Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Tarihte ve Dünyada 16 Haziran
Tarih
2021-06-16 06:05

Tarihte ve Dünyada 16 Haziran

16 Haziran

 
 
   Tarihte Bugün 

 Miladi takvime göre yılın 167. günüdür. 

Olaylar


  • 1815 - Napolyon'un son zaferi Ligny Meydan Muharebesi, ünlü Waterloo Savaşı'ndan iki gün önce gerçekleşti.
  • 1903 - Ford Motor Şirketi kuruldu.
  • 1903 - Pepsi Cola Şirketi, markasını ve amblemini tescil ettirdi.
  • 1919 - Merzifon isyanı.
  • 1919 - Yörük Ali Efe, Yunan müfrezesini imha etti.

Yörük Ali Efe

Yörük Ali Efe

Yörük Ali Efe veya (Soyadı Kanunu'ndan sonra) Ali Efe Yörük (d. 1895, Sultanhisar – ö. 23 Eylül 1951, Bursa), Türk Kurtuluş Savaşı sırasında 16 Haziran 1919'da Malgaç Baskını ile düşmana ilk darbeyi vurmak suretiyle Aydın yöresinde düşman kuvvetlerinin ilerlemesini durdurmuş olan efe.

Babası Sarıtekeli aşiretinden İbrahim oğlu Abdi, annesi yine Yörüklerin Atmaca Aşireti'nden Fatma'dır.

19 yaşına geldiğinde, Aydın dağlarında dolaşan Alanyalı Molla Ahmet Efe'nin grubuna katılmak istedi. Ağır bir sınavdan geçirilerek gruba alındı. Kısa zamanda Efe'nin ve tüm zeybeklerin güven ve sevgisini kazanarak grupta ikinci adam konumuna yükseldi. Alanyalı Molla Ahmet Efe'nin Bozdoğan Kavaklıdere baskınında ölmesi üzerine Yörük Ali Efe olarak grubun başına geçti.

Dört yıldan fazla dağlarda dolaştı. Bu süre içinde daima ezilenin, mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu. Haklı olarak halk tarafından sevildi, itibar ve destek gördü.

 
Yörük Ali Efe ve Torbalılı Abdullah Efe. Resim alıntısı: İstiklal Harbi Gazetesi, sayı: 79, tarih: 12 Ağustos 1919

1919 senesinde grubu ile birlikte dağdan indi. O sıralar Yunan Ordusu İzmir'in ardından Aydın ve Nazilli'yi de işgal etmişti.

 
Yörük Ali Efe'nin mezarı

Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe ve bazı arkadaşları ile birlikte Aydın ilinin Çine ilçesi Yağcılar köyünde toplanarak 16 Haziran 1919 tarihinde Sultanhisar ve Atça arasındaki Malgaç deresinin üstünden geçen Malgaç demiryolu köprüsü yanındaki Yunan karakoluna baskın yaptı. Baskın sonunda karakol tümüyle imha edildi, cephane ve erzaklar ele geçirildi. Bu baskın Batı ve Güney Anadolu'da düzenli, bilinçli ve millî şuurla işgalcilere yapılan ilk baskın olarak kabul edilmektedir. Bu önemli başarı halka ümit ve cesaret vererek, düşmanın yurttan atılabileceğine olan inancını arttırarak Yörük Ali Efe'nin liderliğini perçinledi. Yunan Ordusu ise beklemediği bu baskın karşısında paniğe kapılarak Nazilli'deki kuvvetlerini yakıp yıkarak Aydın istikametine geri çekti.

Daha sonra 7. Tümen kumandanı Miralay Şefik Aker'in başkanlığında kurulan halk meclisinde oy birliğince alınan karar uyarınca Yörük Ali Efe'ye Aydın'ın kurtarılması emredildi. Emrindeki kuvvetlerle birlikte Aydın'ı geri aldı. Ancak takviye kuvvetlerle güçlenen Yunan ordusu Aydın’ı ikinci kez işgal etti. Köşk, Umurlu ve Dörtyol cephesi kurularak olağanüstü cesaretle, donanımlı ve sayıca çok fazla olan düşman kuvvetleri büyük kayıplara uğratıldı. Böylece düzenli ordu kurulana kadar yirmi aylık bir süre düşman kuvvetlerinin Aydın kanadından Anadolu içlerine ilerlemesi engellendi.

Düzenli ordunun kurulması üzerine Yörük Ali Efe, emrindeki savaş deneyimi çok iyi olan büyük bir grubu ile birlikte TBMM Ordusu'na katıldı. Milis Miralay rütbesiyle Millî Aydın Cephesi Komutanı olarak atandı. Savaş sonunda başarılarından dolayı TBMM tarafından Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası ile ödüllendirildi.

Alçakgönüllü bir insandı. Türk Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü ile ilgili olarak yapılan övgülere verdiği şu cevabı her zaman hatırlanacaktır:

Bazı kimseler savaş zamanında yapılan işlerin bir çoğunu bana ve başkalarına mal ederler. Bu yanlıştır. Bir kişinin, beş kişinin böyle büyük davalarda ne ehemmiyeti olur ki? Gönlünde vatan muhabbeti taşıyan her vatansever o günlerde bizim gibi düşünmüş, bizim gibi duymuş, ondan sonra da bizimle beraber olmuştur. Millî mukavemette aslan payını kendine ayırmakta hata vardır. Bir elin sesi olur mu ki?
 

Türk Kurtuluş Savaşı'ndan sonra İzmir'e yerleşti. 1928 senesinde, Kurtuluş Savaşı'nda bir süre karargahı olan Yenipazar'a taşındı. 1934 yılında Soyadı Kanunu'nun çıkmasından sonra "Yörük" soyadını aldı. 1951 senesinde, İzmir'de geçirdiği talihsiz bir tramvay kazasında bacaklarını kaybetti. 1951 yılında tedavi için gittiği Bursa'da vefat etti.

Yörük Ali Efe vasiyetinde Yenipazar'da toprağa verilmesini istedi. Ayrıca "Halkı iyidir, toprağı sever, toprağı seven insan sever. Ben orada rahat ederim" dedi.

Kurtuluş Savaşı'ndaki destansı mücadelesi Türk halkı tarafından adına türkü yakılmasına vesile oldu.

Yenipazar'daki evi Kültür Bakanlığı tarafından müze olarak düzenlenerek Yörük Ali Efe Müzesi adıyla ziyarete açıldı.

  • 1920 - Yara bandı, Earle Dickson tarafından icat edildi.
  • 1924 - Trabzon'da "Yeni Yol" isimli günlük gazetenin çıkmaya başlaması.
  • 1932 - Almanya'da yarı askeri Nazi örgütleri SA ve SS üzerindeki Hükûmet yasağı kaldırıldı.
  • 1934 - İran Şahı Rıza Pehlevi'nin Türkiye ziyareti başladı.
  • 1938 - Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kuruldu. Spor artık devlet denetiminde.
  • 1940 - Henri Philippe Pétain, Alman işgalinin ardından Fransa Başbakanı oldu.
  • 1940 - Litvanya'da komünist yönetim kuruldu.
  • 1949 - Devlet Tiyatro ve Operası Kuruluş Yasası yürürlüğe girdi ve Muhsin Ertuğrul Genel Müdür olarak atandı.
  • 1950 - TBMM, Türkçeleştirilmiş ezanın eskiden olduğu gibi Arapça okunmasına dair kanunu kabul etti.
  • 1952 - Osmanlı hanedanı kadınlarına Türkiye'ye dönme izni çıktı.
  • 1960 - Yassıada'da tutuklu bulunan eski Başbakan Adnan Menderes sinir krizi geçirdi ve revire kaldırıldı.
  • 1961 - İlk Türk Otomobili Projesi "Devrim Otomobili" için çalışmalara başlandı.
  • 1961 - Rus balet Rudolf Nureyev Batı'ya iltica etti.
  • 1963 - Vostok 6 ile dünya yörüngesine fırlatılan RuskozmonotValentina Tereşkova, uzaya seyahat eden ilk kadın oldu.
  • 1964 - Amerikalı siyahi hakları önderi Martin Luther King, Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.
  • 1967 - İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ve eşi Şahbanu Farah PehleviTürkiye'ye geldi.
  • 1968 - Sırrı Acar, Avrupa Grekoromen Güreş Şampiyonası'nda şampiyon oldu.
  • 1970 - 15 Haziran'da işçiler, İzmitGebze'den İstanbul'a doğru yürüyüşe geçmişlerdi. Yürüyüş sırasında geçilen yerlerdeki işçilerin de katılımıyla, 15-16 Haziran işçi direnişi olarak adlandırılan bu olaylar, 5 kişinin ölmesi ve İstanbul ve Kocaeli'de sıkıyönetim ilan edilmesi ile sona erdi. 

15-16 Haziran Olayları

15-16 Haziran Olayları, 15-16 Haziran 1970 tarihlerinde Türkiye'de İstanbul merkezli olarak başlayan ve yayılan, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden biri.

Arka plan

Yasal düzenleme girişimi

1970'te, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası'nda değişiklik yapan tasarı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin işbirliğiyle önce Millet Meclisi ardından Senato'dan geçirildi. Yapılan değişiklik, işçilerin sendika seçme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlamakta, sendika değiştirmeyi güçleştirmekteydi. Yasa taslağı 11 Haziran 1970'te Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın onaylamasıyla yürürlüğe girdi.[kaynak belirtilmeli]

Kanunlaşan tasarı esas olarak Türk-İş'ten DİSK'e işçi akışını önlemeyi amaçlamaktaydı. DİSK ve bağlı sendikalar yeni yasaya tepki gösterdiler. Türkiye İşçi Partisi ise söz konusu yasa değişikliklerini Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğini açıkladı ve iptal davası açtı.[kaynak belirtilmeli]

Olayların gelişimi

DİSK'li sendikacıların ve yöneticilerin tepkileri, 15 Haziran 1970 sabahı, İstanbul'un belli başlı merkezlerine doğru yürüyüşe geçmeleriyle yeni bir evreye girdi. Son 1,5 yıldır bazı büyük fabrikalarda çeşitli işçi hareketleri ve direnişleri sürmekte olduğundan birçok fabrikada ve işçi semtinde gerginlik artmıştı. 15 Haziran 1970'te patlak veren olaylar da bir nevi dışavurum oldu. Kentin Anadolu yakasında başlayan yürüyüş Kartal ilçesinden yürüyüşe katılan işçilerle Ankara Asfaltı (E-5 karayolu) boyunca ilerlerken, kendilerine başka fabrikalardan da katılanlar oldu. Göztepe dolaylarında, Otosan Fabrikası işçileri ile DMO işçileri de onlara katıldı ve yürüyüş saat 17:00'ye kadar sürdü. Bir başka yürüyüş kolu da Beykoz ve Paşabahçe'den Üsküdar'a doğru oluştu.16 Haziran'da ise Gebze'den başlayan işçi yürüyüşü, Kartal'dan katılan işçilerle birleşerek Bağdat Caddesi üzerinden Kadıköy İskele Meydanı'na kadar ulaştı.[kaynak belirtilmeli]

Avrupa Yakası'nda ise 15 Haziran 1970'te, Bakırköy-Topkapı-Sağmalcılar güzergahında yürüyüş yapıldı. 16 Haziran'da da, kentin Topkapı dışındaki kesimlerinden gelen kollar birleşip, Aksaray üzerinden önce Sultanahmet'e, oradan Cağaloğlu ve vilayetten (valilik) geçip Eminönü'ne geldiler. Valilik Haliç üzerinde yer alan o zamanki iki köprüyü de açtırarak, eylemcilerin Beyoğlu tarafına geçmesini engelledi. Levent ve Beyoğlu'nda da küçük yürüyüş kolları oluşmuştu.[kaynak belirtilmeli]

Gösterilere pek çok fabrikadan 75.000 dolaylarında işçi katıldı. Gösterilen tepki esas olarak DİSK üyesi işçilerden geldiği halde, yürüyüşlere çok sayıda Türk-İş işçisi de toplu halde katıldı. Olayların birinci günü akşamı Bakanlar Kurulu 60 günlük bir sıkıyönetim ilan etti. DİSK ve bağlı sendikaların yöneticilerinin pek çoğu sıkıyönetim mahkemelerince tutuklandılar ve yargılandılar. Kadıköy'de meydana gelen olaylarda 2 işçi, 1 polis ve 1 esnaf yaşamını yitirdi. 16 Haziran'da Ankara, Adana, Bursa ve İzmir'de de küçük çaplı olaylar yaşandı.[kaynak belirtilmeli]

Olayların ardından CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, Genel Başkan İsmet İnönü ile birlikte partisi adına, TİP'den ayrı olarak Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, yasa değişikliği konusunda açılmış olan davaları daha sonra karar bağlayarak, söz konusu yasa değişikliklerini iptal etti.[kaynak belirtilmeli]

Sonuçları

Eylemler sırasında ve sonrasında hayatını kaybedenler

16 Haziran günü ölenler

  • Yaşar Yıldırım, Mutlu Akü Fabrikası işçisi
  • Mustafa Bayram, Vinleks işçisi
  • Mehmet Gıdak, Cevizli Tekel Fabrikası işçisi
  • Doğukan Dere, esnaf
  • Yusuf Kahraman, polis memuru

Eylemle bağlantılı direnişlerde ölenler

  • Hüseyin Çapkan, eylemlerden sonra direniş başlatan Gıslaved işçilerinden Lastik-İş sendikası üyesi işçi
  • Necmettin Giritlioğlu, Aliağa rafinerisi inşaatında çalışan ve greve giden Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı

Eyleme katılan işçilerin çalıştıkları fabrika / işletmelerden bazıları

  • Türk Demir Döküm
  • Sungurlar
  • Derby
  • Elektrometal
  • Rabak
  • Auer
  • Çelik Endüstrisi
  • Mutlu Akü
  • Vinileks
  • Otosan
  • Arçelik
  • Vita

Değerlendirme

16 Haziran'da Kocaeli ve İstanbul'da sıkıyönetim ilan edildi. 12 Mart ve 12 Eylül Askeri Darbelerinde Kemal Türkler ve diğer DİSK yöneticileri halkı kışkırtmak ve bölücülük propagandası yapmaktan yargılandılar; davalardan beraat ettiler. Olayların ardından CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, Genel Başkan İsmet İnönü ile birlikte partisi adına, Türkiye İşçi Partisi'nden ayrı olarak Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, yasa değişikliği konusunda açılmış olan davaları daha sonra karar bağlayarak, söz konusu yasa değişikliklerini iptal etti. Yasa da anayasaya aykırı olduğu için Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.[kaynak belirtilmeli]

Mirası

15-16 Haziran eylemleri özellikle sol siyasi partiler için Türkiye'deki geniş çaplı ilk büyük işçi sınıfı eylemi olduğu için önem taşır ve sahiplenilir. Sol partiler ve sendikalar eylemin yıldönümlerinde çeşitli etkinlikler ve toplantılar düzenlerler.[1] [2]

Popüler kültüre etkileri

Olayların olduğu geçen dönem Zengin Mutfağı adlı tiyatro eseri ve aynı eserin sinemaya aktarılması olan Zengin Mutfağı adlı filmde işlenir.[kaynak belirtilmeli]

  • 1973 - TRT - MEB ortaklığıyla hazırlanan, Üniversite Giriş Sınavı Hazırlık Kursları televizyondan yayınlanmaya başlandı.
  • 1976 - Güney Afrika'da siyahların yaşadığı Soweto kasabasında, Afrikaans dilinde eğitimi protesto eden öğrencilerin üzerine ateş açan Güney Afrika Polis'i, 600 öğrenciyi öldürdü.
  • 1983 - Yuri Andropov, SSCB Başbakanı oldu.
  • 1987 - Türkiye'yi ziyaret eden İran Başbakanı Mir Hüseyin Musavi'nin, Anıtkabir'i ziyaret etmemesi tepkiyle karşılandı. Erdal İnönü, Başbakanlık önüne siyah çelenk bıraktı.
  • 1988 - Mehmet Ali Birand'ın "İşte PKK, işte Apo" başlıklı röportajı nedeniyle, Milliyet gazetesi toplatıldı.
  • 1991 - Başbakan Yıldırım Akbulut istifasını, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a verdi.
  • 1994 - Amasya Kütüphanesi'nden çalınan tarihi Kuran, Ayşegül Tecimer'in yalısının bahçesinde bulundu.
  • 1994 - Anayasa Mahkemesi, Demokrasi Partisi'nin (DEP) kapatılmasına ve bu Parti'nin üyesi olan, 5'i ceza evindeki 13 Milletvekili'nin üyeliğinin sona ermesine karar verdi.
  • 2000 - 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e, "Devlet Şeref Madalyası" verildi.
  • 2002 - İstanbul Boğazı’nda “Modisk” adlı nehir tipi Rus gemisi ile "Aqua-2" isimli bir yolcu teknesi çarpıştı. Batan teknede kaybolan 4 yolcudan 2’sinin cesedi bulundu.
  • 2007 - Hint asıllı Amerikalı astronot Sunita Williams, uzayda en uzun süre kalan kadın astronot unvanının sahibi oldu.
  • 2013 - Gezi Parkı protestolarında, Berkin Elvan gaz kapsülüyle vuruldu. Aylarca komada kalan Berkin, 11 Mart 2014'te hayatını kaybetti.
  • 2015 - 5 Seconds of Summer'da gitarist olan Michael Clifford, Londra'daki konser sırasında görsel amaçlı konulan fişekler yüzünden saçları yandı ve hafif bir şekilde yaralandı.

Doğumlar

  • 1313 - Giovanni Boccaccio, İtalyan yazar ve şair (ö. 1375)
  • 1613 - John Cleveland, İngiliz şair (ö. 1658)
  • 1723 - Adam Smith, İskoç filozof ve ekonomist (ö. 1790)
  • 1793 - Diego Portales, Şilili siyasetçi (ö. 1837)
  • 1813 - Otto Jahn, Alman arkeolog (ö. 1869)
  • 1829 - Geronimo, Apaçi reisi (ö. 1909)
  • 1858 - John Peter Russell, Avustralyalı ressam (ö. 1930)
  • 1858 - V. Gustav, İsveç Kralı (ö. 1950)
  • 1888 - Alexander Friedman, Rus fiziksel evren bilimci ve matematikçi (ö. 1925)
  • 1890 - Stan Laurel, Amerikalı komedyen aktör (Laurel ve Hardy ikilisinden) (ö. 1965)
  • 1920 - John Howard Griffin, Amerikalı fotoğraf sanatçısı (ö. 1980)
  • 1926 - Efraín Ríos Montt, Guatemalalı asker ve siyasetçi (ö. 2018)
  • 1928 - Annie Cordy, Belçikalı oyuncu ve şarkıcı (ö. 2020)
  • 1928 - Ernst Stankovski, Avusturyalı aktör
  • 1930 - Vilmos Zsigmond, Oscar ödüllü Macar-Amerikalı sinematograf (ö. 2016)
  • 1938 - Joyce Carol Oates, Amerikalı yazar
  • 1942 - Walter Schwimmer, Avusturyalı siyasetçi ve diplomat
  • 1943 - Raymond Ramazani Baya, Demokratik Kongolu siyasetçi ve eski bakan (ö. 2019)
  • 1946 - Esen Püsküllü, Türk sinema oyuncusu
  • 1949 - Fatma Belgen, Türk sinema ve dizi oyuncusu
  • 1952 - Yıldırım Öcek, Türk tiyatro ve televizyon oyuncusu (ö. 2018)
  • 1952 - Yorgo Papandreu, Yunan siyasetçi
  • 1952 - Alexander Zaitsev, Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonu Sovyet buz patenci
  • 1954 - Jeffrey Ashby, Emekli Amerikan denizci ve astronot
  • 1955 - Laurie Metcalf, Amerikalı oyuncu ve seslendirme sanatçısı
  • 1955 - Giuliana Salce, İtalyan yürüyüşçü
  • 1956 - II. Mesrob Mutafyan, Ermeni din adamı ve Türkiye Ermenileri'nin 84'üncü patriğiydi (ö. 2019)
  • 1959 - Abraham Løkin Hansen, Faroeli futbolcu ve teknik direktör
  • 1961 - Can Dündar, Türk araştırmacı gazeteci ve yazar
  • 1962 - Arnold Vosloo, Güney Afrikalı aktör
  • 1963 - Sandman, Amerikalı profesyonel güreşçi
  • 1964 - Martin Feifel, Alman oyuncu
  • 1966 - Jan Železný, Çek cirit atıcı
  • 1967 - Jürgen Klopp, Alman eski futbolcu ve futbol antrenörü
  • 1969 - Bénabar, Fransız şarkıcı, söz yazarı ve besteci
  • 1970 - Phil Mickelson, Amerikalı golfçü
  • 1971 - Tupac Shakur, Amerikalı rap müzik sanatçısı, şair ve senarist (ö. 1996)
  • 1972 - John Cho, Kore doğumlu Amerikalı oyuncu ve müzisyen
  • 1972 - Andy Weir, Amerikalı roman yazarı ve yazılımcı
  • 1973 - Balçiçek İlter, Türk TV sunucusu ve gazeteci
  • 1973 - Federica Mogherini, İtalyan merkez sol siyasetçi
  • 1978 - Daniel Brühl, Alman oyuncu
  • 1978 - Lyndsey Marshal, İngiliz oyuncu
  • 1980 - Nehir Erdoğan, Türk oyuncu
  • 1980 - Sibel Kekilli, Türk asıllı Alman oyuncu
  • 1982 - Christoph Letkowski, Alman aktör, müzisyen ve şarkıcı
  • 1982 - Missy Peregrym, Kanadalı aktris ve eski model
  • 1982 - Rəşad Fərhad Sadıqov, Azeri futbolcu
  • 1983 - Naz Elmas, Türk sinema, televizyon ve tiyatro oyuncusu
  • 1986 - Fernando Muslera, Uruguaylı futbolcu
  • 1987 - Aya Sameshima, Japon millî futbolcu
  • 1988 - Tarık Langat Akdağ, Kenya asıllı Türk uzun mesafe koşucu
  • 1993 - Alex Len, Ukraynalı profesyonel basketbolcu
  • 1997 - Jean-Kévin Augustin, Fransız futbolcu

Ölümler

  • 1201 - İbnü'l Cevzî, Arap din, tarih ve tıp bilgini (d. 1116) 

İbnü'l Cevzî

 
İbnü'l Cevzî
Doğum 1116
Bağdat
Ölüm 1201
Vatandaşlık Abbasiler
 
Kariyeri
Dalı Tarih, Tıp, Hadis
 

İbnü'l Cevzî[1] (1116 - 1201), 12. yüzyılda yaşamış Arap din, tarih ve tıp bilgini.

Yaşamı

Tam ismi 'Ebu'l-Ferec İbnü'l Cevzî Ebu Abdurrahman bin Ebi'l Hasan' olan İbnü'l Cevzî, 1116 yılında doğmuştur. Doğum tarihi üzerinde bazı ihtilaflar olmuştur, bazı alimler doğum tarihinin 1116 değil, 1114 olduğunu söylerler. Daha çok küçük yaşlarda dönemin büyük alimlerinin yanına girmiş, onların himayesinde yetişmiştir. Özellikle hadis ve tefsir alanında birçok çalışmaya imza atmıştır. Her ne kadar en çok hadis ve tefsir alanında kaleme aldığı eserlerle adı duyulsa da, özellikle tarih üzerine birçok önemli eseri vardır. Bunların dışında dil üzerine de bazı çalışmaları olmuştur. 1201 yılında ölmüştür.

Kişiliği

Çok fazla okumaya düşkünlüğüyle bilinir ölmeden kısa süre önce hala öğrenmeye doymadığını söylemektedir. Çok fazla okumasıyla eşit şekilde yazmıştır. Çoğu eseri günümüze ulaşmamıştır. Ölmeden önce ev hapsine mahkûm edilmiştir. Beş yıl orada kalmış ve kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılamış hapsi bittikten bir hafta sonra ölmüştür. Üçü erkek sekiz çocuğu olduğu söylenmektedir. İyi bir aile babasıdır. Çok fazla maddi sıkıntı çekmemesi, kitaplara düşkünlüğü ve kütüphanesini geliştirmekteki avantajlarından olmuştur.

Eserleri

  • El-Muntazım fi tarihil-mûluk vel-ümem adlı 10 ciltlik eseri vardır.
  • Kitâbu'l Ezkiyâ(Zekiler Kitabı)
  • Telbisu El-İblis(Şeytanın Kandırması)
  • Ahmaklar ve Dalgınlar Kitabı
  • Def'u şübheti't-teşbih
  • 1265 - Dokuz Hatun, Kerait prensesi
  • 1752 - Joseph Butler, İngiliz filozof (d. 1692)
  • 1909 - Süleyman Selim Efendi, Sultan Abdülmecid'in oğlu (d. 1861) 

Süleyman Selim Efendi

 
Süleyman Selim Efendi
Hanedan Osmanlı Hanedanı
Babası Abdülmecid
Annesi Ayşe Ser-firaz Hanımefendi
Doğum 12 Ocak 1861
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 16 Haziran 1909 (48 yaşında)
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Dini Sünni İslam

Süleyman Selim Efendi (12 Ocak 1861 - 16 Haziran 1909, Dolmabahçe Sarayı). Sultan Abdülmecid'in sekiz oğlunun yedincisiydi. Annesi Ayşe Ser-firaz Hanımefendi'dir. Ağabeyi V. Mehmed Reşad'ın hükümdarlığı sırasında tahtın 2. varisiyken öldü. Kızı Emine Naciye Sultan, Enver Paşa ile evlendi.

Eşleri ve çocukları

Dört eşinden iki şehzadesi ve bir sultanı olmuştur:

  • Birinci Eşi: Filisan Kadın Efendi (1869 - 1947), 1885 yılında evlendi.
    • Şehzade Mehmed Abdülhalim Efendi (1894 - 26 Mayıs 1926)
  • İkinci Eşi: Emine Candan Kadın Efendi, 1886 yılında evlendi.
  • Üçüncü Eşi: Fatıma Kadın Efendi (1871 - 1932), 1893 yılında evlendi.
  • Dördüncü Eşi : Ayşe Tarzandar Kadın Efendi (1880 - 1958), 4 Mayıs 1895'te evlendi.
    • Emine Naciye Sultan (25 Kasım 1898 - 5 Aralık 1957)
    • Şehzade Mehmed Şerafeddin Efendi (19 Mayıs 1904 - 1966).[1].
  • 1929 - Oldfield Thomas, Britanyalı zoolog (d. 1858)
  • 1940 - Joseph Meister, Louis Pasteur tarafından kuduz aşısı olan ilk kişi (d. 1876)
  • 1944 - Marc Bloch, Fransız tarihçi (d. 1886)
  • 1947 - Bronisław Huberman, Çestohova'da doğan Polonyalı kemancı (d. 1882)
  • 1953 - Margaret Bondfield, İngiliz politikacı (d. 1873)
  • 1958 - Imre Nagy, Macar siyasetçi (d. 1896)
  • 1962 - Aleksey Antonov, Sovyet Ordusunun generali (d. 1896)
  • 1963 - Richard Kohn, Avusturyalı futbolcu ve teknik direktör (d. 1888)
  • 1966 - Şakir Zümre, Türk hukukçu ve Cumhuriyet döneminin ilk sanayicisi (d. 1885)
  • 1977 - Wernher von Braun, Alman bilim adamı (d. 1912)
  • 1979 - Ayhan Işık, Türk sinema oyuncusu (d. 1929)

Ayhan Işık

 

Ayhan Işık
 
Doğum Ayhan Işıyan
5 Mayıs 1929
İzmir, Türkiye
Ölüm 16 Haziran 1979 (50 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Milliyet  Türkiye
Meslek Sinema oyuncusu, yapımcı, yönetmen, senarist, ses sanatçısı ve ressam.
Etkin yıllar 1951-1979
Evlilik Gülşen Işık
Çocuk(lar) Serap Işık
 

Ayhan Işık (asıl adı Ayhan Işıyan) (d. 5 Mayıs 1929, İzmir - ö. 16 Haziran 1979, İstanbul), "Taçsız Kral" lakaplı Türk sinema oyuncusu, yapımcı, yönetmen, senarist, ses sanatçısı ve ressam.

Hayatı

İlk yılları

Ayhan Işık, 1929 yılının 5 Mayıs sabahı altı çocuklu Selanik göçmeni bir ailenin son çocuğu olarak İzmir'in Konak ilçesi Karataş semtinde Mithatpaşa Caddesi üzerinde iki katlı tarihi bir Rum evinde, kendi anlatımıyla "Işıyan ailesinin tekne kazıntısı" olarak dünyaya geldi. 1970'lerin ikinci yarısında yazmaya başladığı ve vefatından sonra tefrika halinde yayımlanan "Hayatım" adlı hatıratlarında "Çocukluk günlerim bilinen yaramazlıklar ve onların sonuçları ile geçti. Annemi, hep telaşlandırmışımdır." diye ekler Işık.

Altı yaşındayken; "...Onunla ilgili olarak şimdi çok az şey hatırlıyorum. Ama en çok da kokusunu... Bazı geceler yanıma gelip bana sarılmasını, birlikte uyumamızı. Bir defasında balık tutmaya götürmüş, dönüşte de sırtına alıp merdivenleri çıkartmıştı. Hepsi bu... Hafızamı ona dair hep zorladım. Daha fazla şey hatırlayabilmek, hatırladıklarımı hiç unutmamak için." diyerek andığı babasını kaybeden Işık, öğreniminin ilk birkaç yılını İzmir'de, büyük bir kısmını ise yıllar önce üniversite tahsili için İstanbul'a yerleşmiş olan en büyük ağabeyi Mithat Özer'in yanında tamamlamaya başlar. Kısa birkaç yıldan sonra; çok genç yaşta kaybedilen ağabey, Işık için hayat boyu hep örnek kişilik olur. Özellikle resim alanındaki ilerleyişini hep örnek aldığını, onun vefatı sonrası evin geçimine yardımcı olmak için 12 yaşında iken okurken çalışmaya da başladığını belirten Işık, ilerleyen yıllarda akademideyken onun gibi üst tahsil için Paris'e gitmeyi düşlediğini de yine vefatından kısa süre önce anlatacaktır.

Eğitimi

İstanbul'da ilk önceleri zorlanan Işık daha sonraları kendisini çok güzel bir çevrede bulduğunu verdiği röportajların birinde şu sözlerle anlatır: "Mahir İz okul müdürü, Salah Birsel müdür muaviniydi, edebiyata Rıfat Ilgaz, beden eğitimine Vefalı Kör Galip, coğrafyaya Akbaba Celal geliyordu. Daha ne isteyebilirdim ki..." Buradaki okul arkadaşlarından bazıları senarist Safa Önal, karikatürist Ferruh Doğan ve ressam - karikatürist Semih Balcıoğlu'dur. Daha sonra girdiği Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan dersler alan Işık, buradaki dönem arkadaşlarıyla ise On'lar Grubu'nda yer alır. Amacı Doğu-Batı sentezini Türk resminde yaratmak; “Halk Sanatı Kaynaklarına Eğilmek”, tekniği ise “Renkçi ve Lekeci” olan grupta dönem arkadaşlarından Fikret Otyam, Altan Erbulak, Remzi Raşa, Adnan Varınca, Nedim Günsür, Orhan Peker, Turan Erol ve liseden beri dostları olan Semih Balcıoğlu ile Ferruh Doğan'la yer alır. Verdiği röportajların birinde daha çok empresyonizm akımının etkisinde kaldığı söyleyen ve bu anlamda da en çok Claude Monet'ten etkilendiğini belirten Işık, bir süre Bab-ı Ali'de ressam olarak çalışır fakat 1952 senesinde Yıldız Dergisi'nin açtığı yarışmaya girmesiyle resim hayatındaki geri planına itilerek sinemaya doğru yönelişi başlar. Yarışmayı birincilikle kazanarak sinemaya geçer. Bir sene sonra, 1953 senesinde ise Güzel Sanatlar Akademisi Resim bölümü Yüksek kısmından mezun olur.

Kariyeri

İlk filminde şair, senarist ve yönetmen Orhon Murat Arıburnu ile gerçekleştirdiği çalışmanın ardından, ikinci filminde Türk Sineması'nda Geçiş Dönemi'ni bitiren ve Sinemacılar Dönemi'ne giriş yapıtı olarak kabul edilen Lütfi Ömer Akad'ın Kanun Namına filmiyle büyük ün kazanır. Akad "Işıkla Karanlık Arasında" adlı otobiyografi kitabında şöyle bahseder:[1] "Osman Seden’in burada da gözü kara. Hiç tereddüt etmiyor, en iyi oyuncuları arıyor... Baş oyuncu olarak Ayhan Işık adında birinden söz ediyor. Tanımıyorum, “Sen gördün mü?” diyorum. Geçen yıl Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan adında bir filmde görmüş, boylu poslu, yakışıklı. Oyun yeteneği hakkında hiçbir fikri yok. Bir görelim diyoruz. Yazıhanede buluşuyoruz. Gerçekten dediği gibi, boylu poslu ve yakışıklı, kibar ve terbiyeli. Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim eğitimi görmüş. Babıali’de resimli roman çiziyor. Yıldız adlı sinema dergisinin “Geleceğin Oyuncuları” yarışmasında birinci seçilmiş. Ama bu yarışma akademik bir yarışma değil. Oyuncu adayları önceden hazırladıkları bir oyun bölümünü jüri önünde sergilemiyorlar. Jürinin baktığı sadece görünüş... İkimize de uygun geliyor."

"İşin kolayca akıp gitmesi gerek. Ama gitmiyor. Baş oyuncumuz Ayhan’a takılıyorum. Karşısındaki oyuncular deneyimli, Gülistan Güzey’le Neşe Yulaç. İkisi de Şehir Tiyatrosu’nda. Onların oyunlarını rahat çözümlemelerinin Ayhan’a yardımcı olması gerek, ama olmuyor. Oyun gereği büyük hareketler, sağa sola gidişler yok. Oyuncuların çelişkili iç dünyalarını belirtmeleri gerek. Ama bu, Ayhan’da yalnız sözde kalıyor. Osman (Seden) çoktan yanımızda değil, uzakta, elinde ince bir dal, otlara vurarak dolaşıyor. Öğle paydosunda ondan uzakta durmaya bakıyorum. Sorunumu nasıl çözeceğimi düşünüyorum, aklıma gelenlerin hiçbiri tutarlı değil, hele oyuncuya nasıl oynayacağını göstermeye kalkmak olacak şey değil. Öğleden sonraki çalışmada yeni denemelere girişiyorum, doyurucu bir sonuç alamadan işi bitiriyoruz."

Film bittikten sonrasına da şöyle değinmiş Akad: "Kanun Namına giriyor sinemalara. Büyük bir iş yapıyor. Ayhan Işık, birden tartışmasız bir yıldız oluyor. İşte o zaman, oyuncu olmayan birinden bir sinema oyuncusu yarattığımı görüyorum ve sinemanın gerçekte ne olduğunun bilincine varıyorum, bu da benim artık bir yönetmen olduğumu kanıtlıyor."

Yaşamının ilerleyen dönemlerinde resim çalışmalarına ara ara devam etse de sinema artık birinci önceliği haline gelmiştir. Lütfi Akad ile 1950'lerde İngiliz Kemal karakterini oynayarak İngiliz Kemal Lawrense Karşı, Katil, Öldüren Şehir, Vahşi Bir Kız Sevdim, Kardeş Kurşunu filmlerini, Atıf Yılmaz ile Şimal Yıldızı, Osman Seden ile de 1957'de Bir Avuç Toprak filmini yapan Işık, 1959 yılında Hollywood’a giderek şansını bir de orada denemek ister. Fakat buradaki filmlerde çalışamaz. Bunun nedeni sorulduğunda "Benim gibi orada 5bin kişi sıra bekliyor. Ayrıca çok da marifetleri var. Zıplayıp havada iki takla atıyorlar. Hem de ana dilleri gibi İngilizce konuşuyorlar. Bize orada ekmek yok." diyerek açıklar. Işık, 60'ların başında Vedat Türkali'nin senaryosunu yazdığı Otobüs Yolcuları filmiyle Yeşilçam'a dönüş yapar. Arkasından Akad ile son çalışması olacak olan ve Orhan Kemal'in bir romanından yine Vedat Türkali'nin senaryolaştırdığı Üç Tekerlekli Bisiklet filmini çevirir. Işık yine bu dönemlerde çevirdiği Küçük Hanım seri filmleriyle de halk tarafından oldukça beğenilir ve devam eden dönem içerisinde Taçsız Kral unvanını kazanır. 1970'li yıllarda yeni bir moda rüzgârıyla film yıldızları peş peşe sahneye çıkmaya, plaklar doldurmaya başlar. Kendisi de bu modaya uyar ve Münir Nurettin Selçuk'tan dersler alarak Klasik Türk müziği dalında sahneye çıkar ve bir tane 45'lik plak doldurur. Yeteneğiyle göz doldurmayı başaran Işık, sinemada dram, politik, romantik, komedi, macera ve diğer tarzlarda örnekler sunar. 140 kadar film çevirir. 1975'ten itibaren yapımcı, yönetmen ve senarist olarak Türk sinemasına katkıda bulunan Işık bu senelerde İtalyan yapımcılarla yaptığı ve başrolünü de Klaus Kinski ile paylaştığı La Mano Che Nutre La Morte ve Le Amanti Del Mostro filmlerini yapar. Filmler İtalya'da ve Avrupa'nın bazı ülkelerinde vizyona girer, fakat Türkiye'de sansüre uğrar ve Türk seyircisiyle hiçbir zaman buluşamazlar.

Ölümü

13 Haziran 1979 sabaha karşı Selimpaşa, Kıyıkent'teki yazlık evinde şiddetli baş ağrısı ve kusma ile uyanır. Yatırıldığı klinikte anevrizma rüptürü sonucu beyin kanaması tanısı koyulan Işık kurtarılamaz ve üç günlük koma sürecinin sonunda 16 Haziran 1979'da yaşama veda eder. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.

Oyuncu hakları üzerine

Ayhan Işık bahsedilmeyi bir hayli hak eden bu konuya dair verdiği demeçlerinden birinde şunları söyler:

''Türk sinemasının Batı ülkelerindeki çağdaş sinemacılık düzeyine çıkabilmesi için, her şeyden önce ayrıntılı bir 'Sinema Kanunu' gereklidir. Bu kanun, profesyonelce sinema yapmaya ehil sahibi kişilerin kimler olduğunu, bunların karşılıklı hakları ve yükümlülüklerini madde madde tanımlamalıdır.

Kanunla birlikte bir de 'sendika' ve 'sigorta' konusu ortaya çıkacaktır. Bunlar da mutlaka devlet eliyle çözüme kavuşturulmalıdır. Sendika üyeliği ve sigortalandırma sayesinde bütün sinema emekçilerimizin hayatları garanti altına alınacaktır. Gözlerimizi Batı ülkelerine, özellikle de ABD'ye çevirdiğimiz zaman bu konudaki birikimlerin bu yönde olduğunu görüyoruz.

1958'de Hollywood'a gittim, orada yaklaşık bir yıl boyunca bizim mesleğin ne tür kurallara bağlı olarak yürütüldüğünü gözlemledim. Dışarıda film oyuncularına emekleri karşılığında vadeli senetler vermek gibi tuhaf uygulamalar yoktur, çalışma ve dinlenme saatleri titizlikle kontrol altına alınmıştır. Sendika bütün çalışmaları denetler, piyasada hak ihlali yaratacak işlerin yapılmasına engel olur.

Eğer ki Yeşilçam'ın gelecekte genç insanları acımasızca yiyip yutan dev bir sömürü mekanizmasına dönüşmesini istemiyorsak, ne yapıp edip bir 'Sinema Kanunu' çıkartmalı, ciddi bir sendika kurmalı ve bütün personelin daha mesleğe ilk adımını atar atmaz sigortalandırılması için gereken kanunî baskıyı işverenler üzerinde kurmalıyız. Ben kendi adıma film setlerinin bu ülkede hem oyuncular, hem yönetmenler, hem de diğer teknik elemanlar için birer zulüm çekme yeri değil de profesyonel bir iş sahasına dönüşmesi için elimden her ne gelirse yapacağım. Sinemacılık asla modern bir kölelik sistemine dönüşmemelidir. Sinema bir sanat, sinemacı da bir sanatçıdır; buna yakışır muamele görmelidir.''

Işık'ın kariyeri boyunca oluşturup ilke edindiği çalışma prensipleriyle bilinir. 1963'te aktör dostu Suphi Kaner'in Prodüktör Cemiyeti'nin bildirisiyle bilinçli ve organize bir şekilde işsiz bırakılmasıyla intihara sürüklenişi sonrasında prensiplerini daha da katılaştırır. Sette çalışılacak başlangıç ve bitiş saatlerinin belli olması, pazar günü hiçbir surette çalışılmaması, sete belli saatlerde doyurucu ve kaliteli yemek getirtilmesi, sözleşmede belirtilen çalışma gün sayısında artış olduğunda oyuncuya ve teknik personele mutlaka ekstra ödeme yapılması, kalabalık ve tehlikeli setlerde doktor-ambulans bulundurulması, bir oyuncunun filminin galasına katılıp katılmamaya kendisinin karar vermesi gibi temel konularda prensipler oluşturmuştu. Bu prensipleriyle kariyerinin en başından beri prodüktörlerce tepki toplayan ve A-kalite filmlerin dışında bırakılmaya çalışılıp bu anlamda da çoğunlukla başarılı olunan Işık'a karşı yeni ve koşulsuz çalışılabilecek rakiplerin yaratılması adına özellikle 1960'ların ilk yarısında dönemin ünlü dergilerinin düzenlemiş olduğu yarışmalarla sinemaya yeni isimler kazandırılır. Ne var ki halkın ilgisi nedeniyle prodüktörlerce ekarte edilemeyen Işık'ın, starlık sisteminde edindiği konumun da kendisine verdiği güçle oyunculuk haklarına kazandırdığı bu edinimler kendisinden sonra gelecek birçok oyuncu için de mihenk taşı olur. Örnek alınarak Türk Sinemasında bu kazanımların yaygınlaşmasına öncülük eder.

Lütfi Akad "Işıkla Karanlık Arasında" kitabında 1962 yapımı Üç Tekerlekli Bisiklet filminin çekimlerinden şöyle bahseder: "Bir sabah iş yerine gittiğimde, çekim alanı çalışanlarının öyle avare oturduklarını görüyorum "Ne oluyor böyle?" diyorum. "İş paydos dediler abi," diyorlar. Yukarıya, Nusret İkbal’in yanına çıkıyorum, "Hayrola Nusret bey?" diyorum, ellerini ovuşturarak omuzlarını kaldırıyor, "Ayhan Işık," diyor, "bize on beş gün vermişti, günü bitince gitti. Sana söylemedim galiba, unutmuş olacağım." Donup kalıyorum. "Hayır söylemediniz, bilseydim ona göre davranırdım." Kısa bir süre sessiz kalıyoruz, sonra "şimdi ne olacak?" diyorum. "Bekleyeceğiz ister istemez. Şimdi işler eskisi gibi değil, baş oyuncular artık gün veriyorlar." ... Aslında Ayhan Işık, bu işe girdiği ilk günden beri kusursuz, titiz bir çalışma tutturmuştu. Birlikte çalıştığımız dokuz filmde bir tek gün aksaklık çıkardığını anımsamıyorum. Olaya onun açısından bakınca, akıp giden zamanı çıkarına en uygun biçimde parsellemesini anlayabiliyorum, ama bir filmi bitmesine ramak kala bırakacak bir kesinliği kabullenemiyorum."

Ressamlığı

Ayhan Işık "Güzel Sanatlar Akademisi"nin grafik bölümünde resim eğitimi almıştı. Akademide Semih Balcıoğlu ile sınıf arkadaşı olduğunu da bir röportajında belirten belirten Işık[2]., henüz sinemaya geçmeden önce dönemin bazı çocuk dergileri ve Türkiye Yayınevi'nin çıkarttığı çeşitli yayınlar için çizdiği karikatürler ve çizgi romanlarla profesyonel olmuştu. ABD'ye yerleşip orada otomobil tasarımları çizmeyi de düşleyen Ayhan Işık'ın 1950'lerden itibaren resimlediği ve yazdığı bir takım aşk romanları Yeni İstanbul Gazetesi'nde çizgi roman tefrikaları halinde günlerce yayımlandı. Bu resimli romanlardan biri de 1966 yılında aynı gazete tarafından derlenip albüm haline getirilerek yayımlandı. "Aşka İnanmıyorum" adlı bu çizgi roman albümünün kapağında Ayhan Işık'ın bir fotoğrafı yer almaktadır. Bu fotoğrafın aşk romanının konusuyla bir ilgisi yoktu, ama yayınevinin artık ünlü bir sinema oyuncusu olan Ayhan Işık'ın ününden yararlanmak amacıyla bu fotoğrafı kullandığı açıktır[3][4].

Kronolojik sırayla tüm filmleri

YılFilmRol
1951 Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan Yeniçeri Hasan
1952 İngiliz Kemal Lawrense Karşı Ahmet Esat/İngiliz Kemal
Kanun Namına Nazım Usta
1953 Kanlı Para  
Katil Kemal
Vahşi Arzu  
Öldüren Şehir Ali
1954 Vahşi Bir Kız Sevdim Yüzbaşı Adil
Şimal Yıldızı Teğmen Kemal
1955 Kardeş Kurşunu Orhan
1956 İntikam Alevi Ekrem
1957 Bir Avuç Toprak Ömer
1958 Beraber Ölelim  
Meçhul Kahramanlar Osman
1960 Ölüm Peşimizde Burhan
Devlerin Öfkesi Rüzgâr Halil
Kanlı Firar Tahir Somyürek
Yangın Var Eski İstanbul Kabadayıları Murat Reis
1961 Otobüs Yolcuları Otobüs Şoförü Kemal
Avare Mustafa Avare Mustafa
Ya O Ya Ben Samim
Küçük Hanımefendi Ömer Şahinoğlu
Tatlı Günah Fikret
Aşktan da Üstün Binbaşı Kemal
Sevimli Haydut Osman
1962 Üç Tekerlekli Bisiklet Ali
Küçük Hanım Avrupa'da Ömer
Zorlu Damat Necdet/Hasan
Acı Hayat Mehmet
Allah Seviniz Dedi  
Küçük Hanımın Şoförü Ömer Şahinoğlu
Çifte Nikah  
Küçük Hanımın Kısmeti  
Rıfat Diye Biri Rıfat
Belalı Torun Namık
1963 Bahriyeli Ahmet Bahriyeli Ahmet
Şaşkın Baba Kemal
İlk Göz Ağrısı Turgut
Şıpsevdi Suat
Küçük Beyin Kısmeti Suat
Kırık Anahtar  
Helal Olsun Ali Abi Ali
Maceralar Kralı Erol
Yavaş Gel Güzelim Ayhan Kocairfanoğlu
Yaralı Aslan Ayhan
Ayşecik Canımın İçi Orhan
1964 Kral Arkadaşım Ayhan Güneş
Hızlı Yaşayanlar Orhan
Kanun Karşısında Selim
Muhteşem Serseri Naci
Öp Annemin Elini Tarık
Kadın Terzisi  
Halk Çocuğu Ahmet
Katilin Kızı Ayhan
Koçum Benim  
Taşralı Kız Necmi
Hızır Dede Orhan
Şahane Züğürtler Fikret Soylu / Ahmet
Kadın Berberi Erol
Şoförler Kralı Hasan
1965 Fişek Necmi Fişek Necmi
Namusum İçin Murat
Sevinç Gözyaşları Ayhan Çakmak
Sonsuz Geceler Osman
Yasak Cennet  
Kadın İsterse Tüccar İrfan Ersoy
Güneşe Giden Yol Nazmi Özdemir
Kolejli Kızın Aşkı Ayhan
Tamirci Parçası Demir
Sayılı Dakikalar Tarık
Şoförün Kızı Ayhan Gürhan
1966 Allahaısmarladık İstanbul  
Vur Emri Ali
Kanun Benim Orhan / Tarık
İdam Mahkûmu Ahmet
İstanbul Dehşet İçinde Kemal
Siyah Otomobil Kenan
Altın Kollu Adam Murat
Katiller de Ağlar Murat
Kumarbazın İntikamı Murat Soylu
Aslan Pençesi İsmail Sönmez
Bıçaklar Fora Orhan
1967 Demir Bilek  
Yalnız Adam  
Küçük Hanımefendi Bülent
Büyük Kin Ömer
Krallar Ölmez Ajan Murat
Ölüm Saati Ahmet
Kızıl Tehlike  
Beni Katil Ettiler Ali
Aslan Yürekli Kabadayı Kara Haydar
Gecelerin Kralı Kenan
Galatalı Mustafa Mustafa
Acı Günler Turgut
Yıkılan Gurur Bülent
1968 Erikler Çiçek Açtı Orhan
1969 Sevdiğim Adam Murat
Sabah Olmasın Ahmet / Orhan
Ayşecik Yuvanın Bekçileri Murat
Yılan Soyu Orhan
Tel Örgü Ömer
Fato Yüzbaşı Kemal
Cingöz Recai Cingöz Recai
Ayşecik Yuvanın Bekçileri Murat
Hayatımın Erkeği Ferit Akman / Sedat Çağlayan
Karlıdağ'daki Ateş Yusuf
1970 Yaşamak Kolay Değil Orhan
Küçük Hanımın Şoförü Ömer
Gölgedeki Adam Ekrem
Ölünceye Kadar Nejat
Zindandan Gelen Mektup Ali
Şampiyon Nihat
Öleceksek Ölelim Akmeşeli Dinar
Dağların Kartalı Şehmuz
Çalınmış Hayat Mehmet Güler
Bütün Aşklar Tatlı Başlar Murat
1971 Şerefimle Yaşarım Murat
Her şeyim Sensin Ahmet / Feridun
Ölümden Korkmuyorum Murat
Fatoş Sokakların Meleği Murat
Sezercik Yavrum Benim Tarık
Beyoğlu Kanunu Vedat
1972 Büyük Bela Murat
Kanun Adamı Koca Kurt
Kırık Merdiven Kemal
Kader Yolcuları Ömer
Beyaz Kurt Mustafa
Oğlum Orhan
Yirmi Yıl Sonra Nazım Usta
Baba'nın Arkadaşları (L'Amico del Padrino) Atıf Selami
1973 Kızın Varsa Derdin Var Adnan
Kara Haydar Kara Haydar
1974 Ölümün Nefesi (La Mano che Nutre La Morte) Alex
Canavarın Sevgilisi (Le Amanti Del Mostro) Doktor İgor
1975 Haşhaş Şahin
Harakiri (Yaşam Kavgasıı) Tayfun
1976 Örgüt Pilot Korkut
Kana Kan Ali
1977 Yangın C. Savcısı Selçuk Ünver

Televizyon:

 
YılAdıNotKanal
1975 Bir Öykümüz Var 21. bölüm TRT 1

  • 1979 - Ayşe Sıdıka Avar, Türk öğretmen (d. 1901)
  • 1979 - Nicholas Ray, Amerikalı film yönetmeni (d. 1911)
  • 1994 - Kristen Pfaff, Amerikalı bas gitarist (d. 1967)
  • 2006 - Cüneyd Orhon, Türk kemençe sanatçısı (d. 1926)
  • 2012 - Nayif bin Abdülaziz el-Suud, Suudi prens (d. 1934)
  • 2012 - Susan Tyrrell, Amerikalı oyuncu, ressam ve yazar (d. 1945)
  • 2013 - Josip Kuže, Hırvat asıllı Yugoslav futbolcu ve teknik direktör (d. 1952)
  • 2013 - Ottmar Walter, Alman futbolcu (d. 1924)
  • 2014 - Ayşe Şasa, Türk senarist ve yazar (d. 1941)
  • 2016 - Jo Cox, Birleşik Krallık İşçi Partisi milletvekili (d. 1974)
  • 2017 - John G. Avildsen, Amerikalı film yönetmeni (d.1935)
  • 2017 - Christian Cabrol, Fransız kalp cerrahı (d. 1925)
  • 2017 - Stephen Furst, Amerikalı oyuncu ve televizyon film yönetmeni (d. 1955)
  • 2017 - Curt Hanson, Amerikalı siyasetçi (d. 1943)
  • 2017 - Helmut Kohl, Almanya Başbakanı (d. 1930)
  • 2018 - Martin Bregman, Amerikalı film yapımcısı (d. 1926)
  • 2019 - Frederick Andermann, Kanadalı doktor ve akademisyen (d. 1930)
  • 2019 - Erzsébet Gulyás-Köteles, Macar jimnastikçi (d. 1924)
  • 2020 - John Benfield, İngiliz oyuncu (d. 1951)
  • 2020 - Haribhau Jawale, Hint politikacı (d. 1953)
  • 2020 - Paulinho Paiakan, Brezilyalı politikacı (d. 1953)
  • 2020 - Patrick Poivey, Fransız aktör ve dublaj sanatçısı (d. 1948)

Tatiller ve özel günler

  • İrlanda'da "Bloomsday"
  • Türkiye Kamu Çalışanları Günü   

 

 

Kaynak : wikipedia.org


Bu haber 303 kez okundu.

                                                   3 + 1 = ?

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Haber Scripti V5 © 2020 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim