Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Cinleri ne kızdırır?
Cin İnsan Şeytan
2021-03-08 13:43

Cinleri ne kızdırır?

Cinleri kızdıracak şeyler nelerdir?

Cinlerin -insanlar gibi- bir kısmı mümin ve takva sahibi, bir kısmı kafir, bir kısmı da fasıktır.

Cinlerde de insan gibi kuvve-i gazabiye vardır.

Dolayısıyla, kızmalarına vesile olacak şeylerin listesi çok uzun olabilir.

İnsanları kızdıran şeyler onları da kızdırıyor.

Bir de iman-küfür bakımından farklı kızma ve kızdırmalar vardır.

Mümin bir cinnin kutsallarına hakaret onları kızdırır, fakat kafir olanlarını kızdırmaz.

 

Cinlerin kendilerini tanrı olarak tanımadıklarına dair bir ayet var mı?

Kuran’da cinlerin kendilerini tanrı olarak tanımadıklarına veya tanrı olarak tanıdıklarına dair bir beyana rastlayamadık.

Asıl olan cinlerin tanrı olduklarını söyleyip söylememeleridir. Yoksa “tanrı değilim” sözü pek makul değildir. Çünkü böyle bir söz ancak böyle bir iddianın gerçekleşmesi halinde olabilir.

Meditasyon veya astral seyahat dedikleri hayali bir yolculuk esnasında “falan adamın onlarla kelam ettiğini” sözü hiçbir gerçeği ifade etmemektedir.

Kaldı ki -insanlar gibi- cinlerden de bazıları Müslüman bazıları kafirdir. Bu konuda Cin suresine bakılabilir.

Firavun ve Nemrut gibi azgın insanların bir çeşit tanrı olduklarını iddia ettikleri gibi cinlerden de bu tür iddialar olabilir. Fakat Kuran’da öyle bir bilgiye rastlayamadık.

 

Allah bir bedene neden birden çok cin musallat ediyor?

- İnsanlık tarihi boyunca cinlerin musallat olduğu insan sayısı %5 bile yoktur. Sanki Allah’ın bütün insanlara cinleri musallat ettiğini ima eden ifadeler doğru değildir.

- Kaynaklarda ve pratik hayatta bilebildiğimiz kadarıyla insana musallat olan cinlerin sayısı genellikle bir tanedir. Birden fazla cinlerin musallat olduğu insan sayısı çok azdır.

- Allah’ın kâinatta cari olan kanunları vardır. Bu kanunlardan biri insanlar arasında olduğu gibi insanla cinler arasında da sevginin, aşkın var olmasıdır. 

Sebepler dairesinde cereyan eden olayların olumsuz tarafını Allah’a fatura etmek, sebeplerin yaratılış hikmetine aykırıdır.

İki insan birbirine aşık oldukları zaman “Allah bunu buna musallat etti.” denilmediği gibi, cinlerle insanlar arasında böyle bir ilişkinin vukuunda da denilmez. 

Güzellik çekici bir sebeptir. Ve mecnunun gözüne ve gönlüne göredir. Yoksa Leyla’nın gerçekten güzel olup olmaması zorunlu değildir. Bunun gibi, bir cinin bir insana aşık olması aşkın cazibesi sebebiyledir. 

- Aç olanın midesi zil çalar... Limon görenin ağzının suyu akar. Oksijeni azalan nefes nefese kalır. Bir mıknatıs, aşk-ı kimyevi ile metalleri kendine cezbeder. Aşık olan maşukun güzelliğine sevdalı olur.

Bunların hepsi meriyetteki ilahî kanunların birer tezahürüdür.

Netice itibariyle “Allah cinleri insanlara musallat etti.” denilmez, bilakis “Cinler insanlara musallat olur.” denilir.

Bazen bir Leyla’ya birkaç mecnun musallat olduğu gibi, birkaç cin de musallat olabilir.

Bize düşen görev, cinlerden korunmak için maddi-manevi tedbirleri almak, helale harama özenle dikkat etmek, eğer böyle bir musibet başımıza gelirse bu konuda uzman, dini bütün ve samimi insanlardan destek alarak sabretmektir. Alınan her tedbirin, çekilen her sıkıntının ibadet olduğunu bilerek şükretmektir...

 

Cinler bizi çıplak mı görüyor?

Kur'an, bizim cinleri göremeyeceğimiz yerlerden onların bizi gördüklerini haber verir. İlgili ayetin meali şöyledir: 

“Şüphesiz şeytan ve kabilesi (cinler), sizin kendilerini görmeyeceğiniz yerlerden sizi görürler.” (Araf, 7/27)

Bunun ötesindeki söylenenlere itibar etmemek lazım, zaten bizi de fazla etkilemez.

Kadın veya erkek, İslami hükümlere uygun olarak giyinmekle sorumludur. Bir Müslüman, İslami tesettüre uygun giyindikten sonra, cinler onu çıplak olarak görse bile, o kişi bundan sorumlu olmaz. Zaten bizim ilgi alanımıza da girmez.

Kıyafet giyen, örtünen, vücudu olup kendi doğal kıyafeti olmayan tek canlı; insandır.

İnsanın imtihanı gereği örtünmesi gerekir. Zaten bu fitri bir ihtiyaçtır aynı zamanda.

İnsan var oldukça kıyamete kadar örtünme ihtiyacı da mecburiyeti de vardır, asgari sınırları da İslam’da çok nettir.

 

Cinler ve şeytanlar cezalandırılacaklarını bildikleri halde neden inanmıyorlar?

 

İlk insan Hazret-i Âdem (as) ile cinlerden olan İblis yani şeytan, Allah’a muhatap olmuş, ikisi de nefislerine yenilip Allah’ın emrine bir şekilde karşı gelmiş...

İblis kibirlenerek Allah’ın insanı kendisinden üstün yaratmış olmasını kabullenmeyip, isyan edip kafir olmuş... (bk. Bakara 2/34)

Âdem (as) da Allah tarafından eşiyle yerleştirildiği cennette, kendisine açık bir düşman olan şeytanın hilelerine karşı Allah tarafından ikaz edilmiş olmasına rağmen, o da nefsine aldanıp yapmaması gereken bir iş yapmış, yasak ağaca yaklaşmış. Ancak Hz. Âdem tövbe etmiş ve tövbesi kabul edilmiş. Bununla beraber, cennetten imtihan edileceği dünyaya gönderilmiş. (bk. Bakara 2/35-36)

Cinlerin de aynı insanlar gibi inananları var, kafirleri var.

Şeytanlaşmış cinler olduğu gibi şeytanlaşmış insanlar da var.

Biz dünyada yalnız değiliz; burayı bizim gibi imtihana tabi olan ancak farklı boyutta yaşayan, bizim gibi nefsi olan bu mümin ve kafir cinlerle paylaşmaktayız.

Dolayısıyla nasıl ki insanların hepsi İslam esaslarına iman edip Müslüman olmayıp bazıları kafir olabiliyorlar, aynı şey cinler için de geçerli; insanlar ve cinler tercihlerinde serbestler, ama elbette ki sonuçlarından mesul olacaklardır.

Allah’ın varlığını ve birliğini teyid eden, İslâm’ın Allah katında tek din olduğunu gösteren bu kadar açık ve net deliller varken, basiretlerini kapatmış ve hakikati göremeyen bazı insan ve cinleri gerçekten anlamak mümkün değil.

Esasen Kur'an’dan anlıyoruz ki, onlar kalp gözlerinin kapılarını içeriden kilitledikleri için, İlahi hikmet de onların kapılarını dışarıdan kilitlemiş ve mühürlemiştir. İlk hareketin onlardan gelmesi lazım, yani içeriden kilitleri açmaları kazım ki, sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz üzerlerine hidayet nurunu yağdırsın, yoksa günahlarına günah katıp tuğyanlarında boğulup gidecekler. (Bakara 2/15)

Keşke bilseler!..

 

İnsanlığın cinlerin de varlığını bilmesine ne lüzum vardı?

Bu konuyu birkaç madde halinde açıklayacağız:

a. Önce şunu bilmeliyiz ki, Allah’ın yaptığı ve Kur'an’da zikrettiği her şey hikmetlidir. Aksini düşünmek imana yakışmaz.

b. İnsan olarak bizim bilgilerimizin kıtlığı bilimsel ve tecrübi olarak sabittir. Buna rağmen, sonsuz ilim ve hikmet sahibi Allah’ın bütün icraatının hikmetini bilmiş gibi bir tavır sergilemek, yıldız böceğinin gerçek bir yıldızla boy ölçüşmeye kalkışması gibi, acip bir cehalet, garip bir gurur ve çirkin bir beğenmişliğin ürünüdür.

c. Bunu not ettikten sonra şunu belirtelim ki, insanlık camiası için cinlerin, şeytanların varlığı büyük önem taşımaktadır. Çünkü, imtihanın adil cereyan etmesi için, hem hakkı, doğruyu ilham eden meleklerin, hem de kötülüğü, yanlışı telkin eden cinlerin, şeytanların olması gerekir.

İnsanlar, imtihanda kendilerine yardım eden melekleri bildikleri gibi, onları engellemeye çalışan cinleri (ki şeytan taifesi de cinlerdendir) de bilme hakları vardır.

Dostu tanımak kadar düşmanı tanımak da önemlidir. Kur'an ve hadislerde yüzlerce defa bu düşman mahlukların şerrinden uzak durmamız ve korunmamız emredilmiştir.

d. İnsanlara görünmeyen melekler gibi, cinlerin de Kur'an’da yer almalarının elbette pek çok hikmeti vardır. Hadsiz şeyleri bilmediğimiz gibi, bu hikmetleri de “bilinmez listemize” almakta ne sakınca vardır?

e. Cinleri inkar etmenin küfre sebep olması, cinlerin olağanüstü varlık olduğu için değildir. Bilakis, Kur'an’da yer aldıkları içindir.

Hikmeti ne olursa olsun, Kur'an’da yer almış olan cinleri inkar etmek, Kur'an’ı yalanlamak manasına gelir. Küfrün sebebi budur. Nitekim, Allah’ın lanetlediği “Ebu Leheb”in varlığını inkar etmek de küfürdür. Çünkü bu inkar, Tebbet suresini inkar veya tekzip anlamına gelir.

f. Ayrıca, Hz. Süleyman’ın cinleri istihdam ettiği Kur'an’la sabittir. Ve bu istihdam işi, bazı devlet istihbaratçıları tarafından da yapıldığı söylenmektedir.

İstihbaratla ilgili işlerde eskiden beri kuşlardan istifade edildiği gibi, cinlerden de istifade edilebilir. Evet;

 “... Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm, cin ve şeytanları ve ervah-ı habiseyi teshir edip, şerlerini men ve umûr-u nâfiada istihdam etmeyi ifade eden şu âyetler: مُقَرَّنِينَ فِى اْلاَصْفَادِ ilâ âhir... وَمِنَ الشَّيَاطِينِ مَنْ يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلاً دُونَ ذلِكَ ilâ âhir... ayetiyle diyor ki:

Yerin, insandan sonra, zîşuur olarak en mühim sekenesi olan cin, insana hizmetkar olabilir. Onlarla temas edilebilir. Şeytanlar da düşmanlığı bırakmaya mecbur olup, ister istemez hizmet edebilirler ki, Cenab-ı Hakk'ın evamirine müsahhar olan bir abdine, onları müsahhar etmiştir.

Cenab-ı Hak manen şu ayetin lisan-ı remziyle der ki:

"Ey insan! Bana itaat eden bir abdime cin ve şeytanları ve şerirlerini itaat ettiriyorum. Sen de benim emrime müsahhar olsan, çok mevcudat, hattâ cin ve şeytan dahi sana müsahhar olabilirler." (bk. Sözler, s. 258)



Kaynak : sorularlaislamiyet.com

Resim : Wikipedia.org


Bu haber 80 kez okundu.

                                                   5 + 9 = ?

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Haber Scripti V5 © 2020 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim