’de Namağlup Şampiyon Beşiktaş Takım Kadrosu 1991-92 Sezonu
Türkiye Kupası’nda Beşiktaş-Çorluspor 10-0’lık Maçı Kadrosu 1998-99 Sezonu
Mehmet Özdilek (2010)

Mehmet Özdilek (d. 1 Nisan 1966), Türk teknik direktör ve eski millî futbolcudur. Futbolculuk döneminde ofansif orta saha pozisyonunda oynadı ve oyun tarzının Belçikalı futbolcu Enzo Scifo’ya benzemesinden dolayı Şifo Mehmet lakabıyla anıldı.

Özdilek, 13 yıl boyunca Beşiktaş forması giydi. 1991’de Türkiye’de Yılın Futbolcusu seçildi ve 1992’de namağlup şampiyon olan kadroda yer aldı. Süper Lig’de 130 gol atarak, ligde en çok gol atan yerli orta saha oldu ve 100’ler kulübüne girdi. Dört yıl boyunca Beşiktaş’ta kaptanlık görevini üstlendi. 4 Ağustos 2001’de Milan ile yaptığı özel maç ile jübilesini yaptı ve BJK İnönü Stadyumu’nda yapılan bu maçı Beşiktaş kazandı. Özdilek, maçın tüm gelirlerini Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na bağışladı. Özdilek, kariyeri boyunca resmî maçlarda hiç kırmızı kart görmedi.

Kulüp kariyeri

İlk yılları

Samsun’da doğan Şifo, memleketinde Samsun Ladikspor ile amatör düzeyde oynamaya başladı. Sadece 16 yaşındayken, ikinci kez Türk futboluna yükselen Kahramanmaraşspor takımı tarafından gözlemlendi. Şifo, yeni ekibinde hemen bir etki yarattı ve Kahramanmaraşspor’un ligdeki rekoru her sezon iyileşirken, lig kadrosunun düzenli bir parçası haline geldi. 1986-87 sezonunda Şifo olağanüstü bir sezon geçirdi ve ekibi zorluklara rağmen 1. Lig’in 29 gol ile en skorer ismi oldu. Sonraki sezon Kahramanmaraşspor için çok daha başarılı oldu. Kısa sürede Şifo’nun katkılarıyla takım ligin en üst noktasında yerini aldı ve ilk kez Süper Lig’e yükseldi. Sürekli olarak yüksek performansı göze çarptı ve 1987-88 sezonunun sonlarında kariyerinin kalan kısmını geçireceği Beşiktaş’a geçti.

Beşiktaş

Şifo ‘nun ilk yılında Beşiktaş, Türkiye Kupasını kazandı ve ligde ikinci oldu. Takip eden yıllar takım için daha da başarılı oldu. Gordon Milne’nin yönetiminde, Beşiktaş’ın genç yıldızı, daha önce görülmemiş bir şekilde Türk futboluna hâkim olmaya başladı. 1988-89 sezonunda Beşiktaş ligde hem Türkiye Kupasında hem de ligde galibiyet aldı ve Türk futbol tarihinin en skorer oyunu olan Adana Demirspor’u 10-0 yenerek rekor kırdı. Şifo, Trabzonspor karşısında Kupa finalinde gol atarak bu görkemli sezona katkıda bulundu. Ertesi yıl Beşiktaş yine ter atmadan lig şampiyonu oldu. Takım, sezon boyunca yalnızca bir maç kaybetti ancak ekip, bir sonraki sezonda daha da iyileşme sağlamayı başardı. 1991-92 futbol sezonunda, Beşiktaş, Türk ligi organizasyonunun namağlup tek şampiyonu oldu ve Şifo 12 gol çıkardı. Rekor kıran bu sonuç dizisi, yalnızca 48. hafta sonra Beşiktaş’ın Galatasaray tarafından mağlup edildiği sonraki sezonda sona erdi. Kupa finalinde Galatasaray’a kaybettiği 1992-93 sezonunda Beşiktaş sezonunu da şiddetle sona ererken, aynı takıma 3 yıl sonra gol farkı atarak şampiyonayı kaybetti. Şifo’da 13 gol attı. 1993-94 sezonu da başarılı bir sezon değildi. 8 yıl içinde ilk kez Beşiktaş ligi ilk ikinin dışında bitirdi; Şifo’nun yüksek standartlarına kıyasla sakin bir yılı olduğu ve 8 gol attığı netleşti. Yılın tek tesellisi kulübün kupa sayısına eklenen bir başka Türkiye Kupasıydı. Gelecek sene Christoph Daum’un Milne’nin yerini alması, takımın canlandırılması ve ligin tekrar kazanılması oldu. Bu Beşiktaş ile Şifo’nun 4. şampiyonluğunu ve 8 golle sezona katkıda bulunmasını sağladı. 1995-96 sezonunda Beşiktaş ligde üçüncülükle bitiren Şifo tekrar 11 golle üst üste forma giydi. Mehmet, önümüzdeki sezon yoğun bir şekilde gol atmaya devam ederken ligde 11 gol atarken, Beşiktaş geçen sezon ile karşılaştırıldığında iyileşme sağladı ve Galatasaray’dan sonra ikinci sırada yer aldı. Bu Beşiktaş’ın en az başarılı sezonlarından birisi oldu. Takım altıncı sırada ligi bitirdi. Türkiye Kupası unvanıyla birlikte, Şifo’nun muhteşem performansı bir teselli kaynağıydı. Mehmet ligde 16 kere gol attı ve tüm oyuncular ile en skorer orta saha oyuncusu arasında en skorer üçüncü oldu. Ayrıca Galatasaray’a Kupa finalinde gol attı. Bu, Beşiktaş ile Şifo’nun 4. Kupa şampiyonluğunu aldı. 1998-99 sezonunda Beşiktaş bir kez daha 2. oldu ve Galatasaray tarafından engellendi. Kara Kartallar ligde sadece bir puan farkı ile kaybetti. Şifo da bu sezon toplam da 13 gol attı. Sonraki senaryoda aynı kaldı. Galatasaray, Beşiktaş’ın önünde dört sayı ile galibiyet alırken, Mehmet 11 gol attı. Bu sezonun Şifo için sonuncu yıl olduğu belli oldu ve 13 yıl Beşiktaş için oynadıktan sonra futboldan emekliye ayrıldı. Siyah beyaz renkler için son kez yaptığı bir değerlendirmede, İtalyan devi Milan’ın kulübü için sunduğu hizmetlerden ötürü teşekkür etti. Toplanan para, ihtiyacı olan çocuklara ücretsiz eğitim veren bir hayır kurumuna bağışlandı. Mehmet, 130 golle Feyyaz Uçar’ın ardından Beşiktaş’ın en skorer oyuncusu seçildi. Futbol kariyerinde 1990-1997 yılları arasında Türkiye millî futbol takımı için 31 maça çıktı.

Avrupa Kupaları İstatistikleri
  • 2000-01 UEFA Şampiyonlar Ligi 8 Maç
  • 1999-2000 UEFA Şampiyonlar Ligi 2 Maç
  • 1998-99 UEFA Kupa Galipleri Kupası 4 Maç – 1 Gol (Spartak Trnava)
  • 1997-98 UEFA Şampiyonlar Ligi 7 Maç – 2 Gol (NK Maribor, Paris Saint-Germain)
  • 1996-97 UEFA Kupası 8 Maç
  • 1995-96 UEFA Şampiyonlar Ligi 2 Maç – 1 Gol (Rosenborg)
  • 1994-95 UEFA Kupa Galipleri Kupası 3 Maç – 1 Gol (Auxerre)
  • 1993-94 UEFA Kupa Galipleri Kupası 4 Maç – 1 Gol (Ajax)
  • 1992-93 UEFA Şampiyonlar Ligi 2 Maç
  • 1991-92 Şampiyon Kulüpler Kupası 2 Maç – 1 Gol (PSV)
  • 1990-91 Şampiyon Kulüpler Kupası 2 Maç
  • 1989-90 UEFA Kupa Galipleri Kupası 2 Maç
  • 1988-89 UEFA Kupası 2 Maç

Toplam: 48 Maç

Millî takım kariyeri

31 kez A Takım, 7 kez Olimpik olmak üzere Millî formayı 38 kez giydi. 1992 Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri, 1994 FIFA Dünya Kupası elemeleri ve 1998 FIFA Dünya Kupası elemeleri’nde forma giymiştir.[10]

Teknik direktör kariyeri

Uzun yıllar Beşiktaş’a kaptan olarak hizmet veren Mehmet Özdilek, futbolu bıraktıktan 10 gün sonra 1 yıl boyunca Birleşik Krallık’ta antrenörlük ve yabancı dil eğitimi aldı. Newcastle United’da sportif direktör olan Gordon Milne sayesinde önce Bobby Robson sonra ise Alex Ferguson ile tanışma fırsatı yakalamıştır. Birleşik Krallık’ta kaldığı süre boyunca kulüplerin yapılarını, sezon başı çalışmalarını ve transfer politikalarını incelemelerde bulunmuştur.

Malatyaspor

2004 yılında teknik direktörlüğe ilk adımını Malatyaspor’da attı 4 ay süren kısa deneyimi sonrası görevini bıraktı.

Millî takım

2005 Temmuz ayında Fatih Terim’in yardımcısı olarak millî takım antrenörlüğü görevine başladı. 16 Kasım 2005’te oynanan Türkiye-İsviçre maçı sonrası soyunma odasına giden İsviçreli futbolcu Valon Behrami’ye ilk çelmeyi takan Özdilek’e İsviçreli futbolcu Benjamin Huggel de bu hareketin ardından tekme attı. Özdilek, bu olay sonrasında 24 Kasım 2005 günü görevinden istifa etti.

Antalyaspor

2008-09 sezonunda Antalyaspor ile anlaştı. 2012-13 sezonunun 9. haftasında Fenerbahçe’yi Kadıköy’de 1-3’lük skorla yenerek Fenerbahçe’nin evinde 47 maçlık yenilmezlik serisine son verdi. Buna mutakiben çoğu spor yorumcusu ve eleştirmen tarafından Haftanın Teknik Direktörü seçildi.

2012-13 sezonu sonunda Antalyaspor başkanı Hasan Akıncıoğlu’nun istifa etmesinin kararı ardından teknik direktör Mehmet Özdilek de istifa ettiğini açıkladı. Mehmet Özdilek, 2008 yılından 2013 yılına kadar Antalyaspor’u çalıştırdı.

Gençlerbirliği

2012-2013 sezonunun 8. haftası sonunda ligin son sırasına yerleşen Gençlerbirliği’nin başına 9. haftadan itibaren geçen Özdilek, kırmızı siyahlı ekibin başında 26 maça çıktı. Bu maçlar sonucunda topladığı 41 puanla ekibini Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Kardemir Karabükspor’un ardından 5. sıraya kadar çıkaran Özdilek, Gençlerbirliği ile ligi 45 puanla 9. sırada tamamladı. Kulübün transfer politikası konusunda kulüp yönetimi ile anlaşamayan Özdilek, 26 Mayıs 2014’te karşılıklı anlaşma ile sözleşmesini feshetti.

Çaykur Rizespor

2014-15 sezonu başında Uğur Tütüneker’den boşalan teknik direktörlük görevine getirildi. 11 Aralık 2014 tarihinde ligin 12.haftasının ardından karşılıklı anlaşarak takımdan ayrılmıştır. Takımın başında çıktığı 12 maçta 2 galibiyet, 4 beraberlik ve 6 mağlubiyet almıştır. Türkiye Kupasının 3. turunda ise Sebat Proje Trabzon Akcaabat’ı eleyerek gruplara kalmıştır.

Kayseri Erciyesspor

10 Ocak 2015 tarihinde Uğur Tütüneker’den boşalan Kayseri Erciyesspor teknik direktörlük görevine getirilmiştir. 24 Mart 2015 tarihinde görevinden istifa ettiğini açıklamıştır. Takımın başında çıktığı 9 maçta 2 galibiyet ve 7 mağlubiyet elde etti.

Gençlerbirliği

1 Eylül 2015’te ikinci kez Gençlerbirliği teknik direktörlüğüne getirildi. 13 Aralık 2015’te kulüpten ayrılmıştır.

Büyükşehir Belediye Erzurumspor

27 Eylül 2018 tarihinde Mehmet Altıparmak’ın ardından BB Erzurumspor’un teknik direktörlük görevine getirildi.

Denizlispor

11 Ekim 2019 tarihinde Denizlispor teknik direktörlüğüne getirildi. 15 Şubat 2020 tarihinde kulüpten ayrılmıştır.

Kariyer istatistikleri

Kulüp takım

  • Tüm maçları ve gollerini içerir. Asistleri arşivlerde yer almadığı içermez.
Profesyonel Kariyeri Ulusal
Lig
Ulusal
Kupa
Süper
Kupa
Kıtasal
Lig
Diğer1 Toplam
Sezon Kulüp Lig kademesi M G A M G A M G A M G A M G A M G A
Türkiye Türkiye Lig Türkiye Kupası Süper Kupa UEFA Diğer Toplam
1984-85 Kahramanmaraşspor 1. Lig 22 2 4 26 2
1985-86 29 6 29 6
1986-87 24 29 24 29
1987-88 32 26 32 26
Toplam 107 63 4 111 63
1988-89 Beşiktaş Süper Lig 34 8 9 10 1 3 1 2 2 49 9 12
1989-90 30 3 5 4 4 2 1 2 2 1 39 8 7
1990-91 27 10 9 2 1 1 2 2 2 34 13 9
1991-92 30 12 7 2 1 1 1 2 1 2 1 37 16 7
1992-93 28 14 8 6 1 1 1 2 1 1 38 15 10
1993-94 25 9 3 4 1 1 4 1 1 35 10 4
1994-95 31 8 8 1 1 1 3 1 1 37 9 9
1995-96 33 11 8 3 1 2 1 4 42 12 9
1996-97 31 11 6 5 1 8 3 2 47 14 6
1997-98 29 15 8 5 2 1 1 7 2 2 42 19 11
1998-99 27 13 7 6 1 4 1 1 2 39 14 9
1999-00 33 11 8 1 2 36 11 8
2000-01 28 5 5 2 1 8 2 38 6 7
Toplam 386 130 91 51 12 9 8 1 2 48 7 6 20 6 513 156 109
Kariyer toplam 493 193 91 55 12 9 8 1 2 48 7 6 20 6 624 219 109
  Şampiyonluk ve Gol kralı olduğu sezonlardır yaşadığı sezonlardır.
  Asist kralı olduğu sezonlardır.

1Diğer müsabakaları içerir; Başbakanlık Kupası, Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası, Donanma Kupası 

Millî takım

Tarih Millî takım M G A
1 1987-1988  Türkiye U-21 7 2
2. 1990  Türkiye 4
1991 6
1992 8
1993 5
1994 1
1995 2
1996 1
1997 4 1
A Millî Toplam 31 1
Genel Toplam 38 1

Teknik direktörlük

Takım Ülke Gel. Gid. Rapor
O G B Y % G
Malatyaspor Türkiye 2004 2004 18 4 6 8 22,22
Antalyaspor Türkiye 2008 2013 201 77 48 76 38,31
Gençlerbirliği Türkiye 2013 2014 28 13 5 10 46,43
Çaykur Rizespor Türkiye 2014 2015 23 6 4 13 26,09
Gençlerbirliği Türkiye 2015 5 1 1 3 20,00
Toplam 219 81 54 84 36,99

Başarıları ve ödülleri

Kulüp

Kahramanmaraşspor (1 Kupa)
  • 1. Lig: 1988

Beşiktaş

Kazanılan (19 Kupa)

  • Süper Lig: 1990, 1991, 1992, 1995
  • Türkiye Kupası: 1989, 1990, 1994, 1998
  • Süper Kupa: 1989, 1992, 1994, 1998
  • Başbakanlık Kupası: 1997
  • Atatürk Kupası: 2000
  • Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası: 1988-1989, 1989-1990, 1990-1991, 1993-1994, 1996-1997

Bireysel

  • 1986-87 Gol Krallığı 1. Lig (Kahramanmaraşspor) (29 Gol)
  • 1987-88 Gol Krallığı 1. Lig (Kahramanmaraşspor) (26 Gol)
  • Avrupa Kupaları’nda Toplam (7 Gol)
  • Türkiye Süper Ligde Toplam (130 gol)
  • 100’ler kulübü Üyesi (386 maçta 130 gol)
  • Beşiktaş ile 16 Kasım 1991’de, Fenerbahçe’ye en erken golü atan oyuncu (37.sn)
  • Beşiktaş’ın 1992’den sonra lig Derbilerinde 4 gol atan iki futbolcusundan ilki.(1991/1992 Mehmet Özdilek (4 gol))(2015/2016 Mario Gómez (4 gol))
  • Beşiktaş’ın kuruluş tarihi olan 1903. gol’ünü atan oyuncu (05.04.1997 tarihinde 5-1 Beşiktaş’ın kazandığı Beşiktaş-Gaziantepspor maçında atılan ilk gol.)
  • Türkiye Liglerinde kırmızı kart görmeyen oyuncu
  • Beşiktaş’ın Avrupa kupaları’nda en çok forma giyen 2. futbolcusu (48 maç) (Rekor 56 maç ile İbrahim Üzülmez’e ait.)
  • Beşiktaş formasıyla Süper Lig’de tüm zamanlarda en çok gol atan yerli orta saha oyuncusu (130 gol
  • Süper Lig’de tüm zamanlarda en çok gol atan yerli orta saha oyuncusu (130 gol
  • Türkiye Kupası Toplam 12 Gol
  • Türkiye Kupası gol kralı 1990: (4 gol) (Feyyaz Uçar, Erhan Kiremitçi, Nenad Bijedić ile birlikte.)
  • 513 müsabakayla Beşiktaş’ın 1959’dan bu yana resmî maçlarda Rıza Çalımbay’dan sonra en çok forma giyen 2. futbolcusu 
  • Beşiktaş’ın Süper Lig tarihinde en çok maç oynayan 3. futbolcusu (386 maç)
  • Beşiktaş’ın kuruluşundan bu yana resmî maçlarda en çok gol atan 4. futbolcusu (156 gol)
  • Beşiktaş’ın Feyyaz Uçar’dan sonra Süper Lig’de en çok gol atan 2. futbolcusu (130 gol)
  • Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Yılın Başarılı Vakfı Ödülü: 2001
  • Milliyet Spor Ödülleri Onur Ödülü: 2001
  • Milliyet Spor Ödülleri Onur Ödülü: 2002
  • Milliyet Spor Ödülleri Yılın Futbolcusu: 1991
  • Milliyet Spor Ödülleri Yılın Futbolcusu: 1998
  • Milliyet Spor Ödülleri Şeref Kürsüsü Ödülü: 1999
  • Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Metin Oktay ödülü: 1998
  • Memurlar Vakfı Ödül Töreni Başarılı ve Örnek Sporcu Ödülü: 1999
  • Gökçe Karataş 3. Spor, Sanat ve Eğitim Ödülleri: Yılın Eğitime Destek Ödülü: 2001
  • Pertevniyal Lisesi Okul ve Öğrencileri Koruma Derneği Örnek Futbolcu Ödülü: 2001
  • 2. Altın Pusula Ödülleri: Sivil Toplum Kuruluşları Ödülü; Şifo Mehmet Jübilesi: 2002
  • Bebek Rotary Kulübü Meslek Hizmet Ödülü
  • Beşiktaş Jimnastik Kulübü Hizmet Plaketi
  • 1967 – Cevdet Yılmaz, Türk siyasetçi
  • 1967 – Mehmet Taştan, Türk hukukçu ve şair
  • 1968 – Alexander Stubb, Fin politikacı
  • 1973 – Christian Finnegan, İngiliz komedyen ve oyuncu
  • 1973 – Rachel Maddow, Amerikalı televizyon sunucusu, yorumcusu ve yazar
  • 1973 – Hakan Taşıyan, Türk arabesk fantezi müzik şarkıcısı ve bestekâr
Hakan Taşıyan
Doğum 1 Nisan 1973 (51 yaşında)
Ankara, Türkiye
Milliyet Türk
Meslek Şarkıcı, oyuncu
Etkin yıllar 1996-günümüz
Resmî site hakantasiyan.com.tr

Hakan Taşıyan (d. 1 Nisan 1973, Ankara), Türk şarkıcı ve oyuncudur.

Hayatı

Gülseren ve Derviş Taşıyan’ın oğlu olarak 1973 yılında Ankara’da doğdu. Annesi Trabzonlu, babası ise Diyarbakırlıdır. Çocukluk yaşlarından itibaren Saza ilgi göstermiş ve çalmaya başlamıştır. Daha sonra babasıyla beraber düğünlere gitmiştir. Ufak yaşlardan beri müziğe ilgiliydi ve bu nedenle askerliğini yaptığı sırada söylediği şarkılarla komutanları sesini çok beğendi ve destekledi. Onların desteğini arkasına alan ünlü sanatçı ilk kasetini piyasaya çıkardı. İlk kasetini çıkartma olayı şu şekilde oldu. Önce İstanbul’da Unkapanı’nda bulunan bir takım yapımcıların yanına gitti fakat o yapımcılar Müslüm Gürses’i taklit ettiğini düşünüp pek ilgi göstermediler. Bunun ardından Ankara’ya giden Sanatçı Sıla Müzik ile beraber ilk kaseti olan Hesabım Bitmedi albümünü piyasaya çıkarttı.

1997 tarihinde ise ikinci kasetini piyasaya çıkartmıştır. İkinci kasetinin ismi Sensiz İki Gün oldu. Bu albüm sanatçının en iyi albümlerinden biri olarak raflarda yerini aldı. Büyük bir hayran kitlesine kısa süre içerisinde sahip oldu ve konserleri hınca hınç doldu.

Bu albümü sonrası Gözün Sevem isimli albümünü piyasaya sunmuştur. Albümler her şey istediği gibi olmasına rağmen hayranlarının her zaman dostluk kardeşlik içinde olmasını temenni etmiştir.

Ekim 2020’de hastaneye kaldırılan sanatçının organ nakline ihtiyacı olduğu açıklandı

Özel hayatı

Funda Taşıyan ile evli olan Hakan Taşıyan’ın, 2002 doğumlu Ramazan Haktan Taşıyan adında bir oğlu vardır.

Fikret, Derviş ve Özkan adında 3 erkek, Sinem ve Gurbet adında 2 kız kardeşi vardır.

Oyunculuk hayatı

1998 tarihinde Hesabım Bitmedi isimli dizi ile beraber oyunculuk konusunda da başarılı bir performans gösterdi. Bu dizide Hilal Aslangiray ve Ebru Destan ile başrol oynamıştır.

2001 tarihinde ise yine bir dizi ile ekranlara geldi. Güz Gülleri isimli dizi ile beraber önemli kişilerle başrol oynamıştır. Bu dizide Cemal karakterini canlandırmıştır.

Diskografi

Yıl Albüm / EP
1996 Hesabım Bitmedi Seninle
1997 Sensiz İki Gün
1998 Gözün Sevem
1999 A Canım / Kıymetini Bilemedim
2000 Güz Gülleri
2002 Mor Hicranlar
2003 Hakan Taşıyan 2003
2004 Türkülerle
2005 Mutluluk Yağmuru
2006 Ya Sen Ya Hiç
2012 Gitme Gülüm
2018 Sessiz Sedasız Dönüş
2019 Ben Küskünüm Feleğe
2020 Klasikler, Vol.1
2020 Konuşsana Birtanem
2020 Klasikler, Vol.2
2023 Sen De Vefasız Çıktın
Yıl Single
2018 Zahidem
2020 Seviyorum
2020 Aramadın
2020 Kilitli Kapılar Açılsa (Melike Şahin ile)
2021 İhanet (Eli Türkoğlu ile)
2022 Böyle Halim (feat. Yıldız Tilbe)

Filmografisi

Yıl Yapım Rol
1998 Hesabım Bitmedi Hakan
2001 Güz Gülleri Kemal
2015 Kardeş Payı Kendisi
2022 Şarkılar Bizi Söyler Kendisi
2022 İbo Show Kendisi

Program

Bir Damla Müzik – Bengütürk TV (03.12.2016 Tarihinde BengütürkTV ekranlarında Hakan Yılmaz ile program yapmaya başladı)

Ödüller

En iyi şarkı Güz Gülleri – Hakan Taşıyan (Söz-beste: Selim Öztaş) 2000 Yılı 7. Kral TV Video Müzik Ödülleri Yılın Şarkısı
Vefa Ödülü 2015 2.Mersin Altın Palmiye Ödülleri – Palmiye Televizyon ve Basın Ödülleri Hakan Taşıyan- Arabesk Sanatçısı – Vefa Ödülü 
  • 1976 – Asım Pars, Boşnak asıllı Türk basketbolcu (ö. 2024)
  • 1976 – David Oyelowo, Britanyalı oyuncu
  • 1976 – Clarence Seedorf, Surinam doğumlu Hollandalı futbolcu
  • 1978 – Antonio De Nigris Guajardo, Meksikalı futbolcu (ö. 2009)
  • 1980 – Randy Orton, Amerikalı profesyonel güreşçi
  • 1980 – İsmail Atalan, Alman teknik direktör
  • 1980 – Yūko Takeuchi, Japon oyuncu (ö. 2020)
  • 1981 – Hannah Spearritt, İngiliz pop şarkıcısı ve aktris
  • 1983 – Sergey Lazarev, Rus şarkıcı ve aktör
  • 1986 – Haminu Dramani, Ganalı futbolcu
  • 1990 – Zafonic, ABD doğumlu safkan yarış atı ve aygır
  • 1991 – Duván Zapata, Kolombiyalı futbolcu
  • 1992 – Ramazan Çevik, Türk futbolcu
  • 1994 – Dmitri Yefremov, Rus futbolcu
  • 1995 – Logan Paul, Amerikalı YouTuber ve internet ünlüsü

wikipedia.org

Ayrıca Kontrol Edin

3 Nisanda ölenler

Ölümler 1287 – Papa IV. Honorius, (d. 1210) 1325 – Nizameddin Evliya, Hindistan sufilerinden (d. 1238) 1582 – Takeda Katsuyori, geç Sengoku döneminde …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir