Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
Masonluk ve gizli toplantıları
Mason
2021-02-14 23:43

Masonluk ve gizli toplantıları

Kim mason kim değil bilmek güç

Haber Merkezi 22 Şubat 2020 KEMAL ÖZER Yeni Şafak

Türkiye’de kaç masonun olduğu net olarak bilinmemekle birlikte kendilerinin verdiği 20 bin civarındaki rakamı da gerçeği yansıtmıyor. Masonluğun anaokulu Lionsluk, ilkokulu Rotaryenlik de dâhil edildiğinde sayılarının yüz binlerce olduğu tahmin ediliyor.

Mason derneklerinin kapatılması için 29.1.1951’de TBMM’ye verilen kanun teklifi 27.4.1951’de Genel Kurul’da oylanmış ve 50 kabul, 125 ret oyuyla reddedilmiş. 30.4.1951’de tekrar oylanan teklife bu kez de 58 kabul 157 ret oyu çıkmış. Oylamalar, o dönem masonların siyasetteki etkisini ortaya koyan önemli bir gösterge.

Dünyanın ve Türkiye’nin en karanlık örgütlerinden olan masonluk ile FETÖ’nün çalışma usullerinin benzerliği dikkat çekiyor. Masonların hizmet ettikleri Siyonizm’den aldıkları bu düsturu, FETÖ’nün elebaşı da örgütü kurmadan önce girdiği masonluktan almış. ‘Gaye vasıtayı mübah kılar’ şeklindeki bu düsturu ise ‘hile yoluyla savaşacaksın’ ana felsefesi izliyor.

Türkiye’de resmi olarak kaç masonun olduğu net olarak bilinmemekle birlikte kendilerinin verdiği 20 bin civarındaki rakamın da kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğu tahmin ediliyor. Masonluğun anaokulu Lionsluk, ilkokulu Rotaryenlik de dâhil edildiğinde sayılarının yüzbinlerce olduğu tahmin ediliyor. İsmet İnönü’nün önlerini açmasıyla âdeta tüm ülkeyi siyasi ve iktisadî olarak istila eden masonların hâlen köşe başlarını tutmayı sürdürdükleri biliniyor.

  • Osmanlı’dan Fransa’ya okumaya, batı ülkelerine resmî göreve gidenlerin devşirilmesi ve Selanik ile İzmir gibi şehirlerde yaşayan dönmelerin de masonlaştırılmasıyla başlayan bu karanlık cemaatin istilası hâlâ güçlenerek sürüyor. Sivil ve askerî bürokrasiden servet sahibi kişilere, üniversite hocalarından siyasetçilere uzanan masonların Türkiye üzerindeki emelleri bitmediği gibi artarak devam ediyor. Özellikle de Musevî, Hıristiyan ve Müslüman gözüken pek çok şöhretli kimsenin mason olduğu ve güçlerini artırarak sürdürdükleri biliniyor.

 

Masonik bir simge

RESMİ PROSEDÜRLE FİİLİ DURUM FARKLI

Masonlar kendilerini, İçişleri Bakanlığı’nın uhdesindeki Dernekler Kanunu hükümlerince kurulup faaliyetlerini bu çerçevede sürdüren örgütler olarak tarif etseler de, dünyanın hiçbir yerinde ve Türkiye’de gerçeğin böyle olmadığını yedi düvel biliyor. Mevzuat gereği dernekler, üye ve yönetimden oluşurken, kanunsa derneklerin iç ilişkileri ile ilgilenmez. Derneğe gelip giden herkesin de üye olması gerekmez. Bazı derneklerde resmi prosedürün tamamlanmasıyla fiili durumun farklı olduğunu herkes bilir. Bu durum öncelikle Türkiye’nin en karanlık cemaati için daha fazla geçerli. Resmi veya özel görevleri gereği ve ifşâ olmamaları için pek çok mason, herhangi bir locanın resmi üyesi olmayabiliyor. Kaldı ki, özellikle mason olan askerler, Türk mason localarına değil, Fransa veya Belçika’daki localara üye olurlar.

Mason dernekleri kapatılmalı

“İslâm dini ile mücadelelerinde muvaffakiyet sağlamak için yurdumuzda ‘Türk Teali Cemiyeti’ ad ve maskesi altında bir cemiyet kurduğunu pek çok münevverimiz bilir” diyen DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan ve 14 arkadaşı, CHP Genel Başkanı mason İsmet İnönü’nün talimatıyla, resmi faaliyetlerine yeniden izin verilen İslam düşmanı, “Mason Derneklerinin Kaldırılması Hakkındaki Kanun teklifi”ni verirler. “Ne namda olursa olsun bir daha açılmamak üzere Mason dernekleri kapatılmıştır” hükmünü talep eden ‘Mason Derneklerinin Kapatılması Hakkındaki Kanun Teklifi’ 29.1.1951’de TBMM’ye sunulur.

Teklifin gerekçesinde ise şu cümlelere yer verilir: “Şüphe yoktur ki, mason derneklerinin çalışma tarzını hâlâ ondan olmayanların hakkiyle bilmesine ve anlamasına imkân yoktur. Ancak bunun gayet muzır bir teşekkül olduğunu, gizli çalışmasından ve programlarını açıklamasından tevahhuş edercesine çekinmesinden anlamak zor değildir. Masonların ‘Amerika’da, İngiltere’de, Fransa ve İsviçre’de başka başka kurulmuş şekillere bağlı olduğu bariz bir hakikattir. Bu memleketlerde resmen kurulmuş, komünist ve kralcılık esaslarına dayanan partiler olduğu gibi buralarda keza Mason teşekkülleri de faaliyet halindedirler’ diye biz onları numune alarak hiçbir zaman, yurdumuzda bu kâbil partilerin kurulmasına müsaade edebileceğini vatansever bir Türk’ün düşüneceğine asla ihtimal verilmez. Şüphesiz ki, o körpeyi, beynelmilelcilik ejderinin kucağına atmaya asla müsaade edemeyiz.”

 

1993 yılı Dirlik locasının toplantısına katılım çizelgesi.

Teklif önce İçişleri Komisyonu’na sevk edilir. Hükümet temsilcisi, komisyonda masonları savunur ve komisyon mezkûr teklifi 1.3.1951’de Adalet Komisyonu’na sevk eder. 19.4.1951’de toplanan Adalet komisyonunun üyesi mason Müfit Erkuyumcu (Balıkesir), mason Vacit Asena (Balıkesir), mason Hüseyin Ortakçıoğlu (Çorum), mason Abbas Ali Çetin (Kars), mason S. Sururi Nasuhoğlu (Kütahya), O.T. İltekin (Ankara), O. Ş. Çiçekdağ (Ankara), H.Ş. İnce (Ankara), M. Enginün (Edirne), H. A. Yöney (Elazığ), E. Karan (Erzurum), A. Moshos (İstanbul), M. Obuz (Konya), S. Serçe (Seyhan/Adana), F. Tüzel (Samsun), N. Ü. Alcılı (Yozgat) mason derneklerinin kapatılmaması gerektiği yönünde oy verirken, yalnızca (Çoruh/Artvin) milletvekili Mesut Güney muhalefet şerhi koyar.

27.4.1951’de Genel Kurul’da oya sunulan teklifin oylamasına 178 milletvekili iştirak eder. 50 milletvekili yasaklanması yönünde rey verirken, 125’i teklifi reddeder. 3’ü ise çekimser kalır. Oturum başkanı kanunî nisap bulunmadığını belirterek teklifin bir sonraki oturumda yeniden oylanmasına hükmeder. 30.4.1951’deki oturumda tekrarlanan oylamaya, 222 milletvekili katılır. 58 mebus “mason locaları kapatılmalı” yönünde oy kullanırken, 157’si “kapatılmamalı” tercihinde bulunur. 7’si ise çekimser kalır. Bu da masonların siyasetteki etkilerinin açık bir göstergesi olarak kayıtlara geçer. Görüleceği üzere, sadece Adalet Komisyonunun 17 üyesinin 5’i masondur. Bir komisyonda bu kadar mason varsa, TBMM’nin diğer üyelerini varın siz düşünün!

Hile yoluyla savaşın

 

MAH’ın 14 Temmuz 1960’da hazırladığı “Masonluk Tehlikesi” adlı rapordan...

İstihbarat Teşkilatı MAH’ın 14 Temmuz 1960’da hazırladığı “Masonluk Tehlikesi” adlı raporunda, bu karanlık örgütün faaliyet biçimini şu sarsıcı cümlelerle aktarıyor. Masonların “Gaye vasıtayı mübah kılar” düsturu ile hareket ettiği kayda geçirilirken, Bilgi Locası eski genel sekreteri Yüce Katırcıoğlu’nun 18 Mart 2015 tarihinde Ankara Askerî Yüksek İdare Mahkemesi’ne masonlarla ilgili yaptığı suç duyurusunda ise, masonluğun ana düsturunun “Hile yoluyla savaşacaksın” şeklinde olduğu yazılmış. FETÖ hakkındaki resmi raporlar ile mahkeme evraklarında da yer alan aynı cümleler iki örgüt arasındaki irtibatı ifşa ediyor.

 

Eski mason Yüce Katırcıoğlu’nun 18 Mart 2015’te Ankara Askerî Yüksek İdare Mahkemesi’ne masonlarla ilgili verdiği şikayet dilekçesinden. Dilekçedeki bilgilere göre, Mısır’da Mursi’yi deviren Abdülfettah es-Sisi de mason.

Kanadalı Cleire Hoy ve Yahudi Victor Ostrovsky’nin ‘Hile Yolu’ adını verdikleri ve Siyonistlerin, özellikle de MOSSAD’ın kirli yüzünü anlattıkları kitap, Siyonistlerin hile yoluyla savaşma stratejilerini anlatıyor. Kitapta yer alan “MOSSAD’ın faaliyet ve personelini soruşturacak hiçbir komite yoktur” cümlesinin aynısı, hem Türkiye’nin, hem de dünyanın en karanlık cemaati masonlar için de söyleniyor. Türkiye’deki iki asra yaklaşan aktif, siyasî, iktisadî ve diğer faaliyetleri hiçbir zaman tespit etmenin ötesine geçmemiş, sorgulama ve muhakemeye tabi tutulmamıştır. Bu da onların daha pervasızlaşarak güçlenmelerine neden olmuştur.

 
Masonlar mallarını CHP’ye devretti
 
Kemal Özer  23 Şubat 2020 Yeni Şafak
 
Atatürk’ün 1935’te ‘kökü dışarda’ olduğu gerekçesiyle kapattığı mason derneği, tüm menkul ve gayrimenkullerini CHP’ye devrederek yeraltına indi. On yıl boyunca faaliyetlerini gizlice yürüten masonlar, 1945’te İsmet İnönü’nün devreye girmesiyle derneklerine yeniden kavuştu.
 
DP Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, locaların kapatılması için 1951 yılında teklif verdi.
 
Mason cemiyetleri adına Muhittin Osman tarafından 3 Kânunuevvel 1935’te İstanbul Valiliği’ne verilen beyanname ile faaliyetine son verildiği bildirilir. Yeraltına inen mason dernekleri, CHP Genel Başkanı mason İsmet İnönü tarafından 1945’de yeniden açılır. İçişleri Bakanı Halil Özyörük, 1951’de TBMM’de DP Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı’nın sorularına verdiği cevapta, Masonların mallarını kendi rızasıyla CHP’ye hibe ettiğini açıklar.
 
Halil Özyörük
 
“Mason cemiyetinin ifşa edilen bazı sırlarına göre; Allah, din, mukaddesat tanımadığı gibi, millet içerisinde de çeşitli sınıf imtiyazları yarattığı anlaşılmaktadır” diyen Afyon Mebusu Gazi Yiğitbaşı sözlerini şöyle sürdürür: “Beynelmilelci, gizli, zararlı ve kökü dışarıda olduğundan dolayı evvelce Atatürk tarafından kapatılmış olan Masonluk cemiyetinin Halk Partisi Hükümetleri zamanında yeniden açılmasına izin edilmiştir.”
Yiğitbaşı, CHP’nin lâiklik ve batılılaşma perdesi altında İslam dini ile mücadele, millî ahlâk ve geleneği yok edici faaliyetleri için, MİT’in “Siyonizm’in maşası” olarak tarif ettiği yeraltı örgütü masonlarla işbirliği yaptığını ifşa ederken, DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan ve 14 arkadaşı ise 1951’de Mason Derneklerinin kapatılması için kanun teklifi verir. Teklif, masonların baskıları neticesinde TBMM’de reddedilir.
 
Kim mason kim değil bilmek güç
 
MİLLETVEKİLLERİNDE MASON OLMA YARIŞI
 
Dün, DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan ve 14 arkadaşının 1951’de Mason Derneklerinin kapatılması için kanun teklifi verdiğini aktarmıştık. TBMM’de süren mason mücadelesi bununla sınırlı kalmaz. DP Afyon Milletvekili Gazi Yiğitbaşı’nın TBMM’ye yaptığı yazılı müracaatı 13.2.1951’de kürsüden okunur:
 
 “CHP’ye ait Ulus gazetesinin 26.1.1951 tarihli nüshasının 2’nci sayfa, 3’üncü sütununda birçok milletvekilinin Mason Cemiyetine kaydolmak için müracaat ettikleri hakkında bir haber neşredilmiştir. Bu haberde ‘Ticaret ve Ekonomi Bakanı Zühtü Velibeşe tarafından bu cemiyete girmeleri için milletvekillerine tavsiye edildiği, milletvekillerinden büyük bir kısmının cemiyete kabul edilmediği söylenmekte, Mason olması arzu edilenler daha ziyade ileride Bakan olması muhtemel bulunanlarla, büyük servet sahibi olanlardır’ denilmektedir. Bugüne kadar aradan 18 gün geçtiği halde gazetede adı geçen Ticaret ve Ekonomi Bakanı Zühtü Velibeşe’nin ise mezkûr haberi tekzip etmemiş olması da milletvekili arkadaşları, Türk Milleti nazarında hâlen Masonluk şaibesi altında bulundurmaktadır...”
 
GİZLİ, ZARARLI VE KÖKÜ DIŞARIDA
 
Davetiyeler
 
Gazi Yiğitbaşı, İçişleri Bakanı Halil Özyörük’ün cevaplamasını istediği soru önergesine şu şekilde devam eder:
“...Bu cemiyetin ifşa edilen bazı esrarlarına göre Allah, din, mukaddesat tanımadığı gibi, millet içerisinde de çeşitli sınıf imtiyazları yarattığı anlaşılmaktadır. Beynelmilelci, gizli, zararlı ve kökü dışarıda olduğundan dolayı evvelce Atatürk tarafından kapatılmış olan Masonluk cemiyetinin Halk Partisfi Hükümetleri zamanında yeniden açılmasına müsamaha edilmiştir.
 
Halk Partisinin lâiklik perdesi altında din yıkıcı, medeniyet ve garplılaşmak perdesi altında ise millî ahlâk ve ananatımızı yok edici istikamet takip edilmiş olması bulunduğuna göre, gizli ve zararlı tarikat mahiyetini taşıyan mason cemiyetine partimiz mensubu milletvekillerinin dâhil olmuş bulunduklarını göstermek, aynen Halk Partisinin olduğu gibi partimizin ve hükümetimizin de ileride
Türk Milleti tarafından tasfiyeye tâbi tutulması için kötü maksat takip etmiş bulunduğu sarahatle anlaşılan neşriyat sahibi hakkında Hükümetimizce cezaî ne gibi bir muamele yapılmıştır?”
Kapanmadı yeraltına çekildiler
 
İçişleri Bakanı Halil Özyörük, 30 Nisan 1951’de Yiğitbaşı’nın sorularını özetle şöyle cevaplıyor:
 
“Masonluk memleketimizde ilk defa 30 Haziran 1927 tarihinde ‘Tekâmülü Fikrî Cemiyeti’ unvanıyla İstanbul Vilâyetince tescili yapılmış ve bu tescil keyfiyeti 2000 numaralı ilmühaberle teyid edilmiştir. 16 Mayıs 1929 tarihinde bu unvanın ‘Türk Yükseltme Cemiyeti’ne tebdil edilerek bu isimle tekrar tescili yapılmış ve 3’üncü defa 11 Ocak 1933 tarihinde nizamnamesinde bazı tadiller yapılmak suretiyle ‘Türk Yükseltme Cemiyeti’ (Türkiye Büyük Maşrıkı) namıyla yeni bir tescil muamelesi ifa edilmiştir.
1935 senesine kadar faaliyetine devam eden, 3 Kânunuevvel 1935’te Muhittin Osman imzası ile İstanbul Valiliği’ne verilen bir beyanname ile faaliyetine son verildiği bildirilmiştir. Emniyeti Umumiye’de mevcut dosyasında bulunan malûmata göre, tatili faaliyet etmesini mütaakıp menkul ve gayrimenkul mallarını kendi rızasıyla Halk Partisine devri teslim ettiği görülüyor.
 
Ancak bu devir işinin umumi heyet kararına iktiran edip etmediği hakkında bir bilgi yoktur. Bilahare 5 Şubat 1948 tarihli, pullu ve dernek mühürünü taşıyan bir istidaname ile İstanbul Valiliği’ne müracaat olunarak, üyelerinin fikrî temayüllerine hürriyet, müsavat ve kardeşlik prensiplerinin Türkiye hudutları içinde gelişmesine çalışmak ve hayır işleri ile uğraşmak maksat ve gayesi ile ‘Türkiye Mason Derneği’ adı ile bir dernek kurulduğu, dernek merkezinin İstanbul olduğu, lüzum görülen yerlerde şubeler açabileceği, Galata Asikürasyoni Generali Hanı’ndaki 6 numaralı odada çalışacağı ve idare kuruluna seçilen âzanın isimlerini ihtiva eden listenin ve dernek tüzüğünün iki nüshasının birlikte tevdi edildiği beyan edilmiş ve bu istidaname altında Mecdi Ali Akasya, Cevdet Hamdi Balım, Cemil Hamdi Balım, Muhip Nihat Kuran, Hazım Atıf Kuyucak, Mustafa Hakkı Nalçacı ve Yahya Orhan Tahsin imzalarının konulmuş olduğu görülmüştür.
İliştirilen listede de; reis Mustafa Hakkı Nalçacı, reis vekili Yahya Orhan, umumi müfettiş Mecdi Ali Akasya, raportör Hazım Atıf Kuyucak, genel kâtip Muhip Nihat Kuran, muhasebeci Cevdet Hamdi Balım, üye Cemil Hamdi Balım isimlerinin yazılı olduğu anlaşılmıştır.
Derneğin, İzmir’de bir şubesinin anıldığı, İzmir Valiliği’nin 10.1.1949 gün ve Emniyet şube 3/248 sayılı yazısında ve Ankara’da 10 Ocak 1949’da bir şubesinin açıldığını da dosyasında bulunan kayıtta belirtilmiştir. Bundan başka 21.11.1950 günü, eski idarecilerinden Avukat Ali Galip Taş ve Doktor Hazım Tiner imzalarıyla İstanbul Valiliği’ne verilen bir beyannamede cemiyetin fevkalâde içtimaa çağırılacağı bildirilmiş ve 11.3.1950 günü yapılan toplantıda cemiyetin yeni idare üyeleri seçilerek isim listesi vilâyete verilmiş ve bu suretle cemiyetin faaliyete geçtiği tesbit olunmuştur.”
Görmedim duymadım bilmiyorum
 
Bir masondan başkasının yapamayacağı açıklamayı, zamanın İçişleri Bakanı Halil Özyörük şu sözlerle yapıyor: “Arz ettiğim bu bilgiler dışında kökünün dışarıda olduğu, gizli ve zararlı beynelmilelci bir cemiyet bulunduğu hakkında malûmat mevcut olmadığı gibi, Atatürk tarafından kapatıldığı hakkında bir kayıt yoktur. Yalnız evvelce arz ettiğim gibi üyelerinden birisi tarafından 1935 senesinde faaliyetinin tatil edildiğinden başka da bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı bakanların mason oldukları ve başkalarını mason olmaya tahrik ve teşvik ettikleri hakkında bir bilgimiz de yoktur. Nerede olursa olsun bir Mason Cemiyetinin mutlaka ve behemehâl kökü hariçte olan bir merkeze bağlı olduğunu da bilmiyoruz. Memleketimizde bu cemiyetin durumunu arz ettim. Fazla bir bilgi ve hakikaten kanuna ve adaba uymayan bir faaliyeti varsa bunun açıkça ifade edilmesi icap eder. Biz bunu mücerret bir cemiyet olarak tanıyoruz.”
 
AMAÇLARI TÜRKiYE’Yi YOK ETMEK
Kemal Özer  24 Şubat 2020 Yeni Şafak
 
Kapatma teklifi belgesi
 
• Masonların 1967 yılında yeniden kapatılması için TBMM’ye yeni bir teklif verilir. Teklifin görüşmeleri sırasında Aydın Milletvekili Mehmet Reşat Özarda şunları kaydeder: “Beynelmilel Siyonizm’in, dünya hâkimiyetini sağlamak maksadıyla nasıl çeşitli isimler altında birtakım farmason locaları kurmakta olduğu ve 1965 senesi sonuna kadar yalnız Türkiye’de bu Siyonizm teşkilâtının çeşitli ve birbirine benzemeyen isimler altında kurduğu mason localarının adedi 42’ye ve kayıtlı üyesinin adedi de 4 bine varmışsa ve bunlar maksatlı bir şekilde Türk hâkimiyetini yok etmek için gayret sarfediyorlarsa...”
 
Masonlar milli birliği bozuyor
 
Masonların gerçek yüzünü ifşa için büyük mücadele veren Demokrat Parti Afyon vekili Gazi Yiğitbaşı, dönemin İçişleri Bakanı Halil Özyörük’ü aşamaz. Yiğitbaşı haklı çıkar. Faaliyetlerine son verilmeyen masonlar 27 Mayıs 1960’ta başlayıp 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan, Gezi, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’a uzanan darbe zincirini başlattı.
 
Masonların gerçek yüzünü ifşa için büyük mücadeleler veren Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, dönemin İçişleri Bakanı Halil Özyörük’ün verdiği izahat için “Bendenizi tatmin etmedi” diyordu. Yiğitbaşı haklı çıktı ve kapatılmayan masonlar, ilkini 27 Mayıs 1960’da olmak üzere 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan ve 15 Temmuz şeklinde uzanan darbeler zincirini başlatırlar.
 
Gazi Yiğitbaşı
 
Bu darbelerin her birinin failleri, fiillerini CIA ile ortaklık kurarak yapsa da, darbecilerin liderlerinin tamamının mason olduğu görülecek. 27 Mayıs’ı planlayan ve Menderes’in asılması için düzmece mahkemeler kurduran İsmet İnönü de etkili ve güçlü bir masondu.
Konuşmalarında sürekli olarak mason kaynaklarını delil olarak sunan Yiğitbaşı, mason kongresinde masonların hedefinin “Allah’sız ve dinsiz bir hükümet vücuda getirmektir” olduğunun beyan edildiğini, TBMM kürsüsünden haykırmıştı. Türkiye ve dünyanın en karanlık cemaati olduğunu ise Fransız mason Adolf İshak, “Bizim yaratmak istediğimiz birlik, ne Fransa, ne İngiltere’dir, ancak İsrail ittihadıdır. Yahudi birliğidir, her fırsattan istifade edilmesi lâzımdır” sözleri ile ortaya koymuştu.
 
27 Mayıs 1960 İsmet İnönü
***
 
12 Mart 1971 Memduh Tağmaç
***
 
Kenan Evren
***
 
Çevik Bir
***
 
Yaşar Büyükanıt
***
 
Terörist Fetullah Gülen
 
SINIF AYRIMCILIĞI YAPIYORLAR
 
Bakanın verdiği bilgilerden tatmin olmayan Afyon milletvekili Gazi Yiğitbaşı, masonların İslam düşmanı ve köklerinin dışarıda olduğunu şu cümlelerle dile getirir: “Bakanın verdiği izahatın bendenizi tatmin etmediğini arz ederim. Çünkü Mason Derneği’nin Cemiyetler Kanunu’na uygun olarak kurulmuş olduğunu, kapatılamayacağını, zararlı, gizli ve kökü dışarıda olduğunu bilmediğini, dinsizliği hakkında malûmatı bulunmadığını beyan buyurdular. Bendeniz bu beyanlarının mümkün olduğu kadar aksini ispata çalışacağım.”
 
Türkiye’nin en tehlikeli cemaati
 
Şöyle ki:
 
1) Cemiyetler Kanunu’nun 9’uncu maddesinin A fıkrası “Devletin siyasi ve millî birliğini bozma amacını güden derneklerin kurulması yasaktır” demektedir. Bu derneğin nizamnamesinde lise tahsilinden aşağı olanların kabul edilmediğine, gazetedeki ilâna göre de milletvekillerinden ileride bakan olması muhtemel olanlarla, servet sahiplerinin kabul edildiğine ve birçok milletvekilinin kabul edilmemiş olmalarının yazıldığına göre, memlekette münevver, gayri münevver, zengin, fakir diye vatandaşların sınıflara ayrılmasına meydan verildiği aşikârdır. Bu suretle millî ve siyasi birliği bozmaktadır. Şu halde aşağı tahsili olanlarla fakir olanlar, ileride bakan olmak istidadında olmayan milletvekili olan arkadaşlar bu dernek dışında bırakılıyor. Millet arasında sınıf imtiyazı yaratmakta olması bakımından Anayasa’nın 69’uncu maddesine göre de aykırıdır.
 
DÜNYA HAKİMİYETİ PEŞİNDELER
 
Louis Amiable
Aynı zamanda bu derneğin gayesinde dünyada mason hâkimiyeti kurmak ve mason kardeşliği tesis etmek olduğuna göre, milliyetçi ve halkçı olmadığından dolayı da mevcudiyeti kanunlarımıza aykırıdır. Paris’teki bir toplantıda üstadı âzam Louis Amiable 1889’da şöyle demiştir: ‘Masonluğun gayesi: Demokrat bir dünya cumhuriyeti tesisidir. Buna göre mason ittihadında kozmopolitlik esastır.’ Fransız muhteşem hatibi Franklin ise “Gün gelir milletler din ve saltanat bağlarını koparacaklardır. Bugün uzak değildir, o gün milletlere ve ülkelere mason kardeşliğini bağışlar, maksadımız: Umum dünya mason kardeşliği şafağını yaklaştırmaktır” diyor.
Tüm darbeleri masonlar planladı
 
ÖNCE KAMUOYUNU HAZIRLIYORLAR
 
Yine Paris’te 1900 beynelmilel masonların toplantısında “Allah’sız ve dinsiz bir dünya cumhuriyeti kurmak” fikri kabul edilmiştir. Farmasonların demokrasi rejiminden faydalanarak halk efkârına nasıl nüfuz ettiklerini ve devlet idaresini ele geçirmek için neler yaptıklarını Fransız maşrıkı âzamı 1904 salnamesinin 432. sayfasında bakınız ne diyor: “Maşrıkı âzamın 104 locası Fransa’da yayılan nurun mabetleridir. Binlerce vatandaş localara gelip kendi hayatî meselelerini müzakere ederler ve orada hazırlanan fikirleri gazetelerde ve siyasi komitelerde müdafaa ederler. Böylece efkârı umumiye hazırlanır ve seçimlere tesir eder. Neticede Millet Meclisi bizim arzumuza tâbi kalır. Bu, Masonluğun tabyasıdır ve demokrat rejimlerde daima böyle olmalıdır.”
 
AMAÇ YAHUDİ BİRLİĞİ
 
Diğer bir Fransız masonu Adolf İsak, “Bizim yaratmak istediğimiz birlik, ne Fransa, ne İngiltere’dir, ancak İsrail ittihadıdır. Yahudi birliğidir, her fırsattan istifade edilmesi lâzımdır” diyor. Masonluğun aşağıda ispat edeceğim gibi beynelmilelci olduğuna göre, bu bakımlardan birliğimiz ve millî varlığımız için tehlikelidir. Derneğin kapanması lâzımdır.
 
 
Kaynak : umranhareketi.com
 


Bu haber 21 kez okundu.

                                                   7 + 2 = ?

HAVA DURUMU

ANKARA

SON YORUMLAR

Haber Scripti V5 © 2020 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz

Espower Bilisim