Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Muhafazakârlık
İdeoloji
2021-02-19 11:28

Muhafazakârlık

Muhafazakârlık

Sağ kanatta yer alan bir ideoloji
Muhafazakârlık, geleneksel sosyal etmenlerin muhafaza edilmesini destekleyen politik ve sosyal felsefedir. Daha belirgin bir anlamda ilgili toplumun içinde bulunduğu çağın gereklerini göz ardı etmeksizin, geçmişten gelen tarihi, kültürel ve medeni birikimlerini kaybetmeden, kısaca öz dinamiklerinin değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan siyasi bir görüştür.

 

Yaklaşımlar

 

Muhafazakârlığın var olan kazanımları ve değerleri korumak şeklinde bir yanı da vardır. Bu açıdan bakıldığında, herkes, solcular dahil, istedikleri toplumsal düzen gerçekleştiğinde muhafazakârlaşabilirler. Nitekim Sovyetler Birliği'ndeki Stalin rejimine karşı olanlar (örneğin Troçkistler) bu rejimi muhafazakârlaşmakla suçladılar. Bazı muhafazakârlık taraftarları, toplumların zamanla geçirdikleri evrim sonucu bir tür "bilgelik" biriktirdiğini, bu bilgeliğin toplum düzeninde, kültürde kendisini açığa vurduğunu, özenle korunması gerektiğini savunurlar. Bu nedenle, muhafazakârlık, bir anda büyük değişiklikler yapmayı hedefleyen devrimciliğin karşıtıdır.

Kimi yaklaşımlara göre muhafazakârlık, akla şüpheyle yaklaşır. Kendi aklının sesini dinleyerek başka insanların hayatları üzerinde kalıcı bir etki yaratmaya çalışan düşünürleri eleştirir. Muhafazakârlara göre akıl farklı sonuçlara varabilmektedir ve bir bireyin toplum üzerinde keyfi değişiklikler yaratma isteklerine araç olmamalıdır. Toplum düzeni asırların deneyimlerinin süzülerek gelen bir evrimleşme sonucu oluşmalıdır. Muhafazakârlık aklın siyasi sorunlar karşısında kullanımına karşı değildir, fakat toplumun tümünü etkileyecek planların, çoğunluğun isteğine aykırı olmalarına karşın akılcılık (rasyonalizm) kullanılarak meşrulaştırılmasına karşıdır.[1]

 

Öncüler

 

Muhafazakârlığı sistemli bir düşünce olarak ilk savunan kişi, İngiliz filozof Edmund Burke olmuştur. Burke, Fransız Devrimi zamanında yaşamış, devrime karşıt bir düşünürdü. O sırada İngiliz devlet adamları arasında Fransız Devrimi'nin İngiltere'ye yayılacağı endişesi yaygındı. Burke, devrimsel mücadeleye karşı sistemli bir ideoloji oluşturarak, fikirsel alanda Fransız Devrimi'ne karşı bir mücadele başlattı.

Muhafazakârlık İngiltere ve ABD gibi sanayileşmiş demokratik toplumlarda yayıldığı gibi, Osmanlı İmparatorluğuÇin İmparatorluğu gibi gelenekçi ülkelerde de siyasi iktidarları etkiledi.

 

Liberal muhafazakarlık

Liberal muhafazakarlık, ekonomiye asgari hükûmet müdahalesine ilişkin klasik liberal görüşü içerir. Bireyler, hükûmetin müdahalesi olmadan pazara katılma ve servet üretme konusunda özgür olmalıdır. Bununla birlikte, bireylerin yaşamın diğer alanlarında sorumlu bir şekilde hareket etmelerine tamamen güvenilemez, bu nedenle liberal muhafazakarlar, hukuk ve düzeni sağlamak için güçlü bir devletin gerekli olduğuna ve millete karşı bir görev ve sorumluluk duygusu beslemek için sosyal kurumlara ihtiyaç olduğuna inanırlar. Liberal muhafazakarlık, liberal duruşlardan güçlü bir şekilde etkilenen muhafazakarlığın bir çeşididir.Bu son iki terim zaman içinde ve ülkeler arasında farklı anlamlara sahip olduğundan, liberal muhafazakarlığın da çok çeşitli anlamları vardır. Tarihsel olarak bu terim, genellikle bırakınız yapsınlar pazarlarını savunan ekonomik liberalizm ile yerleşik gelenek, otorite ve dini değerlere saygı için klasik muhafazakarlık kaygısının birleşimine atıfta bulundu. Hem ekonomik hem de sosyal alanda birey için özgürlüğü destekleyen klasik liberalizmle tezat oluşturuyordu.

 

Liberteryen muhafazakarlık

Liberter muhafazakarlık, liberter ekonomik meseleleri muhafazakarlık yönleriyle birleştiren belirli siyasi ideolojileri en belirgin şekilde Birleşik Devletler'de tanımlar. Dört ana kolu anayasacılık, paleoliberteryanizm, küçük hükûmet muhafazakarlığı ve Hristiyan liberteryenizmdir. Genellikle daha kişisel ve ekonomik özgürlüğü desteklemeleri bakımından paleo-muhafazakârlardan farklıdırlar.Paleo-muhafazakârların aksine, liberter muhafazakarlar serbest ticaret, herhangi bir ulusal bankaya muhalefet ve iş düzenlemelerine muhalefet gibi katı bırakınız yapsınlar politikalarını desteklerler. Çevre düzenlemelerine, kurumsal refaha, sübvansiyonlara ve diğer ekonomik müdahale alanlarına şiddetle karşı çıkıyorlar.

 

Muhafazakâr demokrasi

 
  • Muhafazakâr demokrasiTürkiye'deki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının sosyal ve ahlaki konularda hakim siyasi bakış açısını tanımlamak için kullandığı bir terimdir. Eski İslamcı hareketlerden bir modernist kırılma partisi olarak kurulması, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin muhafazakâr demokrat ideolojisini İslami demokrasinin ılımlılığını ve daha laik ve demokratik değerleri desteklemesi olarak tarif edilmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin seçim başarıları ve Yeni Osmanlıcı dış politikası ile Türkiye'nin bölgesel etkisini genişletmeyi hedefleme çalışmaları partinin muhafazakâr demokrat ideallerinin Fas'ta Adalet ve Kalkınma Partisi ve Tunus'ta Nahda Hareketi gibi diğer ülkelere de yansımasına yol açmıştır.[1][2][3]

Geniş anlamda 'muhafazakâr demokrasi' terimi demokrasi ile İslam'ın uyumluluğunu ve hükûmet içinde bir batı odaklı dış politika, neoliberal ekonomi ve laikliği vurgulamaktadır.

 

Muhafazakâr liberalizm

Siyasi ideoloji
 
 
 
Liberal muhafazakârlık ile karıştırılmamalıdır.

Muhafazakâr liberalizm, muhafazakâr duruşun liberal değerler ve politikalarla birleştirildiği, liberal ideolojiyi temsil eden harekettir.[1][2][3]

Muhafazakâr liberalizm klasik liberalizmin daha az radikal türüdür.[4] Muhafazakâr liberaller; bireysel özgürlük, demokrasiyi savunmakla birlikte tam rekabet modelini, sınırsız devleti ve düpedüz akıl yönetimini eleştirir, tecrübeyi de yönetime ortak eder. Bu akımın önemli savunucuları Friedrich HayekEdmund Burke ve Karl Popper'dir.

 

Liberal muhafazakârlık

  

Liberal muhafazakârlık, özel mülkiyet, serbest ekonomi girişimciliği ile halkın geleneksel, dini, kültürel ve ahlaki değerlerini yönetime dahil eden[1]; anayasal ve temsili hükûmeti[2] savunan muhafazakâr bir ideolojik harekettir.

 

Ulusal muhafazakârlık

  

Ulusal muhafazakârlık, açıkça milliyetçi veya aşırı sağcı olmamakla birlikte ulusal çıkarlar konusunun daha çok önemsenmesinin yanı sıra kültürel ve etnik kimliklerin korunması[1] amacını güden ideolojik duruşları tanımlamada kullanılan bir politik terimdir. Ulusal muhafazakârlık, sosyal muhafazakârlıkla ilgilidir.

 

Monarşizm

 
  • Monarşizm, bir hükümdarın üstün yetkilerle devlet başkanı olduğu yönetim biçimi olan monarşiyi savunan siyasal öğretidir. Bu siyasi öğretiyi savunan bireylere de monarşist denir.

Monarşizm, herhangi bir hanedandan veya liderden bağımsız olarak bu tür yönetim tarzını savunan bir görüştür. Belirli bir hanedanın yönetiminin savunulması ise kralcılık/saltanatçılık olarak anılır. Tarihsel süreç içerisinde kraliyet karşıtlarıyla mücadele edenlerin "cumhuriyetçiler" olarak anılması sebebiyle monarşizme karşı çıkanlar bugün de cumhuriyetçiler olarak anılmaktadır. Ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte, monarşizmin bir ülkedeki yansıması bir hanedanın desteklenmesi, geri dönmesinin arzulanması olabileceği gibi tahtta oturan bir kişinin kral/sultan olarak desteklenmesi, tahttakine karşı hak iddia edenin taraftar bulması veya tahttan indirilmiş kişinin geri dönmesinin istenmesi gibi farklı çeşitlerde kendini gösterir.

 

Monarşiler

 

Monarşistler

Fransa'da monarşistlerin kullandığı, Fransa bayrağı üzerine yerleştirilmiş ve taç giydirilmiş Fransa Krallığı sembolü Fleur-de-lys

Bazı önde gelen monarşizm yanlıları şu kişilerdir:

  • Amerika Birleşik Devletleri

Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nda Büyük Britanya Krallığı'na sadık kalanlar.[3]

  • Almanya

Otto von BismarckAugust von MackensenPaul von HindenburgFedor von BockCarl Friedrich Goerdeler

  • Avustralya

Joan Sutherland, Tony Abbott

  • Avusturya

Joseph RothFriedensreich HundertwasserErnst Fuchs

  • Birleşik Krallık

Joan CollinsDame Judi DenchBoris JohnsonMichael HeseltineSir Elton JohnSir Tom JonesJ.R.R. TolkienC.S. LewisSir Paul McCartneyHarold WilsonSir Winston ChurchillDavid Cameron

  • Fransa

VoltaireGeorges-Charles de Heeckeren d'AnthèsHonoré de Balzac

  • Japonya

Yukio Mişima

  • Polonya

Robert Iwaszkiewicz, Radek Sikorski, Janusz Korwin-Mikke, Grzegorz Braun, Michał Marusik, Kazik Staszewski, Robert Makłowicz

  • Rusya

Anton Bakov, Vladimir JirinovskiyBoris Nemtsov

  • Türkiye

Nazım KıbrısîKadir MısıroğluBesim Tibuk[4][5]Celâl Şengör[6]

  • Yeni Zelanda

Russell Crowe

  • Yunanistan

İoannis MetaksasPanayis ÇaldarisKonstandinos ÇaldarisAleksandros PapagosYeoryos GrivasYorgo Rallis

 
 

Yeni Osmanlıcılık

 

Terim son dönemde Türkiye'nin SuriyeKıbrıs ve Irak gibi komşu ülkelere yaptığı askeri müdahaleler ile özleşleşmiştir.

 

Tarihçe

 

Yeni Osmanlıcılıktan özellikle Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun dış politikasına ilişkin bir isim olarak ortaya çıkmıştır. Davutoğlu bu benzetmeye karşı Yeni Osmanlıcılık gibi bir politikası olmadığını ifade etmiştir.[1] Fakat "Stratejik Derinlik" adlı kitabında ise Davutoğlu Yeni Osmanlıcılığı Turgut Özal'ın dış politikası ile bağdaştırır ve ondan diplomatik bir yenilik diye bahseder. Dolayısıyla Davutoğlu bu terimi kendisi de benimsemiştir.[2]

 

Yeni Osmanlıcılık adımları

 

Turgut Özal hükûmetinin izlediği politika ilk Yeni Osmanlıcılık adımları olarak yorumlanabilmektedir. 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara gelmesinden sonra bu düşünce tekrar gündeme gelmiş, 2009 yılında Yeni Osmanlıcılığı savunan kişilerden, en son dönem Türk dış politikasının arkasındaki isimlerden biri olan Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanlığı'na getirilmesi artık Türk dış politikasının bu yönde gideceğine dair bir izlenim uyandırmıştır. Ahmet Davutoğlu, İngiltere'nin kurduğu İngiliz Milletler Topluluğu örgütünü örnek göstererek, Türkiye'nin de Osmanlı Milletler Topluluğu'nu kurabileceğini açıklamıştır.[3] Ayrıca Davutoğlu, 25 Nisan 2011'de Çanakkale'de “Bizden koparılan dünya, bizimle tekrar bütünleşsin. Türkiye önümüzdeki 12 yıl içinde cihan devleti olacaktır” şeklinde açıklamalar yaptı. Davutoğlu Osmanlı İmparatorluğu'ndan koparılan toprakların yeniden barış ve istikrara kavuşmalarını istediğini belirtmiştir.[4] Türkiye'nin önde gelen tarihçilerinden İlber Ortaylı ise, Milliyet gazetesinde Yeni Osmanlıcılık konusuyla ilgili bir makale yayımlamış, bazı ülkelerde Türkiye’nin abartılı şekilde “neo-Osmanlı” diye tanımlanmasının normal olduğunu ama Türkiye’nin imparatorluk hülyaları kurabilecek durumda olmadığını belirtmiştir.[5]

 

Tartışmalar

 

Türk hükûmetiyle diplomatik gerginlikler yaşayan Suriye devlet başkanı Beşşar Esad, Türkiye'nin politikasıyla ilgili olarak "Türkiye'de bazıları hala Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden kurma rüyasında... Türk liderler bu rüyanın imkansız olduğunu biliyorlar ve bu yüzden dini ajandası olan partileri sömürerek Arap dünyasındaki etkilerini artırmak istiyorlar." şeklinde açıklama yapmıştır.[6]

İddia edilen akımın medyaya da yansıdığı görülmektedir. Ocak 2011'den beri yayın hayatına başlayan ve Sultan Süleyman dönemini anlatan Muhteşem Yüzyıl dizisiyle büyük bütçeli Türk filmi Fetih 1453'ün vizyona girmesinin ardından, İstanbul Doğu Enstitüsü tarihçilerinden Alexandre Toumarkine, 1453 fethinin Türkiye’nin kendini yeniden göstermeye başlamasıyla örtüştüğünü düşünerek, “İçine kapanık bir ülke konumundan, dışa dönük bir ülke konumuna geçen günümüz Türkiyesi'nin güç hayalleri, atağa dayalı diplomasisi, bir zamanlar büyük bir imparatorluk olduğu düşüncesiyle çok uyumlu. İstanbul kuşatmasının bu hikâyesi, İslamcıların millî tarihe getirdikleri yeni yorumla örtüşüyor.” yorumunu kaydetmiştir. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Türkiye'de bazılarının Osmanlı İmparatorluğu'na dönmenin hayalini kurduğunu söyledi.[7]

 

Kaynak : Wikipedia org


Bu haber 19 kez okundu.

                                                   1 + 7 = ?

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Haber Scripti V5 © 2020 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim