Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Tarihte ve Dünyada 11 Haziran
Tarih
2021-06-11 06:18

Tarihte ve Dünyada 11 Haziran

11 Haziran

 
 
   Tarihte Bugün 

Miladi takvime göre yılın 162.  günüdür. 

Olaylar


  • MÖ 1184 - Truva Savaşı: Truva'nın yağmalanıp yakılması.
  • 1509 - İngiltere Kralı VIII. Henry ile Aragonlu Catherine evlendi.
  • 1868 - Kızılay, "Mecruhin ve Marda-yı Askeriyye İmdat ve Muavenet Cemiyeti" adı altında kuruldu.
  • 1898 - Çin'de liberaller, İmparator Guangxu'nun davetiyle iş başına geldi ve "Yüz Gün Reformu" olarak bilinen dönemi başlattılar.
  • 1901 - Yeni Zelanda, Cook Adaları'nı topraklarına katmıştır.
  • 1913 - 31 Mart isyanını bastıran Hareket Ordusu'nun Komutanı, Sadrazam ve Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa düzenlenen bir suikast ile öldürüldü.

31 Mart Vakası

 
 
31 Mart Vakası

Hareket Ordusu'nu İstanbul'a girerken gösteren Osmanlı posta kartı
Tarih 13 Nisan 1909
Bölge
İstanbul
Sonuç Hareket Ordusu tarafından isyan bastırıldı.
II. Abdülhamid tahttan indirildi.
İttihat ve Terakki, muhaliflerini tasfiye imkânına kavuştu.[1]
Taraflar
İstanbul'da subaylarına karşı isyan eden Avcı Taburları
Askerin isyanına katılan şeriat yanlısı halk
İttihat ve Terakki karşıtları
Hareket Ordusu
Hareket Ordusu'na gönüllü katılan meşrutiyet yanlısı halk
İttihat ve Terakki yanlıları
Komutanlar ve liderler
  Mahmut Şevket Paşa
Resneli Niyazi Bey
İsmail Enver
Mustafa Kemal
 
31 Mart Olayı, Taksim
     
Hüseyin Hilmi Paşa kabinesi isyancıların isteği ile istifa etti
 
Yerine Tevfik Paşa kabinesi kuruldu
 
Hareket Ordusu askerleri Bakırköy'de
 
Hareket Ordusu askerleri Taksim'de
 
Hareket Ordusu Kumanda Heyetinden bir grup
 
II. Abdülhamit'e hal edildiğini bildiren kurul
 
31 Mart Olayı mahkûmları
 
Abide-i Hürriyet

31 Mart Vakası (İsyanıAyaklanmasıOlayı yahut Hadisesi), II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Rumî Takvim'e göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır.

On üç gün süren ayaklanma, II. Meşrutiyet döneminin en önemli olaylarından biri olarak kabul edilir.[2] Askerî bir isyan olarak ortaya çıkmasına rağmen isyana dahil olan softaların propagandaları sonucu sonradan dinî bir hal almıştır.[3] Sebepleri tam olarak belirlenemeyen bu olayın planlı ve bilinçli bir hareket olup olmadığı kesinlik kazanmamıştır.[2][4] İsyanın ilk günü hükûmet istifa etmiş, isyancı askerler yedi gün süre ile İstanbul'a hakim olmuştur.

Bir milletvekili, bir Nazır ve tespit edilemeyen sayıda asker ve sivilin hayatını kaybettiği isyan, Selanik'te bulunan Üçüncü ve Edirne'de bulunan İkinci Ordulara mensup askerlerin oluşturdukları, Rumeli halkının gönüllü katıldığı “Hareket Ordusu”nun İstanbul'a gelmesi ile bastırıldı. Üç gün süren çarpışmaların ardından sıkıyönetim ilan edildi; padişah II. Abdülhamit tahttan indirilip yerine V. Mehmed Reşad tahta çıktı. İsyana katılanlar ve destekleyenler yargılanarak 70 kişi idam edildi, 420 kişi ise çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.

Olay kimi arşiv belgelerinde “hareket-i irtica”, “hadise-i irtica”, kimi belgelerde de “hadise-i ihtilaliye”, “hareket-i ihtilaliye”, “harekât-ı iğtişaşiye” ve “vakıa-i ihtilaliye” tabirleri ile ifade edilmektedir.[4] Türk siyasi tarihine irtica kavramının, bu olay ile birlikte girdiği kabul edilir.[4] Ancak kimi araştırmacılar olayı bir irtica ayaklanmasından ziyade amacına ulaşamayan bir askerî darbe girişimi olarak değerlendirilir.[1]

31 Mart Vakası'nda ölenlerin anısına İstanbul'da Abide-i Hürriyet adıyla bir ulusal anıt inşa edilmiştir.[5]

 

Arka plan

1908 yılında Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte Osmanlı Devleti’nde yeni bir siyasal yapılanma ve yeni bir zihniyet yapısının yanı sıra, bu yeni zihniyetten rahatsızlık duyan bir kesim ortaya çıkmış;[4] gerek sivil toplumda gerekse ordu içinde artan kutuplaşma ve gerginlikler isyan ortamı doğurmuştur.

Meşrutiyeti ilan etmiş olmasına rağmen iktidarı tam olarak ele geçirememiş olan ve hükûmet üzerinde dolaylı bir denetim kuran İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin devlet kademelerinde kadrolaşması politik istikrarsızlığa yol açmıştı. Cemiyet ile ters düşen memurların görevlerinden uzaklaştırılmaları, cemiyete girdiğini ispat için yemin etmeyenlerin tutuklanması, farklı siyasi oluşumlara hayat tanınmaması huzursuzluk nedeniydi. İttihat Terakki’yi ve hükûmeti eleştiren gazetelere hatta bu gazeteleri satan bayilere baskı uygulanması isyan ortamını doğuran uygulamalardandı.[4]

Bu ortamda Meşrutiyetin İlanı’ndan birkaç ay sonra İstanbul'da irtica yanlısı bir takım küçük ayaklanmalar meydana geldi, ancak kısa sürede bastırıldı. 7 Ekim 1908'de Fatih Camisi'nde Kör Ali ve İsmail Hakkı adlarında iki hocanın arkasına takılan halkın Yıldız Sarayı’na kadar gidip Meşrutiyet aleyhine gösteri yapmaları bu isyanlardandır.[2]

Henüz tam egemen olamadıkları Kâmil Paşa kabinesine karşı ellerini güçlendirmek isteyen İttihatçıların Eylül ayı sonlarında Selanik’te 3. Ordudan getirilip Taşkışla’ya yerleştirdikleri üç Avcı Taburu, bir gerginlik konusu idi. Bu taburlara o günlerde cemiyetin destekçisi olarak bakılıyordu. Cemiyet, Bulgar tehdidini öne sürerek İstanbul’daki Avcı Taburlarının sayısını arttırmak isterken Kâmil Paşa hükûmeti kendisine karşı bir ihtilalde kullanılacakları endişesi ile taburların bir an önce gitmesini istiyordu.[3]

Ekim 1908’de ordu içinde “alaylı” ve “mektepli” subaylar meselesinden doğan hoşnutsuzluklar arttı. Eski sisteme göre yetişmiş alaylı subayların kısa süre içinde ordudan tasfiye edileceği söylentileri, alaylı subayların mekteplilerle ilişkilerini her geçen gün biraz daha bozdu.[2] Ordudaki disiplinsizliğin en önemli sebebini ibadet bahanesiyle talimden kaçmak olarak gören cemiyetin, ibadete karşı politikaları ise askeri din propagandasına açık hale getirdi.[6]

Bu dönemde Volkan ve Mizan gibi gazetelerin yayınlarında kullandıkları kışkırtıcı üslup, İttihat ve Terakki'nin uygulamalarından zarar görenler üzerinde etkili oldu. Özellikle Derviş Vahdeti’nin çıkardığı Volkan gazetesi 31 Mart Olayında önemli rol üstlendi. İngilizler tarafından finanse ve himaye edilen ve yer yer Prens Sabahattin'in Adem-i merkeziyetçi görüşlerine de yer veren Volkan gazetesi, alaylı subaylar ve asker kesimi arasında taraftar kazanmış İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti’nin yayın organı haline gelmişti.[7]

Askerlerin hoşnutsuzlukları ordu içinde çeşitli isyan hareketlerine yol açtı. 31 Mart öncesindeki en önemli askeri isyan, Taşkışla Olayı idi. Askerlik sürelerini doldurarak terhis olmayı bekleyen 87 eratın, askerlik sürelerinin tekrar uzatılması üzerine Ekim 1908’de Taşkışla'da ayaklanması, kanlı bir şekilde bastırıldı. Aralık 1908’de bir tiyatro oyununda oyunun erlere yasak edilmesi ikinci bir ayaklanmaya sebep oldu. Erlerin "bize yasaksa subaylara da yasak olmalıdır" diyerek tiyatroyu basması sonucu şiddetli çarpışmalar gerçekleşti.[2] Askeri kesimdeki ayaklanmalar, 23 Ocak 1909’da Harp Okulu öğrencilerinin ayaklanması ile devam etti. Öğrenciler, Okul Nizamnamesi'nin aşırı sertliği ve yabancı dil öğrenmekte güçlük çekmekten şikayetçi idi; olay, 60 öğrencinin okuldan kovulması ile sonuçlandı.[2] Mart 1909’da ise Abdülhamit’in özel muhafız alayının bir bölümünü oluşturan Arnavut ve Arap asıllılardan oluşan Zuhaf Alayı'na, geleneklere aykırı şekilde, Türk askerlerinin katılmak istenmesi sırasında olaylar yaşandı. Bütün bu olaylarda hep Selanik'ten getirilmiş olan avcı taburlarının ayaklanan birliklere karşı kullanılmış olması Birinci Ordu içerisinde avcı taburlarına karşı genel bir düşmanlık duygusunun doğmasına yol açtı.[2]

Toplumdaki bir başka çatışma konusu “Asker – Medreseliler” çatışması idi. Medreselilerin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını haksızlık olarak değerlendiren Harbiyeliler, muaflığın devamı için medrese mensuplarının hiç olmazsa basit bir okuma-yazma sınavına tabi tutulmalarını istiyordu. Şeyhülislamlık ile Harbiye Nezareti arasındaki pazarlık sonucu medreselilerin birkaç satır yazı yazmalarını, birkaç basit cümle okumalarını ve Namaz, Oruç bahislerinden sorular içeren bir sınava tabi tutulmaları kabul edildi. Bu karar, medreselilerde Harbiye Nazırı’na karşı büyük öfke doğurdu.

İttihat ve Terakki ile çatışan Kamil Paşa hükûmetinin 4 Şubat 1909’da Meclisin vermiş olduğu “âdem-i itimad” oyları ile düşürülmesinden sonra sadarete Hüseyin Hilmi Paşa’nın getirilmesi ile İttihat ve Terakki Cemiyeti, hükûmeti resmen ele geçirmiş oldu.

Toplumda artan kutuplaşmalar ve tahammülsüzlüklerin sonucu olarak çeşitli siyasi cinayetler işlendi. 7 Nisan 1908 Çarşamba günü Serbesti gazetesi başmuharriri Hasan Fehmi bir köprü üzerinde arkadaşı Ertuğrul Şakir’le yürürken öldürülmesi bu cinayetlerdendi. Hasan Fehmi’nin öldürülmesinde İttihat ve Terakki’nin parmağının olduğu iddia edilmiş; bu cinayetten sonra Cemiyete karşı oluşan olumsuz hava, kimi İttihatçıların partiden istifasına yol açmıştır. Oldukça hareketli fikir ve eylem ortamı Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi’nin öldürülmesi ile şiddete dönüştü.[4]

İsyanın ortaya çıkışı

Rumeli'den İstanbul'a getirilip Taşkışla’ya yerleştirilmiş olan 4. Avcı Taburu, 12-13 Nisan 1909 gece yarısı (Rumi takvimle 30 Mart'ı 31'e bağlayan gece) başlarında çavuşları olmak üzere ayaklanmış ve kışladaki komutayı ellerine geçirerek bazı subayları hapsetmiştir. Sabaha doğru askerle kışladan çıkıp Ayasofya Meydanı'na ilerlerken isyan diğer kışlalara da yayıldı. Sayıları 5-6 bini bulan askerler, "şeriat isteriz, padişahım çok yaşa" sözleriyle meydanda toplandılar. Onlara katılan yüzlerce hoca ve medrese öğrencisi de gelerek mektepli subayların orduyu frenkleştirmeye çalıştıkları, bütün bunların İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin başı altından çıktığı, din hükümlerinin ayaklar altına alındığını ifade eden konuşmalar yaptılar.

Ayaklanmacılar, kalabalığın artmasından sonra meydana yakın bir mesafedeki Meclis binasını kuşattılar. Hükûmetten Harbiye Nazırının ve Mahmut Muhtar Paşa’nın görevlerinden alınmasını, eski Harbiye Nazırı Nâzım Paşa’nın yeniden göreve getirilmesini istediler. Şeyhülislam Ziyaettin Efendi'yi aracı kıldılar. Kısa bir süre içinde İstanbul'un tüm semtleri isyancı erler tarafından kontrol altına alındı. İsyancıların isteklerinin kabul edildiği kararını alan Osmanlı kabinesi bunu isyancılara ulaştırmaya çalışırken isyancılar kuşattıkları meclis binasını işgal ettiler. Adliye Nazırı Nâzım Paşa, Ahmed Rıza Bey'e benzediği için; Lâzkiye Milletvekili Aslan Bey de Hüseyin Cahit Bey sanılarak öldürülürken, Bahriye Nazırı Rıza Paşa ağır yaralandı. Milletvekilerinin öldürülmesi, Şurayı Ümmet ve Tanin basımevlerinin yağma edilmesi üzerine padişahın isteği ile kabine istifa etti. İsyancıların görüşleri doğrultusunda 14 Nisan 1909'da Tevfik Paşa Kabinesi kuruldu ve göreve başladı.

“Aff-ı Şahâne" adı verilen genel af ilan edildi ancak umulduğu gibi isyancıların zorbalığı sona ermedi. Aralarında Şerif Sadık Paşa ve Katibi Esat Bey, Süvari Teğmeni Selâhattin Mümtaz ve Üsteğmen Yusuf Nurettin’in bulunduğu bazı subaylar öldürüldü. İsyancıların İstanbul içerisinde küçük gruplar halinde dolaşarak silah atmaya, Türk kadınlarının Beyoğlu'na çıkmasına engel olmaya, Frenk gömleği giyen kimseleri tartaklamaya başladıkları görüldü. Asâr-ı Şevket Zırhlısı Kaptanı Deniz Binbaşılarından Ali Kabuli Bey'in, kendi gemisinin erleri tarafından sokaklarda sürüklenip Yıldız Sarayı'na kadar götürülerek Abdülhamit'in gözleri önünde öldürülmesi, isyancıların en vahşi eylemlerindendi.

Yıldız yağması

31 Mart İsyanı sırasında Selanik'ten gelen Hareket Ordusu'nun (Selanik Ordusu) Yıldız Sarayı'nı yağmalamasına Yıldız yağması denmiştir. Meşhur 31 Mart ayaklanmasını bastırmak üzere İstanbul'a yürüyen Hareket Ordusu'ndaki askerler Yıldız Sarayı'nı basıp giyecek ve yiyecek çalmışlar, sarayda tahribata yol açmışlardır.

Tahsin Demiray "Yıldız yağması" başlıklı de şu bilgiyi vermektedir:

İttihatçılar Abdülhamit'i Yıldız'dan ani olarak uzaklaştırmaz, sarayın mücevher, zümrüt, yakutaltın, inci vesaire kıymetli her nesi varsa oradan aldırmışlardır. Değeri milyonlar tutan ve aynı zamanda tarihi hazine teşkil eden küçük parça eşya büyük sandıklara doldurulup hemen harbiye nezaretine getirilip orada büyük dış kapının yanlarındaki -bugün biri rektörlük, diğeri Türkiyat Enstitüsü olan- binaların alt katlarına yerleştirilmişlerdir.

Bu nakil işine nezaret eden Şehremini Ebubekir H.N.Tepeyran hatıralarında: Bizzat mühürlediğim kapılar sonradan açılmıştır." diyor ve talanı anlatıyor.

Memduh Paşa da: Yıldız Sarayında hizmetle mevki tutmuş olanlar, hal'iden bir gün evvel kuvve-i müsellaha (Silahlı güç, Ş.A) ile çıkarılıp hırpalanmış ve tevkif hücrelerine sokulmuşlardır. Kadın Efendiler, Şehzadelerle Sultanlar ve Cariyeler ayrıca çıkarıldıklarından sarayın Hazinesinde mevcut cevahir ve nukut (Nakit paralar, Ş.A) memurini askeriye vasıtası ile ahz ve nakledilmiştir." demektedir.

İsyanın bastırılması

Selanik, İstanbul’daki isyandan Jandarma Yüzbaşısı İsmail Canbulat Bey’in ilettiği “Meşrutiyet mahvoldu” ibareli telgrafıyla haberdar oldu. Selanik’te isyana karşı büyük bir miting tertip edildi. Serez’de ve diğer Makedonya şehirlerinde de isyana büyük tepki doğdu; padişaha, sadarete ve Meclis-i Mebusan’a protesto telgrafları çekildi.[4]

Selanik'teki İttihatçılar arasında İstanbul üzerine bir kuvvet yollamak konusunda bir fikir birliği meydana gelmişti.[3] 14 Nisan günü Selanik’te genel seferberlik ilan edilerek Selanik Redif Tümeni'nin bütün taburları silahaltına alındı. Bu birliklere Edirne'de bulunan İkinci Ordu Birlikleri ve Selanik çevresinde sivil gönüllüler de katıldı. Özgürlük kahramanı olarak tanınan Resneli Niyazi Bey de, Resne'de bir araya getirdiği gönüllülerle birlikte bu hareketin içinde yer aldı.[2] Toplanan bütün kuvvetlerin başına Selanik IX. Redif Fırkası (tümeni) Kumandanı Hüsnü Paşa getirildi, Kurmay Başkanlığına da Kolağası Mustafa Kemal Bey atandı. Mustafa Kemal Bey, Selanik’ten İstanbul’a hareket eden orduya “Hareket Ordusu” adını verdi.[3]

Hareket Ordusu, 14 Nisan akşamı trenle İstanbul’a hareket etti. İstanbul önlerine geldikten sonra 19 Nisan’da İstanbul halkına ordunun amacını açıklayan bir beyanname yayımladı. Hüseyin Hüsnü Paşa’nın imzasıyla yayımlanan beyannameyi Mustafa Kemal kaleme almıştı. Beyanname, telgrafla Erkan-ı Harbiye-yi Umumîye'ye iletildi ve sokaklarda halka dağıtıldı.[3]

Hareket Ordusu İstanbul’a girme hazırlığında iken komuta değişikliği yapıldı; ordunun komutanlığına Mahmut Şevket Paşa atandı. Hareket Ordusu Kurmay Başkanlığı Binbaşı Enver'e verildi. Mahmut Şevket Paşa 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece orduya İstanbul içlerine ilerleme emri verdi. İsyancıların en yoğun direnme noktaları Taşkışla, Davutpaşa ve Taksim Kışlaları'nda olmuş ve kanlı çarpışmalar gün boyu sürdü.[2] Hareket Ordusu İstanbul'daki isyanı bastırdıktan sonra birliklerini Yıldız Sarayı'na yönlendirdi. İki günlük kuşatmadan sonra 27 Nisan'da Hareket Ordusu saraya girerek denetimi ele geçirdi.

İsyanın bastırılmasından sonraki gelişmeler[değiştir | kaynağı değiştir]


Olayların sona ermesiyle İstanbul'da sıkıyönetim ilan edilmiş; isyana karışanların tespiti yapılmış ve geniş çapta tutuklamalar başlamıştır. Suçluların yargılanarak cezalandırılması amacıyla üç Divan-ı Harp; tutuklananların ilk sorgulamalarını yapmak üzere Tahkik Heyetleri; halkın bu olaylara karışan kimseler hakkında bildiklerini haber verebilmesi için Tedkikât Heyetleri oluşturuldu. Yargılamalar sonunda 70 kişi idama, 420 kişi müebbet ve 6 aydan başlayan çeşitli hapis, yüzlerce kişi de süresiz sürgün cezalarına çarptırıldı. İdama mahkûm olanların cezaları Beyazıt ve Ayasofya meydanlarında, Köprübaşı’nda, Kasımpaşa’da darağaçları kurularak infaz edildi. Ege'den yabancı bir ülkeye kaçmak için trenle İzmir'e gitmeye çalışırken yakalanan Derviş Vahdeti'nin yargılanması bir aydan fazla sürdü. Akıl sağlığının bozuk olduğu yönündeki savunmasına itibar edilmedi, 19 Temmuz 1909'da Ayasofya Meydanında asılarak idam edildi.Hareket Ordusu'nun İstanbul'da duruma tamamen hâkim olmasıyla birlikte, Padişah II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesi konusu gündeme gelmiştir. Ayaklanmanın tamamen bastırılmasıyla kendisini güvende hisseden Meclis-i Mebûsan 25 Nisan'da Yeşilköy'den Ayasofya yakınındaki kendi binasına geri döndü ve 27 Nisan 1909'da bu konuyu görüşmek üzere toplandı. Sultan Abdülhamit'in hilafet ve tahttan indirilmesi oy birliği ile kabul edildi.[2] Abdülhamit'in yerine kardeşi Veliaht Mehmet Reşat Efendi'yi getiren Meclis, bu kararı Abdülhamit'e bildirmek üzere dört kişilik bir kurul oluşturdu. Abdülhamit, Selanik'te sürgüne gönderildi.[8] Osmanlıların birlikteliklerinin devam etmekte olduğunu göstermek maksadıyla dört kişilik kurulda Ermeni ve Yahudi milletvekillerine yer verilmişti ancak bu ileride İttihatçıların şiddetle eleştirilmelerine, siyonistlikle suçlandırılmalarına sebep olmuştur.[2]

31 Mart şehitleri için yaptırılan ve açılışı 23 Mayıs 1911 tarihinde gerçekleşen Abide-i Hürriyet’e 2 subay ve 42 askerin cenazesi yerleştirildi.  

 

Hareket Ordusu

 
 
 
Hareket Ordusu'na bağlı Hotchkiss zırhlı arabası
 
Galata Köprüsü'ne konuşlandırılan Hareket Ordusu askerleri

Hareket Ordusu ittihatçıların, 1909 yılında, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırmak için, Selanik'ten Mahmut Şevket Paşa komutasında İstanbul'a gönderdikleri ordudur. Kurmay başkanı ise Kolağası Mustafa Kemal Bey'dir.[1]

II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 Temmuzundan bu yana iktidarı denetleyen İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı bir tepki doğmaya başlamıştı.

Her devrimin karşı devrimini doğuracağı tezini adeta kanıtlayan olaylar 13 Nisan 1909 tarihinde "31 Mart Vak'ası" olarak nitelendirilen (dönemin rumi takvimine göre) ayaklanmayı doğurmuştu.

Sultan II. Abdülhamid'in isyana müdahele etmemesi üzerine Selanik'teki devrimciler bir ordu toplayarak başkente yürümeye başladılar.

Ordunun çekirdeği Selanik'teki devrime sadık 3. Ordu birliklerinden oluşmaktaydı. Bunun yanı sıra Balkanlardaki Türk milis kuvvetleri de orduda görev almıştır. Ordunun baştaki kumandanı Hüseyin Hüsnü Paşa idi. Kurmay Başkanlığını ise Kolağası Mustafa Kemal Bey yapmakta idi.

Ancak İstanbul kapılarında vaziyet değişmiş, siyasi mülahazalarla hareket edilerek kumanda Mahmut Şevket Paşa'ya bırakılmış, kurmay başkanlığına da Berlin'den adeta koşarak gelen Kurmay Binbaşı Enver Bey getirilmişti. 

 

Sadrazam

 
Sadrazam
Vezîr-i âzam, uluğ vezir
Sadaret nişanı.
 
Atayan Padişah
Açılışı yapan Alâeddin Paşa
Oluşum 1320
Son sahibi Ahmet Tevfik Paşa
Kaldırılma 1922
Bağlılık Osmanlı İmparatorluğu

Sadrazam (Osmanlıca: صدر اعظم; sadr-ı âzam) ya da vezîr-i âzam (Osmanlıca: وزیر اعظم‎), Osmanlı İmparatorluğu'nda padişah adına devlet işlerini yöneten en yüksek derecedeki devlet adamı.

 

Etimoloji

Devletin ilk dönemlerinde kullanılan vezîr-i âzam tamlamasının kökeni hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Bir kısım vezir kelimesinin Sasani kökenli olduğunu ve dolayısıyla Farsça olup daha sonra Arapçaya geçtiğini savunurken bir kısım ise kelimenin Kur'an ve hadis kaynaklarında geçmesini öne sürerek Arapça orijinli olduğunu savunmaktadır.

Erken dönem Arapça sözlüklerde sığınılacak yer anlamındaki "vezer", ağır yük anlamındaki "vizr" ve kuvvet anlamında "ezr" kelimelerinden türediği bilgisi yer alan vezir sorumluluk sahibi, yükü çeken anlamına gelmektedir. Âzam ise büyük anlamına gelmektedir.[1] Büyük sorumluluk sahibi anlamına gelen vezîr-i âzam tabiri 16. yüzyılın ikinci yarısıyla beraber[2] baş, üst mevki anlamına gelen "sadr" kökeninden türetilen ve başta oturan, yüksek makam sahibi anlamına gelen sadrazam terimine yerini bırakmıştır.[1] Bunların yanında devlet bürokrasisinin henüz Arapça ve Farsça etkisi altına girmediği erken dönemde Türkçe olarak uluğ vezir de denmekteydi.[1]

Tarihçe

Osmanlı İmparatorluğu henüz beylik iken devletin kurucusu Osman Gazi'nin vezir unvanını taşımayan ancak danışmanı denebilecek yardımcıları bulunmaktaysa da vezir konumunda bir görevli bulunmamaktaydı.[3] Orhan Gazi'nin aynı zamanda kardeşi olan Alâeddin Paşa ilk Osmanlı veziridir.[1] Birçok vezir arasından sıyrılan bir başvezir ise I. Murad devrinde ortaya çıkmıştır.[2] Bu dönemde bir kurum olarak başvezirliği başlatanlar Ankara'nın Cendere köyünden Çandarlı ailesidir.[4] Vezirliğin Osmanlı devlet idaresinde geleneksel bir hal alışı da yine Çandarlı ailesinin başvezirliği sırasında I. Murad'ın son, I. Bayezid'in ilk hükümdarlık yılları zamanında gerçekleşmiştir.[4] Çandarlı soyundan gelen vezirler idari örgütlenme, Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşu, Bizans'a akınlar gibi devletleşmeye yönelik önemli icraatlerde bulunmuşlardır.[4] Çandarlı İkinci İbrahim Paşa'nın sadrazamlığı sonrası Çandarlı ailesinin saltanatı bitmiş, bundan sonra devşirme kökenli devlet adamları sadrazamlık görevine getirilmişlerdir.[4] Çandarlı ailesinde olduğu gibi Köprülü ailesinden gelen devlet adamları da bir dönem silsile halinde başvezirlik yapmıştır.

II. Mehmed'in çıkardığı Fatih Kanunnâmesi, başvezirliğin statüsünün, görevlerinin ve yetkilerinin ne olduğunu ortaya koyan ilk devlet nizamnâmesi olmuştur. Buna göre başvezir, vüzerâ ile ulemanın başıdır ve ayrıca bütün işlerde padişahın mutlak vekilidir.[2]

İlk on padişah devrinde başvezirler gerek devlet gerekse de orduda uzun yıllar farklı görevlerde bulunmuş deneyimli devlet adamlarından seçilmekteyken, ilk kez I. Süleyman devrinde Pargalı Damat İbrahim Paşa bu geleneğe aykırı bir şekilde hasodabaşılıktan başvezirliğe yükseltilmiştir.[2] Bunun gibi uygulamalar daha sonraki dönemlerde de sıkça görülmüştür.

Tanzimat'tan itibaren başvezirler Batılı anlamda hükûmet reisi görevini yürütmüşler ve zaman zaman padişaha muhalif bir güç olmuşlardır.

İdarenin başı olarak vezîr-i âzam veya sadrazam[değiştir | kaynağı değiştir]

Tarihsel süreç içerisinde bu makamın gelişimi incelendiğinde göze çarpacak en önemli husus bu makamın oluşumundaki ana güdünün savaş işlerini düzenlemekten öte idari işleri düzenlemek ile olan ilişkisidir. Nitekim bundan dolayıdır ki sadrazam Osmanlı Devleti'nde ilk olarak sivil olarak ad edilebilecek olan bürokratların başıdır. İdarede birliği temsil etmektedir.[5] Bu yetkiliye savaş ile ilgili hizmetler idari hizmetlerine ek verilmektedir. Bu savı ise Çandarlıların ulema kökenli olması doğrulamaktadır.

Baş vezir olarak da adlandırılabilecek bu yetkilinin evrimine bakıldığında da benzer bir süreç izlenebilmektedir. Nihayetinde vezirlerin de sıradan bir kabilesel yetkili olmadığı görülmektedir. Gerek feodal Avrupa gerekse de farklı farklı ülkelerde var olan hükümdarın yardımcısı belki Osmanlı'da ak ağa olabilir. Büyük ihtimalle köklerini İrani uygulamalardan alan vezir katipler sınıfının başı olarak ortaya çıkmıştır. 

 

Mahmud Şevket Paşa

 
Mahmud Şevket Paşa
 
Simon Agopyan tarafından çizilmiş portre
Osmanlı Sadrazamı
Görev süresi
23 Ocak 1913 - 11 Haziran 1913
Hükümdar V. Mehmed
Yerine geldiği Kâmil Paşa
Yerine gelen Said Halim Paşa
Kişisel bilgiler
Doğum 1856
Bağdat, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 11 Haziran 1913 (57 yaşında)
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Partisi İttihat ve Terakki
Bitirdiği okul Mekteb-i Harbiye
Mesleği Asker, Siyasetçi
Dini İslam
Ödülleri      
Askerî hizmeti
Bağlılığı  Osmanlı İmparatorluğu
Hizmet yılları 1874-1913
Rütbesi Müşir
Komutası 3. Ordu
Hareket Ordusu
Çatışma/savaşları Balkan Savaşları

Mahmud Şevket Paşa (1856, Bağdat - 11 Haziran 1913, İstanbul), Osmanlı asker ve devlet adamı. 31 Mart İsyanı olarak bilinen ayaklanmanın bastırılmasında ve II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinde rol oynamış, V. Mehmed saltanatında 23 Ocak 1913 - 11 Haziran 1913 tarihleri arasında dört ay on dokuz gün sadrazamlık yapmıştır.

Hayatı

1856 tarihinde Bağdat’ta doğdu. Tiflisli Hacı Talip Ağa’nın torunu, Basra mutasarrıfı Kethüdazade Süleyman Faik Bey’in oğludur. Baba tarafından soyu Irak’a yerleşmiş Gürcü[1][2] kökenli bir aileye dayanmaktadır[3]. İlk ve ortaöğrenimini Bağdat'ta tamamladıktan sonra İstanbul'a gitti. 1882'de kurmay yüzbaşı olarak Mekteb-i Harbiye'yi bitirdikten sonra bir süre Girit'te görev yaptı; ertesi yıl Mekteb-i Harbiye'de öğretmenliğe başladı.[4]

Bir süre Baron von der Goltz'un maiyetinde çalıştı, silah satın alma komisyonu üyesi olarak Almanya'ya gitti. 1884'te kolağası, 1886'da binbaşı, 1889'da kaymakam oldu. 1891'de miralaylığa yükseldi. Aynı yıl yeniden Almanya'ya gitti ve uzun süre orada kaldı. Dönüşünde (1899) mirlivalığa (tuğgeneral) yükseltildi ve Tophane-i Amire Muayene Komisyonu başkanı vekilliğine atandı. 1901'de ferik oldu. 1905'te birinci ferik rütbesiyle Kosova valiliğine atandı. Bu görevi sırasında Makedonya sorununun çözümü için harcadığı etkin çabalar nedeniyle ordu içinde ve halk arasında saygınlık kazandı. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Selanik'te bulunan 3. Ordu komutanlığına atandı. Bu görevdeyken 31 Mart Olayı'nın çıkması üzerine, daha sonra Hareket Ordusu olarak anılacak olan birlikleri İstanbul'a gönderdi. Kendisi de 22 Nisan 1909'da İstanbul'a giderek komutayı ele aldı ve sıkıyönetim ilan etti.[5]

II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra kurulan İbrahim Hakkı Paşa kabinesinde harbiye nazırı oldu ve güçlü bir konuma yükseldi. Ama İttihat ve Terakki'nin baskısı sonunda görevinden istifa etmek zorunda kaldı. İttihat ve Terakki'nin gerçekleştirdiği hükûmet darbesinden sonra (Bâb-ı Âli Baskını) sonra sadrazamlığa getirildi ve Müşir rütbesine terfi ettirildi. Bu dönemde Balkan Savaşı yenilgisinin sonuçlarıyla karşı karşıya kaldı. Osmanlı Devleti'nin ıslahat konusunda İngiltere, sınır anlaşmazlıkları konusunda da İran ile arasında doğan sınır sorunlarını çözmeye çalıştı. Bir yandan da hem İttihat ve Terakki'ye karşı gelişen muhalefetle, hem de İttihat ve Terakki içindeki çekişmelerle uğraştı. Gerek bu iç ve dış sorunlar, gerekse asıl iktidarın İttihat ve Terakki'nin elinde olması, yapmak istediği reformları gerçekleştirmesini engelledi.[6]

 
Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesinde kullanılmış silahlar

11 Haziran 1913 günü Beyazıt Meydanı'nda makam otomobilinin içindeyken uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü ve İstanbul'un Şişli semtinde 31 Mart şehitlerinin anısına dikilmiş Abide-i Hürriyet'in bulunduğu Hürriyet-i Ebediye Tepesine gömüldü. Suikast sırasında içinde bulunduğu otomobil, üniforması, öldürülen yaverlerinin kıyafetleri ve silahlar İstanbul Harbiye'deki Askeri Müze'de sergilenmektedir. Öldürülmesinden bir süre sonra Trilye'nin adı onun anısına Mahmut Şevket Paşa olarak değiştirildi.[7]

  • 1919 - Mustafa Kemal, kendisini İstanbul'a geri çağıran Vahdettin'e geri dönmeyeceğini bildirdi. Damat Ferid Paşa, Paris Barış Konferansı'na katılmak üzere, İstanbul'dan Paris'e gitti.
  • 1929 - Türkiye-Romanya Ticaret ve Seyrüsefer Antlaşması imzalandı.
  • 1930 - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kurulmasına ilişkin kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
  • 1933 - Cumhuriyet'in ilanının 10. Yıl Dönümünü Kutlama Kanunu çıkarıldı.
  • 1933 - İller Bankası kuruldu.
  • 1937 - Atatürk, Trabzon'da yaptığı açıklamada bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını bildirdi.
  • 1940 - II. Dünya Savaşı: Britanya Kuvvetleri, İtalya'daki Ceneviz ve Torino kentlerini bombaladı. İtalya Hava Kuvvetleri, Malta adasına ilk saldırılarını gerçekleştirdi. Norveç, iki ay süren direnişin ardından Alman Orduları'na teslim oldu.
  • 1945 - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tartışmalara neden olan, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kabul edildi.
  • 1954 - Zonguldak'ta meydana gelen grizu patlamasında 6 işçi öldü, 16 işçi yaralandı.
  • 1960 - 27 Mayıs öncesi bozulan ekonomik durumu düzeltmek için, hazineye yardım kampanyası düzenlendi.
  • 1963 - Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Zafer gazetesini kapattı. İstanbul Üniversitesi askeri kordon altına alındı.
  • 1970 - Güreşçi Ahmet Ayık, Dünya Şampiyonu oldu.
  • 1970 - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Sendikalar Kanunu'nda değişiklik yapılması, Türkiye İşçi Partisi'nin 4 Milletvekili dışında 230 oyla kabul edildi. Yasada yapılan değişiklikler, kısa adı DİSK olan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun faaliyetlerini kısıtlamayı amaçlıyordu. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 15 Haziran'da eylem kararı aldı.
  • 1973 - Mardin'in Kızıltepe ilçesinde aşiretler arasında çatışma çıktı. Aralarında Adalet Partisi İlçe Başkanı'nın da bulunduğu 12 kişi öldürüldü.
  • 1973 - Güney Afrika'da siyahi rektör atanmasını isteyen 1500 öğrenci, üniversiteden uzaklaştırıldı.
  • 1978 - 3 bin hükümlünün yararlanacağı yeni infaz yasasının yürürlüğe girmesiyle tahliyeler başladı.
  • 1979 - Cumhuriyet tarihinin 5. devalüasyonu yapıldı; Türk lirası'nın 1 Dolar karşılığı değeri 47 lira 10 kuruş oldu.
  • 1981 - Bülent Ersoy'un sahneye çıkması yasaklandı.
  • 1982 - E.T. filmi ABD'de gösterime girdi. Melissa Mathison'ın öyküsünü Steven Spielberg sinemaya uyarlamış ve film 4 Oscar kazanmıştır. Ayrıca, filmdeki kahraman kısa bir süreliğine ikon olmuştur.
  • 1982 - Türkiye Güzeli Nazlı Deniz Kuruoğlu, Avrupa Güzeli seçildi.
  • 1987 - Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Türkiye'yi yeniden "İşçi haklarını çiğneyen ülkeler" listesine aldı. Gerekçe; iş yasalarıyla anayasa maddelerinin Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere aykırı olmasıydı.
  • 1997 - Adalet Bakanı Şevket Kazan, Genelkurmay'ın brifingine katılan Ankara Adliyesi ve DGM'de görevli hakim ve savcılar hakkında soruşturma açtırdı.
  • 1997 - Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde irticaya karşı Batı Çalışma Grubu oluşturulduğu bildirildi.
  • 1998 - Hükûmetin verdiği yüzde 20 zamma tepki gösteren memurlar, iş bırakma eylemi yaptılar.
  • 1999 - Bakanlar Kurulu, 13 Mayıs 1999 tarihinde Fazilet Partisi'nden Milletvekili seçilen Merve Kavakçı'yı vatandaşlıktan çıkarma kararı aldı. Merve Kavakçı, kararın iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açtı.
  • 2001 - 5 Aralık 1791 yılında 35 yaşındayken ölen dahi besteci Mozart'ın ölüm nedeni olarak Trişinoz hastalığı gösterildi.
  • 2001 - İlaria Alpi Uluslararası Özel Ödülü’nün 7.si Türkiye'den Nadire Mater ile İspanya’dan Carmen Gurruchaga’ya verildi.
  • 2004 - Elvan Abeylegesse, Golden League yarışmasında Norveç'in Bergen kentinde koştuğu 5000 metre yarışındaki 14:24.68'lik derecesiyle 7 yıldır kırılamayan 5000 metre Dünya rekorunu kırdı ve Dünya rekoru kıran ilk Türk atlet oldu.
  • 2010 - 2010 FIFA Dünya Kupası, Güney Afrika - Meksika maçı ile başladı.
  • 2017 - Porto Riko Eyalet Referandumu yapıldı.

Doğumlar

  • 1572 - Ben Jonson, İngiliz yazar (ö. 1637)
  • 1659 - Yamamoto Tsunetomo, Japon samuray (ö. 1719)
  • 1776 - John Constable, İngiliz ressam (ö. 1837)
  • 1811 - Vissarion Belinski, Rus eleştirmen ve gazeteci (ö. 1848)
  • 1815 - Julia Margaret Cameron, İngiliz fotoğrafçı (ö. 1879)
  • 1842 - Karl von Linde, Alman mucit (ö. 1934)
  • 1847 - Millicent Fawcett, İngiliz feminist (ö. 1929)
  • 1864 - Richard Strauss, Alman besteci (ö. 1949)
  • 1874 - Helen Bradford Thompson Woolley, Amerikalı psikolog (ö. 1947)
  • 1876 - Alfred Louis Kroeber, Amerikalı antropolog (ö. 1960)
  • 1880 - Jeannette Rankin, Amerikalı feminist siyasetçi (ö. 1973)
  • 1881 - Mordecai Kaplan, Amerikalı haham, eğitimci ve ilahiyatçı (ö. 1983)
  • 1884 - Werner Issel, Alman mimar (ö. 1974)
  • 1888 - Bartolomeo Vanzetti, İtalyan göçmeni Amerikalı anarşist (ö. 1927)
  • 1899 - Yasunari Kavabata, Japon romancı ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (ö. 1972)
  • 1910 - Jacques-Yves Cousteau, Fransız kaşif, bilim adamı ve film yapımcısı (ö. 1997)
  • 1923 - Özdemir Asaf, Türk şair (ö. 1981)
  • 1928 - Fabiola, Belçika'nın eski kraliçesi (ö. 2014)
  • 1929 - Ayhan Şahenk, Türk iş adamı (ö. 2001)
  • 1933 - Erol Pekcan, Türk cazcı ve baterist (ö. 1994)
  • 1939 - Jackie Stewart, İskoç Formula 1 pilotu
  • 1948 - Lynsey de Paul, İngiliz rock şarkıcısı, besteci, piyanist ve söz yazarı (ö. 2014)
  • 1957 - Müfit Erkasap, Türk teknik direktör
  • 1959 - Hugh Laurie, İngiliz aktör
  • 1960 - Mehmet Öz, Türk kalp damar cerrahı
  • 1964 - Jean Alesi, İtalyan asıllı Fransız Formula 1 yarışçısı
  • 1966 - Greg Grunberg, Amerikalı aktör
  • 1969 - Peter Dinklage, Amerikalı film, televizyon ve tiyatro oyuncusu
  • 1978 - Joshua Jackson, Kanadalı-Amerikalı oyuncu
  • 1979 - Danilo Gabriel de Andrade, Brezilyalı profesyonel futbolcu
  • 1981 - Emiliano Moretti, İtalyan futbolcu
  • 1982 - Marco Arment, Amerikalı web geliştiricisi
  • 1983 - Ekaterina Iourieva, Rus atlet
  • 1984 - Vágner Love, Brezilyalı futbolcu
  • 1985 - Dzmitrıy Koldun, Beyaz Rus şarkıcı
  • 1986 - Shia LaBeouf, Amerikalı aktör
  • 1987 - Gonzalo Castro, Alman futbolcu
  • 1987 - Marsel İlhan, Özbek asıllı Türk millî tenisçi
  • 1988 - Claire Holt, Avustralyalı aktris ve model
  • 1988 - Marcos Antônio Nascimento Santos, Brezilyalı eski futbolcu
  • 1989 - Lorenzo Ariaudo, İtalyan futbolcu
  • 1991 - Dan Howell, İngiliz YouTuber
  • 1992 - Julian Alaphilippe, Fransız yol bisikleti ve cyclocross yarışçısı
  • 1999 - Kai Havertz, Alman futbolcu

Ölümler

  • MÖ 323 - Büyük İskender, Makedonya Kralı (d. MÖ 356)
  • 1183 - Genç Kral Henry, II. Henry ile Akitanya Düşesi Eleanor'un hayatta kalan en büyük çocuklarıdır (d. 1155)
  • 1216 - I. Henri, Konstantinopolis'te kurulan Latin İmparatorluğu'nun 1206 ile 1216 tarihleri arasında ikinci imparatoru (d. 1174)
  • 1345 - Aleksios Apokaukos, Bizanslı devlet adamı ve askerdir (d. ?)
  • 1488 - III. James, 1460'tan 1488'e kadar İskoçya kralıdır (d. 1451)
  • 1557 - III. João, Portekiz Kralı (d. 1502)
  • 1727 - I. George, İngiltere Kralı ve Hannover Elektörü (d. 1660)
  • 1816 - Pierre Augereau, Fransız mareşal ve Yüksek meclis üyesi (d. 1757)
  • 1847 - Afonso, Brezilya İmparatorluğu tahtının veliahtı (d. 1845)
  • 1852 - Karl Briullov, Rus ressam (d. 1799)
  • 1903 - Nikolai Vasilieviç Bugaev, Rus matematikçi (d. 1837)
  • 1909 - Simon Newcomb, Kanadalı-Amerikan astronom ve matematikçi (d. 1835)
  • 1913 - Mahmud Şevket Paşa, Osmanlı asker ve devlet adamı (ö. 1856)
  • 1936 - Robert E. Howard, Amerikalı yazar (d. 1906)
  • 1942 - Selahattin Enis Atabeyoğlu, Türk roman ve hikâye yazarı (d. 1892)
  • 1956 - Corrado Alvaro, İtalyan romancı ve şair (d. 1895)
  • 1963 - Thich Quang Duc, Vietnamlı Budist rahip (d. 1897)
  • 1964 - Plaek Phibunsongkhram, 1938'den 1944'e ve 1948'den 1957'ye kadar Tayland Başbakanı olarak görev yapan Taylandlı bir askeri subay ve politikacıydı (d. 1897)
  • 1970 - Aleksandr Kerenski, Rus siyasetçi (d. 1881)
  • 1971 - Roland Rohn, Alman mimar (d. 1905)
  • 1974 - Julius Evola, İtalyan politika, felsefe, tarih ve tradisyonalist bakış açısından dini konularda yazıları olan bir yazar (d. 1898)
  • 1979 - John Wayne, Amerikalı oyuncu (d. 1907)
  • 1984 - Enrico Berlinguer, İtalyan Komünist Partisi Genel Sekreteri (d. 1922)
  • 1988 - Giuseppe Saragat, İtalyan sosyalist politikacı (d. 1898)
  • 1990 - Oldřich Nejedlý, Çek eski millî futbolcu (d. 1909)
  • 1993 - Friedrich Thielen, Alman siyasetçi (d. 1916)
  • 1999 - DeForest Kelley, Amerikalı oyuncu
  • 2004 - Jorge Martínez Boero, Arjantinli otomobil yarışçısı (d. 1937)
  • 2005 - Vasco Gonçalves, Portekizli general ve siyasetçi (d. 1922)
  • 2007 - Mala Powers, Amerikalı aktris (d. 1931)
  • 2011 - Eliyahu M. Goldratt, İsrailli iş adamı (d. 1947)
  • 2012 - Ann Rutherford, Kanada asıllı Amerikalı oyuncu (d. 1917)
  • 2012 - Teófilo Stevenson, Kübalı amatör boksör (d. 1952)
  • 2013 - Robert Fogel, Amerikalı ekonomist (d. 1926)
  • 2014 - Ruby Dee, Amerikalı oyuncu, yazar ve İnsan Hakları savunucusu (d. 1922)
  • 2015 - Ornette Coleman, Amerikalı caz müzisyeni (d. 1930)
  • 2015 - Ron Moody, İngiliz oyuncu (d. 1924)
  • 2015 - Dusty Rhodes, Amerikalı eski profesyonel güreşçi (d. 1945)
  • 2016 - Rudi Altig, Alman profesyonel bisikletçi (d. 1937)
  • 2016 - Christina Grimmie, Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı (d. 1994)
  • 2017 - Errol Christie, Eski profesyonel İngiliz boksör ve boks antrenörü (d. 1963)
  • 2017 - David Fromkin, Amerikalı yazar, avukat ve tarihçi (d. 1932)
  • 2017 - Jim Graham, İskoçya doğumlu Amerikalı politikacı (d. 1945)
  • 2018 - Oscar Furlong, Arjantinli tenis ve basketbol oyuncusu, antrenör (d. 1927)
  • 2018 - Yvette Horner, Fransız akordeon sanatçısı (d. 1922)
  • 2018 - Roman Kłosowski, Polonyalı oyuncu (d. 1929)
  • 2019 - Carl Bertelsen, Danimarkalı eski futbolcu (d. 1937)
  • 2019 - Gabriele Grunewald, Amerikalı orta mesafe koşucusu kadın atlet (d. 1986)
  • 2019 - Valeria Valeri, İtalyan kadın dublaj sanatçısı, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (d. 1921)
  • 2020 - Kraisak Choonhavan, Taylandlı siyasetçi ve müzisyen (d. 1947)
  • 2020 - Katsuhisa Hattori, Japon klasik besteci ve hukukçu (d. 1936)
  • 2020 - Emmanuel Issoze-Ngondet, Gabonlu diplomat ve siyasetçi (d. 1961)
  • 2020 - Rosa Maria Sardà, İspanyol aktris, komedyen ve politik aktivist (d. 1941)

 

 

Tatiller ve özel günler

  • Hristiyanlıkta "Aziz Barnabas Günü" 

 

Barnabas

 
 
Barnabas

Barnabas ya da Barnaba (Yunanca: Απόστολος Βαρνάβας - Apostolos Varnavas), Havariler Çağı'nda Pavlus'la anlaşmazlığa düşmüş Hristiyan azizi.

Levi Kabilesi'ndendir ve Kıbrıslıdır. Pavlus'a, Kıbrıs ve Anadolu'ya düzenlenen 1. Misyon Gezisi'nde eşlik etmiştir. Kıbrıs Kilisesi'nin kurucusudur.[1] Kıbrıs'ta öldürüldüğüne inanılır.[1] Her yıl 11 Haziran, "Aziz Barnabas Günü" olarak kutlanır.

Havari Petrus'un akrabası olan, incil yazarlarından Markos'un arkadaşı idi. 1. Misyon Gezisi'ne Pavlus'la birlikte çıktılar. Sonra yolları ayrıldı. Sünnet geleneğini savundu, Pavlus'un yeni yorumlarını kıyasıya eleştirdi. Gezi anılarını kaleme alan Luka, anlaşmazlık sonrasında Pavlus'un tarafında kaldı.

Barnabas İncili

Kanonik incillerden başka Barnabas'a atfedilen ve muhtemelen 16. yüzyılın son çeyreğinde bir Müslüman tarafından yazılmış düzmece bir incil bulunmaktadır.

Ayrıca bakınız

  • Milano Başpiskoposları listesi

Milano başpiskoposları listesi

 

Listede bulunan isimler Milano piskopos ve başpiskoposlarıdır:

400'e kadar

  • Aziz Barnabas, 1. yy.
  • Aziz Anathalon, 1. yy.
  • Aziz Gaius, 1. yy.
  • Aziz Castricianus, 2. yy.
  • Aziz Calimerus, 3. yy.
  • Aziz Monas, spätes 3./erken 4. yy.
  • Aziz Mirocles, ? – yaklaşık 316
  • Aziz Maternus, yaklaşık 316 - 328
  • Aziz Protasius, yaklaşık 328 - 344
  • Aziz Eustorgius, yaklaşık 344 - 349
  • Aziz Dionysius, yaklaşık 349 - 360, 355'te sürgüne gider.
  • Auxentius, 355–374 
  • Aziz Ambrosius, 374–397
  • Aziz Simplicianus, 397 - 400

Kategori:İtalyan piskoposlar

Vikipedi, özgür ansiklopedi
 
 

Alt kategoriler

Toplam 8 alt kategoriden 8 tanesi burada bulunmaktadır.

► İtalyan piskoposlar‎ (8 K, 11 M)

 

B

I

M

O

P

S

"İtalyan piskoposlar" kategorisindeki sayfalar

Bu kategoride toplam 11 sayfa bulunmaktadır ve şu anda bunların 11 tanesi görülmektedir.

 

 

Kategori:Avrupa'daki Roma Katolik piskoposlar

 

Alt kategoriler

Toplam 12 alt kategoriden 12 tanesi burada bulunmaktadır.

A

F

L

 

 

Kaynak : wikipedia.org


Bu haber 218 kez okundu.

                                                   3 + 10 = ?

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Haber Scripti V5 © 2020 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim