Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
(73) Şırnak ve Coğrafyası
Coğrafya
2021-03-20 06:37

(73) Şırnak ve Coğrafyası

Şırnak ili

 
Şırnak
Şehir
 
Takma ad: 
Şehr-i Nuh
Slogan: 
İnsanlığın Dünya'ya Yayılan Merkezi

Türkiye'deki yeri ve merkezin konumu
Ülke  Türkiye
Bölge Doğu Anadolu Bölgesi
İl Şırnak
İdare
 • Belediye başkanı Mehmet Yarka (AK Parti)
Yüzölçümü
 
 • Toplam 1,717 km² (662 mil²)
Rakım 1.650 m (5.410 ft)
Nüfus
 (2011)rapor.tuik.gov.tr
 • Toplam 290,307
 • Yoğunluk 160/km² (430/mil²)
Zaman dilimi UTC+03.00 (UDAZD)
Alan kodu (+90) 486
Resmî site
www.sirnak.gov.tr/

Şırnak, eski adıyla Şehr-i Nuh , Doğu Anadolu Bölgesi'nde Şırnak ilinin ve merkez ilçesinin yönetim merkezi olan şehirdir.

Şırnak, tarihsel olarak çok eski bir geçmişe sahiptir. Şehrin geçmişi Kâtip Çelebi’nin 17. yüzyılda yazdığı 'Seyahatnâme' ve tarihî rivayetlere göre Nuh Tufanı öncesine dayanır. Bu rivayetlere göre Cizre, tufandan sonra ikinci kez Nuh ve oğulları tarafından inşa edilirken Cizre’nin kızgın sıcağından korunmak için Şırnak, yazlık ve yaylak olarak inşa edilmiştir.

Şırnak, Nuh'un gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cûdi Dağı’nın kuzeyinde 'Şehr-i Nûh' adıyla kurulmuş, önceleri "Şerneh", daha sonraki yıllarda ise "Kürdara Şırnak" adını almıştır. Şırnak, tarihte birçok önemli devletin başkentini kendi topraklarında barındırmıştır. Aynı zamanda Guti (Qurtie) imparatorluğunun başkenti olan "Bajarkard", Silopi ilçesi topraklarındadır. İl sınırları içinde bulunan Cûdi Dağı’nın isminin Gutilerden geldiği düşünülmektedir.

 

Tarihçe

 

Şırnak, tarihsel olarak çok eski bir geçmişe sahiptir. Şehrin geçmişi Kâtip Çelebi’nin 17. yüzyılda yazdığı 'Seyahatnâme' ve tarihî rivayetlere göre Nuh Tufanı öncesine dayanır. Bu rivayetlere göre Cizre, tufandan sonra ikinci kez Nuh ve oğulları tarafından inşa edilirken Cizre’nin kızgın sıcağından korunmak için Şırnak, yazlık ve yaylak olarak inşa edilmiştir.

Şırnak, Nuh'un gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cûdi Dağı’nın kuzeyinde 'Şehr-i Nûh' adıyla kurulmuş, önceleri "Şerneh", daha sonraki yıllarda ise "Kürdara Şırnak" adını almıştır. Şırnak, tarihte birçok önemli devletin başkentini kendi topraklarında barındırmıştır. Aynı zamanda Guti (Qurtie) imparatorluğunun başkenti olan "Bajarkard", Silopi ilçesi topraklarındadır. İl sınırları içinde bulunan Cûdi Dağı’nın isminin Gutilerden geldiği düşünülmektedir.

 

İl merkezinde 2015 yılında çatışmalar başlamıştır. Çatışmalarda birçok kişi yaralanmış ve yaşamını yitirmiştir.

 

2015-2016 Şırnak çatışmaları, Türkiye'nin Şırnak il merkezi ile birlikte Cizre, İdil ve Silopi ilçelerinde 2015 yılının ikinci yarısından sonra özyönetim talepleri sonucu başlayan, güvenlik güçleri ile PKK, YDG-H ve YPS mensupları arasında devam eden çatışmalar bütünü. Çatışmaların olduğu bölgelerdeki birçok mahalleye hendekler kazılmış, bu gelişmelerin ardından ildeki birçok mahallede sokağa çıkma yasakları ilan edilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Aralık 2015'te çatışmanın olduğu mahallelere tank ve zırhlı araçlarla birlikte 10 bin asker göndermiştir. Askeri kaynaklar tankların patlayıcı tuzaklanmış barikatları yıkmak için kullanıldığını belirtmiş, ordu birlikleri mahallelere girerek bu barikatların bulunduğu bölgelere top atışları yapmış ve çıkan çatışmalar sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu birçok kişinin yaşamını yitirdiği iddia edilmiştir. İMC TV ve Nokta dergisi'nin de aralarında bulunduğu bazı kaynaklar, meydana gelen bazı sivil ölümlerin tanklardan yapılan top atışlarının evlere isabet etmesi sebebiyle meydana geldiğini bildirmişlerdir. Top atışlarının ardından Cizre halkının çatışmaların olmadığı mahallelere ya da ilçe içerisinde yer alan sağlam evlere göç etmek zorunda kaldığı belirtilmiştir. İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın bildirdiği verilere göre, yaklaşık 200 bin nüfusa sahip Cizre ve Silopi ilçelerinde toplam 55 bin kişi çeşitli yerlere göç etmiştir (Cizre: 25 bin, Silopi 30 bin). Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız ise Cizre'de göç eden nüfusun 100 bin civarında olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte göç eden Şırnaklılardan bazılarının ertesi gün tekrar geri döndükleri bildirilmiş, göç sırasında sadece çocukların, hastalar ve yaşlıların çıkarıldığı ifade edilmiştir.

Bazı haber ajanslarının ve televizyon kanalarının, olaylar, çatışmalar ve gerçekleştirilen hendek operasyonları sırasında meydana gelen sivil ölümlerin gizlenmesi amacıyla iliştirilmiş gazetecilik yöntemleri kullandığı iddiaları basına yansımıştır.

TSK'nın Cizre'de 14 Aralık 2015 tarihinden itibaren yürüttüğü Şehit Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Burak Demirci Operasyonu ismini verdiği operasyon 13 Şubat 2016 günü öğle saatlerinde sona ermiştir. Bununla birlikte 14 Mart 2016 tarihinde sokağa çıkma yasağı ile başlayan Şehit Jandarma Üsteğmen Mehmet Çiftçi operasyonunun 3 Haziran 2016 tarihinde bittiği açıklanmıştır.

Çatışmalarda Sualtı Savunma Grup Komutanlığı'na bağlı komandolar da yer almıştır.

Uluslararası Af Örgütü, 2015 yılındaki insan hakkı ihlallerini kapsayan yıllık raporunda söz konusu çatışmaların insan hakları ihlallerini artırdığı belirtilmiş ve raporda "İnsan haklarının durumu Haziran’daki genel seçimlerin ve Temmuz’da Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve Türk silahlı kuvvetleri arasındaki şiddetin patlak vermesinin ardından ciddi biçimde kötüye gitti" ifadelerine yer verilmiştir.

 

Arka plan

Olaylar başlamadan önce kentte başlatılan gözaltıları ve sınır ötesi operasyonları ve 2015 Suruç saldırısını protesto gösterileri gerçekleşmiş, bu gösterilerde siviller yaralanmış veya yaşamını yitirmişti. Bununla birlikte Suruç saldırısını protesto gösterilerinde zaman zaman çatışmalar da çıkmıştı. Ayrıca 2014 Irak Savaşı ve Rojava Savaşı kapsamında yaşanan Kobani Kuşatması sırasında çok sayıda Cizreli genç Şengal, Rakka ve Kobani şehirlerine Irak ve Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı savaşmaya gitmiş ve buna paralel olarak ilçede birçok protesto gösterisi düzenlenmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), olayların başlangıcına tekabül eden tarihte Türkiye Büyük Millet Meclisine "Toplumsal barışı tehdit eden artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" konulu bir araştırma önergesi vermiş, fakat önerge Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oylarıyla reddedilmişti.

Nedenleri

 
Çatışmalarda hasar alan bir araç (15 Eylül 2015).

Şırnak'ta daha önceki yıllarda da yaşananhendek kazma olaylarının 2015 yılının ikinci yarısında tekrar başlamasından önce bazı Şırnaklılar devlet kurumlarının meşruiyetini tanımadığını ve demokratik özyönetimini geliştirip savunacağını belirtmişlerdir. Yöre halkının katılımıyla Ağustos 2015'te kurulan "Cizre Halk Meclisi" adındaki yerel yönetimin eşbaşkanları Asya Yüksel ve Mehmet Tunç da, konuyla ilgili olarak, kurulan hendeklerin ve barikatların Türkiye'deki mevcut iktidarının, bölge halkının öz iradesine yönelik bir tutum içerisinde olması sebebiyle oluşturulduğunu bildirmişlerdir. Eşbaşkanlar, özyönetimle devleti reddetmediklerini ancak devlet kurumlarının halkın taleplerini karşılamaması nedeniyle demokratik özyönetimi inşa etme hamlesinin başlatıldığını söylemişlerdir. Ayrıca aralarında Dicle Haber Ajansı ve Evrensel gazetesinin de bulunduğu bazı kaynaklarda, yöre halkına uygulandığı iddia edilen birtakım baskı politikalarının ve süregelen devlet şiddetinin, hendeklerin ve barikatların kurulmasına yol açtığı belirtilmiştir. Bazı haber kaynaklarında barikat ve hendeklerin bazılarının bizzat halk tarafından inşa edildiğine ilişkin haberler basına yansımıştır. Bölgeyi ziyaret eden Die Welt gazetesi Türkiye muhabiri Deniz Yücel de bu iddianın kısmen doğru olduğunu belirtmiş ve halkın bir kısmının hendek ve barikatlara sempatisi veya yardımı bulunduğunu ifade etmiştir. Yücel, olayları "Oradaki gençlerin hepsi değilse bile önemli bir kısmı zaten mahallenin gençleri. Yani tümüyle dışarıdan gelme falan değil. Aralarında belki PKK gerillası olan, dağdan inme belki tek tük birileri vardır, olabilir. Ama çoğunluk, mahallenin gençleri." cümleleriyle aktarmıştır.

Olayların başlamasında tarihsel etkenlerin de rol oynadığı belirtilmektedir. Bu tür olaylar hakkında saha çalışmaları yapan antropolog Adnan Çelik; yaşanan bu “olaylar silsilesini” açıklamak için kısa zaman verilerinin yetersiz olduğunu ifade etmiş ve olayların Kürtlerin egemenlik meselesi hâline dönüştüğünü ifade etmiştir.[197] Çelik, Evrensel gazetesinde çıkan röportajında, söz konusu konunun Türkiye sınırlarını aşan sınır-aşırı bir uluslararası boyutla doğrudan alakalı olduğunu ve bu sebeple Suriye İç Savaşı koşullarında biçimlenen Rojava Savaşı kapsamında PYD’nin siyasi ve YPG'nin askeri örgütlenmesiyle ilişki içerisinde incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Aynı zamanda Çelik yaşanan olayların en son çıkarılan ceza yasası ile de ilişkili olduğunu belirtmiş, yeni tutuklama dalgası ile legal gençlik hareketlerinin tasfiyesinin amaçlandığını ve buna karşın gençlik hareketinin kendini koruma hedefiyle çatışmalara zemin hazırladığını ifade etmiştir. Çünkü Çelik'e göre ceza yasası en sıradan bir gösteriye ya da basın açıklamasına katılan kişileri bile hapse atmaya yetmekteydi ve özellikle ilk defa Cizre’de kazılan hendekler ve devlet güçlerinin mahallelere girişinin engellenmesi, bu tutuklama dalgasına karşı önlem amacı taşımaktaydı.

 
Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) üyeleri açılan barikatların arkasında, Ekim 2015

Hendekleri kazan ve barikatlar kuran YDG-H üyeleriyle ile yapılan röportajlarda, hendeklerin kazılmasının sebepleriyle ilgili olarak "Devletin uygulamaları halkın güvenliğini tehdit ediyor, zarar veriyor. Biz de halkımızı devlete karşı korumak zorundayız." beyanında bulunulmuştur. İsminin açıklanmasını istemeyen bir diğer YDG-H'li ise hendeklerin kazılmasıyla ilgili şu açıklamada bulunmuştur;[198]

"90'larda dedem ve amcamı evden alıp işkenceyle öldürüldüler. Onların nasıl öldürüldüğü hikâyesiyle büyüdüm. Babam da hapise atıldı. Biz halkımızın canını ve ırzını korumak onları savunmak için hendekleri kazdık. Burada bir tek PKK'li yok. Bu gerillanın savaşı değil, halkın savaşıdır."
 

HDP, hendeklerin bir sebep değil şu ana kadar gerçekleşen katliamların bir sonucu olduğunu belirtmiştir. Parti, sorunun çözümünün hendeklerin kaldırılmasından önce devletin saldırılarının sonlanması olduğunu bildirmektedir.[199] Parti eş başkanı Selahattin Demirtaş, El Cezire'ye verdiği röportajda “Hendek, barikatın özerklik ve öz yönetim uygulamalarıyla hiçbir alakası yok. Hendek ve barikat polis, asker operasyonları, ev basma, gece gündüz mahalleye girip tutuklamalar ve infazlar yapması üzerine geliştirildi.” açıklaması yapmıştır.

 
Özyönetim ve hendeklere dair 18 Aralık 2015 tarihli basın toplantısı. Soldan sağa: Selahattin Demirtaş, Kamuran Yüksek, Hatip Dicle, Selma Irmak, Figen Yüksekdağ, Ertuğrul Kürkçü

18 Aralık 2015 tarihinde HDP, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticileri Diyarbakır’da ortak bir basın toplantısı düzenlemişlerdir. Toplantıda söz alan DTK Eş Başkanı Hatip Dicle, yaşanan çatışmaların çözüm sürecinin bitirilmesi nedeniyle gerçekleştiğini ifade etmiştir. Dicle, bu durumu şu cümlelerle açıklamıştır;

"Bugün hendeklere sıkıştırılan halkın öz yönetim talepleri çözüm sürecindeki günlerde masada açığa çıkıyor, konuşuluyor, tartışılıyordu. Bize göre üç konu devletin masadan kalkmasını zorladı. Birincisi, Rojava'daki gelişmeler ve PYD'nin gittikçe meşruiyet kazanması, ikincisi Rojava'da iki kantonun birleşmesi ve AKP'nin aldığı yenilgi ile HDP'nin başarısı eklenince bu süreç bitirildi ve artık acılı bir ortam yaşanmaya başlandı. Tüm Türkiye halklarını olumsuz etkileyen gerek ekonomik alanda gerek siyasi alanda zorlayan süreç başlamıştı. Aslında Dolmabahçe Mutabakatı'nda ulaşılan süreç devam etseydi, bugünkü ortam da olmayacaktı."
 

Toplantıda konuşan HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ise hendek çatışmalarının sokağa çıkma yasağının ilanıyla ilişkili olduğunu söylemiş, konu hakkında "Valiler suç işliyor; sokağa çıkma yasağı ilan edemez. Devletin kendisi polisi valisi kanun dışı davranıyor. Ne yapacak bu halk, savcılara mı şikayet edecekler, savcılar içeride, basına mı anlatacak, gazeteciler içeride. Gençler hendek kazıyormuş. Başka bir yol gösterin ne yapsınlar, kime şikayet etsinler?" açıklamasında bulunmuştur.

19 Ocak 2016 tarihinde gerçekleştirilen HDK 1. Olağan Konferansı sonucunda açıklanan bildirgede; çıkan çatışmalar "7 Haziran seçimleriyle tecelli eden halk iradesini yok sayarak fiili bir başkanlık rejimi ile yönetime el koymuş, bir darbe ile parlamentoyu ve parlamenter sistemi işlevsizleştirerek faşist bir yapı oluşturmuştur." nedenine bağlanmıştır. Bildirgeye göre, son dönemlerde yaşanan olaylar Kürt siyasi hareketine düzenlenen bir "Çöktürme Harekatı"dır ve hendeklere indirgenmeye çalışılan bütün bu çöktürme sürecine bölge halkı "özyönetim ilanları" ile yanıt vermiştir.

 
Cizre'de bir sokakta görülen hendek ve arkasındaki barikat

Bununla birlikte devlet kanadından eski Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) müsteşar yardımcısı Cevat Öneş, siyasetin devre dışı kaldığını ve silahlı çatışmaların bu sebeple arttığını belirtmiştir. Öner, konuyla ilgili olarak “Özyönetim, parlamento bünyesinde tartışılarak toplumsal katmanlarda tartışılarak toplumsal uzlaşma ile demokratik bir anayasa içerisinde düşünebilecek bir meseledir” açıklamasında bulunmuştur.

Bazı haber sitelerinde çıkan haberlere göre ise hendekler örgütün devlet güçlerine yönelik eylemlere zemin hazırlaması için kazılmıştır. Bu görüşlere göre militanlar yapılacak eylemlerin ardından hendek kazılan mahallere geri dönecekler ve yollara hendekler kazıldığı için devlet güçleri zırhlı araçlarla giremeyeceklerdir. Buna paralel olarak aralarında Ak Parti Mardin milletvekili Orhan Miroğlu'nun da bulunduğu bazı yazarlar, hendek olaylarının başlama nedeninin PKK için bir güç ispatı ve savaşı dağlardan şehirlere taşıma stratejisi olduğunu iddia etmiştir.

Milliyet gazetesi yazarı Tolga Şardan'a göre, çatışmaların çıkma sebebi PKK kırsal kadrolarının, şehir kadrolarıyla birleşmeye çalışmasıdır. Şardan, bu iddiasını Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yanı sıra 30’a yakın kentten gelen vali, emniyet müdürü, il jandarma komutanları ve Millî İstihbarat Teşkilatı Bölge Başkanı’nın katıldığı güvenlik zirvesinde konuşulan “PKK’nın kırsaldaki grupları ile şehir gruplarının bağlantısının kesilmesi” konu başlığına dayandırmaktadır. Yine Şardar'a göre Şırnak ve ilçelerindeki eylemler, daha önce Kandil’de eğitilip Türkiye’ye gönderilen veya kırsaldan gelen silah ve bombalama eğitiminde yetişmiş kadrolarca gerçekleştirilmiştir.

Kayıplar

 
Cizre'deki sokağa çıkma yasağı sürerken ilçede yıkılan binaların da görüldüğü kuş bakışı görünüm, 2 Mart 2016.

Meydana gelen ölümler konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun sivil kaybın olmadığı yönünde açıklamalar yaparken aralarında İnsan Hakları Derneği ve Mazlum-Der'in de bulunduğu kimi kaynaklar kentte sivillerin yaşamını yitirdiğini bildirmektedir. Aynı kaynaklar ölen sivillerden bazılarının devlet güçlerine bağlı keskin nişancılar tarafından öldürüldüklerini belirtmektedir. İngiliz yayın kuruluşu BBC, sadece 4-11 Eylül tarihleri arasında 30 sivilin öldürüldüğünü bildirmiştir. Bununla paralel olarak HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da Cizre'de hayatını kaybeden 11 çocuk annesi Taybet İnan'ın devlet gücü olarak görev yapan keskin nişancıların hedefi olduğunu belirtmiş ve cenazesinin günler boyunca sokakta kaldığını belirtmiştir. Buna benzer olarak çatışmalar sırasında yaralanan Hüseyin Paksoy isminde 16 yaşındaki bir çocuğun, yaralandıktan sonra dört gün boyunca hastaneye kaldırılamadığı için olay yerinde yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. Konuyla ilgili Hür Dava Partisi, (Hüda-Par) Cizre ilçe Başkanı Ahmet Elçin, hendeklerin kazılmasından bu yana birçok sivilin yaşamını yitirdiğini belirtmiş ve "75 yaşında öldürülen insanlar var. Güvenlik güçlerine ait bir zırhlı araca atılan roketin evine isabet etmesi sonucu Şeyh Bahattin Sevinik adındaki bir tanıdığım hayatını kaybetti. Olaylar sırasında 9 yaşındaki eli kopan bir çocuğun duvara yapışan parmağının bir fotoğrafı var. Maalesef Başbakan bu konuda talihsiz bir açıklama yaptı." açıklamasını yapmıştır.

Avrupa Konseyi olaylar sırasında gerçekleşen sivil ölümlerle ilgili endişelerini dile getirmiştir. Yapılan açıklamada, Konsey'in "Devlet güçlerinin sivillere karşı orantısız güç kullanımına dair ciddi iddialar" aldığını ve durum değerlendirmesi yapılması için Cizre'nin gözlemcilere açılması gerektiği bildirilmiştir. Bununla paralel olarak İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve Diyarbakır Barosu da hazırladıkları raporda yaşanan olaylara dair bağımsız bir soruşturmanın gerektiğini belirtmiştir.

Sivil ölüm sayıları ile ilgili olarak HDP Parti Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen tarafından yayımlanan ara raporda Ağustos-Aralık 2015 tarihleri arasında Cizre'de 56, Silopi'de 29 olmak üzere toplam 85 sivilin yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. 14 Aralık 2015 - 9 Ocak 2016 tarihleri arasında Cizre ilçesinde yaşamını yitiren kişi sayısının ise 39 olduğu belirtilmiştir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı ise, 16 Ağustos 2015 - 21 Ocak 2016 tarihleri arasında sokağa çıkma yasakları esnasında yaşamını yitiren sivil sayısını Cizre'de 66 ve Silopi'de 27 olmak üzere toplam 93 olduğunu bildirmiştir.[148] Bununla birlikte Mazlum-Der Silopi ilçesine dair yayınladığı raporda 29 sivilin yaşamını yitirdiğini ve bunun yanında ilçede yapılan çeşitli işkencelere dair duyumlar aldıklarını bildirmiştir.

 
Cizre'de bir bebeğin defin töreni, Eylül 2015.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı, 16 Ağustos 2015 - 21 Ocak 2016 tarihleri arasında Şırnak'ta yaşamını yitiren kadın sayısının 16 (Cizre: 11, Silopi: 5), çocuk sayısının 17 (Cizre: 11, Silopi: 6), 60 yaş üstü yaşlı sayısının ise 15 (Cizre: 8, Silopi: 7) olduğunu rapor etmiştir.[148] Şırnak Barosu da, devlet güçlerinin özyönetim talebi nedeniyle yürüttüğü operasyonlar sonucunda meydana gelen çocuk ölümlerinin en fazla Şırnak ilinde meydana geldiğini açıklamıştır.

Çatışmalarda yaşamını yitiren sivillerin hangi taraf tarafından vurulduğu konusu tartışmalıdır. Başbakan Ahmet Davutoğlu meydana gelen ölümlerin devlet kaynaklı olmadığını söylemiştir. Aksi iddialara göre ise sivil ölümler devlet güçlerinin müdahalesi sırasında meydana gelmiştir. Bununla birlikte olaylar sırasında devlet güçleri tarafından vurulduğu iddia edilen kişilerin yakınlarına, vurulan kişilerin "PKK tarafından vurulduğuna" dair zorla kâğıt imzalatıldığı iddiaları basına yansımıştır.

Olayların başlamasından bu yana gerçekleşen çatışmalar esnasında birçok asker ve polis yaşamını yitirmiştir.

TSK, 3 Haziran 2016 günü internet sayfasından yaptığı açıklama ile Şırnak il merkezi ile İdil, Cizre ve Silopi ilçelerinde toplam 1456 eylemci veya militanın ölü, yaralı ya da tutuklu olduğunu bildirmiştir.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bölgedeki sivil ölümler için Avrupa ve Türkiye‘den heyetlerin oluşturulup inceleme yapmasını önerdiklerini ancak bunun kabul edilmediğini, iddiaların netleşmesi için "bağımsız, tarafsız bir soruşturma" istediklerini ve PKK’nın yol açtığı sivil ölümler varsa bunların da ortaya çıkmasını istediklerini dile getirdi.

 
Cizre çatışmaları yıkılan evinin başında bir kadın, 2 Mart 2016

23 Ocak 2016'dan bu yana Cizre'de bir binanın bodrumunda 28 yaralı mahsur kaldığı ve yaralılardan 7’sinin hastaneye kaldırılamadığı için yaşamını yitirdiği bilinmektedir. HDP Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız, Cizre'de insanlık suçu işlendiğini, ambulansların uzakta bekletildiğini ve yaralıların bulunduğu binanın "tankla topla dövüldüğünü" dile getirdi.[228] Şırnak Valiliği, PKK'nın yaptığı patlayıcı tuzaklı barikatlar, hendekler ve ambulanslarla sağlık görevlilerine yönelik silahlı saldırılar nedeniyle ambulansların en yakın yere intikal ettirildiğini ve yaralıların bu noktaya getirilmesi istenildiği ancak tüm çabalara rağmen yaralılar ve arayanlar tarafından bu çağrıya olumlu cevap verilmediğini bildirdi.[228] Başbakan Davutoğlu, “Bahsi geçen yaralılara ulaşılması isteniyorsa ki biz istiyoruz, buradaki terör odaklarına teslim olmaları konusunda çağrı yapılması lazım. Ambulanslara yönelik saldırılar olunca olay yerine ulaşamıyorlar” dedi. 29 Ocak 2016'da Anayasa Mahkemesi, yaralılarla ilgili yaşam hakkı ihlali başvurusuna ilişkin "anılan kişilerin yaralı olup olmadığına, yaralı iseler durumlarının ağır olup olmadığına, hangi koşullar altında yaralandıklarına, tamamının yaralı olup olmadığına, silahlı olup olmadıklarına ve hangi adreste bulunduklarına ilişkin belirsizliğin hâlen devam etmesi nedeniyle" tedbir talebini reddetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi orada 600-1000 metre mesafede bunlara bu anonslar yapılıyor. ‘Alın yaralıları, getirin güvenli bölgeye ve biz buradan hemen onları hastaneye götürelim’ deniyor. Ambulanslar hazır ama bunlar yaralıları oraya kasıtlı götürmüyor. Belki de yaralı değiller. Oradaki ilgili arkadaşlar tedbiri almak zorundalar. Ona göre onlar da o tedbirle bu işi yürütüyorlar" dedi. HDP Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız, 30 Ocak 2016'da yetkililerle yapılan temaslar sonucu ağır yaralıların, daha hafif şekilde yaralananlar ve yaralı olmayanların sırtlarında taşınarak yaklaşık 700 metre mesafede bekleyen belediyeye ait ambulanslara götürüleceklerini açıkladı. Fakat ardından geçen süreçte yaralıların binadan çıkarıldıkları anda özel harekât timleri tarafından tekrar ateş altına alındığı ifade edildi. Başbakan Ahmet Davutoğlu ise söz konusu olayı "Bir bodrumda yaralılar var diyerek dünyayı ayağa kaldırdılar. Ama oraya her yaklaşıldığında keskin nişancılarla saldırıyorlar. Dünyayı kandırıyorlar." şeklinde yorumlamıştır.

 
Silopi'deki çatışmalar sırasında hasar gören bir bina ve önündeki kadın, 22 Ocak 2016

5 Şubat 2016 tarihinde 37 kişinin bir binada mahsur kaldığı bildirilmiş ve bu binada çıkan yangın sonrası 9 kişinin yanarak yaşamını yitirdiği, 25 kişinin ise ağır yanıklarla binada bekletildiği belirtilmiştir. Bazı kaynaklar ise içerideki kişilerin PKK mensupları olduğunu ifade etmiştir.

10 Şubat'ta Cizre'de başka bir bodrumda mahsur kalan yaklaşık 50 kişi olduğu ve bu kişilerden 20'sinin yanarak yaşamını yitirdiği haberleri basına yansımıştır. Söz konusu bodrumda olduğu belirtilen ve babasına telefonla ulaşan Derya Koç isimli vatandaş "Alt kattaki bodrumda yaklaşık 20 yaralı arkadaşımızı yakarak katlettiler. Biz de geriye 20 kişi kaldık. Şu an etrafımız tanklarla çevrilmiş durumda. Bize de ateş açıyorlar. Biz de yanabiliriz her an." ifadelerine yer vermiş ve bodrumdakilerin isimlerini listelemiştir.

Çatışmaların ardından tanınmayacak halde olan ve kimse tarafından teşhis edilemeyen cenazelerin de olduğu haberleri basına yansımıştır.

Mazlum-Der yayınladığı raporda, Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015-2 Mart 2016 tarihleri arasında uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında en az 203 kişinin yaşamını yitirdiğini, bu sayının tespit edilecek diğer isimlerle 266’ya kadar yükselebileceği belirtmiştir. Raporda ateşli silahlara bağlı olarak ölümü gerçekleşen 66 kişiden 15 kişinin daha farklı tarihlerde ateşli silah yaralanmasıyla öldüğü fakat cesetleri sokaktan alınamadığı için isimlerinin öğrenilemediği, 5 kişinin hastaneye ulaştırılmadığı için kronik hastalıklarına bağlı olarak gerçekleşen ani rahatsızlıkları sonucu öldükleri, 139 ile 187 arasında kişinin ise Cudi Mahallesindeki üç bodrumda yaşamını yitirdiği ifade edilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Cizre ilçesinde 14 Aralık 2015'ten bu yana devam eden sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve operasyonların durdurulması için tedbir konması yönündeki başvuruyu 12 Ocak 2016'da reddetmiştir.[245] Kararda AİHM, "Bölgedeki aşikar olan vahim durum dikkate alındığında, başvuranların talep etmeleri durumunda gerekli bakıma, yardıma erişebilmelerini sağlamak üzere tüm uygun adımların hükûmet tarafından atılacağına güvendiğini" ve "ihtiyati tedbiri verebilmesi için elinde yeterli veri bulunmadığını" belirtmiştir.[246] AİHM, Cizre'de açılan ateşle yaralanan ancak ambulansın mahalleye girişine izin verilmediği için müdahale edilemeyen 16 yaşındaki Hüseyin Paksoy'un hastaneye kaldırılması için yapılan tedbir başvurusunu 18 Ocak 2016'da kabul etti. Paksoy, AİHM kararının avukatına gönderildiği saatlerde yaşamını kaybetmiştir.[249] Basına yansıyan haberlerde, haklarında tedbir kararı çıkan diğer yaralılardan Helin Öncü'nün Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı, Serhat Altun ve Cihan Kahraman'ın yaşamını yitirdiği, Orhan Tunç'a ilişkin bilgi alınamadığı kaydedilmiştir. Serhat Altun’un cenazesini ve yaralıların da olduğu kişileri almak için yürüyüşe geçenlere açılan ateş sonucu, İMC TV kameramanı Refik Tekin’in de aralarında bulunduğu en az 10 kişi yaralanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015 yılının Aralık ayında Cizre'de ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde hak ihlalleri iddiasıyla yapılan iki ayrı başvuruyu 7 Şubat 2019 tarihinde oy birliğiyle reddetti. Şırnak doğumlu Ömer Elçi'nin, Cizre'de Aralık 2015'te alınan sokağa çıkma yasağının "yaşama ve güvenlik haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle" karara itiraz eden başvurusu ile; Ahmet Tunç, Zeynep Tunç ve Güler Yerbasan'ın, "yakınları Orhan Tunç'un Cizre'deki sokağa çıkma yasağı sırasında ambulansın geçişine izin verilmemesi nedeniyle yaşamını yitirmesi" hakkında yaptıkları başvuruyu değerlendirdi. Mahkeme, Türkiye'deki iç hukuk yollarının tüketilmediği sonucuna vardı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin Cizre olaylarıyla ilgili başvuruları değerlendirmeyi sürdürdüğünü, başvurucuların Anayasa Mahkemesi'nin etkili bir iç hukuk yolu olmaktan çıktığını öne sürdüklerini ancak bunu kanıtlayamadıklarını bildirdi.[254] 4 Nisan 2019'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2015-16 yıllarındaki çukur olayları sırasında Cizre, Silopi ve Sur'da uygulanan sokağa çıkma yasağıyla ilgili Türkiye aleyhine yapılan 32 başvuruyu oybirliği ile reddetti. Mahkeme önceki iki kararında olduğu gibi Türkiye'deki iç hukuk yollarının tüketilmediğini açıkladı.

Ateşkes ve müzakere çağrıları

Ağustos 2015'te HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK'nın "derhal elini tetikten çekmesi" ve "tahkim edilmiş ateşkese uyacağını ilan etmesi", hükûmetin de "bir an evvel diyalog için hazır olduğunu beyan etmesi" için çağrıda bulundu. Eylül 2015'te aralarında Tarık Akan, Kadir İnanır, Fazıl Say, Rıza Türmen ve Levent Üzümcü'nün de bulunduğu bazı kişiler; PKK'nın tek taraflı ateşkes ilan etmesini, devletin şehir merkezlerindeki operasyonları durdurması ve müzakerelerin yeniden başlatılıp barış sürecinin önü açılması için çağrıda bulundu. Dönemin HDP'li Avrupa Birliği Bakanı Ali Haydar Konca, çatışma ortamının durdurulması için bir an evvel "sokağa çıkma yasakları dahil, bölgedeki güvenlik odaklı yaklaşımların son bulması, operasyonların bitirilmesi ve ellerin tetikten çekilmesi gerektiğini" dile getirdi. Kasım 2015'te Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muižnieks, "oldukça kalabalık bir nüfusun insan haklarına yönelen olağanüstü ağır müdahale ile neredeyse tam bir bilgi karartmasının birleşimi, gerekli gözetimin de yokluğu dikkate alındığında özellikle endişe verici" olduğunu ve "Türkiye Devleti’nin terörle mücadele etmeye hakkı ve görevi olduğunu vurgulamakla beraber, bu mücadelede kullanılan yöntemlerin başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, uluslararası standartlarca teminat altına alınan insan haklarına saygı duymak zorunda olduğunu" belirtti.[259] 20 Ocak 2016'da Avrupa Birliği Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, bölgede yaşananların endişe verici olduğunu söyleyerek, ateşkes çağrısında bulunmuş ve "PKK da Türkiye'ye saldırılarını durdurmalı ve diyalog sürecine geri dönmeli" açıklamasını yapmıştır.

 
Barış için akademisyenler bildirisi okunurken, 11 Ocak 2016.

11 Ocak 2016'da 1128 akademisyenin imzaladığı "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı barış için akademisyenler bildirisi; çatışmaların durdurulması, uygulanan sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması ve barış sürecine geri dönülmesi çağrısı yaptı. Bu açıklamanın ardından YÖK, "Teröre destek veren bu bildiri ile ilgili gereğinin yapılacaktır" açıklamasını yaptı.[263] Ardından Türkiye çapında onlarca akademisyen gözaltına alındı, görevden uzaklaştırıldı ya da haklarında idari veya adli soruşturma açıldı. 40'ın üzerinde akademisyen "metni tam olarak okumadan online şekilde imza attıklarını" belirterek bildiriden imzalarını geri çekti. Bu bildiriye karşı Hür Akademisyenler Derneği tarafından "Teröre Sessiz Kalmayacağız" başlığıyla 1700'ün üzerinde akademisyenin imzaladığı bir bildiri yayımlandı. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi John Bass ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden basın ve ifade özgürlüklerinin herkes için önemli olduğunu belirterek barış için akademisyenler bildirisini imzalayanları destekledi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da bildiriyi imzalayan akademisyenleri desteklediklerini bildirdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün 22 Aralık 2015'te yaptığı açıklamada, Temmuz 2015'ten bu yana devam eden güvenlik operasyonları ve çatışmalar sırasında çok sayıda sivilin öldürüldüğünü, halkın çatışmalardan kaçmak için evlerini terk ettiğini, gözaltında ciddi kötü muameleler olduğu, "güvenlik güçlerinin sokakta gördükleri veya evinden çıkan herkesin üzerine, silahlı olup olmadığına ve kişinin herhangi bir tehdit oluşturup oluşturmadığı ya da ölümcül güç kullanımı gerekip gerekmediğine bakmaksızın defalarca ateş açtığı" ve yaralıların tedaviye erişimi engellendiğine dair tanık ifadelerinin kayıt altına alındığı belirtildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü kıdemli Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb, “Türkiye hükümeti güvenlik güçlerini dizginlemeli. Gücün orantısız ve kötüye kullanılmasını derhal sona erdirmeli ve operasyonlar sırasında gerçekleşen ölüm ve yaralanmaları soruşturmalıdır” dedi.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner, "Süresi belirsiz sokağa çıkma yasakları altında süren askeri operasyonlar, büyük acılara ve yaygın insan hakları ihlallerine neden oluyor. Türkiye yetkilileri söz söyleyenleri göz altına almak yerine dinliyor olmalı" dedi. Ayrıca Gardner, 30 Ocak 2016 tarihinde yaptığı açıklamada, Cizre'de bir bodrum katında sıkışan yaralılara da dikkat çekerek, bunlardan 12'sinin müdahale edilmemesi hâlinde ölüm riski ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Ayrıca Türkiye'nin birçok ilinde, Şırnak'ta gerçekleştirilen operasyonlara karşı protesto gösterileri yapılmış, bu gösterilerin ardından çıkan olaylar sonrasında çok sayıda kişi gözaltına alınmış ve bu gösterilerde protestoculara açılan ateş sonucu ölümler meydana gelmiştir.

Sonuçları

Genel

Yeni Şafak gazetesinde çıkan habere göre, çıkan çatışmalar bölge ekonomisine büyük zararlar vermiştir. Çatışmalar neticesinde 11 fabrika kapanmış, ilçe sokakları harabeye dönmüş, 5 yıldızlı oteller ve alışveriş merkezi projeleri durdurulmuş, Cizre-Şırnak ile Şırnak-Van Karayollarının yapımı aksamış, Şırnak Üniversitesi'ndeki imar çalışmaları durdurulmuştur. Ayrıca haberde Habur Sınır Kapısı'nın kapatıldığına, küçük esnafın dükkânları kapandığına veya mallarının bozulduğuna, çatışmalardan bu yana inşaat alanında hiçbir gelişme olmadığına ve birçok kişinin elindeki dairesini satarak göç ettiğine dikkat çekilmiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 100 personel ile birlikte Cizre ve Silopi ilçelerinde kamu ve şahsi binalarının incelemesi yaparak detaylı rapor hazırlayacağı ve sonraki süreçte kentsel dönüşüm kapsamında yeni konutlar inşa edeceği belirtilmiştir.

Bununla birlikte Cizre ve Silopi ilçelerine Konya, Kocaeli, Manisa, Kayseri ve Gaziantep illerinden battaniye, mutfak eşyası, elektrikli soba, çocuk maması, çocuk bezi, kuru bakliyat gibi insani yardım malzemelerinin gideceği bildirilmiştir.

1 Haziran 2016 tarihinde Cizre ve İdil ilçelerindeki bazı mahallelerin içerisindeki yerlerin Afet Riski Altındaki Alanlar kanunu kapsamında "riskli alan" ilan edilmesini kararlaştırılmıştır.

Cizre

 
Hendek operasyonu sonrası Cizre, 1 Mart 2016.
 
Cizre çatışmalarında yıkılan bir bina, 2 Mart 2016

Şırnak'ta gerçekleştirilen hendek operasyonları kapsamında Cizre'de 1.419 patlayıcının etkisiz hale getirildiği[286], 678 tuzaklı barikatın kaldırıldığı ve 242 hendeğin kapatıldığı belirtilmiştir. Bununla birlikte çatışmalar sırasında karargâh olarak kullanıldığı belirtilen ilçede yer alan birçok cami, okul ve ev hasar almıştır.

Demokratik Bölgeler Partisi, hazırladığı raporda aralarında bebek ve yaşlıların da olduğu çoğu sivil yaklaşık 300 kişinin yaşamını yitirdiği ve ilçenin tamamının kullanılamaz hale geldiğini bildirmiş, ayrıca tanklardan atılan havan toplarıyla mahallelerin yüzde 80’inin yıkıldığı, 500 civarında binanın tam, 2.000'i aşkın binanın ise yarısının hasarlı olduğu kaydedilmiştir. Aynı rapora göre ilçede bulunan bazı evlerin bodrumlarında baş ve uzuvları gövdeden ayrılan ve bedeni yanan insanlar tespit edilmiş ve bu nedenle bazı cenazelerin teşhis edilmeden kimsesizler mezarlıklarına defin edilmiştir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin gönderdiği teknik çalışma grubunun tespitlerine göre Cizre'de 10 binden fazla evin çatışmalarda zarar gördüğü ve kullanılamayacak ev sayısının 3 bin civarında olduğu belirtilmiş, ayrıca ilçedeki altyapı sistemlerinin de büyük oranda zarar gördüğü ifade edilmiştir.

Silopi

 
Silopi'deki çatışmalar sırasında hasar gören bir evin içi, 22 Ocak 2016

Silopi'de operasyonlar sonrası 518 barikatın kaldırıldığı, 270 hendeğin kapatıldığı ve evlere tuzaklanmış 800 patlayıcının etkisiz hale getirildiği bildirilmiştir.

Silopi Belediyesi tarafından kurulan Hasar Tespit Komisyonu'nun çalışması sonucu ilçeye bağlı Başak, Barbaros, Şehit Harun, Nuh ve Cudi mahallelerinde yapılan hasar tespit çalışmalarında ağır ve orta hasarlı 350 ev tespit edilmiştir. Komisyon en büyük hasarın Başak Mahallesi'nde meydana geldiğini ve buradaki 291 evin ağır hasarlı veya yıkık olduğunu bildirmiştir. Ayrıca ilçedeki bazı cami, sağlık ocağı ve okul binalarının kullanılamaz hale geldiği belirtilmiştir. Çatışmaların ardından patlayan su boruları ve kopan elektrik telleri belediye ekiplerince onarılmıştır.

Çeşitli belediyeler ve yardım kuruluşlarının da aralarında bulunduğu birçok kurum Silopi'ye yardım araçları göndermişlerdir.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin elindeki verilere göre Silopi ilçedeki operasyonların sona ermesinden sonra ilçedeki 500'e yakın gencin dağa çıkarak PKK'ya katıldığını ifade etmiştir.[299] Buna paralel olarak Mazlum-Der de yayınladığı raporda, hendekleri kazan gençlerin birçoğunun, çatışmaların 17. gününden itibaren mahallelerden çekildiklerini ve gözaltına alınıp infaz edilme korkusu sebebiyle PKK'ya katıldığına dair duyumlar aldıklarını bildirmişti.

İdil

İdil'de 400 civarında hendek ve barikatın kurulu olduğu bildirilmiştir. Buna paralel olarak İlçe Belediye Eşbaşkanı Mehdi Aslan da ilçenin üçte ikisinde hendek ve barikat bulunduğunu bildirmiş ve 26.500 olan ilçe nüfusunun çatışmalar nedeniyle 2 bin kişiye düştüğünü ifade etmiştir. Radikal gazetesi ise ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinden sonra ilçe nüfusunun 3 bine düştüğünü belirtmiştir.

İdil'de güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği operasyonlar kapsamında yapılan aramalar esnasında, ilçedeki bazı tarihi yapıların zarar gördüğü bildirilmiştir.

Bazı gelişmeler

 
Halkların Demokratik Partisi eşbaşkanı Selahattin Demirtaş olayların yaşadığı bölgeye gidiyor, 10 Eylül 2015.
  • Cizre'de uygulanan sokağa çıkma yasağını protesto etmek için ilçeye giden HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP'li bakan ve milletvekillerinin Cizre'ye girmesine izin verilmemiştir.
  • 10 Eylül 2015 tarihinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, partisi adına milletvekillerinden oluşan heyetin girişine izin verilmemesini eleştirmiş ve Cizre'de ilan edilen sokağa çıkma yasağının bir an önce durması istediklerine dair bir açıklama yapmıştır.
 
Birlik 90/Yeşiller Partisi eşbaşkanı Cem Özdemir, HDP yetkilileri ve görevden alınan Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret ile görüşüyor, 15 Eylül 2015.
  • 11 Eylül 2015 tarihinde Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılmıştır. Bu uygulamaya yönelik Cizre'de birçok protesto gösterisi düzenlenmiştir.
  • 15 Eylül tarihinde Almanya'daki Birlik 90/Yeşiller Partisi eş başkanı Cem Özdemir, olayları incelemek üzere Cizre'ye ziyarette bulunmuştur. Özdemir Cizre'de yaşanan sivil ölümlerinden Türkiye yönetiminin sorumlu olduğunu iddia etmiş ve "Demokratik bir devlet sorunları böyle çözmez" açıklamasında bulunmuştur.
  • 2 Ekim tarihinde Şırnak'ta Hacı Lokman Birlik adlı yurttaş özel hareket timlerinin ateş açması sonucu yaşamını yitirmiş ve ardından Birlik'in cenazesini zırhlı aracının arkasına bağlanarak sürüklenmiştir. Bu olay kamuoyunda tepkilere yok açmış ve ardından olaya karıştığı belirtilen iki polis meslekten atılmıştır.
  • Cizre'de görev yapan öğretmenlerin cep telefonlarına mesajı gönderilmiş ve öğretmenlerin 14 Aralık 2015 tarihinden itibaren hizmet içi eğitim seminerine alındığı belirtilmiştir. Çıkan haberlerde bu durumun yoğun askeri malzeme sevkıyatının yapıldığı döneme denk geldiği vurgulanmış ve kararın bu sebeple alındığı belirtmiştir. Daha sonraki süreçte aynı bildiri 7 Şubat 2016 tarihinde tekrar gönderilmiştir.
  • 14 Aralık Günü Cizre ve Silopi ilçelerinde Valilik kararıyla sokağa çıkma yasağı konulmuştur.
  • 14 Aralık tarihinde, bölgede yaşanan olaylar, devam eden operasyonlar ve ilan edilen sokağa çıkma yasakları nedeniyle Habur Sınır Kapısı kapatılmıştır. Yaklaşık on bin civarında bekletildiği bölgede, çoğunluğu şoför ve iş adamı olan binlerce kişinin sınır kapısında mahsur kaldığı belirtilmiştir. Kapı, 8 Ocak 2015 tarihinde günlük 100-150 aracın geçmesine izin verilerek kısmen açılmıştır.
  • Şırnak'ta ilan edilen sokağa çıkma yasaklarını protesto eden Şırnaklılar çeşitli gösteriler düzenlemişlerdir.
  • 21 Aralık'ta Şırnak'ta HDP milletvekilleri öncülüğünde sayıları binlerce olan Şırnak halkı, sokağa çıkma yasağı uygulanan Silopi ve Cizre ilçelerine doğru yürümek istemiş, fakat polis güçleri göstericilere biber gazı atarak yürüyüşe izin vermemiştir.
  • 21 Aralık'taki çatışmalar sırasında PKK mensuplarının bir anaokuluna bomba bıraktığı bazı okulları ateşe verdiği ve Cizre Devlet Hastanesi'ne roketatarlı saldırıda bulunduğu belirtilmiştir.
  • 24 Aralık'ta Şırnak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü binasının YDG-H mensupları tarafından ateşe verildiği, binanın her iki katının yandığı ve kullanılamaz hale geldiği bildirilmiştir.
  • 25 Aralık günü PKK mensuplarının Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve İl Halk Kütüphanesi'nin bulunduğu binanın kazan dairesine el yapımı bomba atması sonucu 6 sivilin yaralandığı bildirilmiştir.
  • 28 Aralık günü evinin bahçesinde oyun oynayan 5 yaşındaki Hüseyin Selçuk, PKK mensuplarının ateş açması sonucu ensesine gelen silah mermisi ile ölmüştür. TSK'nın yaptığı yazılı açıklamada da çocuğun PKK mensuplarının açtığı ateş sonrası öldüğü bildirilmiştir. Mermi üzerinde yapılan incelemeler sonucu merminin Kalaşnikof silahına ait olduğu saptanmıştır.
  • 30 Aralık günü Cizre Devlet Hastanesi çalışanı ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Cizre Temsilciliği'nde yönetici olan Aziz Yural'ın, özel harekât polisleri tarafından açılan ateşle ayağından yaralanan bir kadını almak istediği sırada diğer özel harekat polislerinin açtığı ateş sonucu başından vurularak yaşamını yitirdiği belirtilmiştir.
  • 30 Aralık'ta İdil ilçesinde Sivil Savunma Birlikleri adlı bir yapının çatışmalara taraf olarak kurulduğu bildirilmiştir.
  • 31 Aralık günü Rusya Dışişleri Bakanlığı, Şırnak'ta devam eden operasyonları endişeyle izlediklerini belirterek Türkiye hükûmetine sorunu siyasi yollarla çözme çağrısında bulunmuştur. Bildiride, operasyonun sürdüğü bölgelere, siyasetçiler, gazeteciler ve insan hakları örgütlerinin temsilcilerinin girmesine izin verilmediği vurgulanarak "Türkiye’nin güneydoğusunda, Türk yetkililerin Kürt nüfusun yaşadığı kentlerde mücbir operasyonundan kaynaklanan şiddetin tırmanmasını kaygıyla izliyoruz." açıklaması yapılmıştır.
  • 3 Ocak'ta HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Şırnak'ta ve diğer illerde gerçekleşen sivil ölümlerin, geçmişteki faili meçhul cinayetlere benzediğini bildirmiştir. Baluken, ölümlerin eskiden devlet görevlilerin JİTEM gibi kontra örgütlenmeleri tarafından gerçekleştirildiğini belirterek “Bugün kontralara ihtiyaç duyulmadan kamu görevlileri tarafından insanlar sokak ortasında vurulmakta, öldüren kamu görevlileri ile ilgili ciddi bir yasal işlem gerçekleşmemektedir.” demiştir.
  • 3 Ocak günü sokağa çıkması uygulaması ve operasyonların sürdüğü Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerine gitmek için Diyarbakır’dan yola çıkan ve aralarında Sebahat Tuncel, Kamuran Yüksek, Emine Ayna gibi isimlerin de bulunduğu, HDP, DBP ve DTK yöneticileri, milletvekilleri ve belediye başkanlarının oluştuğu grubun geçişine izin verilmemiştir. Siyasetçilere İdil'e altı kilometre kala devlet güçleri müdahalede bulunmuş, ardından heyet iki saatlik bir bekleyişin ardından Mardin'in Midyat ilçesine dönmüştür.[340] Ertesi gün tekrar Şırnak'a gitmek üzere yola çıkan heyet ikinci kere engellenmiştir.
  • 3 Ocak günü Şırnak'ın İdil ilçesi emniyet müdürlüğüne PKK mensupları tarafından saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda can kaybı veya yaralanan olmadı.
  • 4 Ocak günü Silopi'de, aralarında DBP Parti Meclisi üyesi ve Silopi Halk Meclisi eşbaşkanının da bulunduğu 3 kadın siyasetçinin zırhlı araçlardan açılan ateş sonucu öldürüldüğü bildirilmiştir.
 
PKK mensupları tarafından 6 Ocak 2016 günü yakılan okul
  • 6 Ocak'ta Şırnak merkeze bağlı Sema Cıngıllıoğlu İlkokulu PKK mensupları tarafından molotof kokteylleri kullanılarak yakıldı.
  • 7 Ocak'ta Cizre'nin Dağkapı Mahallesi'nde 17 yaşındaki Nidar Sümer ve 45 yaşındaki Halis Sümer'iin PKK mensupları tarafından açılan ateş nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirilmiştir.
  • 9 Ocak'ta Başbakan Davutoğlu, Ak Parti'nin son seçimlerde milletvekili çıkaramadığı Şırnak iline diğer illerin milletvekillerinden görevlendirdikleri isimlerin gönderileceğini açıklamıştır.[348]
  • 14 Ocak'ta PKK mensuplarının, ilçede bulunan 8 okul ve 1 yurda ses bombası, havai fişek ve molotof kokteyli ile saldırı düzenlediği ve saldırının ardından okulların boşaltıldığı bildirilmiştir.
  • 15 Ocak Günü, Dağkapı Mahallesi'nde çıkan çatışmalarda 12 yaşındaki Yusuf ve 10 yaşındaki Büşra Akalın hayatını kaybetmiş, 8 yaşındaki Dilan Akalın ise tedavi altına alınmıştır. Olay bazı basın kuruluşlarına göre PKK mensuplarınca atılan bomba sonucu, bazı basın kuruluşlarına göre eve top mermisinin isabet etmesi sonucu, bazı basın kuruluşlarına göre ise iki taraf arasında çatışma yaşanırken gerçekleştiği bildirilmiştir.
  • 17-18 Ocak 2016 tarihlerinde PKK tarafından saldırılar gerçekleştirilmiş, toplam 5 polis yaşamını yitirmiş ve 17 polis yaralanmıştır. İdil ilçesi Turgut Özal ve Yenimahalle mevkisinde seyir hâlindeki zırhlı polis araçlarına tuzaklanan mayının patlatılması sonucu gerçekleştirilen saldırının ardından ağır yaralı olarak[358] İdil Devlet Hastanesi'ne götürülen 3 polis hayatını kaybetmiş, 18 Ocak tarihinde ise PKK'lıların polis servis aracının geçişi sırasında roketatarla düzenlediği saldırı sonucu 2 polis yaşamını yitirmiş, saldırının ardından olay yerine zırhlı araçlarla çok sayıda özel harekat polisi sevk edilmiş ve geniş kapsamlı operasyon başlatıldığı bildirilmiştir.
  • 18 Ocak'ta İdil Belediye binası yakınlarında, PKK mensupları tarafından yola daha önceden döşenen patlayıcı, polis zırhlı aracının geçişi sırasında infilak ettirildi. Patlamada polis zırhlı aracı kullanılmaz hale gelmiş ve 3 polis ölmüştür.
  • 22 Ocak'ta İdil İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne PKK mensupları tarafından roketatarlı ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlenmiştir.
  • 28 Ocak'ta Mardin’in Nusaybin ilçesinde aralarında HDP milletvekilleri Ali Atalan, Nadir Yıldırım, Dirayet Taşdemir, İbrahim Ayhan ve Erol Dora'nın da bulunduğu bir grup, Şırnak’ın Cizre ilçesine yürümek isteyince polisin tazyikli su ve gaz bombalarına maruz kaldı.
  • 28 Ocak'ta Başbakan Davutoğlu, Cizre’de operasyonların tamamlanmak üzere olduğunu bildirdi.
  • 30 Ocak'ta DBP eş başkanı Emine Ayna, Şırnak çatışmalarında bir bodrum katında mahsur kalan yaralı ve cenazelerin olması sebebiyle siyasi çözümün olanaksız olduğunu bildirerek siyasetten çekildiğini açıklamıştır.
  • 31 Ocak'ta İdil ilçesine bağlı Yeni Mahalle ve Turgut Özal Mahallesi'nde bulunan 3 okul ateşe verilmiştir.[365]
  • 1 Şubat'ta, PKK mensupları tarafından 10 Aralık 2015 tarihinde kaçırılan Cizre Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğünde görev yapan ve kaymakam Ahmet Adanur'un yakın koruması olan polis memuru Ayhan Kaya güvenlik güçlerinin ortak operasyonuyla kurtarıldı.
  • 5 Şubat'ta tarihinde YPS, Şırnak'ın Bahçelievler mahallesinde bulunan polis merkezine uzun namlulu silahlarla bir saldırı düzenlemiştir.
  • 7 Şubat'ta Millî Eğitim Bakanlığı, İdil ilçesinde görev yapan öğretmenleri SMS mesajıyla İstanbul, Erzurum ve Rize'deki eğitim seminerlerine çağırmıştır. Bununla birlikte o günden itibaren Midyat-İdil seferi yapan dolmuşlar da durdurulmuştur.
  • 9 Şubat'ta HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cizre ilçesindeki bir binanın bodrum katında toplu katliam yapıldığını ve bunun açıklanamadığını öne sürmüştür. Demirtaş, TRT Haber'in 7 Şubat akşamı son dakika manşetiyle duyurduğu "Cizre'de bodrum kattaki 60'a yakın terörist etkisiz hale getirildi" haberinin daha sonra geri çekilmesine atıfta bulunarak "Kaanatimiz odur ki toplu katliam yaptılar ve üzerini örtmek için gün gün açıklıyorlar. Ordu yetkilileri ‘hazır değil, şimdi vermiyoruz’ demişler." şeklinde konuşmuştur. Buna paralel olarak HDP Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız da TRT'nin haberinin geri çekilmesiyle ilgili "10 kişi öldürüldüyse geri kalanlar hastanede ya da emniyette değillerse neredeler" demişti.
  • 11 Şubat'ta İçişleri Bakanı Efkan Ala, Cizre'de hendek operasyonlarının bittiğini ve güvenlik güçlerin bölgede kesin olarak alan hakimiyetini ele geçirdiğini ifade etmiştir.
  • 14 Şubat'ta HDP; Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız aracılığıyla delillerin karartılması endişesi taşındığı ve bunun yaşanmaması için uluslararası bir heyetin Cizre'de acilen incelemelerde bulunulması talebiyle Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi'ne mektup göndermiş, mektupta "Sokağa çıkma yasağı esnasında devlet tarafından kullanıldığı iddia edilen yakıcı ve kimyasal silahlara ait delillerin, suçu kanıtlayacak diğer önemli bulguların ortadan kaldırılacağı yönünde ciddi endişelerimiz bulunmaktadır." denilmiştir.
  • 16 Şubat gecesi Şırnak İdil ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilân etmiştir. Yasağın ardından Turgut Özal Mahallesi, Yeni Mahalle ve Dirsekli Köyü'nde çatışmalar başlamıştır.
  • 25 Şubat'ta İdil ilçesinde Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattına PKK mensupları tarafından bombalı saldırı düzenlenmiştir.
  • 14 Mart 2016 tarihinde Şırnak il merkezinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.
  • 10 Mayıs 2016 tarihinde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği; PKK ile bağlantılı devlet dışı aktörler ve gençlik kolları tarafından Cizre ve diğer bölgelerde işlenen yasadışı eylemleri şiddetle kınadığını belirtirken Türkiye’ye de terörle mücadelede insan haklarına saygılı olması çağrısı yapılmıştır. Açıklamanın devamında Cizre'deki çatışmalarda yüzden fazla insanın diri diri yakılarak öldürüldüğü yönündeki haberlerden duyulan rahatsızlık ile hendek operasyonlarının devam ettiği bölgeden yeteri kadar bilgi alınamamasının kaygı verici olduğu belirtilerek güvenlik güçlerinin insan hakları ihlalleri işlediğine dair iddiaların şeffaf bir şekilde araştırılması istenmiştir.

 

Coğrafya

İl batıda Mardin, kuzeyde Siirt, kuzeydoğuda Hakkari illeri ile güneyde Irak ve Suriye Devletleriyle çevrilidir.Şırnak ilinin bir kısmı Güneydoğu Anadolu Bölgesi içinde kalır. Ayrıca şehirdeki bazı aileler Irak Zaho şehriyle akrabadır. Sindi aşiretine mensup bazı köyler vardır.

İklim ve Bitki Örtüsü

Şırnak ili 37°31 kuzey enlemleri ve 42°28 doğu boylamları arasında yer almaktadır. Yüz ölçümü 7.172 km2, ortalama 1.400 metre rakımı ile deniz seviyesinden oldukça yüksektir.

İl toprakları bitki örtüsü yönünden iklimin karasal olması doğal bitki örtüsü üzerinde etkili olmuştur. Mevsim içindeki yağışların az olması, doğal bitki örtüsünün bozkır olmasına neden olmuştur.Genelde step görünümündedir. Dağlık kesimlerde bozuk meşeliklere, yükseklerdeyse yer yer ardıçlara rastlanır.

Nüfus

YılToplamŞehirKır
1990 47.154 25.059 22.095
2000 69.853 52.743 17.110
2007 78.231 54.302 23.929
2008 82.863 59.435 23.428
2009 87.000 63.664 23.336
2010 77.865 54.263 23.602
2011 85.369 61.335 24.034
2014 91.573 63.047 28.526
2015 92.206 63.367 28.839
2016 Veri yok Veri yok Veri yok

Ekonomi

Ekonomisi madencilik, tarım ve ticarete dayalıdır. Kırsal kesimde başlıca gelir kaynağı hayvancılıktır. Yaylacılık metoduyla çok sayıda küçükbaş hayvan beslenir. Tereyağı, peynir, yün, kıl ve tiftik başlıca hayvani ürünleridir.

Spor

Şırnakspor, Şırnak'ın futbol takımı olup, 1995 yılında kurulmuştur. Sarı-kırmızı renklere sahip olan kulüp, 7 sezon 3. Lig'de mücadele etmiştir. 2007-2008 sezonu sonuna kadar 3. Lig'de kalan Şırnakspor, 4 Mayıs 2008'de oynanan Nusaybin Demirspor-Şırnakspor maçında, tarafların müsabaka sonucu üzerinde anlaştıklarının tespit edilmesi üzerine 3. Lig 5. Grup'ta yer alan Şırnakspor'un, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından amatör lige düşürülmesine ve lige eksi 6 puanla başlamasına karar verildi.[1] En son 2009-2010 sezonunda Şırnak Amatör Ligi'nde mücadele eden kulüp, 2010'dan beri Şırnak Amatör Ligi'ne katılmamaktadır.

Altyapı

Ulaşım

Mardin, Hakkâri ve Siirt'e karayolu ulaşımı vardır.İstanbul'dan Şırnak'a ortalama otobüsle seyahat süresi 24 saattir. Nusaybin'den başlayan tren yolu hattı da bulunur. Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı açılmıştır.

 

 

 

 

 

Kaynak : wikipedia.org

Resim : damlafmsirnak.com


Bu haber 46 kez okundu.

                                                   9 + 1 = ?

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Haber Scripti V5 © 2020 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim